Vakit oldukça ilerlemişti, iki saatlik yolu tekrar çekemeyecektim… Kasabanın tek barına gidip birkaç kadeh içmek iyi gelecekti. Şansıma az kişi vardı, onlarda iyice sarhoş olmuş gibiydiler. Barmenden viski istedim adam yüzüme bile bakmadan içkiyi önüme bıraktı, ilk yudumu aldım gırtlağımı yakar gibi olsa da ikinci yudumla geçeceğini biliyordum. Keşke sarhoş olup onu kısa süreliğine de olsa unutabilseydim…
“İşler zamanında iyiydi, elimize bol para geçerdi. Şimdi zırnık koklattıkları yok, neymiş şirket toparlanacakmış. Bana ne ulan şirketten, para lazım bana para”
Arka masada oturan iki sarhoşun konuşmalarını duymamam imkânsızdı… “Sende kumar oynama hepimize payımıza göre para veriliyor. Oturduğumuz yerde parmağımızı bile kıpırdatmadan hesabımıza para yatıyor daha ne istiyorsun”
“Doğru diyorsun varsın enayi adam çalışsın”
Bu enayi dedikleri ben olmalıydım…
“Ben olsam o cadı kadının işlerini sürdürürdüm, o zaman daha çok kazanırdık”
“Vera karısının karışmadığı pislik kalmamış, uyuşturucu, silah kaçakçılığı yapmış”
“Eee ne olmuş yani alan razı veren razı”
“Yuh be böyle acımasız düşüncelerin olduğunu hiç bilmiyordum o silahlarla oğlun öldürülse, o uyuşturuculara kızın alışsa hoşuna mı giderdi”
“Tanrı korusun”
“Seninkilere gelince Tanrı korusun, başkalarının çocukları ölsün gebersin bunumu demek istiyorsun. Babalarımız Veles şirketine yatırım yapmış biz onların mirasını yiyoruz”
“Benim aldığım çok az”
“Babana kız, Oleg Veles’in ne suçu var, baban ne kadar verdiyse o kadar alıyorsun”
“Bu lanet kasabadan sıkıldım, çocuklarda kalmak istemiyorlar hisseme ne düşüyorsa alıp gideceğim”
“Bende düşünmüyor değilim, önüne gelen nakliye şirketi açtı.”
Ben bile işi bırakmayı düşünürken katılımcıların bırakmak istemesi ters gelmemişti. Veles şirketinin ömrü tükenmişti. Dedikleri gibi rekabet ortamı çok zordu. Vera’nın, kocasının, çocuklarının yaptıklarının ortaya çıkması, işveren büyük şirketlerin çekilmesine neden olmuştu. Bu işi zorla sürdürmenin anlamı olmayacaktı.
“Oleg Alex Veles sen buralara gelirmiydin?”
“Galina” Yaşlı kadını gördüğüme çok sevinmiştim yerimden kalkıp sarıldım. Sevgiyle yüzüme dokundu. “Ah nasıl dedene benziyorsun, bir an onu görüyorum sandım”
“Seni göremeyince barı devretti köşesine çekildi diye düşündüm”
“Kasaba dedikodularını nasıl öğrenirim. Ölümüm burada olacak, sallanan sandalyeye oturup örgü örerek ölümümü beklemeyeceğim”
“Zaten öylesi sana yakışmaz”
“Niye yüzün beş karış yakışıklı”
Galina kasabanın tek barının sahibesiydi, bildim bileli buradaydı “Mutlaka biliyorsundur, senin haberin olmayan ne var ki?”
“Biliyorum, cadaloz babaannen hala yakandan düşmedi mi?”
İki kadın ezeli düşmandı, birbirlerini hiç sevmezlerdi… Yaşlı kadın elimi tuttu “Oleg, geçmişte olanları, yakın zamanda olanları ve kasaba halkının neler konuştuklarını bu kulaklar duydu bu gözler gördü. Sana tek bir tavsiyem var yakışıklı, başkalarının sana dayattığı hayatı değil, kendi hayatını yaşa. İçkiler benden burada senin paran geçmez…”
İçeri müşteri girince yanağımdan öpüp uzaklaştı. Bardan dışarı çıktım, babamdan kalan mirasım vardı, şirketi satarsam hatırı sayılır param olurdu. Vera ile birlikteyken yaptığım birikimler olduğu gibi duruyordu. Belki başka bir isimde yeni bir şirket kurabilirdim… Şimdilik küçük olurdu sonrasında hızla büyüyeceğini düşünüyordum, bu işin incelikleri öğretilerek büyütülmüştüm. Dedemin, sonra babamın dostu olan hala beni destekleyen üç şirket vardı. Onların işlerini sürdürerek yeni kuracağım şirketi işletmeye başlayabilirdim. Önümde çok zor bir süreç vardı, yıllardır şirketin kurtulmasını bekleyenler tasfiye edilmesine karşı çıkarlarsa hayalimi gerçekleştirmek çok zor olurdu. Niye bu kadar şanssızdım, henüz bebekken ailem öldürülmüş, baskılarla büyümüş, istemediğim ilişkilerin içine zorla sokulmuş, nefret ettiğim bir kadının emri altında bırakılmıştım. Hoşlandığım tek kadın benimle ilişki sürdürecek kadar hoşlanmamış olmalıydı ki çekip gitmişti. Bu kadersizliği mi tersine çevirmeli iple idare edilen kukla olmaktan kurtulmalıydım. Selim’in dediği gibi kendi kararlarımı verecek, yeni bir yaşam kuracak kadar büyüktüm… İplerimi kesme vaktim gelmişti.
Geceyi kasabada geçirdim onunla seviştiğim yatakta… Sabaha kadar özlemiyle yandım kavruldum, iki senedir başka kadınla yatmamıştım onu düşünmek bedenimi rahatlatmaya yetiyordu. O geceyi, tadını, dudaklarını, diri memelerini aklımdan geçirdim. Aslı gibi olmasa da bedenim kısa süre sonra rahatladı. Rahat bir uykuya daldım sabah uyandığımda bedenimde ruhumda dinlenmiş gibiydi. İşe koyulma vakti gelmişti…
****
İlk önce kasabada ki ofise gittim, babamın zamanından beri bizimle birlikte olan Pavlo hala çalışmaya devam ediyordu, güvenilir adamdı. Beni karşısında görünce şaşırdı “Ne zaman geldin, haber verseydin sana mükellef kahvaltı hazırlatırdım”
“Dün geceden beri buradayım, karar vermem gerekiyordu. Bir kahveye hayır demem” Karşılıklı oturup kahvelerimizi yudumlamaya başladık, konuşma zamanıydı “Pavlo çok uzun yıllardır bu şirkettesin, Veles şirketi bu küçücük ofiste başlamış en iyi halini de en zor halini de bilen nadir insanlardansın. Şartlarımız eskisi gibi değil Vera ve çocuklarının yaptıkları şirketi çok kötü etkiledi, durumun değişeceğini söylesem de bizi tanımayan belli başlı şirketler başka firmaları tercih ediyorlar”
“Ne yazık ki biliyorum, kadın Veles şirketinin mahvına neden oldu… İşler eskisi gibi değil gelir az, gider çok. Hepimiz umudumuzu sana bağladık iki senedir canını dişine taktın Veles şirketinin adını düzeltmeye çalıştın bunu hepimiz farkındayız… “
Kötü gidişatın farkında olan tek ben değildim, içim rahatlatmıştı.“Haklarınızı vererek şirketi tamamen kapatmayı düşünüyorum Veles ismi piyasadan silinmeli başka çıkış yolu bulamıyorum”
“Ben dediklerine hak veriyorum, diğerleri ne der bilmem… Kabul edildiğini düşün sen ne yapacaksın?”
“Belki başka bir ülkede başka bir isimde yeniden başlarım. Şimdilik bu aramızda kalsın bu hafta içinde toplantı yapıp ortaklarımızın nabzını yoklayacağım”
*****
Moskova’ya geri döndüm iki senedir kaldığım daire neredeyse bomboştu, çevremin boş olduğu gibi, gel bir içki içelim veya sinemaya gidelim diyeceğim bir arkadaşım yoktu. Şirket derdine kimsesiz kalmıştım. Üzerimi değişip işe gelmek bile zor geliyordu, ofise girer girmez bir şirketin daha çekildiği haberini almak günümün içine etti. Vera’nın yapmış oldukları hala hayatımı bombok ediyordu. Asistanıma iki gün sonra genel kurul toplantısı yapacağımı ortaklara haber vermesini katılımın mecburi olduğunu her birine tek tek bildirmesini, gelmeyen olursa verilecek kararların onlar tarafından kabul görmüş olarak sayılacağını hem sözlü hem de mail olarak bildirilmesini söyledim. Toplantıyı yapacak sonucuna göre babaanneme durumu anlatacaktım. Bu lanet şirkete geçmişten gelen bağlantısı vardı, şimdi anlatırsam ne yapar ne eder kapanmasına engel olmaya çalışırdı. Onun huyunu çok iyi biliyordum vazgeçmek lügatinde yoktu. Kime ne kadar vereceğimi, çalışanların tazminatlarını, satılacak taşınmazların getirisini hesaplamak sabaha kadar sürdü, kahvaltı yaptıktan sonra çalışmaya devam ettim. Sevkiyatta olan tırlar, deniz yoluyla giden konteynerler vardı. Gidiş dönüşleri tahminen bir ayı bulacaktı. Bir şirketi açması da kapatması da kolay değildi. İki gün sonra tüm dosyaları hazırlamıştım. Üç kişi yurt dışında yaşadıkları için uydu yoluyla katılacaklarını söylemişlerdi. Saat on sularında şirket payında az veya çok hakkı olan otuz hisse sahibi eksiksiz olarak toplantı masasının başındaydı. İçinde olduğumuz çıkmazı hiçbir ayrıntıyı saklamadan anlattım. Hepsi durumun farkındaydı, bir iki kişi şirketi kurtarmak için ne mümkünse yapabileceklerini söyledi. Şirketin Veles olarak bittiğini, bir süre sonra belki başka bir isimle yeniden başlayabileceğimi anlattım. Her biri Veles isminin güvenilir olmaktan çıktığını kabul ettiler. Hisselerini alacağımı, onları ve çalışanları mağdur etmeyeceğimin sözünü verdim. Konuşmalar, paylarına düşecek paraların hesaplanması gece yarısına kadar sürdü. On kişi hissedar olmaktan çekilmek istedi çekilenlerden ikisi barda olan adamlardı. Diğerleri hisse değerlerinin korunarak ileride açılması düşünülen şirkette ortak olarak kalmaya devam edeceklerdi. Konuşulanların bu odadan çıkmamasını rica ettim, şimdiden piyasada haber olmamızın gereği yoktu. Tüm ortaklarımın sessizliğini koruyacağından adım gibi emindim.
Şimdi durumu babaanneme anlatması kalmıştı. Toplantıyı kayıt yaptırmıştım videoyu babaanneme gönderdim. Hemen geri dönmesini beklemiyordum, saatler süren toplantıyı izleyecek, katılanları telefonla arayacak kararlarını birde onların ağzından dinleyecek ondan sonra karar verecekti. Fazlasıyla yorulmuştum birkaç lokma yedikten sonra külçe gibi yatağıma yığıldım, telefon sesine gözlerimi açtım saat on bire yaklaşıyordu. Yüzümü bile yıkamadan babaannemle konuşmak zor olacaktı. Görüntülü olarak aradığı telefonu açtım ilk sözü “Berbat görünüyorsun” demek oldu… Gözüm yatağımın karşısında ki aynaya gitti, saçım darmadağınıktı, gözlerim kan çanağı gibi görünüyordu. Sakallarım uzamış şeklini kaybetmiş üzerimi değiştirmediğimden kravatım yana kaymış, gömleğim kırış kırış olmuştu.
“Sana da günaydın babaanne”
“Şirketi nasıl kapatırsın, dedenin babanın emanetini nasıl bitirirsin… Oleg Alex Veles daha önce niye bu kararını benimle paylaşmadın olayları oldubitti ye getirdin bunun cevabını ver”
Elimle yüzümü sıvazlayıp saçlarımı parmaklarımla geriye taradım “Bu sözlerini duyacağımı bildiğimden… Veles şirketinin ismi kötüye çıktı, can çekişiyor, daha fazla acı çekmesine gerek yok. Toplantıyı izlemişsindir ortaklarımız da aynı fikirde nereden duyduğumu bilmediğim bir söz görünen köy kılavuz istemez”
“Kapanmasına karşıyım”
“Sen gelir şirketin başına geçersin, babamın hakkı olanı alır ayrılırım son kararım budur” En büyük hissedar bendim, çekildiğim anda şirket çökecekti, babaannem bunu çok iyi biliyordu.
“Bana bunu nasıl yaparsın senin için yaptıklarımı ne çabuk unutuyorsun”
“Benim için yaptıkların mı? Sen her şeyi bu şirketi kurtarmak için yaptın, çocukluğumu gençliğimi alıp sefil bir hayat yaşamama göz yumdun. Boynuma, bacaklarıma, kollarıma bağladığın ipleri çöz… Ben senin tek akrabanım, oğlunun emanetiyim, elimden gelenin çok fazlasını yaptım. Artık kuklan olmayacağım benden buraya kadar.”
“Kararın kesin mi Oleg”
“Kesin asla değişmeyecek”
“Tek bir şartla şirketi kapatmana izin veririm”
“Senden izin istemiyorum babaanne o günleri geçmişe gömdüm”
“Beni dinleyeceksin, üzerinde onca emeğim var”
Duygu sömürüsüne başlamıştı “Bakmışın çok sağ ol, karşılığını fazlasıyla verdim ve bu beni hala kullanmaya devam edeceğin anlamına gelmiyor”
“Bu son isteğim olacak Oleg, sonra ne istersen onu yap”
Yine ne isteyecekti artık bıkmıştım “Neymiş”
“Vladimir’in torunu Faina ile evlenip bana bir torun vereceksin”
Öfkeyle bağırmamak için bir kaç kez yutkunmak zorunda kaldım “Hala beni kendi isteğine göre şekillendirmeye çalışıyorsun. Hayır, babaanne sana sevgim sonsuz bunu çok iyi biliyorsun. Evlenirim, evlenmem, çocuğum olur veya olmaz bu senin değil benim seçimim olacak şirketi kapatma işlemlerini başlatıyorum”
****
Babaannemin kolay teslim olacağını düşünmüyordum. Beklediğim gibi de çıktı kapatma işlemleri için onunda imzası gerektiğini bildiğinden hala Türkiye’de kalmaya devam ediyor işleri zora sokuyordu. Kendi hakkıma düşen ne varsa sattım, çalışanların tazminatlarını, ayrılmak isteyen ortakların paylarını verip hisselerini üzerime geçirdim. Taşınmaz malları satışa çıkardım, Vera’nın son aldığı evine hiç gitmemiştim onunda satılması gerekiyordu. Moskova’nın en lüks semti Rubleyovka da minik saray denecek kadar büyük bir evi daha vardı. Gösterişe her zaman bayılırdı ne kadar büyük o kadar iyiydi. Kapısında polis şeridi rüzgârdan savruluyordu koparıp bahçeye fırlattım evi aradıklarını biliyordum. Şifreyi girdim kapı açılınca eski günlerim aklıma geldi ilk kez bu eve girişim göz koyduğu bir kadını getirmek için olmuştu. O günleri hatırladıkça kendimden tiksiniyordum. Kadın benimle olacağını düşünürken yatakta Vera’yı bulmuştu, bazısı değişik hazlar için kabullendi… Ona kadın bulan bir ben değildim değişikliği sever çok sık sevgili değiştirirdi. Kabul etmeyenleri döverek cezalandırır eziyet eder şikâyet ederlerse öldürüleceklerini söyleyerek tehdit eder şantaj yapmak için çıplak fotoğraflarını delil olarak bulundururdu, şirket derdine yaptıklarını bilmeme rağmen sessiz kalmak çok kadının günahına girmiş olmak beni kahrediyordu. Sırf bu yüzden bile babaannemden nefret edebilirdim. Her zaman kilitli olan çalışma odasının kapısı ardına kadar açıktı, birkaç çekmeceyi açıp kapadım içleri karmakarışıktı. Duvarda boydan boya kitaplık vardı, hiç kitap okuduğunu görmemiştim. Birini elime aldım tahmin ettiğim gibi kapağı bile açılmamış haldeydi. Gösteriş meraklısı iğrenç kadının tekiydi, köşede duran mini bardan viski şişesini alıp evi dolaşmaya devam ettim, bazı kapılar ardına kadar açık bazıları kapalıydı. Kadınlar için özel olarak hazırladığı odanın kapısı kapalıydı polisler bile böyle bir odanın kapısını açık bırakmaya dayanamamış olmalılardı.
****