-Niçin kalbimi kırıyorsun? -Dokunuyorum bile ona. -İşte ondan kırılıyor. [Ece Temelkuran] *** Oturduğu sarı mindere iyice yerleşirken eliyle saçlarını geriye itti. Ders bitmişti bitmesine ama muhabbet demini yeni yeni almaya başlamıştı. Teker teker, etrafında bir çember oluşturarak oturan öğrencilerine baktı. İçinde, ılık bir nehrin yatağını değiştirdiğini hissediyordu. Giz Üstünel, Yusuf Giz Üstünel diyerek içinden kendini düzeltti, otuz beş yıllık hayatına pek çok yarım hikaye sığdırmıştı. Tamamlanmayı bekleyen bir yara gibiydi, adam; ömrünü ikiye bölen bıçak hâlâ etinde duruyordu. İçinde göllenen kan bir damla dahi olsa yere dökülmemişti henüz, kendine birikmişti. Giz, süzülüp akmayı bekliyordu. Belki bir gün, eğer yeterince kanarsa, eğer bir ölüme kafi gelecek kadar çok kanarsa,

