Oturduğum sandalye de geriye yaslanmış gökyüzünü izliyordum. Başka ne yapabileceğimi bilmediğim için sadece bir şeyler seyredip zaman öldürüyordum. Farklı ırkların birbirine uyum sağlaması elbette zordu ama, ben ilk kez bu kadar farklı bir hayat yaşıyordum. Derin bir nefes alırken kokusu burnuma doldu. Geliyordu bizim kral efendi.
Kapının sesini keskin kulaklarım sayesinde duymuştum. Balkon kapısını da açınca bakışlarım ona döndü.
"Nasılsın?" diye sordu.
"İyiyim majesteleri ya siz?"
"İyiyim. Bugün Lizy'nin sana söylediklerini duydum"
Sert bir soluk bırakıp ayağa kalktım.
"Bu sizin suçunuz majesteleri" dedim. Normal ifadesi sertleşti.
"Ne demek bu." diye sordu
"Bu kadının aşkından haberiniz var mıydı?" diye sordum. Bir süre yüzüme bakıp sessiz kaldı.
"Biliyorsunuz madem aşık bir kalbe saygınız olsun. Bana aşık bir erkek olsaydı ve duyguları karşılıksız olsaydı onu emmezdim" dedim sinirle. Kralın ifadesi sertleşip kızgın olduğunu belli etti.
"Ben bu dünyanın Kralıyım Perla! Oda diğerleri gibi benim sizin deyiminizle halkımdan biri"
Aynı sinirle karşılık verip
"O kadınla ilişkinizi bitirince yanıma gelirsiniz o zaman majesteleri" dedim. Aynı sinirli bakışları sürerken
"Haddini aşıyorsun" dedi bana. Utanmasam sinirimden tepinecektim. O dereceye getirmişti beni yani.
"Bu gece bu odada kalacağım" dedim. Bana son sinirli bakışını atıp arkasını dönüp gitti. Odanın kapısını sertçe çarpıp çıkınca sinirimden ağlamaya başladım. Pislik, birde kapı çarpıyor yüzüme. Kimsenin kırık, dökükleriyle uğraşacak değildim. O bir kral olsa da bana mecburdu. Bunu sonuna kadar kullanacaktım. Biraz ağlayıp sakinleştikten sonra yeniden gökyüzünü izlemeye başladım.
Gece boyunca sinirden uyuyamamış saatin bile farkında olmadan kapının tıklatılmasıyla uyandım. Elizabeth tüm enerjisi ile içeriye girip bana baktı.
"Seni diğer odada göremeyince merak ettim" dedi.
"İyiyim burdayım" dedim yorgun bir sesle.
"Abimin de keyfi yoktu. Tartışınız mı siz." diye sorunca
"Biraz öyle oldu" dedim.
"Boşver hadi kalk yemeğini ye gezmeye çıkalım" dedi. Sert bir soluk bırakıp yataktan indim.
"Havam da değilim Elizabeth gün boyu uyumayı düşünüyorum" dedim esneyerek.
"Tamam uykunu al gelip seni alacağım ve kız kıza eğleneceğiz" diyerek sırıttı.
Başımı sallayıp Kalkmışken ihtiyacı mı göreyim bari diye düşünerek banyoya yöneldim. İhtiyacı mı giderdikten sonra odaya dönüp yatağa girdim. Biraz zor dalsam da düşünmemek için yine uyudum. Saatler sonra kalkıp bir şeyler yemiştim. Elizabeth uyandığımı anlamış gibi hemen odama gelmişti. İlk işi beni kontrol edip gardroba yönelmek olmuştu. Ben sadece ne yaptığına bakıyordum.
"Bu gece ruh halimizi yansıtan siyah, göğüs kısmı kırmızı işlemeli bir elbise giydirelim sana" dedi.
"Bana neden elbise seçiyorsun canım?" diye sorunca bana dönüp sinsice gülümsedi..
"Abimi kızdıracak bir şeyler" diyerek hoş bir kahkaha attı. İşte şimdi ilgimi çekmişti.
"Ne yapacağız?" diye sorunca
"Yakışıklı erkeklerle dans edeceğiz" diyince gözlerim büyüdü.
"Ciddi olamazsın?"
"Çok ciddiyim güzellik, o yüzden kalk ve duş al" dedi bana. Ben ciddi mi diye bakarken kara gözlerini devirip yanıma geldi. Beni ayağa kaldırıp banyoya kadar ittirerek götürdü.
"Hadi acele et" dedi. Bıkkın bir nefes alıp benim için getirilen sıcak su ile duş aldım. Havluyla kurulanıp odaya döndüm. Elizabeth bana döndü ve yatağın üzerini gösterdi.
"Onlar gece lazım olacak giy onları" dedi. Bu kadının aklına uymam mantıklı mı diye düşünürken yatağın yanına gittim. Elime içlikleri alıp Elizabeth'e baktım. Bana bakmadığına iyice emin olduktan sonra içlikleri giydim. Elizabeth bana bir elbise ile yaklaşıp üzerime tuttu.
" Abim kuduracak. Bu elbiseyi hemen giymen gerek" dedi. Yav bu kız ne diyordu?
"Abin ne alaka şimdi?"
"Sen giy hadi" diyerek elbiseyi yere koydu. Elbisenin içine girince, Elizabeth elbiseyi yukarı çıkarıp bana giydirdi. Arkadan iplerini bağlarken fazlasıyla sıkıyordu. Bir süre sonra huylanıp
"Ben senin gibi ölümsüz değilim. Nefesim kesilince ölüyorum haberin olsun" diyince kahkaha attı.
"Bu gece senin değil ama abimin nefesi kesilecek" diyerek yine beni şaşkınlığa uğrattı.
"Niye aynı partiye mi davetliyiz?" diye sordum dayanamayarak.
"Sayılır" diyerek beni sıkmaya devam etti. Belim ince göğüslerim tombul görünmüştü. İlk defa kendimi bu kadar seksi hissetmiştim.
"Taş gibi oldun, taş" dedi.
"Nefessiz taş" diyerek göğsümde ki kumaşı yukarı çekmeye çalıştım.
"O zaman sırada makyaj ve saç var" diyerek kapıyı açtı. Bir kadın içeriye girip saç ve makyajımı yaptı ama dudaklarıma belki de gördüğüm en kırmızı ruju sürerek son noktayı koydu.
"Önceden tek hayranlık duyulacak kadın varken şimdi iki olduk" dedi. Aman tanrıçam bu kadında ki özgüvenin sadece bir kıvılcımı bana düşse kendimi dünyanın en güzeli zannedecektim. Tüm hazırlıklar bitince ayağa kalktım. Elizabeth ile odadan çıkıp koridor da yürümeye başladık ama bu gecenin nasıl biteceği merak konumdu. Hatta tek merak konumdu ah tanrıçam sen yardım et.
Elizabeth'in aklına uyup küçük bir bar gibi bir yere girdik. Elizabeth'in sürüklemesi ile bir masaya geçtik.
"Burda sana göre içeçek yok ama dans ve müzik var" dedi. Sanki bar ve gece kulüplerinde içki içen bir tipim?
"Sorun değil Elizabeth keyfine bak" dedim. Duygusal bir müzik başlayınca Elizabeth'i hemen dansa kaldırdılar ama bana yalandan bile olsa kimse teklif bile etmedi. Pis kan emiciler diyerek sert bir soluk bıraktım. Yok yani güzel de bir kadındım, neyimi beğenmediniz diye bağırasım geldi. Aslında dans etmek değildi amacım ama kimsenin beni gördüğü olmayınca içerlemiştim kendimce.
Ben düşüncelere dalmışken son ses hareketli bir müzikle hafif bir korku yaşadım. Elizabeth bana doğru gelerek elini bana uzattı.
"Gel kurtlarımızı dökelim?" dedi. Senin yapacağın espriye diye düşünerek
"Bir daha espri yapma" dedim.
"Nee? Komikti" dedi üste çıkarak. Elini tutup ayağa kalktım.
"Sende olmasan kurt değil pire bile dökemeyecektim. Vampirlerin güzellik anlayışına tüküreyim. Yanlışlıkla göz göze gelsek gözlerini bile kaçırıyorlar" dedim sitemle. Elizabeth 'in dudağında yan bir sırıtış oluştu.
"Bunu anlayacaksın" diyerek beni sürükleyerek piste götürdü.
"Neyi?" diye sorsam da poposunu bana çevirip kendince oynamaya başladı. Ben kaşlarım çatılmış şekilde ona ve etrafta ki herkese baktım ama herkes benden kaçar gibiydi. Herkesin kokusu birbirine karışmışken sanki kralın kokusu burnuma doluyordu. Ne kadar sinir olmuşsam kokusu beynimi kemiriyordu.
Bir anda belimin kavranmasıyla hafif bir sıçrama yaşadım. Güçlü kolları bana yaklaşıp soğuk nefesi kulağımı buldu.
"Kralın kadınına kimse dans teklif edemez. Yanına yaklaşamaz" dedi bizim buzlar Kralı ve yapışan bedenimizle benimle hafif hafif sallanmaya başladı....