~BÖLÜM 3~

1335 Words
Şirketten ayrılıp bir taksi çevirdiğimde, hala sinirlerim yatışmamıştı...Kendini beğenmiş egoist herif...Zengin olmuş ama adam olamamış pislik...Dakka bir gol bir...Karşındaki herşeyden önce bir bayan...Ne alaka izin verdim mi muhabbetine giriyon acaba... Telefonumdan Sedaya mesaj atarken, bir yandanda sakinleşmeye çalışıyordum...Ben böyle şeylere alışık değildim ki...Benim sorun ettiğim tek insan annemdi... " Geldik abla" diyen şöforle çay bahçesinin önüne geldiğimizi farkettim... Burası bizim mahallenin çıkışında sevimli bir yerdi...Aileler, sevgililer hatta bazen annem ve çetesi bile burda vakit geçirirdi...Ücreti ödeyip indim taksiden... İçeriye girerken aynı zamanda boş yer varmı diye bakınıyordum...Karşıdan elinde tepsiyle gelen Fatihi görünce, beni farketmesi için elimi kaldırdım... Fatih buranın sahibi olmasına rağmen, hiç gocunmaz her daim sağa sola koşuştururdu... "Hoşgeldin küçük şeytan" dedi yanağımdan makas alırken...Elimle makas aldığı yanağımı siliyormuş gibi yaptım... " Hoş bulduk Mal...Sahibi" deyince gözlerini devirdi...Bu espiriyi Sedayla hep yapar, sonrada biz sana mal demedik...Mal sahibi dedik diye makaraya devam ederdik... " Hayrola yanlız gelmişsin..İş birlikçin yok mu" "Gelicek birazdan...Ama bak yanında biri olucak sakın yapıcaklarımızdan dolayı pot kırma" derken ayakta dikilmeyeyim diye, bir sandalye çekip oturdum kapının ağzına...Bir tek mendilim eksikti...Gelen geçen demir para atmaya başlardı birazdan...Ben güzel giyinen dilencilerdendim ama... "Ya Melek beni karıştırma sonra annen, kafamda sandalye kırmaya çalışıyo...Beni bulaştırmayın kardeşim yaaa...Hatta gidin gelmeyin kızım benim mekanıma...Ne bu canım her ay, her ay..." dedi elindeki tepsiyi garson çocuğa fırlatırken... " Fatihim Sultanım Mehmetim..Ayıp ediyon ama...Sen yardım etme ben yardım etmeyeyim, nolcak bu mahallenin kızlarının hali...Sesimizi çıkarmayalımda,bizi damızlık gibi mi kullansınlar" derken yüzümü yavru kedi gibi göstermeye çalışıyordum...Dudaklarımı büzüp, gözlerimi kırpıştırdığımda bir of çekti...Balık oltaya gelmişti... " Bak bu son ama..." "Koçum benim beee...Tamam son olmasada, seni bulaştırdığımız son mevzu" dedim keyifle bacak bacak üstüne attım...Nerde kalmıştı bu Seda... Beş on dakika sonra, son model bir araba kapının önünde durmuştu...Ön kapı açılıp Seda aşağıya inince bende hemen ayağa kalktım beni farketsin diye... İki karış suratla çocuğu beklemeden bana doğru ilerleyen arkadaşıma gülmeden edemedim...İşte benim kankam yaaa...Aslında çocukta yakışıklı sayılırdı ama işte olmayınca olmuyordu.... " Hoşgeldin balım" "Hoşbulduk Meloş" dedi boş bir sandalyeye otururken...Çocuk bana gülümseyerek elini uzatınca, bozuntuya vermeden tokalaştım... " Merhaba, Melek ben" "Bende Murat, memnun oldum" dedi ve oda Sedanın yanına oturdu...Ayakta yalı kazığı gibi dikildiğimi farkedince,bende yerime oturmuştum... " Ne içersiniz" dediğimde Seda alttan ayağıma bir tekme geçirdi... " Ahhhh....Yada içmeyin isterseniz" derken aynı zamanda çaktırmadan ayağımı ovalıyordum... " Aslında ben bir çay alırım" dedi çocuk eliyle garsonu çağırırken...Seda yanaklarını bariz şişirerek ofladığında, kaş göz yapıp kalkmasını işaret ettim... " Ben lavaboya gidiyorum" deyip yerinden kalkmıştı Seda...Gülümseyerek başımı salladım...Murat Sedanın arkasından bayağı bi baktıktan sonra bana döndü tekrar... "Benim beğendiğim Seda, çok neşeliydi...Ama şimdi öldürecek gibi bakıyor" derken düşünceli görünüyordu...Üzğünüm arkadaş ama bizde sana verilecek bi Seda yok malesef... " Aaa şey, ailesi durumunu anlattı değil mi size" dedim yapmacık ve tedirgin bir suratla... " Anlamadım, ne durumu" dedi ellerini masaya koyarken....İşte asıl iş bundan sonrasıydı... " Şey sanırım benden duymasan daha iyi...Ortalığı karıştırmak istemem sonuçta..." "Melek lütfen...Bak eğer ciddi bişeyse bilmem gerek " dediğinde vicdanım sızladı lan resmen...Allahım bizi affet... " Ama benden duyduğunu sakın söyleme kimseye..." "Tamam, söz..." dediğinde masanın üzerinden biraz daha eğildi bana doğru... " Seda Şizofreni hastası Murat" "N-ne...Ama bana böyle bişey söylenmedi" dediğinde hem sinirli hem şaşkın görünüyordu... " Saklıyorlar herkesten...Kızı başlarından atmak içinde, evlendirmeye çalışıyorlar" dediğimde söylediklerime ben bile inanacaktım resmen... Murat sinirle yerinden kalkınca sandalyesi yere devrilmişti...Seda lavabo tarafından Fatihin kolunda gelmeye başlayınca, size gerek kalmadı gibisinden işaret edicektim ki Murat onları farketti... " Allahım ben neye bulaştım böyle" derken ellerini saçlarından geçirmişti... Sedalar yanımıza gelince Murat bir Sedaya bir Fatihe bakıyordu... "Aaa Melek sende mi burdaydın..Bu kim yoksa erkek arkadaşın mı" dedi Seda...Fatih gülmemek için dudaklarını çiğniyordu resmen... " Sedacım, Murat seninle gelmişti ya hatırlamıyor musun" dediğimde Murat'ada üzğün bakışlar atıyordum, bu daha hiç bişey der gibi... " Saçmalama Melek, Fatihin yanında nasıl konuşuyorsun öyle...Kocamla aramı açıcaksın" Muratın ağzı öğle bir açıldı ki, bir an yere değecek sanmıştım... " Kocan mı" "Evet kocam tabiki" dediğinde biraz daha sokuldu Fatihe...Vallahi gurur duydum şuan Sedayla...Benim öğrencimde ancak bu kadar mükemmel olurdu... " Ben çok üzgünüm ama...Ben bunu yapamam..." deyip masanın üzerinden anahtarını aldı Murat...Bu kadar basit olacağını tahmin etmemiştim açıkcası... Kaçar gibi yanımızdan ayrılırken, Sedanın bağırmasıyla durup bize döndü.... " Murattt....Koyayımda bir tur atttt " deyip kahkaha atmaya başlayınca, Sedaya delirmiş gibi bakan Murat arabasına atladı ve resmen asfaltı ağlattı.... Fatihle bende Seda gibi, tabiri caizse anıra anıra gülerken zor nefes alıyorduk...Üçümüzde tekrar masaya oturunca, Seda gözünden gelen yaşları silerek Fatihe döndü... " Mal...Sahibi bunun üstüne bir keyif kahveni içeriz artık " "Lan kızım önce bi teşekkür edin bari yaaa...Kafamı bozmayın bak, analarınıza sponsor olurum yeminle" deyince masadaki kültabla'sını Fatihe fırlattım... " Hele bir cesaret et...Bak sonra başına neler geliyor" diye tehdit etmektende geri kalmadım... Fatih bize kahve söylemek için yanımızdan ayrıldığında, Sedanın gülen yüzü çalan telefonuyla solmuştu... " Annem arıyo Melek" dedi telaşla...Eli ayağı birbirine dolanmıştı hemen... " Sakin ol...Sorarsa Murata bir telefon geldi ve çekti gitti gibisinden trip atmayı unutma" dediğimde başını sallayıp, derin bir nefes aldı ve telefonu açtı... " Efendim anne...Melek var...Noldu....Ya bağırma bilmiyorum neden vazgeçti...Tamam...Geliyoruz.." "Nolmuş" dedim merakla...Ama Sedanın gözleri dolmuştu... " Murat bizim eve gidip, bağırmış çağırmış bizimkilere Melek..." " Şerefsiz yaaa...Sessiz sedasız çekip gitseler olmuyo sanki" derken çantalarımızı alıp toparlanmıştık... " Melek çok korkuyorum" "Korkma...Annem sizdedir zaten...Bende varım yanında..." dediğimde bu sefer kaşlarını çatmıştı bana... " Salak o yüzden çok korkuyorum zaten" dediğinde çıkışa doğru ilerlemişti...Arkasından bende yürümeye başladığımda Elindeki tepsiyle, Fatihin sesini duyduk... " Hey kahveler" " Fatih oğlum biz boku yedik, sen kahve diyosun yaaa" dedim hiç durmadan...Murat benim adımı verirse ben pert, ben mortigen, ben meftaaaaa.... Sedayla bindiğimiz taksi, Sedaların evinin önünde durunca birbirimize baktık..Arabadan inip eve doğru ilerlerken, ayaklarım geri geri gidiyordu sanki... " Melek hakkını helal et kardeşim..." " Hemen salma kendini be...Böyle yaparsan bülbül gibi koşuştururlar bizi..." dedim aynı zamanda sağı solu kolaçan ederken...Etrafta ne Muratın arabası, nede yabancı bir araba vardı... Kapının önüne gelince Seda benim arkama geçti...Elleriyle ceketimi sıkarken, annesinden gizli iş çeviren çocuklar gibiydi... Zile basmamla kapının açılması bir olunca yerimden sıçramıştım...Annem kapıda zebellah gibi dikilmiş sinirle bize bakıyordu... "İçeriye geçin" "An-anne-cim noldu ki" derken kekelediğime inanamıyordum...Annemde kekelediğim için başını aşağı yukarı sallayıp kapıyı biraz daha açtı... "İçeriye dedim Melek" Tabiri caizse, seve seve olmasada sike sike içeriye girecektik...Öylede oldu...Ben önde, Seda ceketimle bir bütün olarak sırtımda içeriye girdik... Sedaların salonuna girince, girmez olaydım dedim...Sedanın annesinin ağlamaktan gözleri şişmişti...Sanırım abisi ve babası evde değildi ki, anamın demir baş arkadaşları baş köşeye oturmuşlar "öldünüz siz" der gibi bize bakıyorlardı... " Şimdi siz mi anlatırsınız, ben mi anlattırayım" diyen annemle duvarın dibine doğru kaymaya başladık... " Neyi annecim" "Zavallı Sedacığın, nasıl şizofren olduğunu mesala" deyince tepemden aşağı kaynar su döküldü sanki... " Vay şerefsiz size öyle mi anlattı" derken bi yandanda Sedayı tastiklemesi için dürtekliyordum... " Öyle anlattı ya...Bide siz anlatın bakayım..." derken terliğini çıkarıp eline almıştı bile...Eğer burdan topuklamazsak, yarın işe gidince ayakta çizim yapan ilk mimar olarak ilke imza atacaktım... " Çocuk gay'mış Selma teyze...Bizde durumu öğrenince hastalık şeysini uydurduk..." diye arkadan Seda atılınca, omzuna vurup aslanım benim beee, dememek için kendimi zor tuttum... " Nolmuş gay'se...Buldunda bunuyon mübarek" " Yuh anne yaaa...Ne dediğinin farkında mısın sen...Bugün bize, şekerim diyen erkek yarın öbür gün kocayada kaçar... " dedim...Seda yanımda kıkırdamaya başlayınca omzumu silktim..Teorik olarak doğru sayılmaz mıydı... " Bak bak...Bizim Melek hanımdaki laflara bak sen...Bu işi nasıl batırdıysanız öyle topluycaksınız" dedi yavaş yavaş bize yaklaşırken... Sedayla far görmüş tavşan gibi, bir anneme bir birbirimize bakarken yapmamam gereken bir espiri yaptım...Ortamı yumuşatayım derken,tam anlamıyla pişmiş aşa su kattım.... " Bu işi ben toplayamam annecim, çünkü ben sözelciyim....Hahahhaa...Ama şu anda gülmeniz gerekiyordu...Gerekmiyor muydu Seda, sende bişey söylesene" dediğimde Seda bana umutsuz vaka bakışı attı... " A benim güzel kızım...Bende sayısalım...İyi çarparım...Gel buraya bak göstereyim" deyip üzerimize atlayan annemden çığlık atarak odanın başka bir köşesine kaçtım... Millet kocasından şiddet görüp mor çatıya sığınır...Ben annemden şiddet görerek... Ben koltukların üzerinde, acayip hareketlerle zıplarken salon kapısının önünde çırlayan kadınla durabilmiştik... " Ayyy neler oluyor burada" diyen Sedanın halasına değilde, yanında şaşkın şaşkın bizi izleyen yeni patronuma odaklandı gözlerim...Bir sen eksiktin zaten... Bir insan günde kaç kez rezil olur demeyin...O insanın adı Melek Türkoğlu ise, sayının bir önemi yoktur... ♡♡♡♡♡♡
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD