Aramızda soğuk rüzgarlar eserken, sadece yan yana yatıyorduk. Bana dokunmuyordu ama her gece odama gelip beni alıyordu ve bende itiraz etmeyip peşine takılıyordum. Yapılması gereken bir bebek olduğu için itiraz etmiyordum. Yine kapıma gelmiş kapıyı tıklatmıştı. Yaslandığım yerden ayağa kalkıp kapıyı açtım. Sert ifadesiyle bana bakıp
"Koşalım mı?" diye sordu.
İlk başta biraz tereddüt etsem de başımı olumlu anlamda sallayıp odanın dışına çıktım. Kral benim peşimden gelirken hızlı adımlarla koridoru bitirip merdivenleri indim. Bahçeye çıkınca kral hızlı davranıp bahçe kapısını açmıştı.
Derin bir nefes alıp büyük bir adım atıp safkan kurduma dönüştüm. Adımlarım benden bağımsız kurdumun isteğiyle son sürat koşarken dümdüz önüme bakıyordum.
Kurdum gördüğü küçük göle doğru koşup ben daha ne olduğunu anlamadan hızla suya atlayıp başını daldırıp çıkardı. Tüylerinde ki suyu silkenerek etrafa saçarken benim de tüylerim ürperdi. Yaklaşık bir haftadır içerse kaldığı için özgür olmanın tadını çıkarıyordu ve bence de haklıydı. Kurdum bakışlarını etrafta gezdirirken izlendiğimizi biliyorduk. Kurdum Krala hırlamak ister gibi davranıyordu ama bunu yapmaması gerektiğinin de bilincindeydi.
Bir süre daha dalıp çıktıktan sonra kenara doğru yanaşıp Kraldan uzak bir yerden sudan çıktık. Kandini önce bir sallayıp sertçe silkeleyen kurdum rahatlamış gibi görünüyordu. Kaç gündür içimde huzursuz olan kurt nihayet biraz mutlu olmuştu.
"Kızgınlık dönemimdeyim Perla." diyince kaşlarım çatıldı.
"Bunu ben neden hissetmedim?"
"Çünkü yeni başladı" dedi. Yavaş yavaş ısındığı mı hissetmeye başlamıştım. Bir bu eksikti. Kurdum kendini kurutunca ormana doğru yavaş yavaş yürümeye başladı.
"Nereye gidiyorsun?" diye sorunca
"İnleme seslerinin duyulmayacağı bir yere" dedi. Bir süre daha yürüyüp ağaçların bol olduğu küçük bir açıklıkta durdu. Derin bir nefes alıp yerimi ondan alırken bedenimin sıcaklığı her uzvumu sarmaya başlamış, nefeslerim sıklaşmıştı. Üzerime örtülen pelerinle elim Kralın elini buldu. Onunla yavaş yavaş geriye giderek bir ağaca çarpınca durdum. Soğuk eli ateşle birleşince beni soğutmak yerine daha da harlıyordu. Ağzımdan ufak inilti kaçarken elini boğazıma getirip başımı ağaca yasladım. Soğuk elini boğazımdan aşağıya indirirken kontrolü eline alıp elini tekrar boğazıma çıkardı.
Boğazımı büyük parmaklarıyla acıtmayacak ama kaçmama fırsat vermeyecek şekilde kavradı. Elini yavaş yavaş aşağıya indirirken dudakları boğazımı bulup sesli şekilde öpmeye başladı. Eli yavaş yavaş aşağıya inerken, eliyle yol yaptığı yerleri sesli öpüp arada yalayarak göğsüme indi. Soğuk dudakları zevkten şişmiş göğüs ucumu bulup ihtiyaçla emmeye başladı. Sert solukları tenime çarpıp beni inleten birer soğuk sıcak çarpışması olurken ellerim kralın uzun saçını buldu. Kral göğsümden dudaklarını çekince doğrulup elini enseme koyup başımı düzeltti.
"Bu gece çok sıcaksın, kızgınlığa girmişsin?" diye bir şeyler mırıldanırken ihtiyaçla inledim. Dudakları dudaklarımı bulunca hemen dudaklarım aralanıp dudaklarını kabul etti. Dudaklarımız ahenkle birbirini ezerken Kral hırlar gibi nefesler alıyordu. Ellerini pelerini hafif iterek popoma getirdi. Büyük elleri popomu sıkıp bırakırken dilini ağzıma yolladı. Dilini yakalayıp emmeye başlayınca sert bir soluk bıraktı. Ellerim gömleğinin düğmelerini bulup hızlı bir şekilde çözdüm. Gömlek yeri boylarken ellerimi soğuk sırtında gezdirmeye başladım.
Ellerini popomdan çözüp fermuarını indirdi. Dudaklarımdan ayrılıp hafif eğilerek pantolonunu aşağıya indirdi. Doğrulurken elleri yeniden popomu kavrayıp beni kucağına alıp ağaca biraz sert şekilde yaslayınca acıyla karışık inledim. Hiç beklemeden beni hafif havalandırıp içime girince tırnaklarımı sırtında gezdirmeye başladım. İnlemelerim tüm ormana yayılırken onunda erkeksi homurtuları inlemelerime eşlik ediyordu. Hızı tam istediğim gibi sert ve tatmin ediciydi. Ben kısa süre sonra kasılmaya başlayıp sarsılarak boşaldım ama yetmiyordu. Daha fazlası için yalvarabilirdim. Bastırıcı İlacım olmadığı için bu gece benim için hiç rahata geçmeyecekti. Krala ihtiyacım vardı.
"Durma devam et" dedim ihtiyaçla.
Hızını artırırken biraz canım yanıyordu. Üzerimde ki pelerin beni daha da sıcaklandırırken onu atmak istiyordum. Az önce ki göle dönsem belki vucudumun alevi biraz sönerdi. Kralın homurtuları artarken boşalacağını anladım. Arada söylediği argo kelimelerle zirveye çıkıp kendini bıraktı. İçimden çıkınca beni yere indirdi. Ayak bileğinde olan pantolonunu yukarı çekip beni kontrol etti.
"Sanırım bu gece sabaha kadar içinde olmam gerek" dedi keyifli bir sesle. Başımı olumlu anlamda sallayınca hafif dudağının kenarı yukarıya doğru kıvrıldı.
"Soğuk suya ihtiyacım var sen hazır olana kadar majesteleri" diyerek yürümeye başladım. Gölün yanına gelince üzerimde ki pelerini geriye atıp suya girdim. Su ateşimi yavaş yavaş alırken, yüzmeye başladım. Kral kenarda oturmuş beni seyrediyor arada çevreye bakıyordu. Bedenim biraz rahatlayınca sudan çıkıp
"Sanırım saraya dönmemiz lazım" diyerek dönüştüm. Kralı arkamda bırakıp koşmaya başladım. Sarayın bahçesine girince yanımda belirdi. Tabi pelerini unutmamıştı. Ben dönüşünce pelerini üzerime attı. Onunla birlikte odamıza yönelirken yeniden sıcaklıyor gibi hissediyordum. Odaya girince hiç bir şey giyinmeden yatağa girdim. Kral da kısa süre sonra yanıma gelip uzandı.
Yine nefeslerim sıklaşmaya başlayınca elimi kralın erkekliğine atıp okşamaya başladım. Oda özlemiş olmalı ki bir kaç dokunmamla hemen kalkmıştı. Yatakta doğrulup bir bacağımı diğer tarafına atarak onu içime alınca inledim. Ellerimi arkadan yatağa bastırıp güç alırken yükselip alçalmaya başladım. Kralın eli göğsümü bulup sıkmaya başladı. Hızımı artırdıkça terliyordum. İkimizi boşaltana kadar hiç hız kesmeden devam ettim. Sonunda boşalınca kendimi kralın üzerine bıraktım. Yanlardan beni sarıp hafif hafif belimi okşadı.
Dakikalarca üzerinde yattım. Kalkmak istemiyordum. Gece bizim için bitmemişti, sadece gece değil bir kaç gün böyle devam edecekti. Yorgunluk ve rahatlamanın verdiği rahatlıkla uykuya daldım. Dinlenmem lazımdı, dinlenip yeniden kral ile sevişmeliydim...