Sonunda Geldik

1135 Words
Otobüs tekrar hareket etmeye başlamıştı. Kulaklığı takıp Bora’ya öfkeyle bakan Emir’i görmezden gelmeye karar vermiştim. Şarkı listemi tararken kablosuz kulaklığımın biri kulağımdan çıkartıldı. Bora’ya döndüğümde “Takmamda sakınca var mı?” diye sordu. Afallamıştım ama bir şey belli etmedim. “Takabilirsin.” dedim. Telefonumu elimden aldı ve Cem Adrian - Kül şarkısını açtı. “Güzel şarkı bunu dinleyelim o zaman” dedi ve telefonumu geri verdi. O sırada öfkeyle bakan gözler ikiye çıkmıştı. Deniz birazdan gelip ağzıma sıçacakmış gibi bakıyordu. Önüne dönmesiyle peş peşe mesajlar gelmeye başladı Deniz’im: “ Kulaklığını paylaşmakta ne oluyor…!” Deniz’im: “Otobüsten bir inelim verilecek hesabın var.” Devamını okumaya devam etmedim bile. Kafamı cama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladım. Kafamda dönüp duran sorular yerine şarkıyı durdurdum ve Bora’ya döndüm. O da şaşırmış olmalı ki “Bir şey mi oldu?” diye sordu. Meraklı bakışlarımla Emir’i gösterdim. “Aranızda bir problem mi var?” dedim. Bora biraz gerilmişti. Bir süre cevap vermeyince devam ettim. “Sadece merak ettim. Okuldaki herkes Emir’den çekinirken sen onun hep zıttına gidiyorsun.” Bora güldü. “Zamanında yapmaması gereken bir şey yaptı. Bende unutmam. Bu kadar…” dedi Aslında daha fazla soru sorardım ama Bora konuşmak istemez diye düşünüp şarkıyı açtım. ******* Çok sevgili müdürümüzün sesiyle gözlerimi açtığımda kafam camda değildi. Bir an nerede olduğumu anlamaya çalışırken kafamı kaldırdım ve Bora’nın kehribarlarıyla gözlerim büyüdü. Bora’nın omuzunda uyumuştum. Panikle yerimden kalkmaya çalışırken Bora’nın çenesine kafa attım. “Ahh” diye bağırıp kafamı tuttum. Ama Bora’dan ses çıkmadı. Şaşkınlıkla ona baktım “Özür dilerim… nasıl oldu böyle uyudum anlamadım.” Diyip koltuktan kalktım. “Sakin ol Alin… sadece omuzumda uyudun. Hem ben koydum kafanı omuzuma cama vurup duruyordun” diye güldü. Şaşırmıştım. Ne diyeceğimi bilemezken Emir’in sesiyle ona döndüm. “Demek kafasını omuzuna koydun he cama vurmasın” diye bağırırken Bora’ya yumruk attı. İstemsizce bir çığlık attım. Emir bir yumruk daha atmak üzereyken Bora elini tutup kafa attı. Ortada kalmıştım. Deniz hemen onları ayırıp elimi tuttu, beni kendine çekti. Bora ve Emir’e dönüp: “İkinizi de uyarıyorum. Bu kızdan uzak duracaksınız. Yoksaa… onu da siz düşünün” diyip beni otobüsten indirdi. Gelmiştik sonunda ileride Aysu teyzeyi gördüm. Deniz beni peşinde sürükleyip annesinin yanına götürdü. Asya’ya baktığımızda arkamızdan geliyordu. Aysu: Hoş geldin kızım” diyip sarıldı. Annemden daha samimiydik. “Hoşbulduk Aysu teyze” dedim. Asya’ylada sarıldı. Ama Deniz’e pas vermedi. “Hoş geldin oğlum. Hoş bulduk annecim” diye kendi kendine konuşup kendine sarıldı. Daha sonra Aysu teyzenin yanağından makas alıp “özledim seni kız” diye dalga geçti. Aysu teyze Deniz’e de sarılıp bana döndü. “Deniz gelmeden önce olanları anlattı. Asya ve sana Deniz’e en yakın bungalovu ayarladım. Ayrıca güvenlikleri özellike Emir konusunda uyardım kızım” dedi. Onaylar biçimde başımı salladım. Yorgundum. Deniz bunu anlamış olacak ki “Siz geçin bavullarınızı göndericem ben” dedi. Tamam diyip yürümeye başladık. Asya odaya girdiğimiz gibi uyurken neler olduğu sordu. Meraklı her şeyi kaçırmıştı tabi. Bora’nın kafamı omuzuna koyduğunu anlatırken bir anda bağırdı. “Neeeee… Aliin bu çocuk seni mi beğendi acaba” diye devam ederken Deniz odaya girdi. “Sus devam etme. İlla birilerini dövdürüceksiniz bana.” diyip durdu. Ama sonra gülmeye başladı. “Gerçi Emir’e davranışlarıyla biraz gözüme girdi. Hem… benimle aynı odada kalıyor. Tabi birde Emir!” Diye sonunu öfkeyle söyledi. Şaşırmıştık ama bişey diyemedim. Deniz devam etti: “Emir’i her türlü zorlayacağım Bora’yı desteklemekten kaçınmam” dedi. Ve gitti. Eşyalarımızı yerleştirip yatağa yattık. Akşam yemeğine kadar rahattık. Biraz uyumak iyi gelir diye düşünmüştüm. Gerçi düşünürken çoktan uykuya dalmıştım. ******** Yatağımın sarsılmasıyla gözlerimi açtım. Yanımda yatakta zıplayan Deniz’i görünce ittim ve yere düştü. Deniz: “Ah… kıymetlim… acıdı.” diye mırıldandı. Asya’ya baktığımda uyanmaya çalışıyordu. “Ya Deniiiz bok mu var abi uyandırıyosun” diyip gözlerini ovuşturarak ayaklarını yataktan sallandırdı. Deniz’e baktığımda gözleri parlıyordu. Bu salakta Asya’yı seviyordu her halinden belliydi ama işte söylemiyordu. Asya: “ Hem burası han kapısı değil. Biz kalıyoruz her istediğinde giremezsin” diyip yastığı fırlattı. İlk işim bunların arasını yapmaktı. Ama önce aç karnımı doyurmalıydım. Odadan çıkıp restoranta gittik. Yiyeceğimiz yemekleri alıp masa bakmaya başladık. Emir yanında bir kaç arkadaşıyla oturuyordu. Eliyle bizi çağırdı. Masaya bizde sığardık ama gitmedik. Gözlerim Bora’nın olduğu masaya kaydı oda iki arkadaşıyla sohbet ediyordu. Göz göze gelince masayı gösterdi. Deniz’de görmüş olacak ki “Emir’le oturmaktansa şu dalkavuğun masasına gidelim” diyip oraya yöneldi. Tabi bizde Asya’yla peşinden gittik. Masaya yaklaştığımızda Bora’nın arkadaşı biraz köşeye kayıp bana yer açtı. Deniz ve Asya yan yana otursun diye o tarafa yöneldim ve Bora’yla çocuğun arasına oturdum. Deniz, Bora’ya dönüp “sağ ol” dedi. Sonra hepimiz yemeğimize odaklanmıştık. Gerçekten çok açtım ve tatlıyı yemek için hızla yemeğimi yiyordum. Tabağımda bir el gördüm ve tatlım gitti. Sinirle gözlerimi Deniz’e diktim. “Sen… seni hain. Çabuk tatlımı geri ver” diye yerimden kalktım. Deniz çoktan tatlıyı ağzına atmıştı ve Asya ise gülmek yerine kahkaha atarak bizi izliyordu. “Bok ye Deniz” diyip sinirle kollarımı bağladım. Deniz homurdanmaya başladı. “Ah miniğim bu yüzden bana küsemezsin.” diye pis pis gülüyordu. Bir an masada Bora ve arkadaşlarının olduğunu unutup “Küsmek ne kelime bu yüzden senin içinden bile geçebilirim.” dedim. Masada ki kahkaha sesiyle insanların gözü bize döndü. Hele Emir’in bir bakışı vardı. Olduğum yere sindim resmen. Sonra Bora ve arkadaşlarını hatırladım. Daha çok utandım. Bora ve Deniz baktığım yeri gördüklerinde Deniz sinirden kudururken Bora konuştu: “Ondan bu kadar korkmana sebep olan ne?” diye sordu. Cevap vermek istememiştim. Deniz ona bakınca sustu. Derin bir nefes aldığını duydum sonra “korkmana gerek yok biz varken sana bişey yapamaz” dedi. Deniz bu durumdan memnun gibiydi. Kendine yandaş bulmuştu. Bense bir anda bu kadar samimiyet olmasından rahatsız olmuştum. Masadan kalktım. Emir’lerin masadan geçerken “görüşeceği seninle” diye bağırdı. Sinirle yürürken Bora’nın sesi geldi: “Olur canım akşam odada görüşürüz.” deyip yanıma geldi. Emir masadan kalkıp iki adımlık mesafeyi kapattı. “Sana mı dedim amına koyim. Hayırdır!?” diye bağırdı. Bora bişey demeden durdu. Emir beni tutmak için yöneldiğinde Bora elini yakaladı. Deniz ve arkadaşlarıda yanına gelmişti. Bora: “Odana geç gelicez birazdan” dedi. Ama orada durdum. Asya koluma girip beni çekiştirince istemeyerekte olsa onunla yürüdüm. Sinirden tüm vücudum gerilmişti. Orada Emir’in hakkından laflarımla gelebilirdim ama iş güç mevzusunu döndüğünde onu bir adım öteye bile itemezdim belki. Açık alana çıktığımızda ağlamaya başlamışım. Asya’nın sarılmasıyla bu durumu fark ettim. “Bu çocuk asla akıllanmayacak mı?” Derin bir nefes aldım. “Hep Deniz’in başı belaya giriyordu birde şimdi Bora çıktı” diye kendi kendime söylenmeye başladım. Asya beni bırakıp koluma girdiğinde sakinlemiştim Asya: “Merak etme kimsenin başı belaya girmeyecek. O şerefsiz senden uzak durması gerektiğini öğrenmek zorunda kalacak.” dedi. Hiç sanmıyordum ama bir şey demek istemedim. Yürürken kendi kendime düşünmeye başladım. Bora’nında ne yapmaya çalıştığına anlam veremiyordum. Deniz, bu duruma neden bir şey demiyor? Daha bir kaç saat önce tanıştığım çocuk neden bu kadar içindeydi olayların?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD