Kırık bir kalp..
Benim temsilim.
Ateş'in bana karşı bir şey hissetmediğini biliyordum ama belki, küçük bir belki olabilir diye düşünmüştüm. Her ne kadar onda beni iten şeyler olsa da..
Belki benim kırık kalbimi onarabilir..
Ama o ne yaptı?
Daha da kırdı.
Belki de ona karşı ümitlenmemi istemiyordu ve bu ses kaydını da bilerek çekti.
Kesin böyleydi çünkü başka bir açıklaması yoktu.
Şuan çok bitkin hissediyordum, yatağımdan hiç çıkmamak ve uyumak oldukça cazipti benim için.
Ama maalesef okul vardı. Dans gününden sonra annem,teyzem ve ben alışverişe çıkmıştık.
Hatta o sırada Misperiyle karşılaşmıştım.
Dansa hasta olduğu için gelmediğini söylemişti,ama dün gayet iyiydi.
Bence o öküz Kürşat yüzünden gelmişti,orada tek başına beklemek istememişti.
Bugün pazartesi yepyeni bir gün.
Yeni bir hafta.
Üzerimdeki şu bitkinliği atmak zorundayım!
Formamı giydikten sonra saçımı düzleştirdim. Formamın üstüne deri ceketimide giydim çünkü kasım ayındayız ve havalar bayağı soğuk.
Hazırlandıktan sonra aşağıya indim.
Annem yarın gidecekti, ve bu konuda çok üzgündüm, çünkü yanımda kalsın istiyordum.
Okuldan gelince tüm günümü ona adayacaktım.
"Ereen..! Hadi geç kalıyoruz"
Teyzem mutfaktan çıktı ve "Ah! Tatlım. Eren hasta, bugün gitmeyecek, senin için sorun olur mu?"
"Hı? Yok birşey olmaz. Ben bi geçmiş olsun diyip okula gideyim o zaman" deyip yukarıya çıktım.
Kurnaz Eren.. Hiçte hasta gibi görünmüyordu,ama beni henüz fark etmemişti.
öksürdüm ve dikkatini çekmeyi başardım.
"Kuzen?"
"Yaa.. Kuzen"
¤¤
Okula yürürken az ilerimde Misperi'yi görünce koşa koşa ona yetiştim.
Ellerimle gözlerini kapatınca çığlık attı.
"Korkma pamuk şeker. Benim"
"Ah öykü! Ödüm koptu valla"
"Ya uf boşver. Hadi derslere geç kalıyoruz"
"Yani benim korkmam umrunda değil ? Öyle olsun" deyip kırılmış gibi baktı.
Bende üzgünce baktım ona.
"Tamam,tamam. Affettim"
"Bu arada sana bir şey soracağım Misperi."
"Sor?"
"Sen benim kuzenimi tanıyor musun?"
"Ha? Kimi? Ben mi?"
"Ne? Ben diyorum ki kuzenimi tanıyor musun?"
"O çocuk mu? Şu sizin evdeki?"
"O çocuk bizim okuldaydı eskiden bir yıldır yoktu"
"Öyle mi? Başka birşey yok yani"
"yok"
Bunu söylerken sesi titremişti.
"Hmm,peki"
Şimdilik geçiştirmiştim ama birşey vardı.
Okula ilk girdiğimde tuhaf bakışlara marus kaldım.
Cuma günün ki olay yüzünden..
AmaMisperi korkma ve boşver deyince dediğine uydum.
Arada bazı çocuklar "ara beni" gibisinden fısıldayınca dayanamadım ve durdum .
"yeter artık! Beni bir orospu gibi görmenizden sıkıldım anladınız mı? Neden hiç beni tanımaya çalışmadınız? Bazı kaşarlar yüzünden hakkımda çıkan dedikodulara kulak verdiniz? Çünkü siz busunuz! Aptal,dedikoducu,sapık"
Kaşarlardan kastım Cemre ve Banu'ydu,zaten anlayan anlamıştı.
sınıfa girdiğimde normalde beni görür görmez konuşmaya yan erkeklerden çıt çıkmıyordu pür dikkat beni izliyorlardı sanırım az önceki şovumdan etkilenmişlerdi.
Oh olsun!
"Aferin Öykü ! İyiki az önce konuştun ha,valla bak erkeklerden çıt çıkmıyor" deyip gülümsedi Misperi.
"Eh yani,neyse tenefüste konuşalım,ders kimya sınıf hocamız gelir birazdan" deyip yerime geçtim.
On dakika kadar sonra Ateş ve Kürşat geldi,ki sınıf hocamız yerlerimizi değiştiriyordu.
"Ateş geç kalma sınırını aşıyorsun,bir daha olmasın.
Kürşat sende yeni geldin ama dediğime kulak ver." Deyip yerleri değiştirmeye devam etti kimyacı...
Yer değişme işleminden sonra Ateşle en arkada oturuyorduk.
Şanslı olduğum tek konu Misperinin önümde oturuyor olmasıydı.
Maalesef ve maalesef onca ısrar olmayanlar kimyacı bana yürüyen çocuğu yanındaki sıradan kaldırmamıştı.
Diğer ders Ateş ön sırada oturuyordu.
Misperi
"Sıramdan kalkar mısın?" Deyince
"Ben artık burada oturacağım,siz ikiniz orada oturun. Hem yakın arkadaş değil misiniz? Sorun olmaz"
Öne atıldım. "Evet sorun değil ama yanımızdaki çocuk bize bizi yiyecekmiş gibi bakıyor. Siz arkaya geçin?" Dedim.
Halbuki sorundu. Yani ben ümidi kesmiştim ama Misperi..
"Tamam. Kayın yana"
Vee öne geçtikten sonra pişman olduk çünkü arkada dursaydık mesajlarını görebilirdik.
" Öykü sana birşey anlatacağım.."
"Anlat.."
"Eren.. Nasıl desem senin kuzenini tanıyordum"
"Nasıl yani?"
"O beni tanımıyordu tabii ama ben iki yıl önce onu seviyordum,ama artık sevmiyorum yani.."
Birşeyler olduğunu biliyordum. Vee Öykü içgüdüleri yanılmamış oldu.
"Birşey demeyecek misin?"
"Tahmin ettiğim bir durumdu,ama neyse sonuçta sen.." Sessizce "Kürşat'ı seviyorsun değil mi?" Dedim
"Sessiz olsama kızım yaaa! Sonra konuşuruz"deyip sesine vurgu yaptı.
"Haa. Bende diyordum ki çıkışta alışverişemi gitsek?"
"Hmm.. Olur"
"Tamam, o zaman"
Ders boyunca arada arkama döndüm,birkaç kez göz göze geldim,ifadesizce bakıyordu bana. Ve her ne kadar ondan uzak durmam gerektiğini bilsemde duramıyordum, sürekli onu görmek istiyordum. Onunda benim gibi hissetmesini.
Tabii sadece hayaldi bunlar.
Tenefüste dışarıda dolanıyorduk.
Bir anda iki çocuk önümüzü kestiler.
"Napıyorsunuz?"
"Beni takip edin,Erhan sen kızları tut yani kaçmasınlar"
Misperi homurdanîp çocuklardan birine vurdu.
"Akıllı ol,yaramazlık yapma!"
"okollo ol yoromozlok yopmo" diye mırıldandı Misperi.
Başımız büyük dertteydi...!
¤¤
"Seni uyardık!" Diye söze başladı yapmacık hareketleriyle Cemre.
"Ama sen ne yaptın? Ateş'e daha da sırnaştın!"
İkiside gerizekalıydı!
Kendileri elde edemeyeceklerini bildikleri halde suç'u bana atıyorlardı.
"Dersini almadın mı sen?!,bak eğer şimdi bize bu okuldan ve şehirden gideceğine söz verirsen ikinizde kurtulursunuz,ama eğer gitmezsen..."
"gitmezsem ne..?"
**
"O zaman.. İkimizle ikiniz kavga yaparız ve en kötü dayağı yiyen okuldan gider?"
Saçmalık! Tam da kendisi gibi. Cidden bu kız çok saçma fikirler üretiyor,bir ara dalga geçeceğim.
Yinede "kabul" dedim,çünkü kendime ve Misperi'ye güveniyordum.
"Korkmak yok tamam mı? Ağızlarına edeceğiz" deyip Misperi'ye moral vermeye çalıştım.
"Tamam".deyip gülümsedi.
"O zaman hazırlanın,kavga yarın" deyip bir kahkaha attı Cemre.
İkisi de bodrum'un çıkışına yürümeye başlayınca "biz ne olacağız?" Dedim.
Banu arkasına döndü ve sırıttı.
"orası da size kalmış " deyip gitti, yanındaki Cemre ve iki erkekle..
¤¤¤
Bodrum'da yaklaşık yarım saat kalmanın verdiği acıyla ellerimi çözdüm.
"sağ ol Eren"
Eren o sırada Misperiyle ilgileniyordu,
"Teşekkür ederim" deyip masumca güldü Misperi.
"Önemli değil "
Bak,bak! ona anında cevap veriyor,beni unutuyor.
Ve sonuç olarak tüm derslere geç kalmıştık.
Merdivenlerden çıkarken bir bedene çarptım.
"Ateş?"
"Neredesin sen?"
Ona cevap vermek zorunda değildim.
"Sana ne?"
"Öykü.. Sana bir şey sorduğumda cevap ver"
Sert.
Siyah ceketini giymiyordu,garip.
Ve her zamanki gibi delici bakışlarıyla bana bakıyordu.
"Cevap?"
Söylemeli miydim?
Ortada kalmıştım,bir yanım cevap versene kızım diyor bir yanım cevap vermek zorunda değilsin diye çırpınıyordu.
"Sana cevap vermek zorunda değil" deyip sertçe bakmaya çalıştı Misperi.
Ateşse ona ciddi misin der gibi bakmakla yetindi.
"İşim vardı"
"Gayet iyi açıkladın. Bravo. Neyse senle uğraşacak değilim." Dedi ve tam yanımdan geçip gitti.
O sırada Eren bize doğru geliyordu,durdu ve..ve sanırım Ateşle konuşmaya başladı.
Misperi'de bende bayağı şaşkındık.
Eren'in, yanında durdum ve "Eren sen Ateş'i nereden tanıyorsun ? Diye sordum.
"Kuzenim"
Kuzen mi?
Benimde mi kuzenim yani?
O?
"Nasıl yani..Bu tipik senin kuzenin olamaz?"
"Baba tarafı,yani senle kuzen değil"
Ben "haa" diyip anladığımı belirtirken Ateş "Eren bu bücürle kuzen misin?" Dedi
Aslında Ateş'e tipik dediğim için ondan daha ağır bir tepki bekliyordum ancak o sadece bana baktı.
Bücür mü??
Ben miyim be bücür?
Sen kendine bak derdim ama,maşallah deve gibisin.
Maalesef bunları dıştan söyleyememiştim.
"Bücür derken? Pardon da ben burdayım. Dedikodumu yapacaksanız başka bir yerde yapın"
O sırada Misperide konuşmaya katıldı.
"Evet,hadi Öykü gidelim"
"Aynen hadi. Hem bizim çalışmamız lazım" derken yarın ki kavgayı kastediyordum.
"Haa. Aynen" deyip Eren ve Ateş'e baktı.
Okuldan çıkınca Misperilere geçtik, meğer bizim Misperi zenginmiş,hatta teyzemlerle onun anneleri arkadaşmış.
"Ee peki Eren seni nasıl tanımıyor?" Dedim.
"Bende annemle Melek teyzenin arkadaş olduğunu yeni öğrendim."
"Ee sürekli bize gelirsin artık. Zaten teyzemlerle Avm'deyken seni görünce yanına geldim ya. Senin annenle teyzem konuşuyordu.
"Hm. Neyse. Asıl önemli olan şu yarın ki kavgada yenilmeyeceğiz, ayrıca onlardan biri giderse senin Ateşle işi pişirmen daha kolay olur"
"Hm. Bir şey soracağım. sizin durumunuz bu kadar iyiyken neden devlet okuluna gidiyorsun?
"Çünkü zengin züppe gibi gözükmek istemiyorum"
Üst kattan alt kata inerken bir erkek odası gördüm.
"Erkek kardeşin mi var?"
"Sorma. Birbirimizi pek sevmeyiz,benden iki dakika önce doğmuş diye kendini birşey sanıyor"
"nasıl? İkiz misiniz?" Şaşkınlıkla sorduğum sorunun ardından merakla baktım Misperi'ye.
"Maalesef"
¤¤¤
Misperilerden sonra bize geçtik.
Pembe tayt ve uzun pembe bir bluz giydim.
Yanıma da su ve terlersem diye havlu aldım.
Misperi kardeşi Ege'nin beklemeyi pek sevmeyen biri olduğunu söyledi.
Evet şuan hakkında bildiğim tek şey adının Ege olduğu.
Ve garip ki bizim sınıftaymış.
Ben Ege isminde kimseyi hatırlayamıyorum yada dersi pek dinlemedim.
Misperi "Şu taksiyi durdur" deyince garip hareketler yaptım ve sanırım şoförün dikkatini çekebildim.
Adam durduğunda maalesef ve maalesef taksi dolu çıktı,bizde birdahaki taksiye kadar yürüdük.
Sonunda bir taksi bulunca hemen atladık.
Misperi adam'a bir adres verdi ve adam sürmeye başladı.
Bir arayan var mı diye baktım.
Annem aramıştı,neden ki?
Diye düşünürken tekrar aradığını gördüm ve açtım.
"Alo anne?" Deyip cevap bekledi.
"Kızım şeyi diyecektim. Cüzdanını burada unutmuşsun,ihtiyacın yokmu?"
Ve zeki ben en önemli şeyimi unutarak iyi halt ettim.
"Tamam,anne..sorun yok benim yanımda biraz para var. Akşam görüşürüz" dedikten sonra kapattım.
O arada Misperi'ninde telefon baktığını fark ettim ve bende bakmaya devam ettim.
Favebook'tan birsürü bildiri vardı ve hepsi aynı durumdandı,durumum bir tanesine tıkladım ve açtım.
Durum yine aynı sitedendi,benim dedikodumu yapan site yani Misperi'nin arkadaşının sitesi.
"Size bomba birkaç haberle döndüm.
Duyduğuma göre yarın bir kavga yapılacak. Ee siz diyorsunuzdur ki kavgayı herkes yapar,haklısınız kavgayı herkes yapar ancak bu kız kavgası.
Kavgadaki isimler;
Banu Durmaz
Cemre Sökmez
Misperi Aydın
Ve Öykü Suskun"
Haberi okuduktan sonra " Meliss.." Diye mırıldandım.
Birkaç saniye sonra Misperi'de bana katıldı.
Melis haberleri yapan kızdı,geçen adımı "Londralî" diye çıkaran.
Henüz tanışmamıştık ama em yakın zamanda tanışacaktık.
öykü,ben eve gidince onunla konuşacağım ve durumu kaldırmasını söyleyeceğim tamam mı?" Dedi ve telefon bakmaya devam etti.
Bende sıkılmayayım diye baktım.
Beş dakika sonra şoför "Abla geldik" dedi,adam parasını istiyordu tabii.
Misperi parayı uzattıktan sonra çantasından gözlüğünü çıkardı.
Şoför " Abla on tl eksik verdiniz" deyince bayağı şaşırdım.
"Ama yanındaki güzel kız yanıma uğrarsa borcunuzu silebilirim?"
Terbiyesiz. Adam sapık çıktı,zaten tipinden de belliydi., sakallı kel,cin bakışlı .
Çantamı aldıktan sonra kin duygumu yenmeye çalışarak arabadan indim.
"Şurası" deyip binayı gösterdi Misperi.
"Tamam" deyip yolları pürüzsüz caddede yürümeye başladık.
"Bir saat çalışsak yeter mi?" Dedim çünkü acelem vardı,annemle vakit geçirecektim.
"Olur,olur"
Kasım ayında olduğumuzdan hava çok soğuktu. Burnumun kızardığını şimdiden hissedebiliyordum çünkü nefes alırken zorlanmaya başlamıştım.
İçeriye girdiğimizde dikkatimi çeken ilk şey sanki kırmızı halıda yürüyormuş gibi giyinen kadınlardı.
Misperi benim garipsediğimi farketti ki "En alt kat spor kısmı,sonrası restuarant felan" dedi.
İlk önce girişte sanırım buraya gelenlerle ilgilenen orta boylu kumral kızın yanına gittik.
Bizi görünce biraz şaşırdı.
"Misperi hanım? Abiniz sizi aşağıda bekliyorlarda yanınızdaki bayan kim?"
umursamazca "Arkadaşım,neyse biz iniyoruz, görüşürüz Selin" deyip yapmacık bir tavırla güldü.
Merdivenlerden inerken o kız tam bir o*****" dedi ve "ikizim Ege yine beni küçük kız kardeşi olarak tanıtıyor" diye ekledi.
Gerçekten Ege kim? artık merak etmiştim.
bizim sınıftan kim olabilirdi ki? aşağıya inince kimse görmeden çantamdan suyunu çıkardım ve içtim.
boğazım kurumuştu, o sırada duyduğum ses işte beklediğim kişiden değildi.
"Çok geç kaldınız.." Bu oydu! Bana sarkan çocuk!
Mavi bir bliz ve beyaz bir eşofman giyiyordu,mavi gözleriyle oldukça yakışıklı görünüyordu.
"Ben gidiyorum!" Dedim Misperinin "bekle" diye seslenişlerini umursamadan.
"Öykü! Bekle bir ya!" Sonunda dayanamadım ve çırpınışlarına kulak verdim.
"Efendim Misperi?" Deyip onu umursamıyor gibi görünmeye çalıştım.
Çünkü biliyordu! Ege denen çocuğun daha doğrusu kardeşinin bana sarktığını biliyordu ama yinede beni buraya getirmişti.
"Ege sandığın gibi biri değil" deyince dayanamadım ve "Öyle mi? Bana sarkarken demi sandığım kişi değildi?"
Amacım Misperi'ye laf sokmak falan değildi,ama sanırım öyle olmuştu.
"Ege senin benim arkadaşım olduğunu bilmiyordu. Bilse böyle bir şey yapmazdı, değil mi Egee.." Deyip Ege'ye döndü.
ege'ye baktığımda pişmiş kelle gibi sırıtıyordu ona baktığımı fark edince
"evet evet "dedi ve yana kaslarına hakim olmaya çalıştı,yani ben öyle anladım çünkü bir gıdıklasam gülecekti.
" ya bak tamam ege biraz çapkındır falan ama özünde iyidir. Lütfen gitme,sadece çalışacağız,ha?" Deyip bir umutla bana baktı.
Maalesef ege şerefsizine katlanacaktım, belki gerçekten de iyi biri olduğunu kanıtlardı..
¤¤
Bir saatlik çalışmanın ardından o kadar terlemiştim ki kesinlikle bir duşa ihtiyacım vardı.
Garip ama Ege bana hiç sataşmamıştı.
eve geçer geçmez banyoya girdim, annemleri bile görmedim o kadar terlemiştim ki sanki bir saar kavga için çalışmamıştım da buhar makinesine konulmuştum.
ılık su tenimi temizlerken,lifle keselendim ve on dakika kadar sonra çıktım.
üstüme giydikten hemen sonra saçımı kuruladım ve düzledim.
ayaklarım üşümesin diye pembe terliklerimi giyip aşağıya indim etrafa mükemmel bir koku hakimdi.
sebebini öğrenmek için mutfağa geçtim ,.annem ve melek teyze mükemmel yemekler yapıyorlardı eniştem de gazete okuyordu.
"oo bayanlar" diyerek sohbet başlattım.
"Aa tatlım,gelmişsin..,gelmişken bir yardım etsen?"
Servis tabaklarını çıkardıktan sonra içeriye geçtim.
Eren televizyon seyrediyordu.
Yerde kırlent görünce sinsi ben kırlent'i Eren'in kafasına fırlattım.
Eren "Ah!!" Diye inleyip yastığın geldiği yöne yani bana baktı.
"Demek savaş istiyorsun.."
Gözlerimi büyüttüm.
Benim amacım o değildi ki..
Tamam. Belki biraz oydu ama bu kadar tırsacağımı bilmiyordum.
etrafına baktı ve üç yastığı da kendi safına çekti bense sadece bir tane alabilmiştim.
kurnaz bakışlarıyla bana bakarken "Bunu sen istedin kuzen saatler olsun" deyip yastığı bana doğru fırlattı.
yastığı bana fırlatacağını biliyordum ancak hedefinin kafam olduğunu anlamam zamanımı almıştı anladığımda da çok geçti.
Yastık kafama değdiği an çığlık attım ve elimdeki yastığı hangi yöne attım? Bilmeden fırlattım.
Gözlerimi açtığımda sinirli Eren gördüm .
"ileride bir çocuğum olmazsa sorumlu sensin kuzen" deyip ofladı Eren.
Aov! Yanlış alarm.
Eren tam yanımdan geçip gidiyordu ki belime yediğim yastık vücudumda şok etkisi yarattı.
Pislik! Beni kandırmıştı.
ben de ona fırlattım derken içeriyi ne kadar dağıttığımızı fark ettim.
"Eren.." Derken aynı zamanda sesim titriyordu.
"Biz ne yaptık?"
"İçerinin ağzına sıçtık kuzen, çabuk topla!"
Erende baya tedirgindi, seri hareketlerle elimizden geldiğince etrafı temizledik ve mutfağa geçtik "hadi çocuklar yemek hazır"
¤¤
Yemekten sonra odama çıktım ve aramak isteyip arayamadığım kişiyi aradım.
"Alo?"
"Ne var Öykü ?" Deyip beni tersledi,her zamanki gibi.
"Bir kere aradığımda da düzgün cevap ver Ateş."
Nefesini verdiğini telefondan bile anladım.
"zaten ilk defa arıyorsun. Şimdi ne var söyle. İşim var"
Demek kavgadan haberi yoktu.
"Şey dans antremanı var mı diye soracaktım" diye yalan uydurdum.
"Ben bile sende iyi biliyorum. Dans hafta sonu ve cuma,hadi kapat"
Odun!
"tamam,okulda görüşürüz,iyi geceler" deyip kapattım ve aşağıya indim.
Nede olsa annemle son saatlerimdi...
**