İLK BULUŞMA

1081 Words
Kafamı sesin geldiği yöne çevirdiğimde Okan'ı görmeyi bekliyordum ama yabancı, orta yaşlı bir adam vardı arkamızda. Eray gülümsedi. "Korkut ağabey, geldin demek." Köşedeki masanın üzerinde duran siyah bir çantayı aldı ve ona uzattı. "Ve işte paketin burada ağabey. Belgeyi de hemen getiriyorum." Eray yanımızdan ayrılırken o adamın bakışları üzerimdeydi. Ne niyetle beni incelediğini anlayamıyordum. İlgili gibiydi ama Eray gibi değildi. Bilemiyordum, duygularını çok rahat örtbas ediyordu. Gülümsedi. "Senin burada ne işin var?" "Dans gecesi için geldim ve bir çalışan yanıma gelip buraya gelmemi söyledi," dediğimde kuşkuyla baktı ama tam konuşacağı sırada Eray tekrardan yanımıza gelmişti. Elindeki zarfı adının Korkut olduğunu öğrendiğim adama uzattı. Adam onu elinden aldığı sırada kapıda biri belirdi. Okan... "Seni geberteceğim Eray." Birden Eray'ın bacağına ateş ettiğinde refleks olarak bir çığlık attım. Okan hızlıca yanımıza geldi ve beni arkasına doğru itti. Onun itişiyle dengemi kaybederken, düşmemek için onun koluna tutundum. Korkut ise oldukça rahat görünüyordu. "Uzun zaman oldu görüşmeyeli Okan." Okan'ın bedeninin ne kadar gerildiğini hissedebiliyordum. Çok sinirliydi ve normalde umursamaz ve ukala birisiyken, sinirlendiğinde gerçekten de korkutucu oluyordu. Kafasını Korkut'a çevirdi. Korkut'un bile yaşça büyük olmasına rağmen tedirgin olmasını sağlayacak kadar tehlikeliydi Okan. "Seni de görmek güzel Korkut." "Sen beni nasıl buldun?" dedim Okan'a soğuk bir sesle. Ondan korktuğumu kesinlikle belli etmek istemiyordum. "Kameraya erişebiliyorum Selin. Ve bak, sana ilgini çekecek bir şey göstereceğim." Telefonunu açtığında merakla baktım. Anlayamıyordum bu tavırlarını. Görüntü açıldığında, Eray'ın terasa gelip, kadehlerden birine bir toz attığını görmüştüm. Bana uzattığı kadehti o. Ben öfkeyle kaşlarımı çatarken Okan videoyu ileriye sardı. Eray'ın saçlarımla oynayışını gördüğüne sevinmiştim. Okan bana öfkeyle baktı. "Yaptığından şimdi mutlu musun?" "İlaç attığını nereden bileyim ben Okan?" Okan öfkeyle elini saçından geçirdi. "Bileceksin kızım! Benim yanımdayken kalkıp buraya gelemezsin! O piçle de ortak olacaktık ama şimdi onu geberteceğim." "İzin ver ben halledeyim Okan." Korkut'un sesini duyunca ikimiz de tartışmayı bırakıp ona döndük. Ben anlamazca Korkut'a bakarken, o, yerde inleyen Eray'a yönelmişti. Birbirimize o kadar odaklanmıştık ki Eray'dan yoğun derece kan aktığını fark edememiştik. Okan'ın kolunu dürttüm. "Kan kaybından ölebilir." "Kan kaybından ölmeyecek," dedi Okan emin ve soğuk bir sesle. Ben garip garip bakarken Korkut birden Eray'ı havaya kaldırdı ve terastan aşağıya attı. Ben korkuyla bir çığlık atıp yerimden sıçrarken Korkut bize döndüğünde elinin, Eray'ın kanına bulanmış olduğunu görmüştüm. Aklımı kaybedecek gibi hissederken gözlerim kararmaya başladı ve dizlerim de bana ihanet edip beni taşıyamayarak kendini bıraktı. Ben yere yığılırken hissettiğim son şey belimdeki eller olmuştu. Gözlerimi araladığımda kendi odamda olduğumu fark etmiştim. Okan ise benim yanımda uzanmış uyuyordu! Hızla onu dürttüm. Anında gözlerini açarken birden kollarımı kafamın üzerinde buluşturup üzerime çıktığında gözlerimi büyüterek ona baktım. "Ne yapıyorsun sen? Def ol git evimden!" "Cırlama be kızım! Sen terasta bayıldın ben de evine getirdim," dedi Okan yüzünü buruşturarak. Ona öfkeyle bakmaya devam ettim. "Yanımda neden uyuyorsun pislik!" Şaşkınlıkla bana baktı. Afallamış gibiydi. "Genelde kızlar benimle uyuyabilmek için ölüp bitiyor, sen de istersin diye düşündüm." "İstemiyorum böyle bir şeyi, git çabuk. Hem eve nasıl girdin sen?" dediğimde sinir bozucu bir gülüş attı bana. "Meslek sırrı." "Git çabuk buradan!" dediğimde gülerek ayağa kalktı ve dolabımdaki kırmızı sütyenimi eline aldı ve gülerek bana döndü. "Ama bu da benimle geliyor." "Onu geri ver çabuk ve git evimden. Bizimkiler seni fark edecek yoksa," dediğimde sırıttı ve kafasını olumsuz anlamda salladı. Gözlerimi devirerek odamın kapısını açtım "Def ol git." Kapıya ve bana bakıp alaycıl bir şekilde güldü ve odamın camını açıp bir bacağını sarkıttı. Ben şaşkınlıkla ona bakarken kapımı kilitleyip yanına koştum. Okan yanağımdan bir makas aldı. "Sabah on birde kapının önünde ol seni alacağım güzellik." Bir şey dememi beklemeden diğer bacağını da sarkıttı ve tuğlalara dokunarak aşağıya indi. Kızgınca ona bakarken o, aşağıdan bana bir öpücük atıp arabasına bindi ve arabayı çalıştırıp oradan ayrıldı. O gittiğinde, camı kapatırken istemsizce yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Okan aslında eğlenceli bir erkekti. İnsanı kendisine çeken çok farklı bir havası vardı. Telefonumdan saati kontrol ettiğimde sabahın beşi olduğunu görmüştüm. Tekrardan uyumak için yatağa yattığımda, onun yokluğundan dolayı yatağın biraz soğuk olduğunu hissetmiştim. Hatta içimden keşke uyanmasaydım ve beraber uyumaya devam etseydik diye geçirince kendime hayret ettim. İlk defa bir erkekle beraber uyumuştum ve o kişinin Okan olması nedense hoşuma gitmişti. Ama bunu hiçbir zaman öğrenmemesi gerekiyordu. Onun hayatındaki kızlar gibi gözükmek istemiyordum. Bu yüzden onu evden kovmuştum. Kalmasını istememe rağmen... Sabah gözlerimi araladığımda saati kontrol ettim. Daha vaktim olduğu için şanslıydım. Hızlı bir duş alıp bileği daralan siyah bir eşofman ve üzerine de pembe bir crop giydim. Saçlarımın yarısını toplayıp tepeden topuz yaptım ve halka küpelerimi taktım. Sadece göz kalemi ve dudak parlatıcısı sürmekle yetindim çünkü, onun için hiç de özenmediğimi ona göstermek istiyordum. Çantamı ve siyah bir hırkayı hızlıca alıp kapıya çıktığımda Okan'ın çoktan gelmiş olduğunu gördüm. İfadesizce ona bakarak arabanın sağ koltuğuna geçtiğimde her zamanki gevşek sırıtışıyla beni süzdü. "Ferhat ile buluşurken bile daha çok özenmiştin." "Evet, bu doğru," dediğimde gülüşü derinleşti. "Neyse ki kızların eforsuz görüntüsü daha çok hoşuma gidiyor. Seni beğendim." "O zaman biraz bekle abiye giyip geleyim," dediğimde tek kaşını havaya kaldırdı. "Bu kadar negatif olduğuna göre sana yetebilen bir erkek olmamış." "Ne diyorsun be sen? Pis sapık, iniyorum ben," dediğimde hızlıca kapıyı kilitledi. "Ne dedim kızım şimdi? Ne sapıklığımı gördün?" "Yetebilen erkek olmamışmış, sanki ben senin gibi iğrenç iğrenç bedenimi paylaşıyormuşum gibi," dediğimde bana şaşkınlıkla baktı. "Bir dakika sen daha önce hiç yaşamadın mı?" "Sana ne bundan Okan?" dediğimde yüzünde garip bir gülümseme oluşmuştu. "Demek ondan bu kadar asabisin. Ben alırım senin sinirini." Söylediğiyle yanaklarım kızarırken bedenimin kasıldığını hissettim. İstemsizce bacaklarımı birbirine bastırırken Okan'ın gülüşünün tınısını işittim. "Sıkma bacaklarını güzelim." Rezil olmanın verdiği utançla kafamı cama çevirdim. "Sıkmıyorum zaten." Okan sessiz kalarak arabayı çalıştırdı ve sürmeye başladı birden telefonunu bana uzattı. "İstediğin şarkıyı açabilirsin." Bu söylediği beni oldukça mutlu etmişti. Hevesle telefonu alıp The weekend One of the girls şarkısını açtım. Çok seviyordum. Okan'ın sözleri anlayınca, benimle dalga geçeceğini biliyordum ama umurumda bile değildi. Dinlemek istiyordum. Deniz kenarındaki bir mekana geldiğimizde arabadan indik. Varmamıza çok sevinmiştim çünkü yol boyunca Okan benimle dalga geçmişti. Boş masalardan birine geçtiğimizde Okan, karşıma değil yanıma oturmayı tercih etmişti. Derin bir nefes alıp deniz havasını içime çektim. Okan bana döndü. "Bu ilk randevumuz. Diğerlerinin aksine oldukça sıradan ve normal, tam istediğim gibi." "İlk ve son," dedim gülümseyerek. Okan da kendinden emin bir şekilde güldü ve fısıldadı. "Bence benim için deliriyorsun." Elini bacağıma koyduğunda tenimin karıncalandığını hissetmiştim ama onun karşısında ifadesiz kaldım. Elini hafifçe hareket ettirdi. "Bunu bir de dilimle yaptığımı düşün." Vücudumda hissettiğim yoğun ve yabancı bir duyguyla adeta nefesim kesildiğinde ani bir hareketle kendimi geriye doğru yasladığımda birden nefes nefese kaldığımı fark ettim. "Bu da neydi böyle?" "Benden, düşündüğümden de fazla etkileniyorsun."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD