Geceyi yine Kral ile uyuyarak geçirmiş bana hissettirmeden yanımdan kalkıp gitmişti. Yine bıkkınlıkla yataktan kalkmış, elimi yüzümü yıkamıştım. Odamın kapısı çalınınca
"Gel" diye seslendim.
Bakışlarım kapıdaydı. İçeriye hizmetkar olmadığı belli genç güzel bir vampir kız girdi. Genç dediğim 500 yaşında vardı muhtemelen. Kız beni baştan aşağıya süzüp
"Sen kaç yaşındasın?" diye çırladı. Yüzüm yukarı aşağı buruşmamak için savaşırken boğazımı temizledim.
"18 ama sen kimsin?"
Kız tebessüm ederek yanıma yaklaştı
"Ben Kralın kız kardeşi Elizabeth. Yani prensesim" dedi. Ben kıza şaşkınlıkla bakarken, bu kadar mütevazı Prenses olur mu diye kendi kendime sordum. Tekrar beni süzüp
"Çok güzelsin, abim ağzının tadını biliyor" diyince yanaklarım kızardı. Elimi enseme koyup ovuştururken
"Ah Teşekkür ederim. Sende çok güzelsin" dedim. Hizmetçiye kahvaltıyı bırakıp gitmesini işaret edince, tepsiyi küçük masanın üzerine koydu. Aslında sıcak odada yiyordum ama bugünlük burda yiyecektim anlaşılan.
"Bana her zaman ki içeceğimden getirin" diye emir verince biraz erkenden iyi olduğuna karar verdim diye düşündüm. Statü farkı her yerde vardı anlaşılan. Bizim özel hizmetçimiz hiç olmamıştı. Kendimiz yapıyorduk her şeyimizi.
"Acıkmış olmalısın, otursana" diyince oturdum. Yemeğimi yemezsem soğuyacaktı. Prenses gardrobuma yönelirken kaşlarım çatıldı.
"Bakmam da bir sorun var mı?" diye sordu.
"Yok bakabilirsin" dedim. Oda kadındı nede olsa.
Ben yemeğe oturunca o dolabıma baktı.
"Hm sanırım ekleme yapmak gerek giysilere" dedi.
"Ne gibi?" diye sorunca bana döndü.
"Daha kadınsal şeyler diyince tükürüğüm boğazıma kaçtı ve öksürmeye başladım. Yanıma gelince elini sırtıma koydu.
" Biraz utangacız anlaşılan? "
Boğazımı düzenleyip
" Yeterince kıyafetim var, fazlasına gerek yok bence" dedim.
"Sen o işi bana bırak. Koskoca Kralın partnerisin" diyince üzerime baktım. Acaba Kral beni beğenmiyordu da kız kardeşini mi yollamıştı yanıma? Yada bu kız o meraklı tiplerden miydi? Kızın konuşmasından kurtulmak için yemeye başladım. Ağzım dolu olursa belki susardı.
"Daha önceden bir partnerin var mıydı?" diye sorunca bu sefer yemek boğazıma kaçtı ben yine öksürmeye başladım. Bu kız kafayı mı yemişti? Bunlar nasıl sorulardı?
"Kurtların çiftleşme dönemi olduğunu duymuştum o yüzden soruyorum. Eğer cevap vermek istemezsen anlarım" dedi. Sanki 10 yıllık arkadaşım gibi benimle konuşurken rahattı.
"Sorun değil" dedim uzatmayarak. Kısa süre sonra içeceği gelince neyse ki eline alıp içmeye başladı yoksa susacağı yoktu. Elinde ki içecek kandı zaten. Normal bir insan olsam midem bulanırdı ama bizde avlandığımız için kan beni korkutmuyordu. Ben yemeğimi yerken oda içeceğini içti. Hizmetçiler tepsiyi alıp gidince yine baş başa kaldık.
"Birlikte bahçede gezebiliriz istersen?" diye sorunca başımı olumlu anlamda salladım. Çok konuşuyor olsa da, konuşması yalnızlıktan iyiydi. Birlikte odadan çıkıp koridor da yürürken benim korumalarım da beni takip ediyordu. Saraydan çıkınca ön bahçede dolaşmaya başladık.
" Sizin dünyanız farklı olmalı? Kaç kere geçitten geçip yeşil dünyayı görmek istesem de abim izin vermedi" dedi homurdanarak.
"Yeşil dünyam çok güzeldir." dedim iç çekerek.
"Ama senin o dünyaya gitmen gerçekten tehlikeli. Sonuçta yüz yıllar boyu süren bir düşmanlık var"
"Eskilerimiz neden düşman oldu bilmiyorum ama alfa kurtlar çok yakışıklı ve kaslı oluyormuş. Onlar yüzünden kaslı alfalara ulaşamıyorum" diye sitem edince gülümsedim. Prenses bana bakıp homurdandı
"Sen gördün yakışıklı alfaları gülersin tabi"
Derin bir kaç nefes aldıktan sonra
"Aslında pek görmedim. Saraydan çıkmamız, özel davetlere katılmamız yasaktı"
"Nasıl yasak? Baban kral değil miydi?"
"Kral olduğu için izin vermiyordu zaten. Yani büyük ihtimalle benden fazla erkek görmüşsündür"
"Biz özel davetlere katılırız. Abim bir şey demez. Dese de dinlemem o ayrı bir konu ama bana fazla karışmaz" dedi.
Belki de kız kardeşi ölümsüz olduğu için öyleydi.
"İstediğin biriyle evlenebilirsin yani?"
"Herkes genellikle kendi statüsünde bir eş seçer ama illa da şu olsun, bu olsun demeyiz"
Biraz şaşırmıştım açıkçası.
"O zaman şanslısınız" dedim.
"Senin bir ruh eşin yok değil mi?"
"Safkan soyundan geldiğim için hayır"
"Zaten bir eşe bağlı olmak sıkıcı olmalı"
"Eşini bulunca gözün başka bir şey görmez. Kurtlar arasında ki eş bağı çok kutsal bir bağdır." Beni güçlü bir alfa ile eşleştirip gücüne güç katacaktı sevgili babam ama olmamıştı. Ona göre bakireliği mi bile eşime saklamalıymışım, yoksa alfalar beni istemezmiş. Sanki çok umrumdaydı alfalar. Onlar istediği haltı yiyip bakire kızlarla eş olurken iyi, biz kızgınlık dönemine girince bile istediğimiz her hangi bir kurtla birlikte olamazdık. Kızgınlık dönemi senede iki kez olur, oda çok ağır geçerdi. Kızgınlık dönemine yakın bize türlü karışımlar içirirlerdi sırf kızgınlığa girmeyelim diye. 1 hafta gibi bir süre kıvranıp dururduk.
Prenses ile epey bir süre takıldıktan sonra sıcak odama geçtim. Prenses beni baya yormuştu. Kızın pozitif enerjisi bana geçmiş gibi hissetmiştim. Bana benziyordu ama benim bilmem kaç kat üstüm gibi bir şeydi. Birde vampirler soğuk olur derler, diye esprimi yaptığıma göre dinlenebilirdim.
Saatler sonra
Kapıyı çalan kişiyi biliyordum. Ben uzandığım yerden doğrulurken o kapıyı açtı. Ayaklarımı yataktan sarkıtıp yere indim. Bakışlarım Kralı bulunca ifadeleri mi incelediğini gördüm. Aldığım nefesi içime hapsedip bir süre sonra verdim.
"Elizabeth'in sana iyi geleceğini biliyordum. Kafa dengi bir kızdır" dedi.
"Evet öyle"
"Başını biraz şişirir ama iyi kızdır, onunla arkadaş olabilirsin"
Zaten başka seçeneğim yoktu ama olsa da onunla yine de arkadaş olurdum. Başımı olumlu anlamda sallayıp
"Olurum" dedim.
Ben hazırlanmak için gardroba yönelirken soğuk eli sıcak elimi buldu. Bu hisse hala alışamadığım için ürpermiştim.
"Bu gece istersen burda sevişelim?" dedi hiç utanma belirtisi göstermeden. Bense ağzım açık kalmış ona bakıyordum. Bir süre sonra kendimi toparlayıp
"Kendini kötü hissetmeni istemem" dedim. Sonuçta soğuğun bir çaresi vardı ama sıcağın yoktu.
"Sorun değil. Sen benim için katlanabiliyorsan, bende senin için katlanabilirim" dedi. Aslında doğru bir karardı. Neden hep benim totom donsundu? Birazda onun totosu yansa sıkıntı olmazdı.
"Tamam o zaman" dedim. Birde sıcağı deneyelim bakalım nasıl olacaktı??