BORA KUZGUN Çocuklarla yürürken Alin’in telefonu olmadığı aklıma geldi. “Siz gidin ben geleceğim.” dediğimde, Asya tek kaşını kaldırmış bana bakıyordu. O da belli ki inanıp inanmamak arasında kalmıştı. “Alin’e telefon alacağım” dediğimde Deniz imalı bir şekilde gülerek; “Sence şu an senin aldığın bir çöpü bile kabul eder mi?” dedi. Etmezdi… ama ne parası vardı. Ne de kartları. O gün benim için hepsini ailesine vermişti. Bende ki kartıda bana geri verdiğine göre… artık benden gelen hiç bir şeyi kabul etmezdi. Umutsuzca Deniz’e baktım. Bu kızın bana ne yaptığına dair en ufak bir fikrim yoktu. Ama bu ben daha çok hoşuma gitmeye başlamıştı. “Ben alayım sen ver?” diye sordum. Deniz; “Gerek yok sabah ben hallettim o işi. 1 saate telefonu gelmiş olur.” dedi. Tamam anlamında başımı sallad

