B ö l ü m :
3 - E l v e d a
₩ ₩ ₩
B ö l ü m a l ı n t ı s ı :
. B e n i m
c a n ı m
b a b a m .
₩ ₩ ₩
Acım tazelenir iken ablam kollarını açtı. Buna ihtiyacım vardı. Ağlayabikeceğim ve rahatça içimi dökeceğim bir omuza ihtiyacım vardı. Buna muhtaçtım sanki.
T e k
i h t i y a c ı m
b u y m u ş
g i b i.
° ° °
İ y i o k u m a l a r
° ° °
" Oooo, hanımefendiler gelmiş, hoş gelmiş. Sizler buralar teşrif etmeyi bilir miydiniz? Yoksa hayal mi görüyorum? Bir dakika ben kesinlikle hayal falan görüyor olabilirdim. Hatta sen hiç var olmamış bile olabilirsin. "
Bir kinaye miydi bu?
Oturduğum koltukta işittiğim kapı sesiydi bu cümleyi duymama sebep olan. Bulunduğum yerden kafamı sesin geldiği yere doğru çevirdim. Siyah takım elbisesi ve kendinden büyük egosu ile odadan içeri giren okul müdürümüzün tak kendisiydi bu. Ona bakmam gerektiği için alttan kendisine bakmıştım. Ağzımı açıp ona bir şeyler söylemek isteğim ise bariz ama bu isteğime rağmen son anda kendimi tuttum.
Böylesi insanlar parayı severdi. Para dışında kıymet verdikleri olmadığı için, paradan ayrı giden insanlıkları önemsemezdiler. Mevzuları yeter ki para olsundu.
Derin bir nefes alıp, " Merhaba. " dedim.
Kapıyı kapatıp yavaşca koltuğuna doğru ilerledi. Odası fazla büyüktü.
Koltuğuna oturup arkasına yaslanıp bana baktı. " Sana da merhaba Sara. Böyle sürprizleri epey görmeyeli çok oldu. Beni şaşırtan insanları severim. Genel de kuyruğunu kıstırıp kaçanlar vardır. Ne hikmetse senin cesaretin ayrı. Takdir ettim doğrusu." dedi. Sesinde alay vardı.
Derin bir nefes alıp karşımda oturan adama baktım ve konuşmaya başladım.
Hadi bakalım.
O gün müdürün acıyan bakışlarının altında kaydımı o okuldan almış ve kendime biraz zaman verdikten sonra bir devlet lisesine kaydımı alma kararı almıştım. Kaydımı yaptıktan sonra eve gelmiş ve kapımızın önünde bizi bekleyen ev sahibiyle karşı karşıya kalmıştım.
Eve girdikten sonra ise aramızda geçen konuşmaların etkisi altındaydım bu yüzden ablama patlama isteğiyle dolup taşmıştım.
İçeri girip salondaki koltuğa oturdum ve onun eve gelmesini bekledim.
"Nededeydin? " dediğimde ses tonum annevariydi ve bir o kadar sertti. Bildiğin ablama annelik yapıyordum. Ablam dediğime bakmayın benden sadece 15 saniye önce dünyaya gelmişti ve benim aksime devlet lisesinde okuyordu. Ben kolejlerde güle oynaya okurken o ise devlet liselerinde somurtuyordu ki, benim eski düşüncemdi bu. O somurturdu çünkü onun için somurtmak bir meslekti. Bir o kadar da ciddiydi ama fazla hormonlarının gücü altındaydı. Bunu ona itenin ne olduğunu bilmiyordum ama artık öğreneceğime göre, bir sorun yoktu.
Umarım.
Sorumla birlikte durdu, gözlerini yüzüme dikti. Oldukça ciddi duruyordu. Hatta fazlasıyla ciddiydi. Oturduğum yerden belimi dikleştirip konuşmaya başladım. Sanırım an itibariyle aldığım kararı açıklayayım. Gideceğim devlet lisesini buldum. Ablamın lisesi. Ona neden abla dediğimi bilmiyordum. Aramızda sadece 15 saniye vardı.1 dakika bile değil yalnızca 15 saniye. Sanırım ağız alışkanlığından dolayı ona abla diyordum. Ben konuşurken yüz ifadesinden hiç bir şey eksilmemişti. Yavaşça ağzını araladı ve, " Yavaş ol şampiyon. Annelik ayarlarına baktır bir ara." dediğinde sesinin tonundaki sertliği ve alaycılığı fark etmemek için aptal olmak lazımdı.
Aslında onun ne kadar tuttuğunu koparan bir kız olduğunu bilirim ama bir o kadar da hassas olduğunu. Ablam hırslanır ama istediğini elde etmez ise uğrunda bir çok şeyini feda ederdi. İnsanlığını bile!
" Sen de saat gece yarısına yaklaşacakken eve geldiğin için zekana baktırmalısın... Kardeşim. " dediğimde uyuşturucudan morarmış göz altları ve dağınık saçları ve bedeniyle salon kapısının önünde duruyordu.
Dağınık bedeni ile salon kapısından içeri girdi. Onun bu hali kötüydü. Ama ben nedense umursamamıştım. Umursamamıştım çünkü ben kim sorumluluk sahibi bir birey olmak kim?
Onun için üzülmüyordum. Daha doğrusu ona acımak ve üzülmek için bir neden göremiyordum.
" Kes saçmalamayı, ben uyuyacağım." dedi. Sesi ile seninle konuşmak istemiyorumu hissettirmişti. Aklı sıra lafları ile beni ezecekti. Fakat benim ne kadar tembel bir öğrenci bile olsam zekamın zehir gibi olduğu gerçeğini unutmamalıydım. O da unutmamalıydı.
" Kapının önündeydi. " dedim ve sustum.
Anlamasını bekliyordum. O da biliyordu. Adım gibi emindim. İki haftayı geçtim son bir aydır kapımızın önünde nöbet tutar olmuştu.
Babam ve annem yeni bir iş almışlardı bu da dönüm noktamız olmuştu. Babam ve annem eğer bu işi alamasaydılar batacaklardı. Artık nefes alamadıklarına göre battık, özetle.
Ödenmeyen bir sürü borcumuz ve son bir aydır ' kira ' diye tutturan bir ev sahibiydi mirasları.
Ne mutlu bize.
Karşımda duran dağınık ve yıpranmış olan kız ne demek istediğimi ve neden bahsettiğimi anlamış olmalı ki uyumaya gitmek yerine gelip oturduğum koltukta yanıma çöktü. İçmemişti. Hayret. İçki kokmuyordu.
" Gel buraya tüy yumağım. " dediğinde babamın seslenişini hatırladım.
Babam benim. Benim canım babam.
Acım tazelenir iken ablam kollarını açtı. Buna ihtiyacım vardı. Ağlayabikeceğim ve rahatça içimi dökeceğim bir omuza ihtiyacım vardı. Buna muhtaçtım sanki. Tek ihtiyacım buymuş gibi. Oysa ki o kadar çok eksikti ki bir çok şeye ihtiyacım vardı benim. Ama sarılmak benim için şu an çok önemliydi.
Hızla yanımda oturan ablama sarıldım. Göz yaşlarımın akmaması için kurduğum setleri yıktım ve özgürce akmalarına izin verdim. Ona sarılınca hüngür hüngür ağlamaya başladım. Ondan iğrenmeliydim ama olmazdı. Biz birbirimize emanettik. Bizim birbirimizden başka bir şeyimiz yoktu. Kalmamıştı.
" Anne, anneee... " diye haykırdığımda mutfakta olan annem hzılıca yanıma geldi. Koşuşundan ve aceleciliğinden ötürü, yüzünü saran ifade nedeniyle endişelendiğini anlayabiliyordum.
Mahhallemizdeki kızların sorunu vardı. Ben güzeldim bir kere. 5 yaşında olabilirdim ama güzeldim, ayrıca zekiydim. Herkes benim ne kadar zeki olduğumu bilirdi. Bilmeseler bile mutlaka öğrenirlerdi.
Anneciğim koştur koştur yanıma gelmiş, endişeli yüzü ile bana bakıyordu. Bir yandan da vücüdumda göz gezdiriyordu. Herhangi bir yerime bir şey olup olmadığından emin olmak istiyordu.
" Ne oldu? Sara neyin var? " diye endişelenen anneme şaşırarak baktım. Ne kadar da endişelenmişti. O an acaba söylemesem mi diye düşündüm. Durdum ve sulu gözlerim ve şaşkın yüzüm ile ona bakıp, " Ben çirkin miyim? " diye sordum.
Ağlamam durmasına rağmen hıçkırmam durmamıştı. Ne kadar tuhaf bir şeydi hıçkırık. ' Hıık ' diyordum resmen. Acaba büyüyor muydum? Hem ben güzeldim. Olmasam ağlar mıydım?
Sorduğum soru ile annemin yüzündeki endişe gitmişti. Artık yüzünde gülmemek için zor duran şaşkın bir kadın ifadesi vardı. Annem daha fazla dayanamayıp gülmeye başladığında şaşırarak ona baktım.
" İlahi kuzum... Sen çok güzelsin. " dedi yüzündeki gülümsemesi genişler iken. Bunun mutlu olmam için sebep olması gerekir idi. Ben aksine somurtarak, " Ayça ve Kaan bana sen çok çirkinsin dediler. " dedim.
Annem yüzündeki tebessüm ile yanıma biraz daha yaklaşarak, " Gel buraya, benim güzel kızım. " dedi şefkatle.
Hızla annemin bana açtığı davetkar kollarına kendimi atarak, " Annem, canım annem. " dedim.
O ise benim bu hareketimden mest olmuştu. Ona sarıldığımda kokumu içine çekerek, " Hı. " demişti.
" Hı denmez efendim denir. " diyerek onun sözünü ona satmıştımm. Cümlemi duymasıyla güldü. Hatta bir tane kahkaha patlattı demem daha doğru olurdu.
" Kulağımı çatlattın madın. " diyerek babamın taklidini yapmıştım.
Annem güldüğü zaman çok sesli gülerdi. Babam da genelde ona böyle söylerdi. Bence babam böyle söylemekte haklı idi.
" Bak sen benim kızıma. Sen nereden biliyormuşsun? " dedi ve beni gıdıklamaya başladı.
Kalkmazsam fazla güleceğimi biliyordum bu yüzden kahkahalar atarken bir yandan da kendimi annemin kollarından kurtarıp sokağa attım.
Anılar ...
Acı anılarla beynimde dolaşır iken ablamın bir eli sırtımı okşuyor bir eli de saçlarımı karıştırıyordu. Ablamın böyle yapması beni mayıştırmıştı ve uykumu getirmişti. Gözümden akan yaşlarımdan dolayı uyuyamayacağımı da biliyordum. Buna gerçekten ihtiyacım vardı. İyi ki yanımdaydı. İyi ki benim ailemdi.
O an onları ablam gibi bulamayacağım gerçeği yüzüme bir tokat gibi çarpıldı. Hıçkırıklarım ve göz yaşlarım artıyordu. Kendini o kadar sıkıyordum ki kaslarım ve bedenim sızlıyordu.
Bedenim bunca zamandır bu anı bekliyormuş gibi boşalmıştı.
Bir süre ablamın kucağında ağladım, ta ki sakinleşinceye kadar. Bir kaç saniye sonra ablamın sesini işittim. "Sakinleştin mi ? " diye sorduğunda neredeyse mayıştığımı fark ettim
Başımı omuzundan çekip kızarmış gözlerimi morarmış gözlerine diktim.
İçten ve olağanca samimiyetimle, " Teşekkürler. " dedim. Kollarının arasından sıyrılıp koltuğun kenarına doğru kaydım ve derin bir nefes aldım.
" Anlat bakalım. " dedi, bedenini ve bakışlarını bana çevirdi. Bende içimde saklamayarak, " Üç gün içinde evi boşaltmamızı istedi. " dedim tek bir nefeste.
Aslında bunu daha erken söylemesini beklemiştim ama ev sahibi belli ki ebeveyinlerimizin ölümü dolayısıyla bu kadar süre beklemişti.
Vicdanlı adammış.
Bir ay boyunca neredeyse her gün kapımıza da gelmişti ama kira içindi. Yine de gelmişti.
" Bekliyordum bunu söylemesini ama sanki... Sanki... Başka bir şeyler varmış gibiydi. " dedi. Sesi bol soru işaretleriyle doluydu
. Bakışlarının üzerimde dolandığını biliyordum ama ondan habersiz bir şey yapılmasından nefret ederdi. Okuldan ayrıldığımı duyunca nasıl tepki vereceğini kestiremiyorum.
Üstüme gelip gelmeyeceğini bilmiyordum yine de nasıl hissettiğimi ya da ne yaptığımı anlatmaya karar verdim.
" Bilirsin işte kabuslarım arttı, bazen..." dedim ve oturduğum koltukta ona doğru tam döndüm bu işi kıvıramayacağımı anlamıştım.
Ona baktığımda şüpheli gözler ile bana bakıyordu. Hele ki o mosmor göz altlarını söylemiyordum bile.
Derin bir nefes aldım ve hızlı bir şekilde, " Okuldan ayrıldım. Bir süre sonra taksitleri ödeyemecektik. Düşündüm ki... Belki senin okuluna gelebilirim? " dedim.
Konuşurken sesim titremişti. O ise beklediğimin aksine, " Yarın kaydını yaparım. Uyuyacağım. " dedi ve yanımdan kalktı.
Ondan bu tavrı beklemiyordum. Tam odadan çıkacakken karşısına geçtim.
" Bir şey söyleyecek misin? " dediğimde gülümseyerek kızıl saçlarını geriye atıp, " Yakışmış. " dedi.
Ağzımdan " Ha? " sesinin çıkmasına engel olamamıştım. O ise benim şaşkın halime gülümseyerek, " Saçların. " dedi ve yanımdan geçip salondan çıktı. O an istemsizce yüzümde bir gülümseme belirdi.
Duymayacağını bilsem de, " Teşekkürler ." dedim. " Teşekkürler Abla."
₩ ₩ ₩
° ° °
° ° °
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
B a c a ğ ı m d a
ö n c e
b i r
u y u ş m a
v e
a r d ı n d a n
b i r
s ı z ı
m e y d a n a
g e l d i .
B u ğ r a' n ı n
s e s i n i
i ş i t t i m .
Ö l e c e k
m i y d i m ?
S a n ı r ı m.
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
• • •
₩ ₩ ₩
Ç o k
k o n u ş m u ş t u m .
K e n d i m i
a n l a t m a k
i s t e m i y o r d u m .
Y o r u l u y o r u m .
B e n i
a n l a y ı p
a n l a m a d ı ğ ı n ı
b i l e
b i l m i y o r d u m .
A n l a ş ı l m a k
i s t i y o r d u m .
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
BÖLÜM ALINTISI
Y o r g u n d u m .
İ ç i m
a c ı y o r d u .
B a c a ğ ı m
a r t ı k
a c ı m ı y o r d u
a m a
k a l b i m
v e
b e y n i m
a c ı y o r d u .
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
^^^
°Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz?
₩ ₩ ₩