• • •
B ö l ü m :
5 - E l v e d a
₩ ₩ ₩
• • •
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
' Y a n ı m d a
d u r m a l ı y d ı n . '
₩ ₩ ₩
"Geçti." diyerek kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Aynı kabusun tekrarıydı. Terlemiştim.
Daha hızlı olmalıydım, daha da hızlı. Bugün düne göre daha da ile ilerleme katletmeliydim. Dün de bu kadar terliydim ama bu kadar hırslı değildim. Rüzgar yanaklarımı yalıyor ve terimi buz kütlelerine dönüştürüyordu. Hiç olmadığım kadar kararlıydım. Elde etmeyi ve başarmayı öğrenmeliydim. Bugün ilklerimden biriyle karşı karşıyaydım.
Aynanın karşısında durmuş kendime bakıyordum. Küçük bir kız çocuğunu andıran tepeden toplu kısa saçlarımın verdiği hissi sevmiştim. En azından eskisine nazaran ensemde rüzgarın esişini hissedebiliyorum. Güzeldi. Hoştu. Kendimi iyi hissettiriyordu. Acıklı olduğu kadar hem de güzeldi.
Bacaklarımın hızını iki katına çıkarıp ağaçların kokusunu içime çektim. Güzeldi. Doğaldı bu koku. Bu kadar güzel ağaçların arasında koşmanın hissi anlatamazadım. Ne hissettirdiğini kelimelere tam anlamıyla dökemezdim.
" Bir rüya diliyorum sanaaa... " diyen Cem ADRİAN ' ın sözcükleri bu hoş kokunun içinde kulaklarıma ulaşıyordu. Farklıydı. Koştukça rahatlıyordum. Her adımda farklı bir duyguyla sarılıyordum. Bedenimi hissediyordum. Ağaçların kokusuda öyleydi. İkerledikçe kokular farklılaşıyordu. Her ilerlememde kokular daha da güzel geliyordu. Güneş daha tam doğmamıştı ama ışıklarını gökyüzünden seçebiliyordum. Gökyüzünün bu halini seviyordum.
" Şimdi yat uyuuu... "
Ses değişiyordu. Bu tuhaftı. Babamın sesini duyuyordum sanki. Anneme seslenişi kulağıma ulaşıyor gibiydi. Farklıydı, hem de fazlasıyla.
Dudaklarım bükülüyordu. Sakız istiyordum. Annemin gülüşü beliriyordu gözümde. Adımlarımın yavaşladığını fark edebiliyordum. Cem Adrian'ın dudaklarının birbirine değişi içimi gıdıklıyordu.
" Kim daha çok severseee... O yalnız kalırmış... " diyerek başka ton giriyordu devreye. Babamın gülümseyişi canlanıyordu gözlerimin önünde. Dudaklarımda titreme başlıyordu. Ve o anda kulağımdaki müzik değişti. Değişen sözler anıları uzaklaştırırken Lana Del Rey' in West Coost adlı müziği kulaklarımdaki yerini aldı ve hızım arttı.
" Bunlar da ne ? "
Şaşkındım.
" Bir bavul dolusu kıyafeti mi yoksa Bursa' ya 5 saat sonra kalkacak otobüs bileti mi diye soruyorsun ? " Ruhsuzca söylemişti. Bakışları elindeki sıcak çikolatadan bir an olsun ayrılmamıştı. Sırtına bir kırlent yaslamış televizyondaki dizinin sahnesini izliyordu.
" Nereye gidiyorsun? " dedim. Sesim şaşkınlık belirtisi içeriyordu. Ne ara bunları ayarlamıştı. Dün gece onun omuzunda ağlamıştım. Sadece bir gece önce, " Senin okuluna gelmeyi düşünüyorum" demiştim. Sabahta koşuya gitmiştim. Koşudan sonra böyle bir tablo beklemiyordum. Dün akşamın üzerinden 24 saat bile geçmemişti ki daha.
" Hayırdır bir yere mi gidiyorsun? " sorum net ve açıktı. Elimi terlemiş saçlarıma götürüp saçlarımı dağıttım ve biraz daha mantıklı olmak için kendime zaman tanıdım. Sakız almalıydım. Sakızın bende oluşturduğu sakinleştirici hisse ihtiyacım vardı.
" Nereye gidiyorsun? " sesim bu sefer önceki soruma göre daha sert ve sabırsızcaydı. Anlamasını bekledim. Sorularıma cevap vermesini. Yüzüme bakıp ne yaptığını açıklamasını bekledim ve öyle de oldu denilebilir. Tuhaf soruşu dışında.
Durdu bana baktı. Ağzını aralayarak, " Sanırım nereye gidiyorum diyecektin ." dedi. Sonra kafasını ağır çekimde tekrar tv ye çevirdi. Tv de bir çift vardı. Konuşuyorlardı genç kız ağlıyor adam ise ağlayan genç kıza sarılıyordu. Unutmadığım dün akşamı anımsadım. Dün bende anlamıştım ve o da bana teselli vermişti ama bugün o... Bu saçmaydı yada şaka. Mantığım almıyordu.
"Şaka mı bu? " ses tonum öyle umut ettiğim in kanıtıydı.
" Şaka yaptığımı mı sanıyorsun? "
Bu bir soru değildi. Alaylamaydı. Beni alaya almıştı. Sesi benim sesimin aksine fazla sakindi. Bu benim sinirime dokunuyordu. Bir şeyler kafamda netleşmişti. Anlık olarak donuk bir şekilde ona baktım. Aklım olayları algılamaya çalışıyordu.
" Neden böyle... böyle bir şey yaptın? " sesim hayal kırıklığı ve pes ederceydi.
" Böyle uygun gördüm. " dediğinde itiraz kabul etmediğini belli ediyordu. Onunla konuştuğumuzdan beri yaptığım gibi derin derin nefes aldım.
" Uygun gördün? Nedir sana bunu düşündürten? " Şaka gibi geliyordu. Şaka olmasa bile şaka yapıyor olmalıydı. Bu bir şaka olmalıydı. Tv deki çift benim konuşmamadan daha çok dikkatini çekiyordu onun. Dün geçe abla kardeş olarak yaptığımız konuşmada bile benimle bu kadar ilgili değildi. Şuan izlediği çift onun daha fazla dikkatini çekiyordu. Hala sakindim. Ama bu sakinliğim olayı hala tam idrak edemememden kaynaklanıyordu. Yada gerçekten anlamış ama salağa yatıyor gibi davranıyordum. Ben ablamın ne yapmaya çalıştığını çözmeye çalışıyordum.
Tv deki çift birbirlerine iyice yakınlaşmışlardı.Hala gözlerini ayırmadan onları izliyordu. " Aşkım. " diyordu tv deki kadın. Sesi adama olan sevgisini belli eder gibiydi. Ne tür bir hikayeleri vardı bilmiyorum. Bilmek istediğimi de sanmıyordum.
Adam gözlerini kadından ayırmadan, " Efendim." dedi. Erkeğin sesi tuhaftı. Bir erkek sesi gibi değildi. Zarifti. Nazik ve inceydi aynı zamanda. Belki de kadının hayatında olmasının en büyük nedenlerinden biriydi bu.
" Ne kadar güzeller değil mi? " dedi sesi etkilenmiş gibi çıkmıştı. İzlediğimi anlamıştı. Bakışlarından bu çifti sevdiğini anlamıştım. İstediği aşk buymuş gibi.Neden böyle davrandığını anlayamıyordum. İstediği erkeği elde edebiliyordu.
O an o tv ye fazlasıyla odaklandığı için benimde gözüm kaymıştı. Çift ne kadar rolde yapsa gerçek gibiydi aralarındaki. Galiba iyi oyunculardı. Televizyona baktığım andaki sahne içimi ısıtmıştı. Benimde aşk ile sevebileceğim bir erkek var mıydı? Bir gün hayatıma bir insan girse bizde birbirimize böyle bakabilecek miydik? Kafam dağılmıştı. Beynim asıl düşünmem gereken şeyi düşünmüyordu. Kafamı toplamam lazımdı benim. Düşüncelerim giderek artıyordu ama benim kendime gelmem gerekiyordu.
" Ne zamandan beri kararlarımı sorgular oldun? " dedi ablam. Zihnimdeki düşüncelerimden uzaklaştırmıştı beni. Asıl düşünmem gereken şeyi düşünmeye başlamıştım yeniden. O an konunun ne olduğunu aklımdan çıkardığımı fark ettim.Gözlerim ona çevrildi ama sonra tekrat televizyona kaydı.
Televizyondaki çift ağaçlarla dolu bir yerde yürümeye başlamışlardı. Sanırım bir yere gidiyorlardı. Adam kadının elini tuttu o an. Bir daha bırakmamak ister gibi. Sevgi nefret kadar güçlü bir duygu değildi. Ama insana daha fazla güç veriyordu. Sevmek , sevilmek. Sanırım zamanında söyleyen haklıydı. Dünyayı sevgi kurtaracaktı. Sevgi dünyayı kurtarmasa bile bizi kurtaracaktı. Yürümeye devam ederlerken adam bi anda yanında elini tuttuğu kadına döndü. Ablam bu esnada televizyonu kapattı ve sonunda gözlerini gözlerime odaklamıştı.
Bu konuşmanın uzaması canını sıkmıştı belli ki. Koltuğun yanında duran masadan uzanarak kupasını aldı bu onun her zaman kullandığı kulasıydı. Sarı renkliydi. Kulp terlerinde beyaz yıldızları vardı. Geçen sene almıştı kendine. O kupa o günden beri ona aitti. Bunu bizim evde herkes bilirdi. Gerçi şimdi evde bi ben bi o kaldık. Bu bilgiyi bilen topu topu 2 kişiyiz.
Elindeki kupadan bir yudum aldı ve ela gözlerini bana çevirdi. Durdum. Düşünmüyordum. Ya da bilmiyorum.
" Öldüklerinden beri... İki haftadan beri... Hayatımızın karardığı çarşamba gününden beri! " sesim kısık kısık çıkmıştı. Ellerimi koyacak bir yer bulamamıştım bu yüzden kendi hallerinde iki yana salmıştım. Sol gözümden akan damlaya dokunmadan, " Onların... Cansız bedenleri bu şehirde." dedim.
Sesim çok alaçaktı. Fısıldar gibiydim. Ablam bardağını yudumlarken donu kalmış gibi bana baktı. Dudakları bardağın çevresinde öylece kalmıştı. Bana bakıyordu.
Bir şey amaçladığı belliydi. Beni uzaklaştırmasının nedeni vardı ama söylemeyeceğini de biliyordum.Onu tanıyordum. Kendi ablamı biliyordum. Benim için üzülmüyordu, üzüldüğü bir şeyler vardı ama. Bu hale nasıl geldiğimiz gibi.
Kupayı sıkı sıkı kavradı ve hiç düşünmeden bardağı az önce kapattığı televziyon üniteisne fırlattı. Bardağın önce üniteye ve ardından yere değerken çıkardığı tınlama kırılma sesiyle son buldu. Kahve içiyormuş. Televizyona da sıçramıştı.
Sakinleşmek isteyerek gözlerimi kapadım. Ablamdan korkuyordum. Küçüklüğümden beri. Aramızda yaşa farkı yoktu belki ama yine de ondan korkuyor ve çekiniyordum.
Hızla oturduğu koltuktan doğrulup tam karşıma dikildi. Gözlerinde nefret vardı. Sesinde de." Hiç uğramadığım mezardan mı bahsediyorsun? Bir kere bile gitmediğin mezar mı seni buraya bağlıyor? Bir kez bile? " dedi.
Odanın her köşesine ulaşan ses tonu bedenimi titremişti. Korkunç görünüyordu. Korkunçtu.
Ağzımdan bir hıçkırık kaçarken gerçekler bir tokat gibi suratıma çarptı. Ben iyi bir evlat değildim. Gitmemiştim. Daha doğrusu gidememiştim. Gözlerimi daha da sıkı kapadım ve avuçlarımı sıktım. Tırnaklarım yoktu. Stresimi atmak için onlara başvurmuştum. Tek tek tatsız tırnaklarımı dişlerimle koparıp tükürüyordum.
Ağlamamalıydım.Gözlerimi daha da sıkı kapadım ve ablamın sakinleşmiş sesini duymadan önce artık bu şehirde bir yerimin olmadığını anladım.
" Bavulun küçük gözünde kalacağın evin adresi var. İhanetini bursa ya aldırdım. Kendine iş bulmalısın. Bir süreliğine yetecek kadar para var çantanda. Evini de tuttum . Kendine iyi bak. " dedi ve gitti.
Bunu yapmamalıydın abla. Yanımda durmalıydın.
Elveda abla. Umarım her aklıma geldiğinde seni bu anda ki gibi hatırlamam. Acıma acı eklediğin için telekkür ederim ama byna hiç gerek yoktu ki. Benim zaten acıdan bol neyim vardı ki ? Benim eksik kalmış bir çok yanım vardı artık. Ben artık kimsesiz hiç kimsesiz kalmıştım. Sol gözümden aşağı yavaşça bir damla düştü. Elimin tersiyle damlayı sildim ve odanın ışığını kapatarak odama gitmek için merdivenlere yöneldim.
Odama giderken önce ablamın sonra anne ve babamın odasının önünden geçip kendi odama gittim. Ne anne ve babamın ne de ablamın odasının ışığı yanmıyordu. Yavaş adımlarla odama ilerdim ve içeri girip kapıyı ardımdan örttüm. Derin bir sesizlik ve derin bir yalnızlık eve hakimdi. Her yer ve her şey susmuştu.
Acı hissedilmeyi talep eder.
₩ ₩ ₩
^^^
° Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz?
₩ ₩ ₩