İnanılmaz bir acı hissediyordum bedenimde. Doğum denilen şey böyle acılı bir süreç miydi?
“Hadi kızım biraz daha ıkın."
"Igggg. Ahhhhhhhh Tanrım olmuyor."
"Hadi biraz daha."
"Ahhhh. Dayanamıyorum."
Kızlar yanıma geldi o an ellerimi tuttular sıkıca
"Biz buradayız hadi Narissa."
"Ahh yeter başaramayacağım."
Monica alnımdan akan terleri silip sıkıca elimi tutarken dayanmam için bir şeyler söylüyordu.
"Yeter artık. Ahhhhhhh."
Gözlerim kapandı. Acıya daha fazla dayanamadım. Bebeğimin sesini duyamadan ve yüzünü göremeden bayılmıştım. Gözlerimi tekrar açtığımda büyük bir odadaydm. Kızlar yine yanımdaydı ve Darly
"Bebeğim."
Kızlardan biri bebeği bana uzattı. Çok tatlı bir bebekti.
"Bir oğlun oldu."
Cecilia'y dönüp baktım Monica'nın da onunda yüzleri gülüyordu. Darly'e döndüm
"Isabella onun yüzünden oldu?"
"Kızlar anlattı."
"Tokat attı bana yere düştüm sancım başladı."
Darly muhafızlara döndü.
"Onu buraya getirin"
Darly çok öfkeliydi. Isabella sınırını aşmıştı zarar verdiği kişi artık kraliyet ailesinin üyesiydi ve prens bebeğini taşıyordu karnında Bir süre sonra Isabella geldi. Darly öfkeyle onun boğazına yapıştı
"Seni öldüreceğim."
"Prensim ben ben özür dilerim."
Darly ona tokat attı o esnada
"Bu ne cürret." diye bir ses geldi arkadan. Norman'nın sesi. Savunacak insan kalmamış gibi. Nasıl bu köleyi savunurdu.
Darly ona baktı ve
"Narissa'ya tokat atmış ve yere düşmüş erken doğum yaptı bebekte oda ölebilirdi."
"Bunu bana bildirmeliydin. Benim kadınıma benim çocuğumun annesine böyle davranmak kimsenin haddine değil. Cezasını ben verirdim.”
"Benim çocuğumu taşıyan bir kadına üstelik prenses olan ve kraliyete kabul edilmiş bir kadına da bu şekilde davranmak kimsenin haddine değil Norman. Kadınlarına söz geçiremiyorsun anladığım kadarıyla.
İnanmıyorum Isabella aptalını savunuyordu. Cecilia'ya baktığımda sinirli gözlerle Norman'a bakıyordu. Norman Isabella'yı kendine çekti.
"Sen ne hakla Prensin çocuğunu taşıyan bir Leydi'ye el kaldırırsın."
"Ben. Özür dilerim."
"Cezasını biliyorsun değil mi?"
"Ölüm mü? Ölümse neden Cecilia hayatta."
"Ne saçmalıyorsun sen?"
"Prensim bağışlayın ama ben hamileyken Cecilia beni dövdü ama karşılığında sadece Birkaç gün zindanda kaldı. İşlediği tüm suçlara rağmen yaşadı. Aynı bağışlayıcılığı banada göstermenizi istiyorum. Çocuğunuzun annesine. Bir kez beni bağışlayın. Cecilia’ya gösterilenin yarısını istiyorum."
Norman bir süre baktı. Darly ile göz göze geldiler. Dayanamadım
"Sen kölesin Narissa prenses."
Isabella bana öfke ile baktı. Norman Darly'e döndü.
"Darly ne yapmayı düşünüyorsun?"
"O senin çocuğunun annesi bu kadında benim çocuğumun annesi ikisi de şuanda sağlıklı olduğu için Isabella'yı bağışlıyorum yeğenimin annesi olmasından dolayı ama onu bir kez daha Narissa'nın ya da oğlumun etrafında görürsem kimin kadını olduğunu umursamadan kelleseni alırım."
"Duydun mu Prensi Isabella?" dedi Norman
Isabella çok korkmuştu titriyordu
"Evet. Evet Prensim."
"Şimdi defol."
Reverans yapıp hızla çıktı. Norman başıma geldi.
"İyi misin?"
"Teşekkür ederim prensim iyiyim."
"Çok güzel bir bebek."
"Teşekkürler."
"İsmi ne olacak?"
"Henüz bir isim koymadık. Belki Cecilia koymak ister."
"Ben mi?"
"Evet sen."
Cecilia Darly'e baktı. Onay istemesi gerekiyordu.
"İzin veriyor musunuz prensim?"
"Neden olmasın?"
"İstediğim her ismi koymama izin verecek misiniz."
"Evet."
"Ares olsun babamızın adı."
"Tanrım evet bu harika." dedi Monica
Darly'e baktık.
"Pekala kabul edildi. Ares James Stanley"
"Teşekkür ederim prensim" dedi Cecilia.
"Benim için bir onur."
Diğer adını Darly'I koymuştu Ares James Stanley. Bahtı güzel olurdu umarım Ares ismi ona uğur getirsin dedesinin kaderini yaşamasın. Son olarak Kraliçe Kral Prens Henry ve Leanardo geldi arkasından tabiki Maria. Hepsi beni tebrik etti. Kraliçe beni seviyordu ve benimle ilgiliydi. Saraydan kaçmama rağmen iyi muamele görüyordum. Evlenecek olmamızın etkisi büyüktü tabiki. Oğlumuzun vaftizinden önce düğünümüz olacaktı şimdi muhteşem düğünüme hazırlanmam gerekti.
CECİLİA
Dinlenmesi için Narissa'yı tek bıraktık odada ve çıktık. Norman'a kızgındım Isabella'yı nasılda savundu. Merdivenlerden çıkarken.
"Cecilia."
Arkamı döndüm
"Gracia."
"Senin yüzünden içeri alınmadım."
"Prens benimle olmak istedi benim suçum yok."
"Biliyordun ve bilerek gittin o odaya."
"Olabilir."
"Pişman olacaksın."
"Ne?"
"Bunu bana yapmamalıydın."
"Küçük köle beni tehdit mi ediyor?"
"Sana asla kötü davranmadım."
"Bende sana davranmadım."
"Sen beni saf dışı bırakmak istedin."
"Sen beni bırakmak istemedin mi ya da nispet yapmadın mı?"
"Hayır."
"Gracia bana ilk hamleyi sen yaptın. Şimdi masum rolü oynama. Kiminle boy ölçüşüyorsun sen seninle prens için kavga eder miyim sence?”
"Ben Isabella değilim küçük lokma olmadım hiçbir zaman."
"Küçük lokma olmadığının farkındayım ve bu yüzden büyük oynuyorum."
"Görüşeceğiz."
"Görüşelim Gracia."
Arkamı döndüm ve merdivenlerden çıkmaya devam ettim. Odama girecektim o lanet askerle göz göze geldik. Odama girdim ve kapıyı kilitledim hemen. Kendimi yatağa attım. Tıpkı onlar gibi oluyordum prens için birbirine komplolar kuran kızlar gibi. Yanlış yapmıyordum ama benim hakkım olan bu. Ailem elimden alındı, nişanlım elimden alındı ve en son oğlum öldü. Mezarına istediğim zaman gidemediğim oğlum. Ben Cecilia'yım. Cecilia Katchin ve günü geldiğinde bana yapılan tüm bu her şeyin bedelinin iki katını ödeteceğim. Hiçbir şey unutulmaz ve hiçbir suç cezasız kalmaz. Unutmadım geri plana atmadım içimdeki intikam arzusu hala dipdiri. Evet pürüzler oldu kalpsiz bir Stanley’e duygu beslemek yoktu kuralda ama olan olmuştu artık. Ne ondan dönebilirdim ne intikamımdan.
MONİCA
Harika bu gece Henry yatağına başka kızı aldı. Bu ne kadarda iğrenç bir durum. Tanrım! Sinirden Henry'i öldürebilirdim. Ona söylemiştim onu ikaz ettim ben olmam dedim ama dinlemedi beni. Yatağa yattım ve gözlerimi kapadım. Ağlamayacaktım zavallı değildim ben aksine güçlüydüm bunu tercih ettiyse kendi bilirdi. Gözlerimi açtığımda çoktann sabah olmuştu. Odadan dışarı çıktım grandüşeslerden biri yanıma geldi.
"Size bir haber vermem gerek."
"Ne oldu?"
"Lexi."
"Oda kim?"
"Prensin kadınlarından biri."
"Evet."
"Hamile."
Kulaklarımın yanlış duymasını diledim o an. Keşke ölmüş olsaydım ama şuan bunu duymasaydım.
"Ne? Bir günde nasıl olur."
"Anlayamadım?"
"Dünkü kız değil mi?"
"Hayır o değil bu başka bir kız."
"Aylardır başka kadınla olmadı dünün dışında."
"Kız korktuğu için hamile olduğunu gizlemiş leydim epey büyümüş içinde. Prensin bilgisi varmış zaten."
"Lanet olsun tamam git."
Bahçeye çıktım hava alacaktım. Henry bahçedeydi uzaktan gördüm reverans yaptım yanına gitmedim. Bendne bildiği gerçekleri gizledi. Arka bahçeye doğru yürürken bir el bileğimi tuttu
"Beni görüpte yanıma gelmemeni gerektirecek olay ne?"
"Efendim."
"Neler oluyor."
"Tebrik ederim prensim Lexi hamileymiş."
"Biliyorum."
"Belki dünkü kızda."
"Dünkü kızda ne?"
"Oda hamile kalır."
"Bu seni üzer mi benim çocuğumun olması."
"Sizin ne yaptığınız beni ilgilendirmez."
Gülümsedi.
"Yapma sevgilim kıskançlığın sırası değil."
"Tam da sırası. Bana neden söylemedin hamile olduğunu biliyormuşsun."
Kafa salladı.
"O gün Narissa ve Darly'nin nişan günü gelen kız."
Demek oydu vereceği ya da verdiği haber buymuş demek ki.
"Umarım çocuğunuzun annesi ile mutlu olursunuz."
"Seninle olmayı tercih ederim".
"Ben etmiyorum lordum bağışlayın."
"Monica bana aşıksın."
"Size aşık olmam onurumu zedeleyecek şekilde davranacağımı göstermez."
"Sen beni kıskandın."
"Evet kıskandım prensim ben size aşık olduğumu söyledim. Siz benim ailemi öldürdünüz ama ben yinede size aşık oldum. Kardeşlerim kaçtığında onlarla gitmedim. Sizin için yani söz konusu seçim yapmak olduğunda sizi seçtim."
"Ne demek istiyorsun?"
"Demek istediğim şu eğer siz benim ve o kadınların arasında seçim yapamıyorsanız beni eleyebilirsiniz. Ben prensesim sizin umurunuzda olmasa bile bu böyle ve ben asla kendimi küçük düşürtmem o avludaki kızlara arkamdan güldürtmem. Söz konusu gidecek olan kellemse eğer sorun değil ölümede razıyım." dedim
Tek kelime edemedi. Tekrardan reverans yaptım
"İyi günler prensim." dedim ve arkamı dönüp gittim.
Kızların avlusuna gittim. Sabahki grandüşes yanıma geldi yine. Espiri olsun diye sorduğum sorunun gerçek çıkacağını düşünmeden sordum.
"Ne var yine kim hamile?"
"Kızlardan biri."
"Ne ciddi misin tanrım bu sarayda hamile kalamayan tek kız ben miyim?"
"Prens Henry'nin kadını değil ama."
"Kim?"
"Gracia."
"Ne. Prens Norman'ın kadını mı?"
"Evet."
"Tanrı aşkına bu nasıl olur. Cecilia'nın haberi var mı?"
"Henüz yok."
"Tamam kimse bir şey söylemesin."
Cecilia'nın yanına gittim. Duyduğunda delirecekti öfkeden çıldıracaktı.
"Günaydın."
"Günaydın canım."
"Narissa'nın yanına gideceğim gelmek ister misin?"
"Gelirim tabi."
Birlikte Narissa'nın yanına gittik. Uyuyordu ama bebek uyanmış. Ares bebek çok sevimliydi. Narissa gözlerini açtı
"Hoş geldiniz."
"Hoş bulduk tatlım nasılsın?"
"İyiyim, bebeğim yanımda ya."
"Babam gibi güçlü bir Kral olacak Ares ismi gibi tam bir Savaş Tanrısı olacak."
"Benim oğlum çok güçlü olacak kimse öldüremeyecek onları hiç kimse."
Odanın kapısı açıldı. Darly gelmiş. Onu görünce reverans yaptık.
"Sana küçük bir hediye vermek istedim." dedi ve Narissaya orta boyutlarda bir sandık verdi.
İçini açtık. Mücevher doluydu göz dolduran mücevherler.
"Teşekkür ederim Prensim."
"Artık oğlumun prensimin annesisin Leydi değil bir Prenses oldun Narissa tıpkı eskisi gibi. En kısa zamanda düğünümüzü yapıp vaftiz töreni ile oğlumuzu duyurmamız gerek."
Gülümsedi gözlerinin içi parlıyordu. Artık güçlüydü Prensesti ve onun dedikleride olacaktı.
"Teşekkürler prensim."
"Kendine ve oğlumuza dikkat et. Emrinde sayısız hizmetçi olacak onlardan yardım iste."
"Emredersiniz Prensim."
Darly odadan çıktı.
"Bende gitsem iyi olacak." dedi Cecilia
Ares'e küçük bir öpücük kondurup gitti. O gidince hemen Narissa'ya bir çırpıda.
"Gracia hamile."
"Ne. Norman'nın kadını mı?"
"Evet."
"Cecilia?"
"O henüz bilmiyor."
"Öğrenirse."
"Bir şey yapamaz hem yapmaz yani Henry'nin kadınlarından biride hamile ama elimden bir şey gelmiyor."
"Henry'nin kadınlarından biride mi hamile?"
"Evet."
"Tanrım sadece dünden beri bu odadan çıkmadım olanlara bak."
"Maalesef sanırım içinde bebek tutamayan tek kadın benim."
"Saçmalama Monica Tanrı sanada doğru zamanda bir evlat verecektir."
"Artık umurumda değil?"
""Sen ne yaptın? Prensi kızdırdın mı yoksa?"
"Deli cesareti gösterdim ve Prense rest çektim."
"O ne yaptı?"
"Hiç. Hiçbir şey."
Narissa öfkeli değil temkinli ve sakin davranmam konusunda uyardı. Sakin olmam mümkün değildi. Kadınlarından birisi hamileydi hala kendine bir gelin seçmemişti ve vaaedilen kralda oydu benim şansım o kadar azdı ki. Mutlu olmak neredeyse imkansızsı.
CECİLİA
Koridorda yürüyordum. Arkadan
"Cecilia." sesini duydum
"Leo."
"Seni uzun zamandır göremiyordum."
"Narissa'nın bebeği doğdu."
"Biliyorum birazdan onu görmeye gideceğim."
Gülümsedim. Yüzüme dokundu.
"Nasılsın?"
"İyiyim Leo sen."
"Tuhaf."
"Neden?"
"Çocukluğumdan beri tanıdığım Katchin Prensesi karşımda başka İmparatorluğa ait başka sarayda ve bir köle."
"Savaşı kaybettik Leo."
"Keşke baban bizlerden yardım isteseydi."
"Babam onurlu bir Kraldı her zaman kendi savaşırdı askerlerinden önce kendisini ön plana atardı."
"Biliyorum. Kral Ares tanıdığım en onurlu Kraldı."
Bir şey söylemedim.
"Eğer buradan kurtulmak istersen sana yardım ederim."
Etrafa baktım. Elini tuttum onun bunu söylemesi bile riskti.
"Sessiz ol ben bu saraya aitim birisi duyarsa."
"Cecilia babam seni çok sever bilirsin Kral ve Kraliçe ile konuşur seni alırız. Ne kadar isterlerse veririz."
"Sonra ne olacak Leo kardeşlerimden ayrı."
"Eğer istersen."
"İstemem olmaz. Çıkar bu düşünceyi aklından. Bir yere sığınmayacağım. Güçleneceğim. Göreceksiniz herkes görecek.”
"Cecilia köle olmak zorunda değilsin."
O sıra Norman geliyordu. Biraz uzaktaydı
"Leo seni severim iyi kalplisin ama sakın bu konuyu açma yalvarırım canınla ödetirler bunu sana. Ben buraya aitim artık. Benim yüzümden sana zarar gelirse ölürüm. Sus o yüzden"
"Cecilia ama."
Norman iyice yaklaşınca
"Prensim." dedim Reverans yaptım
"Günaydın Cecilia." Leo'ya döndü ona da günaydın dedi.
"Bugün gidiyorum. Venedik’e geri döneceğim Cecilia'ya veda etmeye geldim."
Gülümsedim ona. Sakin kalmaya çalışarak.
"Düğüne kalabilseydin keşke."
"Maalesef."
"Seni özleyeceğim Leo."
"Bende seni Cecilia." dedi
Elimi tuttu küçük bir öpücük kondurdu. Sarıldım ona kulağına fısıldadım.
"Kendini tehlikeye atacak bir şey yapma Leo."
Sonra daha sesli biçimde.
"Kendine dikkat et kral ve kraliçeye saygılarımı ilet."
"Sende dikkat et kendine Cecilia eğer yardıma ihtiyacın olursa bana mektup yazabilirsin."
"Ne hadle benim kadınım ben varken başka bir Prensten yardım isteyemez."
"Çok kibarsın Leo ama bu sarayda yardıma ihtiyacım olmuyor."
"Tamam. Ben Kralın yanına gideyim."
"Hoşcakal."
Yanağıma minik bir öpücük kondurdu Norman öfkeyle bir adım attı ama elimle durdurdum onu.Leo gitti. Norman bana bakıyordu. Hafifçe gülümsedim reverans yaptım arkamı döndüm bileğimden tutup çekti.
"Sevgilim."
"Efendim."
"Mutsuz gibisin yoksa Leo'ya üzüldün mü?"
"Çocukluğumdan beri tanırım onu gitmesine üzüldüm ama önemi yok."
"O halde neden yüzünün böyle olduğunu öğrenebilir miyim? Sana dokunuyor olmasını bile görmezden gelmeye çalıştım senin için."
"Bir sebebi yok. Bana dokunmadı bana veda etti. Dostça."
"Yoksa bir şey mi duydun ve bana kızdın."
"Duymam gereken bir şey mi var?"
Yanağıma dokundu. Eğildi ve boyun girintime öpücük kondurdu.
"Dağ keçisini kim sinirlendirdi?"
Omuz silktim. Elimi tuttu.
"Söyle bana ne oldu?"
"Isabella."
"Ne yaptı?"
"Kardeşim onun yüzünden ölebilirdi ama dün onu bağışladınız."
"Ölmesini mi isterdin? Oğlumun annesinin ölmesini mi istiyorsun?"
"Hayır ben öyle demek istemedim."
"Bağışlanmayı hak etti Cecilia güzel kafanı bunlar için yorma."
“Hak etmedi o kız bir baş belası hata ediyorsun.”
“Bırak hata ediyorsam da buna ben karar vereyim Cecilia.”
"Peki."
Grandüşeslerden biri geldi. Norman'ın önünde eğildi
"Prensim Gracia'ya hamile olduğunu Kraliçeye duyurmuş büyük bir eğlence hazırlayacakmış Kraliçe."
Ne dedi o. Gracia hamile mi dedi? Grandüşese baktım
"Gracia hamile mi?"
"Evet Leydim."
Norman ile göz göze geldik. Bir anda başım döndü düşeceğim sandım dengemi kaybetmek üzereyken Norman kolumdan tuttu
"İyi misin Cecilia?"
"Ben. Ben iyiyim. İzninizle."
Arkamı döndüm ve küçük adımlarla yürüdüm. Lanet olasıca küçük köle hamile mi! Odaya girdiğimde sinirden aynayı parçalamamak istiyordum. Kapım çaldı
"Gel."
Gracia içeriye girdi. Bu köle ne yaptığını sanıyor. Sakin kal Cecilia sakin kal sakın ha öfkelenme. Ucuz bir köle beni delirtemez. Oyuna gelmem.
"Gracia."
"Merhaba Cecilia akşama eğlence var biliyorsun hamileyim ve Kraliçe düzenliyor katılırsan mutlu edersin beni."
"Gracia oyun oynama bana. Hamile olman bir şey değiştirmeyecek."
"Ben kazandım."
"Hayır kazanmadım oyun yeni başladı ve elindeki tek koza sıkı sarıl çünkü bu senin sahip olabileceğin ilk ve son çocuk olacak."
"Oğlum olursa bir prenses olacağım."
"Ah hadi ama Narissa gibi sende prensin gelini olacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Narissa baştan beri hak ettiğini kazandı sense en baştan kölesin. Isabella gibi… Sanma ki seninle olacak. Işığınız bir bir sönecek. Anlarım ben bilirim. Geçici tüm bunlar.”
"Senin gibi."
"Norman'a ait tek kadın ben olacağım."
"Görüşeceğiz."
Gülümsedim.
"Dışarıya çık Gracia."
Gracia çıktı. Yenilmeyecektim ben Katchin İmparatorluğunun kızıyım. Kral Ares'in biricik kızı Cecilia'yım ben Savaş Tanrısının kızıyım pes etmem. Yenilmem. Hele ki bir köleye hiç yenilmem. Stanleyler de bu pis köleler de görecekti gücümü. Herkes Cecilia Katchin'in gücünü görecek. Üzülüp sinirlenip pes edeceğimi düşünüyorsa yanılıyordu. Ben o fevri kız olmayacağım artık. Kuralsa kuraldı ama bu imparatorluğun yıkılışını görmeden nefes almayacaktım.
Eğlence başlamıştı. Dolabımı açtım ve bir elbise çıkardım göz doldurucu muhteşem bir elbise. Saçlarımı topladım ve odadan çıktım. Bu gece gerçek bir prenses gibi prensimin yanında yerimi alacaktım. Büyük salona adım attığım an dönüp bana baktılar kimse Cecilia'yı beklemiyordu. Herkes olay çıkarıp bir köşede ağlamamı ya da bağırıp çağırmamı beklerdi. Odasına kapanıp kıskançlığından ağlayacak sanıyordu ama yanıldılar buradayım. Gracia bana doğru geldi.
"Gelmişsin."
"Sen davet etmiştin."
"Geleceğini ummamıştım."
"Bir prenses kendisine yöneltilen davetleri reddetmez."
"Ama sen artık bir prenses değilsin."
Yanağına dokundum. Güzel görünüyordu.
"Sen öyle san küçük köle."
Cevap vermedi ellerini tuttum.
"Tebrikler."
Karnına dokundum.
"Çok sağlıklı bir bebek olur umarım. Yaşamı boyunca yalnızlığında annesine eşlik etmeli. Annesi ağlarken gözyaşlarını silecek minik eller lazım olacak. Tatlı Gracia mükemmel bir parti bu.”
Arkamı döndüm ve diğer tarafa yürüdüm. Savaşı sen başlattın Gracia. Hizmetçilerden biri şarap getirdi onu içiyordum Norman yanıma geldi.
"Beni ne kadar mutlu ettiğini anlatamam."
"Benim görevim sizi mutlu etmek."
"Haberi duyunca eski haline dönersin sandım."
"O kız sizin bebeğinize hamile siz mutluysanız bende mutluyum. Hem bebekleri çok severim."
"Yani sen Gracia'nın hamile olmasına kızmadın."
Elini tuttum yanağından öptüm.
"Birbirimize bir söz verdik benden başka kadın olmayacak ve bende kurallara uyacağım, kaçmayacağım."
"Evet."
"Karşılıklı halen sözümüzü tutuyoruz değil mi?"
"Tabiki."
"Gracia'nın hamileliği bana verdiğiniz sözden önceydi ama artık bu sarayda size ait olan kadınlardan hiçbiri hamile kalamaz benim dışımda."
Sırıttı. Kafa salladı. Ellerini tuttu kendime doğru çektim ve dansa başladım gayet cilveli bir tavırla.
"Eğer isterseniz eğlenceden sonra geceyi sizinle geçirmek isterim."
"Memnuniyetle."
Dansımız bitti ve herkes konuşma yapacak kraal yöneldi.
"Bugün burada olan herkese teşekkür ederim Bu eğlence Stanley'lerin yeni varisleri için düzenlenmiştir. Oğlum Darly'nin nişanlısı 2 gün önce doğum yaptı ve bir prens doğurdu. Yakın zamanda düğünleri olacak. Oğlum Henry ve Norman'ın kadınları ise hamile. Stanley ailesinin büyümesinin şerefine" dedi ve kadeh kaldırdı. Hepimiz kadeh kaldırdık. Şarabımı yudumladım. İstediği kadar büyüsün eninde sonunda bu sarayda ben Kraliçe olacağım Norman ise Kral.
Eğlence bitmişti. Herkes tek tek gidiyordu. Narissa'nın yanına gittim. Ares'i gördüm çok küçüktü ama öyle sevimliydi ki gözlerini açık bile tutamıyordu. Öpücük kondurdum yüzüne kokusunu içime çektim.
"Narissa bu harika bir şey."
"Onu izlemekten uyuyamıyorum bile sanki uyursam ona zarar gelecekmiş gibi hissediyorum."
"Kimse benim yeğenime zarar veremez öleceğimi bilsem bile sizleri ve size ait olan her şeyi koruyacağım Narissa söz veriyorum."
"Monica ve senden büyük olarak benim sizi böyle korumam gerekken."
"Sende koruyorsun bizi ben zindandayken benim canım için hazinenin yerini söyledin beni korudun."
"Çünkü kardeşimsin seni seviyorum Cecilia."
Narissa'ya sarıldım
"Bende seni ve Monica'yı çok seviyorum emin ol birgün bu saraya biz hükmedeceğiz eskisinden daha güçlü olarak."
"Yanlış bir şey yapma Cecilia. Lütfen. Delilik yapamayız. Artık yaptığın her yanlış hamle bizi daha çok etkiler.”
"Merak etme tatlım."
Odadan çıktım. Hızlı adımlarla Norman'ın odasına gittim. Kapının önüne geldiğimde askerler
"Leydim içeride Leydi Gracia var."
"Ne? Nasıl?"
"Bilmiyoruz az önce odaya o girdi."
"Beni prens çağırdı çekilin önümden."
"Olmaz leydim."
Boğazına yapıştım askerin sinirlenmiştim bugün burada olacaktım bana karşı gelemezdi. Çelimsiz bedenime rağmen yaptım bu hamleyi bana karşı gelemezdi biliyordum ondan güç alıyordum.
"Bana engel olabileceğini mi sandın? Çekil."
İstese beni bir çırpıda savururdu ama yapmadı. Kapıyı açtılar. Hızla içeri girdim ayaktaydı ikisi de Norman Gracai'nın elini tutmuştu. Reverans yaptım.
"Cecilia."
"Prensim rahatsız mı ettim yoksa?"
"Hayır Gracia'da gidiyordu."
Gracia'ya Norman'ın yanağından öptü ve
"Teşekkürler Prensim." dedi reverans yaptı ve gitti
Norman'a bakıp gülümsedim. Yanına gittim
"Gracia sadece konuşm..."
Cümlesini tamamlamadan dudaklarına yapıştım elimi boynuna doladım. Üzerindekileri hızla çıkardım. Yatağa geçtik.
"Cecilia."
"Şişt bugün konuşmak istemiyorum. Gracia'nın bu odada olmasının önemi yok."
"Bir şey olmadı zaten yemin ederim yalnızca konuşmak istemiş .
"Sana inanıyorum."
"Sahi mi?"
Kafa salladım ve tekrardan dudaklarına yapıştım.
MONİCA
Odamdaydım birden kapım açıldı. Henry gelmişti. Reverans yaptım. Kollarımdan tutup kendine çekti beni ve dudaklarıma yapıştı. Kendimi geri çektim
"Prensim lütfen yapmayın."
"Seni özledim Monica."
"Prensim."
Durmuyordu. Boynumu öpmeye devam ediyordu.
"Henry!"
Kafasını kaldırıp bana baktı.
"Özür dilerim ama yapamam."
"Saçmalıyorsun."
"Bana bir söz vermiştiniz ben isteyene kadar bana dokunmayacaktınız kendimi hançerlediğim zaman hatırladınız mı?"
"Evet."
"Sözünüzde durun o halde. Bir prens sözünde durur."
"Tamam dediğin gibi olsun." dedi ve odadan çıktı
NORMAN
Melek gibi uyuyordu. Cecilia ile atışmalırımızı özlüyorum ama bu haline bayılıyorum. Şu sıralar o kadar sakindi ki altından bir şey çıkacak diye korkuyorum. Bir anda öfke patlaması yaşaması korkutuyordu beni. Hafifçe eğilip yanağından öptüm kıpırdandı. Yüzüne dokundum
"Cecilia."
Hafifçe gözlerini açtı. Beni görünce gülümsedi.
"Günaydın."
"Günaydın güneşim."
Gülümsedi. Tam dudaklarımız buluşacakken kulağımıza dolan sesler dikkatimizi dağıttı.
"Hayır lütfen yapmayın."
Bahçeden gelen seslerdi. Cecilia yüzüme baktı. Terasa çıktık. Etrafa bakındı Cecilia anlamıştı sesin nereden geldiğini.
Babam ve yanında askerler vardı aşağı bakıp onları fark etti. Kolları zincirli belkide henüz 18 yaşında biri.
"Neler oluyor Norman?"
Cevap vermedim sadece izliyordum. Baktım babam
"Stanleylere ihanet etmenin bedeli budur. Kellesini alın."
"Hayır Norman daha küçük lütfen bir şey yap."
"Cecilia biz Kralın emirlerini sorgulayamayız."
"Norman!"
Cecilia birden "Kralım." diye bağırdı. Babam kafasını kaldırıp bizim terasa baktı. Cecilia reverans yaptı
"Ne yaptığını sanıyorsun?"
Cecilia hemen üzerine bir şey geçirdi odadan çıktı hızla bende peşinden gittim. Saray içinde koşoşturuyordu. Bahçeye çıktı ve babamın yanına gitti tekrar reverans yaptı
"Bir sorun mu var Cecilia."
"Kralım bağışlayın ben sadece merak ettim bu çocuğun suçu ne?"
"Hainlik."
"Anlıyorum fakat o bir çocuk lütfen bağışlayın onu. Masum bir çocuk.
"Bağışlamamı mı istiyorsun?"
"Evet Kralım?"
"Bu çocuk ve babası Katchin Sarayına saldırı düzenlendiğinde vardı Cecilia belki anne ve babanın katili budur."
"Hayır yapmadım Leydim."
Cecilia titriyordu gözleri doldu.
"Sarayınıza gelip kılıç sallayan biri için merhamet mi istiyorsun."
"Evet Kralım. O küçük ve eminim pişman olur ve bir daha yapmaz. Bağışlayıcı olmak krallığın şanıdır. Lütfen."
"Sen kaç yaşındaydın Cecilia."
"Ben ben 19 yaşındayım Kralım."
"Henüz çocuk sayılırsın bu saraya geldiğinde daha küçüktün."
"Evet."
"Ve çok hata yaptın kellenin gitmesi lazım olan hatalar."
Ah Cecilia ne yapıyorsun babamla beni karşı karşıya getireceksin ne güzel duruldu derken yeniden gürüldemeye başladın.
"Evet."
"Biz seni affettik her defasında ama sen devam ettin."
"Ben artık buraya aitim Kralım. Prens Norman'a ve önceki yaptıklarımı şimdi yapmıyorum."
"Cecilia baban olsa bu çocuğa merhamet gösterir miydi?"
Titriyordu Cecilia bir yaprak gibi. Yanına yanaştım kolundan tuttum. Babam karar vermişse geri caymazdı.
"Gidelim Cecilia."
Babam konuştu
"Bence kalsın. Bak Cecilia ben Kralım birçok İmparatorluğun Kralı. Sen bir prensessin ve kuralları biliyorsun vatana ihanet eden yaşamaz."
"Belki sürgün edilir zindanda yaşayabilir ya da ceza olarak farklı bir şey."
"Burası benim sarayım ve fikirleri küçük bir kızdan almayacağım. Öldürün haini". Diye bağırdı.
Cecilia bir adam öne gitti kolundan tuttum
"Hayııııır."
O an Çocuğun kellesini kestiler ve kafası Cecilia'nın ayak ucuna düştü. Cecilia gözlerini kapatıp
"Ahhhh. Hayır."
Cecilia'yı kendime çevirdim. Şok olmuştu. Rengi atmıştı. Babam yanımdan geçerken
"Kadının fazla merhametli ona merhametin çoğu zaman insana kaybettirdiğini öğret oğlum." dedi ve gitti..
Cecilia ağlıyordu. Elleriyle yüzünü kapamıştı. Elinden tuttum.
"Şiştt tamam tamam güzelim."
"Çocuktu daha çocuktu."
"Cecilia alışmalısın."
"Bu buna nasıl alışayım ölüme. Tanrım daha 16 ya da 17 yaşındaydı belkide."
"Haindi Cecilia."
Kafasını çevirip kellesine baktı birden öğürdü ve yeşilliklerin oraya kustu. Yanına gittim. Saçlarını tuttum
"İyi misin?"
"Hayır."
"Hadi gidelim Cecilia."
CECİLİA
Ölüm ne kadar anlıktı. Saniyeler önce nefes alan, yaşayan, konuşup yalvaran çocuğun ölümü sadece beş saniye sürdü. Canı ne kadar yandı acaba. Kafasının koğuşu ve ayaklarıma düşüşü mahvetmişti beni. Merhamet benim sonum olacakdıysa da olsun. İyi hissetmiyordum. Norman'ın yanından ayrıldım odama gidecektim Isabella ile karşılaştım. Onunla uğraşacak halim yoktu.
"Cecilia."
"Ne var Isabella."
"Reverans yapman gerek beni gördüğünde."
"Seninle uğraşamam git başımdan."
"Cecilia ben senden güçlüyüm"
Şuan ibrete alem olsun diye döverdim bunu ama takatim kalmamıştı.
"Isabella lütfen az önce bir çocuk gözümün önünde öldü şimdi seninle uğraşamam."
"Senin kendi oğlunda öldü Cecilia."
"Çok mutlusun galiba?"
"O bebeğin daha önce ölmesi gerekiyordu seni o merdivenlerden iteklediğimde."
"Ne?"
"Merdivenlerden düştüğün zaman."
"Beni sen mi itekledin."
Sırıttı. Tokat attım bebeğimin canına kast etmişti hain köpek.
"Sürtük." diye bağırdım.
Saçıma yapıştı oda. Kolunu büktüm. Askerler geldi. Bizi ayırmaya çalışıyorlardı.
"Seni öldüreceğim Isabella."
O sıra Prens Henry geldi
"Ne oluyor burada?"
Prens Henry'e baktım
"Ben hamileyken beni merdivenlerden iteklemiş itiraf etti."
"Isabella.”
"Yalan söylüyor birden saldırdı."
"Yalan Tanrı şahidim olsun ki yalan söylüyor."
İkimizi de kolundan tuttu ve Norman'ın odasına götürdü. Norman ile göz göze geldiğimizde öfke dolu bakıyordu. Olay çıkardığım için kızgındı.
"Yine ne oldu Henry?"
"Kavga ediyorlardı sarayın ortasında."
Norman bize doğru yürüdü ve sonra
"Cecilia." dedi
"Norman ben."
"Norman değil Prensim."
Yutkundum.
"Prensim ben odama gidecektim Isabella ile karşılaştım bana bebeğinin daha önce ölmesi gerekiyordu seni merdivenlerden ittiğimde dedi."
Norman Isabella'ya baktı.
"Isabella."
"Yalan söylüyor Prensim üzerime saldırdı sen ona bir çocuk verdin ama ben şansımı kaybettim dedi"
Norman Isabella'ya tokat attı.
"Odana defol Isabella ve bundan sonra senin yüzünü bile görmek istemiyorum. Oğlumu gördüğümde de tek olmak istiyorum. Senin yüzünü sakın görmemeyim. Defool."
"Prensim ben."
"Defol dedim."
Reverans yapıp gitti. Sonra bana döndü.
"Seni kaç kere olay çıkarmaman konusunda uyardım."
"Ben bir şey yapmadım. Yemin ederim."
"Cecilia yeter artık. Kes şunu. Sürekli kavga ediyorsun buna son ver. Oyununa gelme onun."
Gözlerim doldu. Henry atladı
"Şimdi kimin suçlu olup olmadığını nasıl anladın."
"Cecilia bu tarz bir cümle kurmaz hiçbir zaman istediklerini yaptırmak için bebeğe sığınmadı ama Cecilia'da hemen Isabella'nın onu kışkırtmasına karşılık verdi."
"O benim bizim bebeğimizi öldürmeye çalıştı."
"Kendi bebeğini sen bile öldürmeye çalıştın Cecilia o bebek hiçbir zaman istenmedi."
"Ama."
"Çekilebilirsin."
Gözlerim doldu odadan çıktım. Sürtük Isabel. Ödetecektim bunu ona herkes bana yaptıklarını ödeyecekti. Her gün daha fazla kin doluyordum ve sen Norman Stanley beni daha fazla sakın üzme
NORMAN
Cecilia bana çok kızmıştı bunu gözlerinden anlıyordum ama orta yolu bulmalıydım bıktım artık Cecilia'nın olay çıkarmalarından. Babamın yanına gittik diğer ülkelerden gelen pusulaları okuduk Birkaç ziyaret planı hazırladık babamla imparatorluk haritasına göz gezdirdik. Hepimiz yorulmuştuk son bir kaç şeyden sonra odadan çıktık. Başta kendi odama gidecektim ama Cecilia'yı özledim ve onun odasına geldim. Kapıyı açtım. Uyuyordu sarı saçları yataktan aşağı sallanıyordu tek eli yastığın altındaydı yanına yaklaştım yatağın ucuna oturdum. Saçlarına dokundum sonra yüzüne biraz kıpırdandı. Elimle bacaklarına dokundum sonra kalçasına doğru geldim ve eğilip boynuna bir öpücük kondurdum. Aniden
"Hihhh!" diye gözlerini açtı.
Korkmuştu benim küçük meleğimm. Korku gözlerinden okunuyordu.
"Sakin ol aşkım benim."
"Korkuttun."
"Neden korktun ki senin odana benden başkası giremez korkmanı gerektirecek bir şey yok."
Halen derin derin nefes alıp veriyordu.
"Tamam iyi misin?"
"Biranda birinin dokunduğunu hissedince ben korktum."
Küçücük bedenini kendime çektim sarıldım. Saçlarına öpücük kondurdum.
"Korkma sana benden başkası dokunamaz."
"Evet."
"İyi misin?"
"Daha iyiyim."
Dudaklarına öpücük kondurdum ürkekçe karşılık verdi. Sonra kendini geriye çekti.
"Bugün olanlar."
"Kızgınsın bana değil mi?"
"Evet."
"Ama haklıydım."
"Evet haklıydın ben belkide hak etmedim bebeğimizi ondan nefret ettim, ölsün istedim, defalarca kurtulmak istedim ama o savaştı en sonunda Tanrı benim iyi bir anne olamayacağımı anladı ve onu yanına aldı"
"Şişt böyle düşünme sen çok iyi bir anne olacaksın daha önümüzde uzun yıllar var."
"Graci'da hamile şimdi sanırım hiçbir erkek bu kadar çok çocuk istemez."
"Her erkek bu denli güzel baktığında içini titreden ve müptelası olduğu kadından çocuk ister."
Gülümsedi. Yüzüme dokundu.
"Sen nasıl bir şeysin?"
"Nasıl yani?"
"Bu denli büyük nefretim, kinim, öfkemken içimde nasıl böyle büyük bir aşk oldun sen?"
Cecilia'dan bunları duymak beni mutlu ediyordu. Dudaklarına öpücük kondurdum.
"Aşk böyle bir şey işte."
Gülümsedi kafasını göğsüme yasladı. Cecilia'ya değer veriyordum inkar etmek aptallık olurdu ama onun için diğer kadınlardan vazgeçer miyim? Buna değer mi? Şuan için Evet onun istediği gibi olacak her şey. Cecilia'ya baktığımda gözlerini kapatmış ve uykuya dalmıştı
CECİLİA
Gözlerimi açtım. Nasıl geldim buraya? Norman nerede? Neler oluyor anlaamakta güçlük çekiyordum.
"Cecilia." arkamı döndüm
"William."
"Ben bir hiç uğruna mı öldüm?"
"Ne?"
"Senin için öldüm seni ondan kurtarmak için sen ona aşık mı oldun. İhanet mi ettin aşkımıza."
"Çalıştım ona karşı direnmeye çalıştım ama çok şey yaşadık ve ona aşığım."
"Cecilia bana aşıksın tek aşık olacağın adam benim öyle kalacak."
"William."
"Affetmeyeceğim seni intikamımızı alman lazım."
"Alacağım."
"Norman'ı öldürebilir misin?"
"William ben."
"O beni senin gözlerinin önünde acımadan öldürdü bunu sakın unutma."
"Norman Stanley'i öldüreceğim William"
"Artk onlardan biri oldun."
"William lütfen."
NORMAN
Cecilia ter içinde kalmış sayıklıyordu
"William hayır lütfen."
Yine onumu sayıklıyordu benim yanımda benim kollarımda.
"William yalvarırım."
Birden gözlerini açtı. Göz göze geldik. Kafasını kaldırdı bana sarıldı.
"Seni seviyorum."
"Beni mi? Emin misin?"
Yüzüme baktı. Gözünden birkaç damla döküldü.
"Yanımda olman beni koruman sevmen ve sadakat göstermen hepsi beni mutlu ediyor iyiki varsın Norman Stanley."
Sıkıca sarıldım. Seviyor muydun gerçekten az önce sayıkladığın isim ben değilken sevdiğin ben miydim?
"Az önce William'ı sayıkladın."
"Rüyamda onu gördüm kızgındı çok kızgındı."
"Neden?"
"Sana aşık olduğum için. İntikamımı yarım bıraktığıma kızıyordu."
Gülümsedim ve sıkıca sarıldım.
"Kötü bir kabus gördün sadece."
"Sana aşık olmam ya gerçekten Tanrı'nın hoşuna gitmiyorsa."
Alnına öpücük kondurdum.
"Tanrı'nın hoşuna gittiğine eminim.
Ona sıkıca sarıldım. Bırakamazdım onu aşıktım ona uğruna başka kadınları görmezden gelecek kadar çok aşıktım. Gelinim olmasını isteyecek kadar çok aşıktım. Doğru zaman için beklemem gerekti yalnızca. Cecilia yeri ve zamanı geldiğinde prens ve prenseslerimin annesi olacaktı Cecilia Stanley olacaktı.