4.BÖLÜM

1792 Words
Vera dublörü olan Nataşayı hem ondan bıktığı hemde korumalardan biriyle ilişkisi olduğu için öldürdü. Vera gemiden sıkılmış olacak karada eğlenmek istedi… Eğlencenin ortasında Volkan telefon açtı, sonra diyerek geçiştirdim fırsatını bulduğum anda aradım. Aldığım heberler çok güzeldi… Nida, Nataşa’nın vurulma anında yanında olduğundan, kadının son sözlerinden gizli bilgilere ulaştı, bulunan USB bellek tüm hesap hareketleri dâhil, ortak olduğu kişileri, insan ticaretini, uyuşturucu sevkiyat yollarını içeriyordu. Kamarada sakladığı diğer belleğe Volkan ulaştı içinde yaptığı tüm iğrençliklerin görüntüleri vardı. Nihayet Vera’yı delilleriyle birlikte yakalamıştık… Türk ve Rus polisleri eş zamanlı harekete geçeceklerdi. Kadının ani eğlence isteği tam olarak hazırlanmamız için zaman yaratmıştı. Yüksel baş davetliydi, kendini aşıyordu, beni dansa davet etti. Bedenime yılan gibi sarılıyor, sürtünüyordu. Kulağıma aklına sakın ters bir şey gelmesin amacım sapık karını azdırmak yoksa bu iş sürüp gidecek demesiyle dudaklarıma dokundu, hemen çekildi. Ufacık temas bile kaskatı olmama neden oldu, çıldıracak gibiydim. Vera da benden farklı değildi, cinsel çekimin, bedensel ihtirasın kokusunu almıştı, ateş gibi olmuş gözlerle bizi izliyordu. Kadını dediği gibi delirtmişti, masaya döndük Vera elini tutmak istediğinde sertçe çekti. Yüksel yılanın deliğine çomak sokmuştu, keyfi kaçan Vera geri dönmek istediğini söyleyerek kalktı. Gemiye geldik, Yüksel’i gece dikkatli olması için uyarmalıydım odasına doğru yürürken Nida’nın korumalar tarafından yakalandığını gördüm. Kısa sürede adamlar etkisiz hale gelmişti, Nida Yüksel’in tehlikede olduğunu söyleyince ondan evvel koşmaya başladım. “Oleg hemen buradan gidiyoruz” diyen Vera’ydı… Şaşırmışım gibi yaptım, neden olduğunu sordum. Nida’nın kimliği açığa çıkmıştı, Vera kaçıyordu bir kadından mı korktun diyerek itiraz etsem de kararını vermişti. Koruması Sergio’nun Yüksel’i tekneye götürdüğünü söyleyince. Kanım birden tepeme sıçradı Yüksel’i almana izin vermem dedim. Şaşırma sırası Vera’ya geldi. Sen kim oluyorsun da bana izin vermiyorsun diye bağırması yeterliydi, kim olduğumu öğrenmenin zamanı geldi diyerek bağırdım. Korumalarına seslenince adamlar güvertenin üzerinde belirdi. O anda ki halini görmeni isterdim gözlerini kan bürümüş gibiydi. “Söyle bakalım Oleg sen kimsin, dilini mi yuttun? Anladım konuşmayacaksın… Öldürün, gemiyi yakın” emrini verdi… Ölümün soğuk nefesini ensemde hissediyordum. “Bu şartlarda konuşmadan olmaz… Madem öleceğim kim olduğumu bileceksin” diyerek durdurdum. İhanete uğramıştı kim olduğumu merak ediyordu, Yenilgiyi asla kabul etmezdi. “Asalak olarak yaşadın asalak olarak öleceksin” Hakaretlerine son kez katlanıyordum “Asıl asalak olan sensin, cani kocan, çocuğum dediğin engerek yılanları. Sizler asıl asalak olanlarsınız. Benim ailemin kanını dökerek, kasaba halkını aldatarak Veles şirketini ele geçirdin. Oleg Alex Veles’im. Şirketin gerçek sahibi benim” “O piçi kendi ellerimle öldürdüm, yalan söylüyorsun” Şaşkındı, söylediklerime inanmamıştı “İşe yeni giren hizmetçinin oğlunu öldürdün” dediğim anda gerçek olduğunu anladı… “Bu beladan kurtulamazsın Vera, işin bitti. Moskova’da ki kasanın içinde ki bilgiler ele geçirildi.” “Sen öyle san, benim işim asla bitmez” diyerek… Arkasını döndü, korumalar geminin denizi yarması gibi ikiye ayrıldı. “Öldürün” diye bağırdıktan sonra yürüdü. Kulağımın dibinden geçen kurşun adamlardan birini vurdu, Nida’nın ateş ettiğini biliyordum. Adamlar birden kapanınca Vera’yı vuramadı. Ortalık karıştı, yukarı kattan iplerle inen adamlar korumalara ateş etmeye başladılar. Tam bir can pazarıydı, çatışmayı polislere, adamlarıma bırakıp Nida ve ben hedefimize doğru koşmaya başladık, tekne hareket etmişti. İçimde aniden oluşan üzüntüyü tarif edemem. Nida, Yüksel diye bağırdı, onun ‘buradayım’ diyen sesini duyunca üzüntüm sabun köpüğü gibi dağılıp yok oldu. Vera tüm gerçekleri öğrenmiş elimden kurtulmuş, bunca zamandır çektiğim eziyet boşa gitmişti.Tekne birden durdu Volkan mazotunu boşalttığını söyledi. İçindekiler ateş etmeye başladılar. Birkaç kurşun yakınımıza saplandı… Tekneye bomba yerleştirildiğini söyleyen Volkan elindeki kumandayı havaya kaldırdı. “Oleg sen mi? Ben mi?” diye sordu… Bu sözle keyfim yerine geldi… “Annemin, babamın, kız kardeşimin, bunca yıldır öldürdükleri insanların kanı yerde kalmamalı” “O zaman sen” Kumandayı elime aldım, babaannemi görüntülü aradım… “Umarım ailenle birlikte cehennemin dibinde yanarsın Vera” Düğmeye bastım. Tekne bir alev topu gibi patladı… Gökyüzüne yükselen alevlerin içinden tahta parçaları yanarak suyla buluşurken, babaannem ve kasaba halkı sevinçle kurtulduk diye bağırıyorlardı. Bu yaşıma kadar çektiğim eziyet bitmişti niye kendimi mutlu hissetmediğimin cevabını bulamıyordum. ***** Volkan’la Nida bebeklerini alıp ülkelerinde yeni bir hayat kurmak istediklerinden, ifadelerden hemen sonra Rusya’ya gitmeye karar verdik. Nida’nın ısrarıyla Yüksel de bizimle birlikte geldi. Tüm kasaba çiçeklerle, balonlarla süslenmişti, her yerde müzik çalıyordu insanlar bizi coşkuyla, alkışlarla karşıladılar. En önde büyükannem Nida’nın bebekleriyle duruyordu ikizleri annelerine verip “Yolun çok uzun ve çetin, sakın pes etme. Dedenin, babanın emanetini temizle. Biz her birimiz senin yanında olacağız” diyerek bana sarıldı. Çok genç bir kız Alex diye bağırarak kollarıma atıldı elimden tutarak dans etmeye başlayınca reddedemedim. Gözüm Yüksel’i aradı. O bana bakmıyor, kendine çiçek uzatan oldukça yakışıklı bir adama bakıyordu, adam birden Yüksel’in beline sarılıp neşeyle dans edenlerin arasına çekti. Bu adamın kim olduğunu en kısa sürede öğrenmeliyim diye düşündüm. Yemekler yeniyor, eğlence tüm hızıyla sürüyordu, vakit oldukça ilerlemişti Yüksel’in yanına gidip son dansı benimle yapmasını istedim, o gece birlikte olduk. Sabah uyandığımda yoktu, babaannem çoktan gittiklerini söyledi… Tüm kasaba ne yapacağımın beklentisi içindeydi peşinden gitme lüksüm yoktu. Telefonla defalarca aradım ulaşamadım. Volkan’a sordum gizli görevde malumat veremem aradığını ona iletirim dedi. Hiçbir zaman aramadı, bir süre sonra bende vazgeçtim. Başka kadınlarla olmayı denedim ilişkiyi başlatmak bile midemi bulandırınca vazgeçtim.” “Çalışmaya biraz ara verip tatile çıkmalısın, bu tatilde kadını elde etmek için olmalı” “Beni isteseydi aramalarıma cevap verirdi o gece ikimizde içkiliydik, bir anlık dürtülerle birlikte olduk” “Senin için öyle miydi, çok iyi içtiğini biliyorum içki fıçısının içine düşsen sarhoş olmazsın” Selim haklıydı asla sarhoş olmazdım “O içkiden ben onun tadından sarhoş oldum” “İlk kez seni bu kadar güvensiz gördüm, eski Oleg nerede?” “O adam yok artık” Oturduğum koltuktan kalktım, içimde ne varsa anlatmıştım, anlatmadıklarım da vardı. Babaannem uzak olsa da beni yönlendirmeye devam ediyordu. Bu huyundan nefret ettiğimi söyleyemiyordum. Kullanılmaktan bıkmıştım, Selim’in yanından çıktım kasabaya gitmem iki saati bulmazdı… Herkes hayatını yaşarken ben iş dünyasının demir çarkları arasında eziliyordum, acaba babamda mı böyle hissedip o bela aileyi başımıza musallat etmişti… Vera yasa dışı işlerden tonla para kazanmış şahsi hesabı miras olarak bana kalmıştı. Onun kanlı parasına asla dokunamazdım. Okul, huzurevi, hastane, aşevi, hayvan barınağı, kadın sığınma evleri yaptırıp eksiksiz döşeyerek parasının büyük bir bölümünü harcadım. Cehennemden yaptıklarımı gördüyse daha büyük acı çekerek bir kez daha ölmüş olmalıydı. Yıllarca esir hayatı yaşadığım babaannemin evinin önünden geçtim, aile evim yangından sonra bir daha yapılmamıştı boş arazi olarak duruyordu. Vahşetin yaşandığı yeri kimse almak istememiş babaannemde kaderine terk etmişti. Park yaptırmalıydım, ablamın öldüğü için yaşayamadığı, benim de intikam uğruna yaşayamadığım çocukluğu, kasabanın çocukları yaşardı… Dedemin kurmuş olduğu ilk ofis hala aktif haldeydi, Vera öldükten sonra yenilenerek Galep Veles ve ortakları nakliye şirketi tabelası tekrar asılmıştı. Ana caddede okuldan yeni çıkmış gençler birbirleriyle şakalaşıp neşeyle gülüyorlardı… Ben bu anların hiçbirini yaşamamıştım, içimde yarım kalan özlemlerim çok fazlaydı. İntikam uğruna, çocukluğunu hatta gençliğini yaşayamayan vaktinden önce büyümek zorunda kalan adamdım… Tepeye çıkıp ağacımızın altına oturdum. Artık benim olmaktan çıkmış o bilmese de bizim ağacımız olmuştu… Selim’e anlatmayacağım anlar tekrar beynimin içinde film gibi oynamaya başladı… Eğlencenin geç saatlerinde anca Yüksel’e yanaşabildim son dansı benimle etmesi gerektiğini söyledim. İlk kez uysal davranışla kollarımın arasına girdi. Alnını omzuma yasladı… Işıklar birer ikişer söndürüldü kısa süre sonra ikimizden başka kimse kalmadı. Müzik bitti kollarımdan yavaşça ayrılıp tek söz söylemeden yürümeye başladı, bir süre ardından baktım henüz ondan vazgeçmeye hazır değildim. Hızla yanına yürüyüp elinden tuttum, onu bırakmamı söyledi. Bırakmadım, bırakamadım… Masanın üstünde ki votka şişesini aldı yudumladı, elinden alıp bir yudumda ben alıp ağır adımlarla kasabanın tek tepesine yürüdük, özel arazimizdi… Doğduğumda babamın diktiği ağacın altına otururken elini bırakmadım benimle birlikte oturmak zorunda kaldı. Bir yudum ben, bir yudum o neredeyse şişenin dibini bulmuştuk. Ateş böcekleri gecenin karanlığında ortaya çıkınca birini yakalayıp avucuma hapsettim parmaklarımın arasından ışığı görünüyordu… Bırak gitsin dedi, biraz daha kalsın diyerek avucumu tekrar kapattım, ellerimi tuttu… O doğada özgür, avucunda biraz daha kalırsa sönüp ölecek diyerek ellerimi açtı. İkimizde ateş böceğinden bahsetmediğimizi biliyorduk. Tekrar sırtını dönüp gitmesine izin vermedim, Bu işin ilmini öğrenmemişim gibi çekingendim, her an terslenmeyi beklerken Yüksel’in sesini çıkarmadan dokunuşlarıma öpüşlerime karşılık vermesi neredeyse aklımı kaybetmeme neden oldu. Bacaklarımın arasına çekip sırtını göğsüme yasladım… Ellerimi elbisesin yakasından sokup sıkı memelerini avuçladım, uçlarını parmaklarımın arasında sıkarken geriye doğru yatırdığı başını öpüp kulak memesini hafifçe ısırdım inleme sesini duydum, doğru yoldaydım boynuna nefesimi verirken bir elimle eteklerini sıyırıp bacaklarının arasına elimi koydum ateş gibiydi, benim için ıslanmıştı. İçimde ki aslan zevkle kükredi, kilotlunun ağını yana çekip bacaklarını daha çok ayırdım arzu merkezi elimin altındaydı nefesi sıklaştıkça okşamaya devam ettim. İstem dışı kalçalarını elime doğru bastırmaya başladı. Başını bana doğru daha çok çevirdi dudaklarına ulaştım, yeterli değildi. Bir çırpıda altıma aldım. Tadına bakmalıydım, bacak arasından elimi çekince hafifçe itiraz etti. Gelmeye çok yakındı bunu istemiyordum beraber doyuma ulaşmalıydık. Birden durdum hayatımın hiçbir anında korunmasız seks yapmamıştım, yanımda prezervatif yoktu… Durma diyerek inledi sevişmeye başladığımızdan beri ilk kez sesini duymak, ses tonunun ona verdiğim zevkten boğuk olması iştahımı daha çok kabarttı. Zevkten bağırmasını, çığlık atmasını, inlemelerini duymak istiyordum. Yanımda koruyucu olmadığını söyledim, hap kullandığını fısıldadı… Hap kullandığını söyleyen kadınlarla bile prezervatif olmadan ilişkiye girmedim. Yüksel ilkim olacaktı, engelimiz yoktu, gömleğimi çıkarıp yere serdim, elbisesini bir çırpıda çıkarttım ayın ışığında muhteşem görünüyordu dudaklarına ulaştığım anda boynuma sıkıca sarıldı, öperken elim yine bacak arasına gitti sıcaklığını istiyordum, dudaklarımın arasına inliyordu. Sıkıydı çok fazla sıkı dudaklarını öpmeyi bırakıp göğüslerine indim uçları taş gibi olmuştu hafifçe ısırdım inlemesi daha çok fazlalaştı bu yeterli değildi daha fazlası gerekiyordu, emdim okşadım bedeninin her yerini öperek aşağıya indim dudaklarım elimin yerini alınca itiraz eder gibi oldu çok geçti arzın merkezine ulaşmıştım. Kıvranıyor, bükülüyor elleriyle başımı bastırıyordu… Pantolonumu çıkarttım ten tene olmak şimdiye kadar yaşadıklarımı unutturdu, bu bambaşka bir histi çok dardı… Bakire misin? Diye sordum “Hayır” diyerek karşılık verdiği anda içine girdim, ilk önce kasıldı bedeni alışmaya çalışıyordu, kendini bıraktığını hissettiğim anda içinden çıkıp tekrar girdim. Bir daha, bir daha zevk çığlıklarını duyana kadar devam ettim. Kalçalarının ritmini yakaladım aynı anda boşaldık. Sanki bacaklarım tutmuyor gibiydi, yaşadığım en güzel sevişmeydi. Göğüslerinin üzerine yattım, kalkması gerektiğini söylediğinde yavaşça yana kaydım elbisesini alıp aceleyle giyindi. Ona uydum giyindim, önümden yürüyordu… Konuşmadan eve geldik ön kapıya yöneldiğinde elinden tutup çektim, yan bahçeden arkaya geçtik. Evin müştemilatında kalıyordum anahtar kapının üstündeydi, ışıkları bile açmadan banyoya yönlendirdim, ellerimle yıkadım bir kez daha seviştik, yatağımda bir kez daha, ona doyamıyordum. Kollarımın arasına alıp başını omzuma yasladım seviştikten sonra ilk kez bir kadınla uyuyacaktım. İlkleri hep Yüksel’le yaşıyordum, çok yorulmuştu hemen uykuya daldı. Yüzüme bakmamış, konuşmamıştı bu tanıdığım Yüksel değil diye düşünürken uyku bedenimi ele geçirdi. Sabah uyandığımda yanımda değildi, seslendim cevap yoktu, pantolon giyer giymez dışarı koştum. Babaannem bahçedeydi neredeler diye sordum… Ne bir not, ne bir söz dün gece hiç olmamış gibi çekip gitmişti… Ben onun gözünde önüne gelen kadınla yatan biriydim bunu biliyordu o zaman neden izin vermişti. Defalarca aramıştım geri dönmediği gibi numarasını değiştirdi… Hangi kanaldan ulaşmaya çalışırsam çalışayım boşa çıktı. Terk eden taraf hep ben olmuştum ardımda bıraktığım kadınların hislerini umursamamıştım… Onların ahı tutmuş olmalıydı. *****
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD