~BÖLÜM 2~

1211 Words
Siyah kumaş pantolonumu giydim ve üzerine fuşya bir gömlek geçirdim...Dar kesim siyah ceketimide giyince tam olmuştum...Saçlarımı dağınık bir topuz yapıp odamdan çıktım ve güzel kokular gelen mutfağa doğru ilerledim... " Kesin kıyamet kopucak...Kız sen bu saatte kalkarmıydın...Hem ne bu kıyafet, evde kalmış kız kuruları gibi olmuşsun...Cıvıl cıvıl giyin azcık..." dedi annem ağzına pişirdiği pişiyi tıkınırken...Yavaş ye boğulacan... " Sanada günaydın annecim...İş görüşmem var ve ordanda Sedaya gidicem...Bu acı gününde yanlız bırakmayayım arkadaşımı " Annem masadaki zeytinden alıp bana fırlattığında, zeytini havada kapıp ağzıma attım...Her genç kız anasının atışlarını bir kaleci gibi karşılamak mecburiyetinde kalabiliyordu haliyle... " Ne acı günü kız, cenazemi defnedicez biz...Alt tarafı görücü gelicek...Sakın bak Melek, bi boklar karıştırayım deme...Bu sefer elimden kimse alamaz seni" derken gayet ciddi görünüyordu... Yapar mı yapardı annem... Terlikleri toplayıp, bir yere gömsem iyi olucaktı... Cevap vermeden kahvaltımı yapmaya başlamıştım...Bir şekilde damat adayıyla yanlız kalabilseydik sorun yoktu... Annem Sedalara gitmeden benim gidip alt yapıyı kurmam lazımdı...Yoksa bizi parkelerden, spatulayla bile zor kazırlardı... " Ben doydum...Akşama Sedalarda görüşürüz anne" dedim dış kapıya giderken... Siyah topuklu ayakkabılarımıda giyip tam evden çıkacaktım ki, annem ardımdan seslendi... " Bana bak kız...Hanım hanımcık dur ordada...Belki sanada bi alıcı buluruz" " Anne ben mal mıyım...Oldu olucak kilo hesabı sat bari beni..." "Kız ben seni tek parça satamıyom...Bide ona bölersem artık tamam" dediğinde yerimde tepindim...Bu kadın beni öldürecekti... " Anne...Bak beyin hücrelerim ölmeye başladı senin yüzünden yaa... " dedim bağıra bağıra... Herkesin anasını ağlatan ben, kendi anam tarafından psikolojik şiddete maruz kalıyordum resmen.... " Hadi hadi...Anneye cevap verirken bir gün yamulup kalcanda, görcem ben o zaman seni.." dedi çelik kapıyı suratıma çarparken... Ayrı eve çıkmamada izin vermezdi ki, azıcık aşım anasız başım yaşayıp gitsem ne güzel olurdu... Eve çıkmak aklıma geliyordu ama, hangi parayla çıkacağım gelmiyordu nedense... Dün Sedanın mesaj olarak attığı iş yerinin, açık adresini bulmuştum...Her ne kadar "patron kuzenim...Benim adımı vermen yeterli" desede, işi alıcaksam kendi çabamla olmasını istediğimi belirtmiştim... Torpile ihtiyacım olsaydı, babamın yanındada çalışabilirdim...Ülkede belirli statüye sahip olan bir şirkete sahipti sonuçta... Caddeden bir taksi çevirip, elimdeki adrese gideceğimi söylemiştim... 45 dakikalık süren yolculuktan sonra, sahil kıyısında çok büyük bir holdingin önünde durmuştu taksi...Ücreti ödeyip aşağıya indiğimde, binanın büyüklüğü bir kez daha büyüledi beni...Mesleğim gereği yapılar hep ilgimi çekmiştir her zaman... Döner kapıya doğru ilerlediğimde, sakin olmam için içimden komutlar veriyordum birde kendime... " İyi günler size nasıl yardımcı olabilirim acaba" diye bana yaklaşan kadına gülümsemeye çalıştım... " İyi günler ben iş görüşmesi için gelmiştim..." "Sizi 20.kata yönlericem o zaman...Ordaki arkadaşlarım size yardımcı olacaklardır" dediğinde samimi tavrı yüzünden rahatlamıştım biraz... " Çok teşekkürler" dedim asansöre doğru ilerlerken... Umarım patronda aksi biri değildir...Çenem başıma iş açmadan burdan bi çıkayım başka bişey istemiyorum... Asonsörün kapısı kapanırken, son anda yetişmiştim...İçeriye kendimi attığımda, içerde takım elbiseli iki adam vardı...Biri bana gülümserken diğeri ifadesiz bir şekilde yüzüme bakmıştı... Allah sahibine bağışlasın, yakışıklı adamdı...Masmavi gözleri ilgi çekiciydi...Gözlerimi kaçırıp, 20. kat tuşuna basıp beklemeye başladım... 2.3.4.5. Kat derken çantamda çalan telefonumun melodisi, küçük alanda yankılandı...Arayan Sedaydı... " Efendim balım" derken pür dikkat beni izleyen iki adama kaçamak bakışlar atıyordum... " Nerdesin sen Melek, saat kaç oldu..." " Kuzum söyledim ya önce, iş görüşmesine gidicem diye..." "Haaaa öyleydi dimi...Sinirden ölüyorum kızım...Annem çocukla dışarı çıkar gezersiniz diyo...Cinnet geçirip evdekileri doğrama potansiyelim şu anda % 100" dediğinde sesi hem sinirli, hemde ağlamaklı çıkıyordu... " Bak sakin ol tamam mı...Ben sana haber verince,çocuğu alıp bizim mekana getirirsin...Sonrası bende zaten ...Bakalım benim balıma göz koymak neymiş görsün o zengin zübbe" dedim dişlerimin arasından... Öksürükle karışık bir gülme sesi duyunca kendime geldim....Ben yanımdaki adamları unutmuştum tamamen...Mavi gözlü belli belirsiz gülümserken, diğeri sanki kahkaha atmamak için dudaklarını birbirine bastırıyordu... " Balım benim kapatmam gerek, dönücem sana işim bitince" dedim arkamı adamlara dönerken...Rezil olmuştum resmen... " Bak istersen kuzenimi arayabilirim" dedi bilmem kaçıncı kez... " Seda...Torpile ihtiyacım olsa babamın yanında çalışırdım dimi canım benim..." "Tamam, tamam...Hadi haber bekliyorum senden" deyip sonunda kapattı telefonunu... Asansör 20. Kata gelip kapılar açılınca hemen dışarıya çıktım...Uzun kolidorun sonundaki danışmaya ilerleyip, sarışın sekreterin beni farketmesi için, yapmacık bir şekilde öksürdüm... " Buyrun kime bakmıştınız" dedi ağzını yayarak...Sakızmı vardı onun ağzında... " İş görüşmesi için gelmiştim" "Randevunuz varmıydı" derken önündeki ajandaya göz gezdiriyordu... " Hayır randevum yok" " Sizi bekleticem, Kerem bey birazdan burda olur" dedi masanın önündeki koltuğa oturmamı işaret ederken... " Teşekkürler" deyip koltuğa oturmuştum...Umarım çok geç kalmazdı şu Kerem bey... On onbeş dakika sonra telefon çalınca, sekreter hemen cevapladı... " Buyrun Kerem bey...Evet efendim...Kendisi sizi bekliyor...Peki efendim hemen gönderiyorum" deyip telefonu kapattı...Ayağa kalkarken bende onunla birlikte kalktım... " Kerem bey üst kattaki odasında sizi bekliyor efendim" Şaşırmıştım...Çünkü sekreter yanımdan ayrılmamıştı...Ne ara görüşme talebimden haberi olmuştu ki patronun...Kafam karışık bir şekilde, başımı sallayıp tekrar asansöre yöneldim... 21.kata geldiğimde, yine bir sekreter karşıladı beni...Bu kadınlar resmen özel yapım gibi duruyorlardı...Tüm çalışanlar böyleyse, ben bu dağınık saçlarımla bile bu şirketin önünden geçemezdim... " Hoşgeldiniz efendim, buyrun Kerem bey sizi bekliyor" diyen kadınla, gösterdiği kapının önünde derin bir nefes alıp kapıyı tıklattım... İçerden "Girin" komutu geldiğinde, kapıyı açıp adımımı içeriye attım... Metalik grinin hakim olduğu oda çok büyük ve çok ferah görünüyordu...Duvardan duvara olan camın önünde, dışarıyı izleyen adam ben kapıyı kapatınca bana döndü... Ama bu...Bu asansördeki maviş'ti...Nasıl yani patron buysa...Sedanın kuzenide bu adammıydı... Ağzım bir karış adamı izlerken, sesi beni kendime getirdi.... " Hoşgeldiniz oturun lütfen" " Teşekkür ederim" deyip masasının karşısındaki koltuğa oturdum...Gözlerini üzerimden ayırmadan oda yerine geçmişti... " Sizi dinliyorum " "Aaa ben...Ben iş görüşmesi için gelmiştim..." "Yanınızda cv'niz var mı" deyince çantamdan cv'mi çıkarıp masanın üzerine koydum... " Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz" Ne diycektim şimdi...Kuzeniniz sizi çok meth'etti mi... İşe alınmadan kovulan eleman ödülünü omuzlardım işte o zaman... " Okuldan yeni mezun oldum...Ama pek çok proje yarışmasından derecelerim var...Sizin şirketinizide tesadüfen farkettim ve başvurmak istedim..." Her hareketimi dikkatle izlerken, rahatsız olmuştum...Biri beni dikkatle izlediğinde sinirlerim depreşirdi benim... " Anlıyorum...Bizim çalışma proğramımız çok yoğun...Sizin gibi iki mimarımız daha var...Eğer anlaşırsak kendinize ait bir odanız, size tahsis edilen bir araba ve üst düzey çalışanlara özel lojman daire veriyoruz...Tabi kullanıp kullanmamak sizin tercihiniz" dedi ve dönen sandalyesine yaslandı...Bu kadarını beklemiyodum açıkcası...Hadi araba ihtiyaçtı ama ya ev...Elindeki kalemi çevirirken, benden bir tepki beklediğini anlamıştım... Yalvaracak değildim sonuçta...En iyisi belgelerimi bırakıp haber beklemekti... " Anlıyorum...Siz cv'me göz atın isterseniz, ben sizden haber bekliycem" dedim çantamı alıp ayağa kalkarken... Ayağa kalkınca kaşlarını çatmıştı..Elinde çevirdiği kalemi avucuna alıp sıktığında, boğazını temizledi... " Gidebilirsiniz dediğimi hatırlamıyorum" dediğinde gayet ciddi görünüyordu... Ne saçmalıyordu bu adam...Daha patronum olmadan emir verebileceğini düşündüren neydi acaba ?? " İzin istemedim zaten...Ki eğer işe alınırsam emirlerinizi dikkate alırım Kerem bey...Sekreterinize numaramı bırakırım...İyi günler" dedim kapıdan çıkarken... Odun adam...Neymiş izin vermemiş...Yok yok, bu iş yaş...Başka bi şirkete başvursam daha iyi olucak sanırım... Sekreterin yanına uğramadan, direk asansöre yöneldiğimde, adımı seslenen adamla geri döndüm... " Melek hanım..." "Evet" derken kaşlarım çatılmıştı...Sedanın böyle bir kuzeni olsun pes... "Yarın saat dokuzda iş başı yapabilirsiniz" derken elini cebine sokmuştu... " Yani işe alındım mı" dedim şaşkınca...Ne ara karara varmıştı... " Alındınız...Şimdi izin veriyorum gidebilirsiniz " dediğinde jeton düşmüştü...Sanırım söylediklerim yüzünden laf sokuyordu... Şeytan diyo al başını git...Ama ya iş bulamazda annemle altın günlerinin sevilen maskotu olursam... Ah anne ah...İş durumum bile sana bağlı resmen... " Bu kadar istekliyseniz bugünde başlayabilirsiniz" dediğinde sinirli olduğunu düşündüğüm bir bakış attım yeni patronuma... " Teşekkürler...Yarın görüşürüz Kerem bey..." dedim gelen asansöre binerken...Kapılar kapanmadan kendini beğenmiş sesini duymuştum malesef... "Görüşücez Melek hanım" Sanırım, iş hayatım bol aksiyonlu geçicekti...Amannn sinirlerimi bozarlarlarsa basarım istifayı gider ... Zorla tutucak halleri yok ya.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD