2 hafta sonra Perla'dan
Bebeğimle ben 2 haftada epey toparlamıştık. Kral bizimle her zaman olduğundan fazla ilgileniyordu. Benim için epey endişe ettiği için yanıma mutlaka birilerini bırakıyordu. Bebekle ilgilenen bir dadısı bile olmuştu. Bebek bakmak gerçekten çok yorucu bir işmiş. Henüz lohusa olduğum için duygusal hissediyor, daha fazla anne özlemi çekiyordum.
Yanlız kalmasam da yanlız hissettiğim çok zamanlar oluyordu. Kızım iki türlü de besleniyordu yani hem anne sütü alıp, hem kanla beslenebiliyordu. Bu iyi bir şeydi. Yada değil miydi? Emin değilim. Yine kokusu yakınlarda olunca geldiğini anlamıştım. Odanın kapısını sessizce açıp içeriye girdi. Bana bakıp Yavaş yavaş uyuyan kızına yaklaştı. Onu bir süre izledikten sonra yanıma gelip, yatağın kenarına oturdu.
"Nasılsın?" diye sordu.
"İyiyim teşekkür ederim" diye karşılık verdim. Sıkıntılı bir nefes alıp bakışlarını kucağına çevirince söylemek istediği bir şey olduğunu anladım.
"Bir sorun mu var?"
"Sorun yok ama benim korktuğum bazı şeyler var. Kızımız artık toparladığına göre..." devamını getirememişti.
"Bir damla kanın bile yeterli olduğunu söylemiştin?"
"Evet bir damla kan yeterli ama ya o uyanmazsa?" diye sordu sessizce.
"Umutsuz olma majesteleri denemeden bilemeyiz"
"Dolunay gecesine 2 gün var, o gece kızımızdan az bir kan alıp oğlumun ağzına damlatacağım. Umarım uyanır"
"Bana annesine ne olduğunu anlatır mısın majesteleri?"
Kucağında ki bakışları bana döndü.
"Ona yapılan büyü yüzünden oldu. Doğum yaparsa öleceğini biliyordu ama ben bilmiyordum. Irklar arası ilişki yasak olsa da benden önce ki hayatında bir büyücü vardı, onunla bir süre birliktelik yaşadı. Kötü huyları olduğu için onu terk etti. Daha sonra benimle tanıştı ve evlenmeye karar verdik. Soylu bir ailenin kızıydı o yüzden kraliçe olarak kabul gördü. Yüz yıllarca evli kaldık, daha sonra hamile kaldı. Hamileliği boyunca üzüntü duydu. Nedenini anlamadım, belki hazır değildir diye düşündüm çok üstüne gitmedim. Doğumu başladığı gün bana olanları anlatınca gerçekten şok oldum. Olan olmuştu, o doğum yapıp ortadan kaybolurken, oğlum da gözlerini açamadı. Ülkede ki herkesin kanını denedik ama uyanmadı. Sonunda bende büyücüye başvurdum ve tek çözümü safkan bir kurt ve benden olacak bir bebeğin kanı olduğu söylendi. Sonuç olarak ben her yıl geçitten asker ve muhafız yollasam da prensesi ele geçiremedim. Sonunda da yanlışlıkla seni kaçırdılar, gerisini biliyorsun zaten" yine derin bir nefes aldı. Bende aldım.
"Her şey için çok üzgünüm majesteleri" dedim.
"Seni böyle bir şeye zorladığım için asıl ben üzgünüm" diye karşılık verdi.
"Benim için sorun değil, buraya, sana ve anneliğe alıştım majesteleri"
"Beni rahatlatmak için mi söylüyorsun?"
"Gerçek hisleri mi söylüyorum"
Başını sallayıp
"Koşuya çıkalım mı? Uzun zamandır koşmuyoruz birlikte"
Başımı olumlu anlamda salladım. Onunla koşmayı bende özlemiştim. Kızımızın yanına 2 kişi, kapıda ufak bir ordu ayarlayınca birlikte saraydan çıktık. Saraydan biraz uzaklaşınca hızla dönüştüm. Kurdum uzun zamandır çıkmadığı için biraz hantallaşmıştı. Yine de koşarak gölün kenarına vardık. Hızlı bir şekilde suyun içine atlayıp yüzmeye ve kendini temizlemeye başladı. Özgürlüğün tadını sonuna kadar çıkarırken bende keyifle onu izledim. Suda oynaması bitince kenara doğru yürüdü. Kurdum epey büyüktü, normal alfaların kurdu kadar vardı. Hatta onlardan güçlü olabilirdik kendimizi geliştirebilirsek tabi. Tamamen safkan bir kurt görme fırsatım benimde olmamıştı. Cariyeden olunca değer görmüyorduk, bizi kullanacakları güne kadar.
Kenara çıkınca ilk işi silkelenmek oldu. Daha sonra kralın yanına yürüdük ve dönüştüm. Kral bunu bekliyormuş gibi pelerini üzerime sardı.
"Hızlısın" dedim.
"Her zaman öyleyim" dedi.
"Etrafta birileri mi var?" diye sordum.
"Neden sordun?"
"Her zaman beni hızlıca sarıyorsun çünkü" dedim.
"Çıplak mı duracaksın?" diye homurdanınca tebessüm ettim.
"Neden olmasın?" diye sorarak üzerine gittim.
"Bence bu konuyu kapat Perla" dedi hafif sert şekilde. Yüzümde ki gülümseme büyüdü, beni kıskanıyordu.
"Aslında dönelim, kızım acıkmıştır"
"İkinci seçeneği var keyfine bak biraz kafa dinle" dedi. Başımı olumlu anlamda sallayıp krala yaslandım. İlk tereddüt etse de daha sonra otların üzerine uzanıp bana alan sağladı. Birlikte gökyüzünü izlerken mutluydum. Bebekten biraz ayrılmak bana da iyi gelmişti. Saatlerce o şekilde uzandık. Ardından saraya döndük.
2 gün sonra dolunay gecesi.
Bebeği alıp Kralın oğlunun odasına girdik. Doktor eşliğinde kızımdan kan alınacaktı ama fazlasıyla stresliydim. Kızım ağlayacaktı ama umuyorum ki bir hayatı kurtaracaktı. Doktor kızımı abisinin yanına uzatıp kolunu sıyırırken bakışlarım kralı buldu. Onunda bakışları bana dönünce yüzünde onlarca ifade vardı. Kızımızın ağlama sesini duyunca ikimizin de yüzü buruştu. Kısa süre sonra bebeğimi bana getirdiler onu göğsümde sakinleştirdim. O kadardı ağlaması, anne kokusuyla hemen susmuştu. Kızımın ağlaması durunca doktora baktım.
"Hazır mısınız majesteleri?" diye sordu. Kralın sert soluğu odaya dolunca
"Hazırım yap şunu" dedi.
Doktor elinde ki bir kaç damla kanı, çocuğun hafif aralık duran dudaklarına döktü. Saniyeler sonra çocuk o kanı yuttu.
"Başardı" dedi doktor sevinçle.
"Kanı kabul ettiğine göre yakında uyanacak" diye ekledi.
"Nasıl yani hemen uyanmayacak mı?" diye sordu kral heyecanla.
"Bir kaç gün sürebilir majesteleri ama kız kardeşinin kanıyla toparlayacak" dedi. Kral ile aynı anda derin nefes aldık. Bu kızımın acı çekmesi demekti. Umarım erken uyanırdı. Doktor son kontrolleri yapıp çıkarken, kızımın bakıcısı da onu alıp odadan ayrıldı. Kral ile baş başa kalınca bana doğru yürüyüp elimi tuttu. Bana yaklaşan kral ile kalp atışım hızlandı. Dudaklarını alnıma dayayıp, derin bir nefes aldıktan sonra sesli bir öpücük bıraktı. Dudakları bir süre orada durup ardından dudaklarını çekti.
"Ben çok teşekkür ederim her şey için" dedi. Kollarımı beline sarıp başımı göğsüne yatırdım.
"Böyle bir şeye vesile olduğum için çok mutluyum. Ayrıca seni tanıdığım içinde mutluyum" dedim. Kral elini çeneme koyup başımı yukarı doğru kaldırdı. Dudakları hızla dudaklarımı bulup, iştahla emerken bende ona karşılık verdim. Benim yerim onun yanıydı, ben bu adamı seviyordum...