BÖLÜM 16: BİR KAÇ ŞEY

1785 Words
• • • B ö l ü m   a d ı : 1 6 -  B i r k a ç ş e y • • • B ö l ü m  a  l ı n t ı s ı :  H a n ç e r   y a r a s ı  k a d a r  k u t l u K u r ş u n  y a r a s ı  k a d a r  m a k b u l G ö z y a ş ı  d ö k m e k  k a d a r  . . .  • • • i y i o k u m a l a r • • • ° ° ° ° ° ° B ö l ü m a l ı n t ı s ı : B a c a ğ ı m d a ö n c e  b i r u y u ş m a  v e a r d ı n d a n b i r  s ı z ı m e y d a n a g e l d i . B u ğ r a' n ı n s e s i n i i ş i t t i m . Ö l e c e k m i y d i m ? S a n ı r ı m. ° ° ° i y i o k u m a l a r ° ° ° • • • ₩ ₩ ₩ Ç o k   k o n u ş m u ş t u m .  K e n d i m i  a n l a t m a k  i s t e m i y o r d u m .  Y o r u l u y o r u m .  B e n i  a n l a y ı p  a n l a m a d ı ğ ı n ı  b i l e  b i l m i y o r d u m .  A n l a ş ı l m a k  i s t i y o r d u m . ° ° ° i y i o k u m a l a r ° ° ° BÖLÜM ALINTISI Y o r g u n d u m . İ ç i m   a c ı y o r  d u .   B a c a ğ ı m  a r t ı k  a  c ı m ı y o r d u  a m a  k a l b i m  v e  b e y n i m  a c ı y o r d u . ° ° ° i y i o k u m a l a r ° ° ° ₩₩₩    Gözlerindeki kararlılık beni o kadar çok kırmıştı ki artık Kıvanç' a olan bağlılığımın bağlarında hasarların oluştuğundan emindim. Ancak ben bugüne hazırlamıştım kendimi yoksa o kadar sorunu yapma amacım ne olabilirdi ki.    Hepimiz aynı yerlerimizde duruyorduk. Ben, Kıvanç , Nermin abla ve mutfak kapısında ki Pelin. Pelin' i ilk gördüğüm anda da sevmemiştim şimdi de sevmiyorum.    " Peki iyi... Mutluluklar. " diyerek Kıvanç ' a son bir kere daha  baktım ve üzerimdeki geceliklerle dış kapıya doğru ilerledim. Ses tonum sert veya yüksek değildi. Hüsran doluydu. Kırılmış ve incinmiştim. Tamam bunun böyle olması benim suçumdu ama bu durumun beni bu kadar çok üzeceğini düşünmemiştim.     " Sara.. "diyerek bağırdı ardından Neriman abla ama onu duymazdan gelerek Pelin ' e yandan bir bakış attım. Yelloz. Spor ayakkabılarımı ayağıma geçirerek ayağımdaki terlikleri kenara bırakıp hızla soğuk havaya attım kendimi. Ardımdan ayak sesleri gelmişti. Sanırım biri geliyordu. Acaba ardımdan gelen Kıvanç ' mıydı. Tam o anda Kıvanç ' ın " Hala ! O kendi kararını verdi. Bırak gitsin. " dediğini duydum. Nermin ablanın  " Hayır "  diye haykırışını duydum. Ardımdan gelen Kıvanç değildi. Kıvanç da beni istemiyordu. Bir an için ablamında beni evde istemediği aklıma geldi. Beni evden yollarken kurduğu cümleler.   ₩₩₩        " Hiç uğramadığın mezardan mı bahsediyorsun? Bir kere bile gitmediğin mezar mı seni buraya bağlayan. " demişti.     O zamanda haklıydı. Belki hala daha haklıdır. Canım acıyordu.    "  Bavulunun küçük gözünde kalacağın evin adresi var. İkametini Bursa ' ya aldırdım. Kendin çalışırsın. Bir sürelik para var çantada. Evini tuttum. Kendine iyi bak.  "     Artık uğramadığım bir mezarı ardımda bırakmıştım. Ağzımda sakız ve çenemde biten dengesiz saçlarımla gerçekten tuhaf görünüyordum. Ağlamamak için kendimi zorluyordum. Bakışlarım baygındı. Sakızı bile çiğneyecek gücüm yoktu. Eylül ayının esintisiyle kirpiklerimi kırpıştırdım. Sahte deri ceketimin cebinde ki elimi tekrar sıktım.    Son 3 saat 15 dakikam kalmıştı. Bir de cebimdeki mektup.      " Bir yaşlı kadın varmış, durgun bir hayatı ve dinç bünyesiyle kendince mutlu bir hayat sürüyormuş.... " ₩₩₩       Aşka sınır tayin etmek mümkün mü   İzleri gecemde gündüzümde   Şevkle çoşar , neşeyle çarpar yüreğim   Hançer yarası kadar kutlu   Kurşun yarası kadar makbul   Göz yaşı dökmek kadar...       Yok canım yan yana oturduğum ve ilk kez gördüğüm birine aşık olamazdım. Yoksa olur muydum? ₩₩₩      Acı hissedilmeyi talep eder. Şu anda olduğu gibi. Ablamla yaptığımız konuşmanın üzerinden tamı tamına 4 ay geçmişti. Onunla son konuşmamızdı. O hayatımda değildi artık. Annen ve babam yoktu. Koca bir dünyada elimde pek bir şeyim kalmamıştı. Anılarım dışında. Kalbimdeki sızı dışında. Hayat bana acı tarafını bırakmıştı.        Soğuk o kadar sertti ki bütün bedenim yeni dışarı çıkmama rağmen donmuştu. Karların sıvısı , ayağımda ki spor ayakkabıdan bile tesir ediyordu. Üstünde sadece bir hırka vardı. Karlar bedenime örtü gibi serilirken titremeye başlamıştım. Geri mi dönsem acaba ? diye düşündüm bir an ve hemen " hayır " dedim kendime ve bir adım daha attım .. Bir adım daha ... ve bir adım daha ... ve bir tane daha ...     " İyi günler. "     " Size nasıl yardımcı olabilirim? " dedi karşımda ki adam. Orta yaşlı biriydi. Temiz yüzlü birine benziyordu. Siyah kabanı vardı. Eminim o kabanın içi çok sıcaktır diye düşündüm bir an ve r titreme vücuduma yayıldı. Üşüyordum. Dışarısı buz gibiydi.     " Acaba telefonunuzu kullanabilir miyim? " diye sordum karşımdaki orta yaşlı adama. Numarayı tuşladım ve o an karşımdaki adama baktım. Bana bakıyordu. Acıyarak. Bu halde dışarıda , bu ince kıyafetlerle ne işim olduğunu düşündüğünden emin olabilirdim. Numarayı tuşladığım telefonu kulağıma götürdüm. Çaldı. Çaldı.     " Alo ? " diyen o sesle " hıh .... Şey ben Sara . " dedim ve " Sara ? " diyen sele " Yaklaşık iki hafta önce uğramıştım. " diyerek hatırlamasına olanak verdim. Umarım hatırlardı.   " aa... Sen şu kızsın. " dediğinde gülümsedim. İçime su serpilmişti. Ama serpilen suda soğuktu hala üşüyordum.        Gülümseyerek telefonunu kullandığım orta yaşlı adama, " Teşekkürler.   " dedim. Bana tuhaf tuhaf bakmıştı karşımda ki adam. Muhtemelen benim kim olduğumu ve bu halde , bu soğukta neden dışarıda olduğumu düşünüyordu. Elimdeki telefonu alarak tekrar " Teşekkürler. " dedim ve karşıda ki kafeye doğru ilerledim. Ellerime üfledim ve titredim.        Bakışlarıyla diken üstünde hissetmeme neden olan garsona tekrar gözüm kaydı. Bana yandan bir gülüş attı. Umarım sapık değildir diye düşündüm o an. Bana gülüş atarken elini çenesinin altına koyup gözlerini dikti bana. Kendimi daha iyi hissetmek adına " Sapık değil. " diye tekrar ettim içimden. Bana bakarken istifini bozmayan garsona boş gözlerimle karşılık vedim ve önüme dönerek soğuğun az da olsa esaretinden kurtulan bedenimle masaya baktım. Küçük bir kayçfeydi şu anda olduğum yer. Hoş ve sade görünüyordu gözüme. Masalar sıradandı ve tahminimce genç çalışanları vardı. Bana durmadan bakan şu genç gibi ...    " Bir şey ister miydiniz? " başımı kaldırdım ve bana bakan genci gördüm. Alnına düşen sarı saçları, kulağında ki küpesi, beyaz teniyle , güzel suratı ve bakımlı bedeniyle karşımda duruyordu. Yerimde huzursuzca kıpırdandım. ve " Hayır. Bir arkadaşımı bekliyorum. " dedim. Baktı. Ayakta durdu ve bakışlarına karşılık verdim. İçimde oluşan titremeyle suratının her zerresine baktım. Gözleri maviydi. Parlak bir maviydi ama bakışları beni huzursuz ediyordu. Kim di ki bu genç? Daha önce hiç karşılaşmadığımızdan emindim. Cidden neden bana böyle bakıyordu.        " Pe - peki. " dedi ve beklemesine sahte bir gülümsemeyle karşılık verip başımı salladım. Neden hala burada duruyordu? İçimden ' Gitsene artık buradan.' demek geçti ama kendimi tuttum. Tam gidecekken durdu.  "Tamam o zaman, ben seni tanıyor muyum ? " dediğinde anlamıyor o konu baktığım sanmıyorum dediğimde adın Ekimde yeni demesiydi kaşlarımı satıldı Ekim ismini biliyordum Ablam onu sanıyordu ama onu nereden biliyordu Ekim mi Evet ama saçlarını uzun ve kızıl değil miydi dediği an ablamdan bahsettiğini anladım onu nerede görmüş olabilirdi ki Ankara'da görmüş olma ihtimali vardı sanırım bu genç Ankara'ya uğramıştı ya da başka bir ihtimal Hayır diyerek gülümsedim seni gördüğüme eminim ters mi kullanıyorsun dediğinde gözlerimin ablamın kimden farklı olduğunu bir kere daha anlamıştım Hayır beni daha önce görmedim yani iki resimden bahsediyorsun sanırım o kıza saçları ela gözlü diyerek ona baktım olabilir sanırım Ama güzel bir geceydi diyerek çapkınca güldüğünde beynimden vurulmuşa döndüm ablam bununla ne Anladım diyerek tancılar etrafa bakmaya başladım onu tekrar görmek istiyorum ama geçen perşembeden birini onu göremedim demesiyle sana dedi kalın Gürses anlamlandıramadığım şeyler adımı seslenen kişiye baktım siyahlara bürünmüş bir ay gitti boş bakışlarımı ona baktım ve duyduklarımı anlamaya çalışıyordum ablam Bursa bu genç neden buradaydı neden bu olmayaydı Geçen perşembe mi dedim diyerek karşındaki yabancıya vaktim bana tuhaf bakarak gülümsedi Evet o gece Unutamam diyerek garip bakışlarla bana baktı şaşkınlığını üzerinden atamayacak bir kere tek gördüğüm gence baktım kafeyi tarıyor arada da ve bana kaydı bakışları ablam Bursa'da mıydı Peki bu gençle ne işi olabilirdi ki inanamıyordum anlamlandıramıyorum hiçbir şeyi şaşkındım oldu Çok içerisinde duruyordum durduğum yere bırakılmış Gibiydim Eğer zamanı geri alabilme gibi bir gücüm olsaydı Elbette ki anlamda Baba ve anneme aldığım zaman önerdim o biletleri almazdım iyilikte başlayan Hayallerim nasıl da birlikte son bulmuştu olmasını istediğimiz bir şey yapma bizim olsaydı bu sefer de annemin rahmini düşmem engellerdim doğum gerçekleşmez ve bir ruh bedene yerleşerek menü oluşturma yazdı ancak Önemli olan bulunduğum konumdaki yanımda Duran konudaki tam şu andı. Yanımda Duran gelince bakıyordum arabayı kullanmakla meşgulüm Ne yani şimdi bu kışta bu vaziyette mi çevirdim başıma artık Yağma yok bayağı Kalenin biriktir izlediğini bembeyazdı rüya gibi Evet ben de seni aradım diyerek sorunu onu dönmesemde buna bakılırsa de bilmiyordum bu kadar erken arayacağını bilmiyordum dediğinde sorusu diyordu Aslında Siz sert ve Onur'un benden 4 yaş büyüktü bunun olması Normalde ben de dedim ve Sustum hüsrana uğramıştım Benden bu kadar erken beklemiyordum içimi çektim karların güzelliğine baktım ne yalan söyleyeyim böyle olacağını ben de bilmiyordum Ve sadece müzik sesi doldurdu arabayı senden dışarı izlemeye devam ettim ve yavaş yavaş mı içmeye başladım             ₩ ₩ ₩ ^^^ °Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz? ₩ ₩ ₩
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD