6. Bölüm

836 Words
10 gündür bu saraydaydım. İmkanlar el verdikçe her istediğim oluyordu ama sanki tatmin olmuyordum. Bu dünyaya alışmak bana zor geliyordu. Kendimi alıştırmaya çalışsam da zorlanıyordum. Hava alacağım bir yer bile yoktu. Havanın kasveti beni iyice bunalıma sokuyordu. Vampir bebek için katlanmaya çalışıyordum. Kral bana iyi davranıyor, mutlu olmam için her şeyi yapıyor, yaptırıyordu. Derin bir nefes alıp camdan dışarıyı seyretmeye başladım. Manzara istediğim gibi olmasa da başka seçenek yoktu. Gökyüzüne dalıp giderken yine aklıma annem gelmişti. Kim bilir beni ne kadar merak ediyordu? Yine gözlerim dolmuştu. Ben henüz küçük bir kız çocuğuymuşum bunu annemin koynundan çıkınca daha iyi anlamıştım. Meğer benim manevi desteğim tamamen annemmiş. Anneme değer veriyordum ama şimdi yanımda olsa ona çok daha fazlasını verirdim. O her şeyin en iyisini hak ediyordu. Kapı çalınınca irkilip elimle gözyaşlarımı sildim. Kapı açılınca Kral içeriye girdi. Artık kokusuna alışkın olduğum için ve biraz duygusal takıldığım için geldiğini fark etmemiştim. "Yine pencere kenarındasın?" dedi boğuk sesiyle. Önüme gelip yüzüme bakınca derin bir nefes aldı. Soğuk eli yanağımı bulup okşarken "Bir daha ağlama" dedi. Kim bilir hakkımda ne düşünüyordu? Kesinlikle bir bebek gibi davrandığı mı düşünüyordu. Ve bana göre haklıydı da. Ben cevap vermeyince "Gel seninle koşuya gidelim. Kendini daha iyi hissedersin" dedi. Açıkçası bu beni mutlu etmişti. "Olur" dedim fazla hevesli görünmemeye çalışarak. Eliyle kapıyı gösterince oraya doğru yürümeye başladım. Adım sesleri hemen arkamdan geliyordu. Koridora çıkınca yan yana gelip yürümeye başladık. Ben merakla arkama dönüp savaşçılar geliyor mu diye baktım ama savaşçılar gelmiyordu. "Ben yanındayken kimseye ihtiyacın yok" dedi. Ben şaşkınlıkla ona dönüp "O kadar güçlü müsün?" diye sordum. Bana bir bakış atıp "Vampirlerin en güçlüsü benim. Güçlü olmasam bile Kralım, kimse bana zarar vermeye cüret edemez" diyince kaşlarım çatıldı. Bu adamın halası, dayısı, yengesi, amcası yok muydu? Bir aile nasıl bu kadar iyi olurdu? Gerçekten aklım almıyordu. "Biz hep kelle koltukta yaşarken sende ki bu rahatlığı anlamadım Kralım. Hiç mi düşmanın yok?" "Yok olamaz da" Adam gibi açıklama da yapmıyor ki arkadaş. Şimdi otur kafa yor niye düşmanı yok. "Niye?" Sonunda bıkkın bir nefes verip "Ölümsüzüm Perla." mantıklıydı ama yinede insan sinir oldumu iki çakardı karşısındakine ne bileyim. Şansımı zorlamayıp sessiz kaldım. Kral efendi sorularımdan sıkılmıştı anlaşılan. Saraydan çıkınca önümüze büyük bir bahçe kapısı çıktı. Etrafta in cin top oynuyordu. Hiç kimse mi olmazdı arkadaş? Neyse ki kapıyı açan bir vampir vardı oda tuhaf bir enerji yayıyordu. Eminim beni merak ediyor, Kraldan korktuğu için bakamıyordu. Daha 1 sene buralardayım vampir bey amca bir gün incelersin elbette. Vampirler yaşını belli etmese de yaşları çoktu. Ve tuhaf bir olaydır ki sayıları fazla değildi. Acaba üremek mi yasaktı? Büyük ihtimalle öyleydi. "Dönüş bakalım ufaklık" diyince kaşlarım çatıldı. Sevişirken hiç ufaklık demiyordu. Henüz hiç dudaklarımı öpmemişti ama beni tatmin etmek için diğer şeyleri yapıyordu. Zaten soğuk sıcak karışımı bir tuhaf ilişkimiz vardı. "Ben ufaklık değilim" dedim homurdanarak. Tek kaşı havalandı "Geldiğin ilk gün öyle demiyordun ama?" diye bana lafımı geri döndürünce ellerimi önümde birleştirip "O zaman koskoca bir Kral ile sevişmemiştim. Şimdi anne olmak için uğraşıyorum" dedim. Kral boğazını temizleyip "Hadi koşalım" dedi geri adım atarak. İşte böyle koştururlar adamı koçum. Hızlı bir adım atıp dönüştüm. Bembeyaz kurdum dışarıya çıkınca ilk işi silkelenmek oldu. Buraya geldikten sonra ilk Dışarıya çıkışı olmuştu. Haliyle biraz keyifliydi. Krala dönüp bakınca bizi izlediğini gördüm. Gözlerinde hayranlık var gibiydi ama sadece gibiydi. Bu adamın hislerini okumak gerçekten zordu. Sanki kendini kasmasan ne olurdu? Bana ileriyi gösterince kurdumla sert bir soluk bıraktık. Büyük bir adım atıp koşmaya başlayınca, Kral da yanımıza gelip koşmaya başladı. Yaklaşık yarım saat koştuk ve biraz yorulduk ama Kral da tık yoktu. Sanki günlerce koşabilirmiş gibi davranıyordu. Bir süre daha koştuktan sonra bir tepede oturduk. Ben kurt olarak kaldım o ise aynı şekilde kaldı. Şimdi dönüşsem çıplak kalacaktım karşısında o yüzden dönüşmeden dakikalarca orda oturduk. Ben kalkmadan Kral da hareket etmemişti. Sonunda dönüşmeye karar verip dönüşmeye başladım. Dönüşünce omuzlarıma koyulan pelerin ile irkildim. Şaşkın bakışlarım Kralı buldu. Omuz silkip önüne dönünce bende boğazımı temizleyip önüme döndüm. Tamam vampirler hızlarıyla bilinirlerdi ama buda biraz fazlaydı sanki. Acaba hazırda mı bekliyordu? Vampir de olsa erkek değil mi? Seviştiği kadının bedenini ondan başkası göremezdi. "Kızmazsan bir şey sormak istiyorum" "Sorabilirsin Perla benden çekinmene gerek yok" "Oğlun ne zamandan beri öyle?" Kral derin bir nefes alıp "5 seneyi aşkındır öyle" diyince kaşlarım çatıldı. 5 senede hiç mi büyümemişti? O zaman eşi de 5 sene önce ölmüştü. "Anlıyorum" dedim. Böyle bir zamanda nasıl konuşulur bilmiyordum. "Sevdiğin biri var mıydı?" Derin bir nefes alma ihtiyacı doğunca aldım. "Yoktu. Olsa bile Kral beni güçlü bir alfa ile çiftleştirirdi" diyince "Benim yanımda çiftleşmekten bahsetme Perla. Ne kadar birlikte olmak zorunda kalsakta 1 seneliğine benimsin" dedi. Buda kıskanç çıkmıştı anlaşılan. "Bizde çiftleşmek, evlilikle eş değer, bir farkı yok" "Olsun" diyince başımı olumlu anlamda salladım. Ben ayağa kalkınca oda kalktı. Ben pelerini çıkarırken bana bakmıyordu ama nefes alışverişlerinden beni arzuladığını anlamıştım. Partnerin yanında çıplak kalıyorsa ilk aklınıza gelen sevişmek olurdu, bu kimsede değişmez bir gerçekti. Hızla dönüşüp saraya doğru koşmaya başladım. Kral da peşimden koşuyordu. Benden hoşlanan biri var mıydı bilmiyorum ama koskoca Kralı peşimden koşturuyordum ve bu durum keyfimi yerine getirmişti...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD