Sabah güzel uykumdan alarm sesiyle uyandım.
Dün yemek sırasında Eren'le biraz tedirgindik ancak annemler pek bir şey fark etmemişlerdi.
Yemekten sonrada Ateş'i aramam, dışında gece boyu annemle vakit geçirmiştim.
Ama oda gitmişti,bugünse salı.
Yani kavga günü,belki de dördümüzden birinin bugün okuldaki son günü olacak.
Başta kavga olayı çok saçma gelmişti. Aslında halâ öyle geliyor. Ancak bu kavga eğer onlardan kurtulmamı sağlayacaksa saçmalığını da boş verebilirim.
Formamı giydim ama yanıma kavgada rahat edeyim diye giyside aldım.
Aşağıya inince Eren'i kapıda gördüm ve yanına gittim.
Siyah deri ceketini giymişti, saçları dağınıktı.
Uyku sersemi.
Başını ovuşturdu ve uzun bir nefes verdi.
"Öykü.." Bu cümlenin altında kocaman bir soru yatıyordu.
"Efendim?" Dedim ancak ne hakkında konuşacak ya da soru soracak biliyordum.
Biraz yürüdük,yerler ıslaktı. Sanırım gece yağmur yağmıştı.
"Kavgadan niye bahsetmedin?" Deyip gözlerini benden ayırıp yola çevirdi ve ellerini pantolon ceplerine soktu.
"Şey...önemli bir mevzu değil" deyip geçiştirmeye çalışsam da Eren illa bir konunun dibine inecek ya " nerede ve ne zaman?" Dedi.
"Çıkışta yer sanırım arka bahçe"
Nefesini üfledi ve "tamam" dedi.
Yol boyunca bir daha konuşmadık.
Okula gelince "çıkışta beni bekle" deyip gitti.
Okula girdiğimde o boğuk hava bedenimi kapladı.
Herkes şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
Ve hepsi çıkıştaki kavgayı bekliyordu.
Gerizekalı Banu ve Cemre hemen herkes'e ötmüştü kavgayı
Halbuki kendi aramızda yapabilirdik.
Hiçbirini umursamıyormuş gibi görünmeye çalışarak yürümeye devam ettim.
On beş saniye daha katlandım,bana bakan gözlere ve koridordan sınıfıma geçtim.
Öğretmen henüz gelmemişti, sınıfın yarısı var yarısı yoktu. Ama bir dakika..
Misperi neden Kürşat'la oturuyordu? yada Ateş niye bir arka sırada oturuyor?
ceketimi tahtanın yanındaki askılık kısmına astım ve bir dedektif edasıyla Ateş'in yanına yürüdüm
Ama ulaştığımda daha az önce söylemeyi planladığım her şey boğazımda tıkıldı kaldı.
Sadece suratına bakabiliyordum.
Kusursuz suratına.
Az önce çattığım kaşlarım neden yumuşamıştı?
"Ayakta dikilmenin bir sebebi var mı?" Sorduğu soruyla dikkatimi o hipnoz eden gözlerinden dudaklarına kaydırdım.
"Sey.." Devam edemedim. Ne diyecektim ki? Kalk orası benim yerim! Mi?
"Ne?"
En azından "ney?" Dememişti.
Gözlerim yavaşça kapanmaya başlamıştı.
Son bir kez Ateş'e bakamadan gözlerim kapandı...
¤¤¤
Yavaşça gözlerim ar arlandığında okula geldiğimden beri hiç içerisine girmediğim okul muayene odasında olduğumu fark ettim.
Az ilerimde bana ters dönük bir hemşire vardı.
Ama odada duyabildiğim pek ses yoktu.
Kulağıma gelen tek cılız ses serumdan damlayan serum suyuna aitti.
"Sonunda uyanmışsın tatlım" diyen ince sesli hemşire elinde telefonla bana bakıyordu.
"Şey.. Bana ne oldu?" İlk kaşlarını çatarak baktı ve "sınıfta bayılmışsın,yorgunluktan. Aç mısın?"
Yorgunluktan. Haklı olabilirdi çünkü bayağı geç uyumuştum.
" bir tost olabilir sanırım"
Bir saat daha okul muayene odasında kaldıktan sonra sınıfa yöneldim.
Ama ilk önce kızlar tuvaletine girmeliydim.
Berbat görünüyordum!
yüzüme birkaç kez su çarptıktan sonra su taneciklerinin yüzümden süzülmesine izin verdim.
Kaşlarımı düzelttikten sonra kapıyı açtığımda karşımda dikilmiş sinsi Cemre'yi görmeyi beklemiyordum.
"Selam fıstık" yapmacık bir tavırla sırıttı.
Mavi gözlü diye kendini dünyanın en güzel kızı zannediyordu.
"Ne istiyorsun?" Deyip umursamadığımı belli etmek için aynada saçlarımı düzeltmeye başladım.
"Duyduğuma göre bugün bayılmışsın. Numaramı yaptın? Bizle kavga etmekten korktuğun için bayılmanı öne atacak ve kaçacak mısın?"
Haha! Çok beklerdi!
Onu dövmek için dakika sayıyordum.
"çekil,gidicem!"
"ne o? Kaçıyor musun?",bana bak zilli" deyip bana doğru yürüdü.
O sırada giydiği topukluyla zeminde ses çıkartmayı ihmal etmedi.
"ya okuldan git,ya da dayağını yiyip okuldan git" der demez ben bile tahmin edemediğim bir anda saçımı çekti!
Saçımı...
Kafam çok acımıştı. "sonunda be!" Diyip elini kaldırınca fırsat bildim ve saçını büyük bir zevkle çektim.
"Aa! lyy! Yelloz! Sana bunu ödeteceğim!!"
İçimdeki rahatlama duygusuyla çıkışa yöneldim ve " kavgayı sabırsızlıkla bekliyorum" dedim.
¤¤
" iyi misin?" Ateş şuan bana bu soruyu sorana kadar gayet iyiydim.
İçimde garip bir his oluşmuştu.
Sanki bedenimi gülle kaplamışlardı.
"Daldın?"
"ha şeyy..iyiyim" diyebildim sadece,derken de sesim boğuk çıkmıştı.
"Üstüme düşünce.."
Ne?! Üstüne mi düştüm?
Onun?
içim kıpır kıpır oldu,neden böyle hissediyordum?
Niye her Ateşle ilgili bir şey duyduğumda garip oluyordum?
Bir saattir boynumu tahriş eden saçımı topladım.
"Nasıl yani?"
"Basbayağı üstüme düştün. Dikkat et"
O an hissettiğim duygudan dudağımı ısırdım ve Ateş'e baktım.
"neden bana soğuk davranıyorsun?"zihnimden habersiz ağzımdan çıkan cümle beni bile şaşırttı.
Bu okula geldiğimden beri ona sormak istiyordum,ama soramıyordum.
" Önemsemediğim bir kişiye neden sıcak davranayım?" İşte,her zaman ki gibi. Tam normal bir konuşma yapıyoruz diyorum her şeyi mahvediyor.
" o zaman niye iyi olup olmadığımı sordun? " ve Öykü.. sonunda Ateş'e laf soktun,hehe!
" Çünkü benim üstüme düştün.. eğer başka bir yere düşseydin umurumda olmazdı"
Tam cevap verecektim ki Misperi'yi gördüm.
" Öykü..." der demez üstüme atladı, " çok korktum kızım ya!" kumral saçlarını toplamıştı,gözlüğünü takmıyordu sanırım kavga için.
" kavgaya kaç saat var? " diye fısıldadım. "Bir" dedi ve kahve gözlerini gözlerime dikti.Ateş'i görmek için arkama döndüğümde gitmişti bile..*
*************
" Son on dakika " Öykü diyip beni daha da strese sokan Misperiye baktım. Üstünü giyiyordu.
" biliyorum " dedim ve taytımı giydim. "ikisini de ezip geçicez görürsün" dedikten sonra bluzunu giydi.
bende üstümü giyindikten sonra tuvaletten çıktık,tedirgindim. Ancak tedirginliğimin sebebi kavga değildi,tamam belki kavga olabilirdi ama en azından kendim için değildi. Misperi.. Tamam belki dün çalışmıştık falan ama Ege'nin yaptırdığı dört maçın üçünü ben almıştım.
oysa... ya kendini savunamazsa? "Misperi.."deyip yürümeyi kestim,Birkaç adımdan sonra oda durdu.
"Efendim? " Dün ki kavgadan sonra en az yüz kez zorlanırsa benden yardım istemesini söylemiştim,oysa "Ben kendimi savunurum!" demekle yetinmişti.
Yinede son kez şansımı denedim ve "Misperi.. bak zorlanırsan eğer.." devam etmeme fırsat bile vermedi.
"Ben kendimi sa-vu-nu-rum!" deyip hızla yürümeye başladı,bayağı gerisinde kalmıştım. Saçımı toplarken siyah giyinimli birine çarptım ve ayağım takıldı. Ne olduğunu anlamadan yere önümdeki siyah giyinimli kişinin üstüne çakıldım.
" Bir kerede önüne bakıp yürüsen." .o sesi duyduğumda kafamı göğsünden kaldırdım.Kalbim deli deli çarparken bunu ona belli etmemem çok zor oluyordu.Kahve gözlerini yüzümde gezdiryordu,dudaklarıma bakarken dudağı kıvrıldı.
şuan onun üstündeydim,resmen! çok tuhaf hissediyordum,nefesi boğazımı huylandırıyordu.
" Ben.. şey..yani.. "
" Tamam,tamam. Senin "şeyy" diye konuşmalarınla uğraşamam. hadi kalk üstümden"
kıvrılan dudakları normale döndü.
Üzerinden kalktıktan sonra son bir kez baktım ona ve yürümeye başladım. Arka bahçeye geldiğimde Misperi az ileimdeydi,en az otuz kişi bekliyordu,illa dayak attığımı görmek istiyorlar. Tam Misperi'nin omzunu tutacaktım ki Eren'in sesini duydum.
'sana beni beklemeni söylemiştim' sesi hesap sorar gibiydi,unutmuştum.
Gözlerimi kıstım ve kafama vurdum. 'Şey.. unutmuşum' Bugünlerde en çok kullandığım kelime 'şeyyy..' oldu,ne zaman biri bana bir şey sorsa 'şey..' diyip kalıyorum,bu alışkanlığı bırakmalıyım.
'Bir dakika gel' deyince Misperi'ye haber bile veremeden Eren'e doğru yürümeye başladım. 'Şimdi.. Kavga kesin olacakmış. Bende birkaç kız kavgasına felan baktım sizin için' SİZİN İÇİN yani Misperi içinde. Bir şeyler sezmiş gibiyim ama neyse.
Oynak kaşlarını kaldırdı ve sırıttı,belki de gülümsedi emin değilim.
' Her neyse... Bak eğer karşındaki kızın saçını tutabilecek bir pozisyondaysan direk çek ve onu yere yatır. Birkaç yumruk ve ayak tekmesinden sonra pes ettiğinden emin olunca zaten kazanırsın tamam mı?'
Derken aynı zamanda canlı olarak yapmamızı istediği hareketi gösteriyordu,rüzgar saçlarını savurduğu için birkaç kez küfretti tabii ama ben alışıktım o yüzden sorun olmadı.
Eren'i dinledikten sonra gülümsedim.
'Yardımın için teşekkürler kuzen ama ben geç kalmayayım. Şimdi korktu da kaçtı derler falan'
' haa söylediğin iyi oldu. Yanına gelemedim ama ilk ders bayılmışsın,okuldaki herkes konuşuyordu,eğer yorgunsan kesinlikle kavga saçmalığı olmayacak anlaşıldı mı?' deyip sanki babammış gibi baktı bana .Giydiği yeşil bluz gözleriyle oldukça uyumluydu ve bu dikkatimi çekmişti.
'Tamam baba,ben gidiyorum' deyip kahkaha attım ve yürümeye başladım.
Aniden geriye doğru çekilmeye başladım. Beni çeken kişi karnıma fazla kuvvet uyguluyordu,biraz daha bastırırsa kusacaktım. Birkaç dakika sonra beni çeken kişi durdu ve karnımdaki baskı kalktı. Canım çok acıyordu.'ne ? ne oluyor?' derken kolumda hissettiğim ağrı bayılmam için yetti.
**
Bazen insan hiç beklemediği bir anda yeni yeni güvenmeye başladığı biri tarafından sırtından bıçaklanır. O kadar pişman olur ki o kişiye güvendiği için..
Ama fayda etmez. Sanırım şuan bu durumun aynısını yaşıyorum. Yeni yeni açtığım gözlerimle nerede olduğumu anlamaya çalışırken Ege'yi gördüm.
Sandalyede ellerim bağlıydı ve kıpırdayamıyordum,etraf karanlık olduğu için bulunduğum yeri tanımlamam zordu ama egeyi görebilmiştim.
'Ege. Çözer misin beni?,kolum acıyor!' neredeyse ağlayarak söylediğim cümle Ege'nin umurunda bile olmamıştı.
'Günaydın prenses' Ege'yi net olarak göremiyordum ama sanırım sırıtıyordu.
Komik olan neydi ki ? şuan sandalyede bağlı olmam ve savunmasız olmam mı,?
Bir dakika yoksa.. Bana tecavüz mü edecekti? Çığlık atmaya başladım,çok korkuyordum şuan fazlasıyla savunmasızdım,yapabileceğim tek şey bağırmaktı. Bende bu fırsatı değerlendirdim ve bağırmaya başladım,ama o kadar yorgundum ki sesimde benim gibi cılız çıkmıştı. Boğazım ağrıyordu,neden bilmiyordum ama rüzgardan olduğunu düşünüyordum çünkü sabah'a kadar gayet iyiydim.
Karanlıktan koluma ne oldu görememiştim ama çok fena acıyordu. Hatta bu acıya rağmen nasıl uyanığım ben? Diye düşünüyordum.
'kolun mu acıyor?' Sanırım Ege sonunda canımın acıdığını fark etmişti. Saat kaçtı? Kesinlikle kavgaya geç kalmıştım!
'Ege neden? ' deyip gözlerine baktım,belki de kavgaya karışmamı istemiyordu.. her ne kadar iyi yönde düşünmeye çalışsam da aklıma kötü ihtimaller geliyordu.
O zaman neden beni bağlamıştı? Yada neden buradaydım? Beni sürüklemeye başlayan kişi o muydu ve kolum neden acıyordu?
'Ne neden prenses?' hala soruyor muydu cidden?!
'neden buradayım!? Kavgayı kaçırdım değil mi? Misperi'yi nasıl orada bırakırsın?' deyip sinirime hakim olmaya çalıştım.
Eğer şuanda bağlı olan kişi o olsaydı ve ben özgür yani onun olduğu konumda olsaydım sanırım Ege'yi dayaktan beter ederdim.
'Merak etme,kavga olmadı. Dinle sana her şeyi açıklayacağım ama sakin olacaksın tamam mı? Bana beni öldürecekmiş gibi bakmandan hoşlanmadım' deyip ciddiye döndü.
Tamam öykü,sakin olda ne olduğunu öğren diye iç geçirip nefes verdim 'tamam. Hadi anlat,dinliyorum' deyip yanak kaslarımı Ege'ye gülmek için yada tebessüm etmek için fazla zorladım ve sonunda yapmacık da olsa gülmeyi başardım.'İçinden gelmiyorsa gülme' deyip ciddi ciddi baktı bana. Neredeydi o sinsi bakışlı Ege?
'peki' deyip tekrar ölümcül bakışlarımı atmaya başladım. Şaşırmışça baktı ve 'az önce iyiydi,kendini zorlayabilirsin' dedi.
'Her neyse. Seni sürükleyip buraya getiriyordum ve sende fazla mızmızlanıyordun,akıllı durman için çok uğraştım ama durmadın. Bende.. kolundan vurmak zorunda kaldım' deyip sanırım vereceğim tepkiyi ölçmek için gözlerime baktı.
İlk önce ciddi misin sen? Diyormuş gibi dona kaldım,ama ciddiydi.
Demek kolum bu yüzden ağrıyordu,pislik alçak domuz!
' ne yani.. şuan içimde bir kuşun mu var?? Ben.. nasıl uyanığım?' dedim. Hissettiğim duyguyu bilmiyordum. Şaşkınlık? Öfke ? kin? Nefret? Hepsi.
'sanırım... bak seni hastaneye götürmeyi inan senin kadar istiyorum ama Cemre'den emir çıkana kadar yapamam' dedikten hemen sonra elini ağzına götürüp vurdu.
'Bunu söylememeliydim.. ' diye mırıldanıp birkaç dakika kendine kızdı ve bana iyice yaklaştı.'Bunu kimseye demeyeceksin tamam mı? Cemre'yi yani.. eğer duyarsam hiç iyi olmaz'
İphone arama sesi kulağımı doldurduğunda bir umut cebime baktım belki beni arıyorlardır..
Ama aranan kişi Ege olmalıydı çünkü cebinden telefonunu çıkardı.
Kim olduğunu bilmediğim kişiyle atışıyordu.
'..Tamam geliyorum bekle!..' deyip telefonu kapattı ve bana baktı. 'Uslu dur tamam mı? Hemen geleceğim ve seni doktor'a götüreceğim! Deyip beni karanlıkta bıraktı..
Birkaç dakika derin karanlığa baktım ve 'buradan nasıl kurtulacağım?' diye düşünmeye başladım.
Aslında çalan telefonun benim telefonum olmaması iyi olmuştu,çünkü eğer ellerimi çözmeyi başarabilirsem Ege'nin Allah'tan görmediği telefonumu cebimden çıkarıp yardım isteyebilirdim.
Aklıma kavga geldikçe sinir oluyordum! Şimdi herkes beni korkak olarak görüyordu,hele Cemre... nasıl yapardı? Nasıl bu kadar acımasız olabilirdi ? İntikam almak mı istemişti? Beni vurdurarak mı?..
Yaklaşık on dakikadır ellerimi çözmek için uğraşıyordum ama pekte başarılı olduğum söylenemezdi. Artık ipleri nasıl bağladıysa ellerime hiçbir değişiklik olmamıştı .
Artık pes etmeye başlamıştım. Mavi gözlerim kapanmak ve bir daha açılmamak istiyordu,ama aklıma Ateş geldikçe bu düşünceden uzaklaşıyordum. Onu görmek istiyordum,onun beni görmesini istiyordum,her ikisi de.
Yılmamam gerektiğini kendime hatırlatıp durarak sonunda ellerimi çözmeyi başardım,,hiç kolay olmamıştı. Bileklerim kızardı mı bilmiyordum ama canımı fazla yakıyorlardı.. Cebimden telefonumu çıkardım ve Ateş'i aradım çünkü şuan beni bu durumdan kurtaracak tek kişinin o olduğunu düşünüyordum.
Maalesef ilk iki arayışımda açmadı,sonunda açtığında 'Ne var Öykü?' dedi
'Ateş..' sesimin ağlamaklı çıktığını biliyordum.
'sen iyi misin?'
'hayır.. lütfen beni kurtar..'
Açıklama yapmaya çalıştıkça konuşmaya gücüm azalıyordu.
'neden kurtarayım Öykü düzgünce anlat şunu'
'kavgadan haberin var mı?' dedim
'evet. Çok çocukça'
'Birisi ben kavgaya giderken beni sürüklemeye başladı ve kolumu vurdu,uyandığımda karanlık bir yerdeydim ve ellerim bağlıydı. Ellerimi açınca seni aradım. Lütfen gel kolum çok acıyor' dedim ve hıçkırığımı tuttum.
'neredesin sen? ' dedi,ne hissettiğini bilmiyordum ama üzülmesini umuyordum,benim için.
'bilmiyorum.'
'tamam bak gps'yi aç ve beni bekle tamam mı? ' deyip telefonu kapattı.
Konuşurken Ege'den bahsetmemiştim. Ege'yi kesinlikle korumuyordum ancak.. ne bileyim o an söylemek istemedim.
Gps'yi açıp beklemeye başladım,sol kolumu yormamaya gayret gösteriyordum. Ateş'in gelmesini umarak uykuya daldım..
-Ateş'ten-
Telefonumun sesini duyunca kim arıyor diye baktım ,Öykü? hemen açtım. Duşta olduğum için görmemiştim.
'Ne var Öykü?' Ona soğuk davrandığımı biliyordum.
Ateş..' sesi ağlamaklı geliyordu,ne olmuştu?
'sen iyi misin?' deyip cevap bekledim. Bugün ona yeterince iyi olup olmadığını sormuştum.
'hayır.. lütfen beni kurtar..' deyip cevap vermemi bekledi,neden kurtaracaktım?
'neden kurtarayım Öykü düzgünce anlat şunu' dedim
'kavgadan haberin var mı?' dedi
'evet. Çok çocukça' çünkü öyleydi. 'Birisi ben kavgaya giderken beni sürüklemeye başladı ve kolumu vurdu,uyandığımda karanlık bir yerdeydim ve ellerim bağlıydı. Ellerimi açınca seni aradım. Lütfen gel kolum çok acıyor' dedi, gerçekten ağlıyordu.
'neredesin sen? ' dedim ,gerçekten vurulmuş muydu?
'bilmiyorum.'
'tamam bak gps'yi aç ve beni bekle tamam mı?' der demez telefonu kapattım. Kurulandıktan sonra üzerime bir gömlek geçirip siyah pantolonumu giydim ve evden çıktım. Arabanın kapısı açıp sürmeye başladım.
Umarım Öykü'yü bulmam bir ton işi bırakmama değerdi..