° ° °
B ö l ü m :
1 5 -
S o r u n l a r
° ° °
° ° °
B ö l ü m
a l ı n t ı s ı :
H a y a t ı m
b u
z a m a n
d i l i m i
i ç e r i s i n d e
g a r i p l e ş m i ş t i .
G a r i p l e ş m i ş t e n
k a s t ı m
f a r k l ı l a ş m ı ş t ı .
° ° °
° ° °
i y i
o k u m a l a r
° ° °
• • •
₩ ₩ ₩
₩ ₩ ₩
Aşkın tarifini bana ne zaman sorsanız vereceğim yanıt boş bakan bakışlarım olurdu. Hala da aşkın içimde bir yerlerde olduğuna inanmıyordum. Bana göre aşık olmak ' aşık oldum ' demek değil. Bunu söyleyememek. anlamlandıramaktı. Çünkü bence hayatta anlamlandıramadığımız bir olay varsa bu aşk olmalıydı. Babamın anneme duyduğu aşkı istiyordum. Annem duygularını ifade edemeyen bir kadındı babama nazaran. Babam romantik bir adamdı. Annem ona göre daha az romantikti.
₩₩₩
Anne ve babamın 7. evlilik yıl dönümleriydi. Bir gün evde hep birlikte oturmuş yemek yiyiyorduk. Babam her önemli günde anneme bir hediye alırdı. Önemli olmayan günlerde de çiçek alırdı. Ama öyle poşete sarılmış çiçekler değil. Saksıda yaşamaya devam edecek bir kaç gün sonra solmayacak çiçeklerden. Çünkü babama göre ona aldığı hediyeler sürekli olarak hatırlanacak veya göz önünde olan hediyeler olmalıydı. Bu yüzden anneme saksıda çiçek almıştı. Annem onları her suladığında babamı hatırlayacaktı. Onun ona önem verdiğini ve her zaman onu önemsediğini ona hissettirmek istiyordu. Ve ona hediye aldığı zamanlarda ona güzel şeylerde söylerdi.
Bir keresinde ona yine çiçek aldığı zaman " Ben seninle hayat bulan ve yaşamına daha güzel bir şekilde devam etmeyi seviyorum. Sen benim geçmiş hayatımın izlerini bugünün güzellikleriyle dolduruyorsun. Bu çiçek artık sana emanet. Her su verdiğin ve evin içinde gördüğün zaman hatırla ki hayatımın kalan her anında seni seviyor olacağım. Sen benim dünümü, bugünümü ve yarınımı güzelleştiren en önemli şeysin bu hayatta. " demişti. Onu seviyordu. Biri birini nasıl bu kadar severdi Kestiremiyordum. Hayat insanın önüne güzellikleri her zaman sermezdi. İnsana ben ne kadar şanslıyım dedirttirmezdi. Bana göre , kesinlikle ergen bana göre , bu böyleydi. Annem ve babam bu hayatta birbirlerinin şanslarıydılar. Onlar birbirleri için önemli ve özellerdi. Onların bağlılığı parmaklarında ki yüzükle ölçülemezdi. Annem ve babam birbirlerine kalpten bağlı iki insandı.
İşte ben de öyle olduğunu sanıyordum. Aşkın bir bağlılık olduğunu. Sadece yüzük ile olan bir sevgi bağlılığı değildi bu. Son günlerde hayatım tuhaflaşmıştı. Bilmediğim bir yerde , tam tanımadığım insanlarla bir aradaydım. Garip diye düşündüm içimden. Çünkü gerçekten garipti belkide. Anne ve babamı kaybetmiş. Hayatındaki iki en yakın olduğu iki güzel ve önemli insanları hayatımdan çıkarmış ve ablası tarafından evden gönderilmiş birine göre çabuk aile ortamı ile karşılaşmıştım. Oysa ki bu kadar erken bir yer ve insan bulmam garipti. Nermin Ablanın beni bu kadar önemsemesi garipti. Kıvanç 'a aşık olmam garipti. Gerçekten onu seviyor muydum yoksa sadece ilgi mi istiyordum. Bu kadar kısa sürede tam olarak tanımadığım birini sevmem mantıksızdı. Yanlış düşünmüyordum. Yani hislerim konusunda yanlış düşünmüyordum.
Ben Kıvanç ve Neriman abla mutfakta oturmuş kahvaltı yapıyorduk. Kıvanç dün geceye nazaran bana garip davranıyordu. Aslında garip davranmıyodu. Bana karşı hiç bir tavrı yoktu. Oysaki dün gece " Cips ve Film " keyfi yaparken böyle değildik. Nermin Abla bana bakarak " Artık okula başlaman lazım. " dedi. Onu onaylayarak başımı salladım. Tam kelimelerime devam edecekken " Seni koleje yazdırdım" dedi. " Ne ? " diyerek elimdeki çatalı tabağın kenarına bıraktım. " Okula gitmen gerek. İyi bir eğitim almalısın. Bu yüzden o okula gideceksin. " dedi. Afallamıştım. Neden benimle emri vaki konuşuyordu ki. " Evet okula gitmem gerek ama bir koleje değil. Sonuçta ... " Neriman abla cümlemi yarıda keserek. " Söyliyeceklerimi söyledim. Konu kapanmıştır. " dedi ve kahvaltısını yapmaya devam etti. Fikirlerimi önemsememişti. Kırılmıştım. Ondan böyle bir tepki beklemiyordum. Beni üzmüştü. Fikirlerime saygı duymalıydı. " O okula gitmek istemiyorum. Bir okula gideceksem bu kolej olmak zorunda değil. " dedim ve Neriman ablanın ne söylediğini dinlemerek " Size afiyet olsun. " dedim ve Neriman ablanın evinde kaldığım odaya gitmek için merdivenleri çıktım. Sonraki zamanlarda Neriman Abla beni ikna etmişti aslında ikna etmemiş zorla gitmem gerektiğini söylemişti.
Ne kadar 17. yaş günüme 21 gün kalmış olsa da , telefonum takviminde yazan 02.02 tarihini anlamlandıramıyorum. İçimde tarifi imkansız bir huzursuzluk vardı. Hala Neriman ablanın evinde yaşıyor ve Kıvanç'la sabahlıyordum. Bu aynı yatağa uzanmak değil aynı evde yaşamak. Sadece o günkü cips günü dışında nedensizce benden uzaklaşmıştı. Bana bir yabancı muamelesi yapıyordu. Bu süre zarfında Kıvaç' la ilgili bir kaç tuhaf şey öğrenmiştim. Öğrendiğim tuhaf şeylerden biri de Kıvanç'ın benden 3 yaş büyük olup ikinci sınıfta bir Tıp öğrencisi olduğu gerçeğiyiydi. Kıvanç zekiydi, fazlasıyla arkadaşı ve fazlasıyla peşinde olan kız vardı. Bunlardan birisiydi Pelin.
Asla ısınmamıştım. Bildiğim kadarıyla Pelin Kıvanç'ın ödev partreniydi. Anlı kızlık iç güzülerim partnerlik kelimesinin onun için başka bir şeyler ifade ettiğiyidi. Kıvanç ile aynı evde yaşamamıza rağmen Kıvanç' ı Pelin benden daha çok görüyordu.
Kıvanç' a vurulduğumu düşündüğüm günden bu yana duygularım daha da çok fazla değişiklik oluyordu. Bunun tuhaf bir durum olduğunu düşünsem de Betül'e açıklamıştım. Betül Neriman Ablanın torpiliyle girdiğim Doğa koleji'ndeki sıra arkadaşımdı. Bir tek iletişim kurduğum kişi olmasına rağmen beninle ilgili daha pek bir şey bilmiyordu. Okulda dikkat çekici biri olduğumu bilmiyordum. Okula yeni başlamış olmama rağmen karşı cinsten aldığım teklifler ağız açtırıyordu. Onlara da verdiğim tepki boş boş bakmaktı. Betül benim duygu karmaşası yaşadığıma inanıyordu. Belki de öyleydi geçmişimi bilmiyordu. Kendime bir çember çizmiş ve onu da o çemberden uzak tutmuştum. O çemberden bir tek iki kişi adım atmıştı ama onları da ardımda bırakmıştım. O çemberden başka kimseyide içeriye almayı düşünmüyordum.
Hayatım bu zaman dilimi içerisinde garipleşmişti. Garipleşmişten kastım farklılaşmıştı. Dünüm bugününe uymuyordu. Koleje gittiğim için mutlu değildim. Kıvanç beni görmediği için mutsuzdum. Kendi evime gidemedim için mutsuzdum. Hala Neriman abla ve Kıvanç 'a yük olduğum için mutsuzdum. Hayatımın bu yoğun temposunda anılarımın aklıma çok az geldiği için mutluydum. Ne kadar çok hareketlilik o kadar az aynıydı.
Gelelim okul konusuna. Dediğim gibi Neriman ablanın torpili ile girmiştim. Kolej aynı kolej olmasa da bana eski günleri hatırlatıyordu. Bu yüzden fazla kararsızdım. Okul güzeldi öğretmenleri de iyiydi. Tabii ders dinlemeyi başara bildiğim süre boyunca.
Bu okula gelmeyi ben iztememiştim. Neriman Anlamın zoruyla gelmiştim. Burada daha fazla kalmak istemiyordum. Ona daha fazla yük olmak istemiyordum. Kolej' e yazıldıkta sonra evde ilk tartışma konusu açmıştım.
Akşam yemeği için Neriman ablayla mutfak masasına oturmuş yemek yiyiyorduk. Kıvanç beyimiz eve geç gelecekti. Çünkü Pelin ile çalışması gereken ve yetiştirmesi gereken bir ödevi vardı. Derin bir nefes alıp bütün cesaretimle " Kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. " demiştim. Cümlem kısa ve özdü. Ben Neriman ablanın söyleyeceklerine kendimi hazırlarken çatalını ağzından çekti ve tabağının kenarına koydu. Ağzının kenarını temizlerken " Tamam. " dedi ve bu konu böyle kapandı. Sadece tamam dedi. Bu pek beklediğim bir tavır değildi. O an mutlu olmuştum. Neriman ablanım beni anladığını ve fikirlerime saygı duyduğunu düşünmüştüm. Ancak bu düşüncem kısa sürmüştü. Bir gün Kıvanç ile onu tartışırken duyduğumda kararlarımız saygı duymadığını ve hiçbir zaman duymayacağını anlamıştım.
" Ne demek izin ver. Senin dediğini dinleyip ' tamam ' dedim. O gitmemeli izin vermem. Buna izin vermiycem. Burada kalıp omokula gidecek " diye çemkiren bir Neriman abla vardı. Bundan dolayı daha fazla bir şey beklemedim. Böylece sorunlu günlerim başlamış oldu. Kaydımı alırsam Neriman ablanın haberi alacağını bildiğimden okul kaydına dokunmadım. Zamanında ablamın beni sinir ettiği yöntemi kullanarak umursamazlığı başvurdum. Böylece Neriman ablayı kendinden soğutacaktım. Önce çalışma süresine uyarak ödevleri yapmamaya başladım. Aldığımda nasibatları takmayarak derslerde sakız çiğnemeye başladım. İlk başlarda yok sayarak devam etti Neriman abla. Bana karşı benim silahımı kullanıyor gibiydi. Bu beni daha fazla sinirlendirmişti. " Doğru müdire hanımın odasına . " kelimesi benim için her gün duymam gereken bir cümle haline gelmişti.
Bir keresinde müdire hanımın odasına çıktıktan sonra bir erkek grubunun yanına gidip birine laf atarak tartışma başlattım. Karşı tarafa söylediğim küfür ile başlayan tartışma, en öndeki erkeğin bacak arasına vurduğum tekme ile sonuçlandı. Kavgada iyiydim her zaman. Sonra vukuatlarım her geçen gün artmaya başladı. Sonra da okulda " Serseri Kız " adıyla tınılır olmuştum ve velilerin. beni kastederek " Ondan uzak dur. " cümlesini çocuklarına kurmalarına sebep olduğum kişi oldum. Bu sebeplerden dolayı Neriman abla vaktinin çoğunu okulda geçirmeye başladı. İnatçıydı. Benimle inatlaşmaya karar almıştı ve sabahları okula gelip midire hanım arkadaşından günlük ne yaptığımı öğrenir. Sonra yanıma gelerek bana nahatta bulunur ve eve giderdi. Akşam yemeğinde bana gülümser olmuştu. Bütün günü böyle geçiyordu ama bu durum onu rahatsız etmiyordu. Bu daha da sinirlerimi bozar olmuştu. Sanki ne yaptığımı anlıyor gibiydi. Ben de daha da inatçı bir kız olmuştum.
Bir kızın saçlarını kesmiş. Bir gencin suratının kenarını faça atmış. Bir başka kızın gözlerini morartmış. Marketten bir şeyler araklamış. Neriman ablanın numarasını köşelere asıp ' ateşli bir gece için beni ara ' yazmış. Bir aracın kaportasına hasar vermiş. Bir bbaşkagencin bacağını incitmiştim. Bütün bunlara rağmen Neriman abla bana hiçbir şey söylememişti. Yaptığım her şey normal bir şeymiş gibi davranmıştı. Bana karşı bu kadar iyi olması ve benim yaptıklarımı görmezden gelmesi artık daha da sinirlenip Neirman Ablanın evine bir çocuğu zorla bağlayıp polisi arayarak " Alo bir ihbar da bulunacağım. " diyrek Neriman ablayı polislerde de karşı karşıya getirmiştim.
Artık FSM bulvarında Namın duyulmuş. Cumhuriyet Caddesi'nde tanınır olmuştum. Emek civarına tayfa tayfa takılanlara kadar adım gitmişti. Adım gitmese bile yaptıklarım herkes tarafından bilinir olmuştu. Kısaca Bursa'nın yarısından çoğuna adımı yazdırmıştım. Kısa sürede fazlasıyla popüler bir insan olmuştum.
Ne kadar müdüre Hanım Nermin ablayı tanısa da beni okuldan atmıştı. Zaten atlaması garip olurdu. Sicilime bir sürü suç işlenmemiş olsa da kayıt için gittiğimiz çoğu okulun kapısından " Hayır bu kızı kabul edemeyiz. " laflarıyla dönmüştük. Zaten adımı ve neler yaptığımı herkes biliyordu. Sicizilimin temiz olması hiçbir şeyi değiştirmemişti.
Derken Kıvanç'a artık sadece bir erkek gözüyle baktığımı fark ettim. O yaptıklarımın yanlış olduğunu söylemek için benimle konuşurdu. Yaptıklarımın yanlış olduğunu söyleyip durdu. Ona da ayıp ediyordum bunun farkındaydım ama onlara daha fazla yük olmak istemiyordum. Beni anlamlarını istiyordum. Neriman ablanın beni hala bu evden kovmaması sinirlerime dokunuyordu. Bir şekilde kendimi onlardan soğutmam gerekiyordu. Yapabileceğim tek şey onların yapma dediğin şeyleri yapmaktı. Elimden başka bir şey gelmiyordu.
Elbette ki bu böyle devam etmedi. Onlarında bir sabrı vardı ve ben bunu fazlasıyla aşmıştım. Kıvanç ' ın bana patladığı son nokta ise Neriman abla ve polisleri karşı karşıya getirmiş olmamdı.
Patladı bir nokta en son ki vukatımdı. Çünkü bir daha olaylara bulaimamama neden olacak bir harekette bulundu.
Neriman ablanın evinde ki odamda camın önünde oturmuş. Mavi pijamalarımla dışarıyı seyrediyordum. O gün Kıvanç ve Pelinde evdeydi. Bu sefer burada çalışıyorlardı. Kar Eskisine nazaran daha hızlı yağıyordu. Odada oturuyordum. Her an evden kovulmak zorunda kaldığımda gitmeme neden olacak duygularla yatağının oturuyordum. Pencereye düşen karlar belirli bir yol izliyor ve sol camın kenarından akıyordu.Cam soğuktu bu nedenle pencere kenarına soğuktan buhar vardı. Bir gün sonra doğum günümdü sakızı şişirdim ve patlattım. Tam da bu anda kapalı kapı açıldı. Tıklama yoktu. İçeri girmek için izin isteyen bir Kıvanç yoktu. Çat kapı girilmişti olduğum odaya . Korkuyla Kapıya baktım ve sinirli bakan bir Kıvanç gördüm. Bunu beklemiyordum. Ateş püskürerek " Aşağı gel. Konuşmamız lazım. " dedi. Sesi sert ve kendini dudurur gibiydi. Lafının ikiletilmesini istemiyordu.
İçimdeki isyanın susturarak evi terk etmeye hazır duygularımla ardından odadan çıktım. Daha koridora çıkmıştım ki Alt kattan Neriman ablanın ağlama sesi geliyordu. Bu açıtmıştı.
Polislerle karşı karşıya getirmiştim onu ağlaması normaşdi. Çocuk kaçıran muamelesi yemişti. Torpille çıkmayı başarmış olmalıydı. Saygısız hareketlerimle ağzımda sakızla karşılarına geçtim ve Kıvanç anında içini bir anda döktü.
" Sen ne yaptığını sanıyorsun ? " soru sormuyordu. Sesi sert ve yüksekti. Üzücü ve ürkütücüyüd. Ancak gitme vaktinin geldiğini bilerek konuşmaya karar verdim. Ağzımdaki kelimeleri yavaş yavaş söyledim. " Kararıma saygı duyulmayacaksa bende bunu yaparım. " dedim.
Kıvanç ateş gibi gözleriyle parmağını bana doğrultu ve " Sen. " diye tısladı. Bir adım öne çıkarak parmağının gerdanıma değmesin izin vererek. " Evet ben? " dedim. Çatık kaşlarıyla " Ya yerini ve saygıyı bilir burada kalırsın.. " dedi ve Nermin ablanın " Kıvanç " dedi. Onu uyarıyordu. Yapmaması gerektiğini ima eder gibiydi. Bu durum beni üzmüş ve incitmişti. Ben ona değer veriyordum. Kendiimden emin bir şekilde " Ya da ? " dedim ve cümlesini tamamlaması için ona fırsat verdim. Bu beni üzücekti. Ama ben bunu bekliyordum. Bunun için bu kadar çabalamıştım. Amacım buydu. İstediğim , yapmam gerkende buydu. Beni anlamalıydı. Cümlemi hatta kelimelerimi yineleyerek " Ya da ? " dedim bir kez daha.Gözlerine baktım, gözlerimin içine bakarak " Ya da gidersin. " diyerek yol sundu. Sesi sakinleşmiş ama kararlılığı devam ediyordu. Acıtmıştı. İstediğim buydu ama yine de üzülmüştüm. Bunu bekliyordum. Sevdiğim sandım kişi bu olamazdı. Neriman abla merdivenlere çömelmiş ağlıyordu. Kıvanç ' ın lafıyla yerinden kalktı ve bir kez daha " Kıvanç. " dedi sesi yapma der gibiydi. Olmaz der gibi.
O an en çok da mutfak kapısında bana gülümseyerek bakan Pelin sinirlendirmişti beni. Bana gülümseyerek ve alaycı bir şekilde bakıyordu.
Bu konuşma beklediğim bir sondu ama Pelin 'in karşısında değil. Alacağım olsun Kıvanç.
₩ ₩ ₩
^^^
°Merhaba, hikaye hakkında görüşleriniz neler? Burada yeniyim. Bu hikayem de ergenlik döneminden kalma. Bir şekilde yayımlamak istedim ama görüşlerinizi merak ediyorum. Umarım beğenirsiniz
₩ ₩ ₩