3- Özür Dileme

818 Words
"Kimdi o, daha önce tanıdığın biri mi?" dedi Bora. Evime giden yolu sessizlik içerisinde tamamlayacağımızı bana düşündüren neydi acaba? Elbette onun kim olduğunu soracaktı... Kısa bir cevapla yanıtladım onu. "Hayır. Tanımıyorum." "O zaman ben geldiğimdeki o haliniz neydi Nisan?" Sesi oldukça gür ve merak tınılarını içeren bir tonda çıkmıştı. Ben ise onun gerilimli halinin yanında oldukça sakindim. "Anlattım ya..." Anlatmıştım ama detaylara yer vermeden. Mesela teknenin birinden gizlice kaçmış olmasından, beni oturduğum yerde aniden denize çekmesinden ve denizin içindeyken öpmesinden hiç bahsetmemiştim... Başıma gelen o 'masum' kısımları söyleyecek olsam ortalık bir parça karışabilirdi. Tesadüfen karşılaştığımızı ve denize düştüğümüzü söylemiştim sadece. Neden mi? Çünkü Bora bu işin peşini bırakmaz, kolundan tuttuğu gibi emniyete götürürdü Adrian'ı. Sonra da kaçtığı adamı da bulur ikisini paşa paşa yüzleştirirdi. Deli bozuktu biraz bizim komiser. Ee böyle olursa da... bu akşam yaşadığım bütün gereksiz aksiyonlar boşa çıkmış olurdu. Mesela... yalandan yere ıslanmış sıçana dönmüş, yalandan yere de öpülmüş olurdum. Bu nedenle bütün bu detayları kendime saklamayı uygun görmüştüm. Yoktan yere öpülmüş olma çıkarımını yaptığım sırada, üzerimdeki tişörtten burun deliklerime sızan parfüm kokusunun da etkisi ile, aklımda o an yeniden canlandı. Yüzümü buruşturdum. Böyle saçma bir şey benim başıma nasıl gelmişti? Tanımadığım biri gelip beni öpmüştü yahu! Çıldırmama ramak kalmıştı, ramak! Dudaklarımı elimin tersiyle sildim. Başımı yan taraftaki cama yaslayarak yolu izlemeye başladım. Zira biraz daha bu durumu düşünecek olursam aklımı oynatabilirdim. Bora derince bir nefes aldı. Canı sıkılmıştı. Oysa bugün doğum günüydü ve... arkadaşlarını bırakıp gelmişti. Sanırım bu nedenle canı epeyce sıkılmıştı. Kendimden nefret ediyordum. "Hikayede çok fazla boşluk var Nisan." Olayın tamamını anlatmadığımın o da farkındaydı. Ama nedense üstelememişti. Ancak bu gergin ortamı dağıtmak için elimden geleni yaparak, "Mesleki deformasyon olmasın o komiserim." dedim gülümsemeye çalışarak. "Öyle olsun bakalım." dedi uzatmadan. Bir yandan da aynalardan yolu kontrol ediyordu. "Hilal nerede?" diye sordum bu saçma diyalogdan bir parça uzaklaşmak için. "Mekanda." "O gelecekti." "Alkollü araç kullanmasına izin veremezdim." dedi ve kısa bir nefes alarak söyleyeceklerini tarttı sanki. "O yüzden ben gelmek istedim." "Tamam." dedim uzatmadan. O da "Tamam." diye yanıtladı beni. Sonra sessizlikten rahatsız olmuş olacak ki, "Kardeşin... Gülce nasıl?" diye sordu. "Bugünlerde biraz zorluyor bizi ama... iyi diyelim iyi olsun." "Eğer yardıma ihtiyacınız olursa-" "Evet, biliyorum. Mutlaka haber veririm." diyerek kestim sözünü. Ama bu konunun kapanması için söylediğim bir cümleden ibaretti. Hiçbir zaman ondan yardım istememiştim, istemezdim de... Bu düşüncelerle Bakışlarım yoldan arabanın sıcak hava üfleyen klima radyatörlerine çevirdim. Yaz mevsiminde olmamıza rağmen, sırılsıklam olduğum için üşümeyeyim diye klimanın sıcak ayarını sonuna kadar köklemişti Bora. Gözlerimi radyatörden alıp O'na çevirdim. Saç diplerinde minik ter damlaları birikmişti. Onlardan bir tanesi şakağından yüzünün çehresini dolaşarak boynuna kadar indi. Giydiği siyah tişörtün yuvarlak yakası nemlenmiş gibiydi. Bir an onu fazlaca süzdüğümü fark ettiğimde bakışlarımı kaçırmaya fırsat bulamadan gözleri anlık da olsa beni buldu. Yönümü tekrardan yola çevirerek önüme döndüm. Akıp giden yolu sessizce izledim. Zaten eve de çok az kalmıştı. Araba evimin kapısının hemen önünde durduğunda, teşekkür etmek için ona döndüm. Ama o benden önce davranarak, "Nuri dedeye selamımı söyle." dedi. Dedem ile Bora’nın arasından su sızmazdı. Bora, neredeyse her gün dükkâna uğrar, mutlaka dedemle sohbet eder ve tavla oynardı. Dedem, Nuri Savran, hat sanatının usta bir hattatıydı. Ben de güzel sanatlar fakültesinin resim bölümünden mezun bir torun olarak, el becerilerim sayesinde onun kadar olmasa da izinden giden bir çırağı sayılırdım. Özellikle yaz aylarında dükkânda Gülce, ben ve dedem birlikte daha çok vakit geçirirdik. Onun eserlerinin yanında benim resimlerim de yer bulurdu. Bu küçük ama turistik dükkân, oldukça işlek bir caddenin ara sokağında, bizim hem sanatımızı hem hayatımızı paylaştığımız bir yerdi. "Söylerim. 'Bugün dükkana gelmedi kerata!' diyordu ben evden çıkmadan. Yarın gönlünü almak için damla sakızlı kurabiyelerden alabilirsin. Biliyorsun bayılıyor onlara." diyerek mini bir taktik de verdim. "Sevinç pastanesinden alacaksan, pavlova da alabilirsin. Asla hayır demez." Bildiğini belli eden bir gülüşle başını evet anlamında salladı. "Alırım. Bomba da alayım mı? Ona da sen bayılıyorsun." Tebessümle karşılık verdim. "Beni bahane etme, ben bir tane yiyene kadar sen kutuyu bitiriyorsun Bora... Sen sanki hiç sevmiyorsun?" Burnundan kısa bir nefes vererek gülümsedi. Hüzünlü bir tebessüm gibiydi bu. "Sevdiğimi hiçbir zaman inkar etmedim..." Ondan gelen bu cevaptan sonra gülüşüm yüzümde öylece kaldı ve bakışlarımı kucağımda birleştirdiğim ellerime indirdim. "Eve bıraktığın için teşekkür ederim... ve özür dilerim..." Oldukça sakin bir şekilde yanıtladı beni: "Neden özür diliyorsun Nisan?" "Bugün senin doğum günündü ve ben... onu mahvettim." Derin bir nefes aldı. "Sana... sana çok kızgınım Nisan." Kızgın olduğunu biliyordum. Halinden ve tavrından belli oluyordu. "Biliyorum. Tekrardan özür dile-" "Özür dileyip durma..." diyerek sözümü kestiğinde bakışlarımı ona çevirdim. Ellerini siyah tutamlarının arasından geçirdi. "Doğum günümü mahvettiğin falan yok ancak böyle düşündüğün için kızgınım. Devamlı özür dilediğin için kızgınım. Bir de sana, başına bir şey gelirse beni aramanı söylemiştim diye hatırlıyorum..." "Evet ama..." "Hah işte bir de bunun için kızgınım." "Arkadaşlarını bırakıp benim için oralara gelme diye-" “Gelirim. Her zaman.” dedi, sonra gözlerimin içine bakarak devam etti: “Ne halde olursam olayım… sen hangi durumda, dünyanın neresinde olursan ol… Gelirim. Hep geldim.”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD