Panik..
Şuan aptal gibi Ateş'le başka bir kızla dans edecek diye üzülüyordum,halbuki onunla dans etmek istemeyen bendim. Şimdi niye kıskanmıştım?
Kıskanmış mıydım?
Misperi kolumdan dürtünce hayal dünyamdan çıktım.
Şemsiyeyi Misperi'ye uzattım ve Ateşle kıza doğru koşmaya başladım.
Dans başlarken kızı var gücümle ittim ve dil çıkarttım, ardından kızın yerini doldurdum.
Eğer kura'da ben çıkmasaydım şu an sadece izliyor olacaktım.
"Sen çok mu meraklısın benle dans etmeye?" işte bu susmam için iyi bir soruydu.
"Ne..ne alakası var canım?"
Canım? olayı kapatayım derken daha çok olay çıkar sen Öykü! Aferin sana!
"Bilmem,bir anda kızı ittin ya canım" deyip alaycı bir tavırla gözlerimin içine baktı..
'Canıma ' özellikle vurgu yapmıştı. Ateş gerçekten insanı gıcık edecek türden bir insandı onu yeni yeni tanıyordum ve hakkındaki ilk izlenimlerim bu olmuştu
"Başlayın artık çocuklar. Şarkı açılınca size yapacağınız hareketleri söyleyeceğim"
Ve müzik başladı, arkadan çalan müziği duyduğum an ağlamak istedim , bu şarkıyı Tolga'dan ayrıldıktan sonra dinler ve ağlardım!
Ed shareen- thinking out lound çalmaya başladı.
Ateş beni kendine çekti ve döndürdü. Göz temasımızı bozmuyorduk , bu dans etmenin altın kurallarından biriydi
"..geriye doğru ve..."
Beni geriye doğru ittikten sonra aynı hızla çekti ama bu sefer yere doğru eğdi.
"..Evet! Şimdi ayrılın, şimdi Ateş Öyküyü altından geçir ve yukarıya kaldır.
Arada yanlış anlayanlar olmuştu ve kıkırdamışlardı,beden öğretmenimizse hepsini susturup odağını bize vermişti.
Kalbim güm güm atıyordu.
Ya yapazsam? Ama neyi yapamayacağım ki? alt tarafı bir dans bu! diye fısıldadı iç sesim
Ateş garip ama bana bakıyordu,belki de süzüyordu bilmiyorum.
Şuan cidden Ed shareen'in şarkısındaki kız gibiydim.
Ateş beni altından geçirdikten sonra yukarıya kaldırdı, o sırada kalçamdan tuttu.
Bense hala şoktaydım,yani bildiğiniz herkesin dans etmek istediği Ateş'le dans ediyordum,ben.
Birkaç hareket daha yaptık ve dansı sonlandırdık.
Buraya upuzun anlattım belki ama dans en fazla iki dakika sürdü.
Herkes bizi alkışladı, kızlar hariç.
Hepsi bana ölümcül bakışlar atıyorlardı.
Ateş'i dansta sonra bir daha görmedim.
Zaten daha on dakika olmuştu.
Misperinin canının neden sıkkın olduğunu öğrenmiştim.
Kürşat bok'u dans etmeyeceğim demiş, öküz!
İki dakika kızı mutlu etse ölecek sanki.
Misperi "Of ya. Herkes dans etti bir ben kaldım Öykü" deyince az ilerimdeki Kürşat'ı fark ettim ve oraya doğru yürüdüm.
Kürşat'ın önüne geçtim ve ilerlemesini engelledim.
"ne var çıtır?" evet çıtırda benim ayrı yeni bir lakabım sanırım,neyse soru etmiyorum
"Çıtır? En azından Londralı demiyorsun. Her neyse senin dans'ın yok mu?" Dedim.
"varsa sana ne? Yoksa benimle sen eşsinde ben mi bilmiyorum?"
"hayır ama..-"
"Aması yok. Çekil önümden kızım. Uğraşamam senle"
"Çünkü sen Misperiyle eşsin! ve kız üzgün. Niye? Çünkü senin gibi bir öküzle eşleşti ve maalesef senin yüzünden elemelere katılamıyor!" iç sesim eğer misperi bilerek sizi eşleştirmeseydi misperi adam gibi birine düşerdi diyordu ki haklıydı
"Başka eş mi yok sanki?" Alayla sorsa da ben "yok" deyince göt oldu. Hah!
Ve Misperi'ye doğru yürüdü.
Bende peşinden gittim.
"Etmek istiyor musun?"
Kaba.
Odun.
Manyak.
Soruş tarzına bak,etmek istiyor musun?!
"ne?" Misperide şaşkındı tabii,beklemiyordu benim ikna etmemi.
Tamam!.herkes şaşkın olma sebebinin Kürşat'ın ayağına kadar gelmesi olduğunu biliyor. Anladık!
"Sen istemiyorsan etmemizin bir anlamı yok?" Derken aynı zamanda cümlenin altına mayın gibi bir soru gizlemişti.
"iyi. Edelim hadi. Gel"
¤¤¤
Beşinci derse kadar Misperiyle dedikodu yapıp durduk. Mahalle karıları gibi.
"Yalnız en iyi performans sizindi Misperi"
"bence siz daha iyiydiniz"
"yoyo. Siz daha iyiydiniz.
"Hayır öykü! Siz daha iyiydiniz"
"Tamam. Biz daha iyiydik" deyip konuyu kapatmaya çalıştım.
"Ha? Öyle olsun. Ben bu tartışma sonsuza dek devam edecek sanmıştım"
"Ders ne?"
"Hiç konudan yırtma Müzik"
"oo ben yerime geçiyorum o zaman bay bay"
Hemen sırama geçtim ve telefonumdan mesajım olup olmadığına baktım.
Yoktu.
Ateş'te yoktu, bir dakika kadar sonra Kürşat sınıfa girdi,ama Ateş'siz.
Müzik dersinden sonra Misperiyle yemekhane'ye gidecektim,bir çocuk önümü durdurana kadar.
"Birşey konuşalım mı?" Deyip beni süzdü,bu sefer eminim.
Çocuk kalça kısmıma uzun bakınca öksürdüm.
"yalnız?"
Misperiye yer tutmasını birkaç dakika içinde geleceğimi söyledim.
"söyle" gözlerimi devirdim ve bakışlarımı çocuğa çevirdim. belirgin yüz hatları ona ayrı bir hava katmıştı
" senden hoşlandık" kurduğu cümle beni şaşırttı hoşlandık mı?
"ne? Dık derken" çöp kovasına yakın bir yerde konuşuyorduk ve arkadan bir çok kızın bizi dinlediğini seziyordum
"Senden hoşlandık diyorum ben ve küçük ben" dediği cümle ile gözlerim kocaman oldu, ben ve küçük ben mi?
"Ne diyosun lan sen. piiç" deyip suratına yumruğumu geçirdim, herkes bize bakıyordu. yumruğum çocuğu afallatsa da kahkaha attı. misperinin çocuğa bir şeyler söylemeye çalıştığını sezdiğimde şaşırsam da bir şey yapmadım
"Oo yaramaz kız seni sevdim. Bu performansı yatakta da sergiler misin?"
Çocuğun söylediği söze o kadar sinirlendim ki..
"ney diyosun be sen?!! Bak.." Devam edemedim çünkü ses bana sus der gibiydi.
"Ne dedi sana?" Ateş'in sesini duyana kadar sakindim. Bana o kadar bulaşma diyen biri neden benle ilgileniyordu şimdi?
"Sana ne. Söyledim bir şey. Ne yapacaksın?"
Aradan biri onun kulağına fısıldadı.
"Bizde senden hoşlandık" deyince arkadan birkaç kişi kimle? Diye tısladı fesatlar.
"ben ve yumruğum" dedi,aradan 'oo'lar yükseldi.
çocuğun suratına geçirdi,ne yalan söyleyeyim bana yavşayan çocukta yakışıklıydı.
Çığlık attım, ikisi de birbirini yumruklamayı kestiler.
"çocuk musunuz siz? Bırakın kavgayı.
Ateş bana baktı, delici bakışlarıyla..
Ve gitti.
Birkaç saniye bana yavşayan çocuğa baktım.
"sanırım bunu hak etmiştin."
¤¤¤
"Cidden böyle mi oldu? Oha!.bu olay yayılır. Sonra Cemre ve Banu gõt olur ama senden bunun hesabını alırlar.
Dikkat et, gerekirse bir bile olurlar o derece, çünkü o daha önce biri için birini dövmedi"
"Ay Misperi ,abartma bir şey olmaz. Ben başımın çaresine bakarım."
"Eh,sen bilirsin. İnşallah bu kafeteryada bir olay olmaz.Çünkü herkes bize garip garip bakıyor ve bu pek hoşuma gitmedi"
Allah'tan kafeteryada bir sorun olmadı,yek yiyip sınıfa çıktık.
Ama asıl sorun buradaydı çünkü ikisi de benim sıramdaydı,Banu ve Cemre..
"Kalkın sıramdan!" deyip gözlerimi kıstım ve ikisine de ölümcül bakışlarımı yolladım.
"Allah,Allah bak sen. Bizim bücür Londra'lı büyümüş mü?"
Cemre bunu söylerken Banu kahkaha attı.
Birkaç saniye sonra Banu " kafeteryadaki makarna olayının öcü olacak biliyorsun değil mi?" Deyip çantamı karıştırmaya başladı.
"hmm burada ne varmış ruj. Haha. Belki tipin maymundan orangutan'a geçer"
İkisi de el çaktı.
Gözleri bir gözü hedef aldığında yoo diye geçirdim içimden.
O göz olmaz.
"Hmm bu gözde ne var peki?" Göz'ü açtı ve o malum şey çıktı...
Banu'ya lanet ederek bakarken misperi tüm cesurluğunu toparlamış ve konuşmuştu "adet olmak suç mu?"
**
Evde utanç duygumu unutmaya çalışarak mutfakta tatlı yapıyordum.
cuma günün ki rezillikten sonra son derse girmemiştim. Haklı olarak. Banu orkit'i çıkarırken o kadar utanmıştım ki..
Sınıftakilere dediği şeyse "Baylar size kız buldum!"
Olmuştu, geri zekalı.
Misperi arkamdaydı, oda şaşkındı.
Akşam teyzemler gelecekti ve ben yemek hazırlıyordum,Erenleyse hala yüzleşmemiştim. Yaptığı şey.. Töbest..
Tiramisu ve revani'yi yaptıktan sonra hangi yemeği yapsam diye düşündüm ..
En mantıklı su böreği ve mantıydı,mantı zaten buzlukta hazırdı,ben sadece sosunu yapacaktım.
Yaklaşık bir saatlik uğraştan sonra her şeyi ocağa koymuş teyzemleri bekliyordum.
O arada odama çıktım ve telefonumu aldım.
Telefondu,bilgisayardı ben tableti unutmuştum neredeydi?
Hayır.. Buraya geldiğimde uçakta düşürmüş olamazdım değil mi?
Telefonumdan Misperiye mesaj atacakken başka bir numaradan mesaj geldiğini gördüm.
"Bir saat içinde kapının önünde ol. Şu dans zırvalığı varmış,ha sana yolladığım şu elbiseyi giy-Ateş"
Aşağısında pembe tül elbisemle çekildiğim elbisemi görünce gözlerim büyüdü.
Bu fotoğraf..
Tablet..
Mesaj..
Tabletim Ateşte miydi?
Bu fotoğrafı annem çekmişti,tabletimle!
Uçaktayken almıştı demek..
Numaramı nereden bulmuştu peki?
Sinirle mesaj yollama kısmını açtım.
"Tabletimi ne hakla karıştırırsın? Hemen geri getir!,evin adresini bilmiyorum,okula gelicem"
yolladım ve cevap beklemeye başladım.
"Gerek yok,okula gelme. Dans şeysi varmış zaten her halükarda evinden seni alacağım. Bu arada tabletini istiyorsan dediğim elbiseyi giy,on dakika içinde evin önünde ol"
Ha? Benim evimi nereden biliyor ki ? Ben ona söylemedim.
Ve dans?
Elemelerden sonra on kişi kalmıştı ve bizde içindeydik.
Ama hafta sonu dans mı olurdu?
"Gelmeyeceğim-Öykü"
Yazdıktan sonra düşünmeye başladım.
O sırada telefon titreşti.
"Birincisi adını yazmana gerek var mı ? İkincisi eğer inmezsen sınıfta kalacaksın,bende"
"Birincisi sen mesajından sonra adını yazınca bende yazmak istedim,havalı.
ikincisi sınıfta kalma ne alaka?"
Yolladıktan sonra beş dakika cevap gelmedi.
"Çok mantıksız konuşuyorsun ve bu canımı sıkıyor. Sana açıklama yapmak zorunda değilim,in işte, ha bir daha mesaj atma. Zaman kaybî yaşatıyorsun"
Hah! Aptal,zaman kaybıymış..
İnmeli miydim?
Yani o benimle uğraşacak bir tipe benzemiyor ve sınıfta kalma felan diyor?
Hem tabletimde onda!
Maalesef ve maalesef dolabımdan pembe elbiseyi çıkardım ve giydim çok kısa değildi ve dans için uygundu.
Saçımı düzleştirip düzgünce topladım ve rimelle eyeliner sürdüm.
Ruj'a gerek duymadım. Gerçi ruj'u iyice sürdükten sonra Ateş'in yanağını öpsem ve iz çıkarsam fena olmazdı.
Ne diyorum ben ya?
Son bir umutla başka mesaj yolladı mı baktım.
"Aşağıya in çok bekleyemem"
Cevap yazma gereği duymadım, çok boş konuşuyormuşum ya.
Aşağıya indikten sonra bir kağıt aldım ve "eren benim dans provam var,altı gibi dönerim" yazdım.
Eve girer girmez yemeklerin kokusunu alıp buraya geleceği için mesajımı buraya bıraktım ve "çok yeme,teyzemlere yani annenlerede kalsın" diye ekledim.
Yemeklerin altını kapatınca nar çiçeği babetimi giydim.
Eren'e mutfakta mesaj bırakmıştım çünkü dans'tayken beni arar ve evde bulamazsa telefonumu arar. Ve ben dans sırasında görmeyebilirim.
Birkaç saniye bekleyip kapıyı açtım.
Siyah arabası yoktu, kırmızı bir tane vardı ama siyahtan daha güzeldi.
Saçları yine aynı modeldi,pantolonu tabii ki siyah'tı,bluzuysa koyu lacivertti.
Olsun siyah dışında bir şey giymiş sonuçta.
"Gelmeyi düşünüyor musun?"
"Ha..? Geliyorum"
Kapıyı kilitleyip yürümeye başladım.
"Sürmeyi biliyor musun?"
"ne? " diyip şaşkınca baktım ona.
"Seni almaya gelirken elimi fena ağrıttım. Sürmeyi biliyor musun?"
"evet ama ehliyetim yok?"
"kimin umrunda" deyip anahtarı uzattı.
Son saniye düşmekten kurtardığım anahtarı taktım ve sürmeye başladım.
İlk dakikalar sakindi ama sonra bir araba bize doğru yaklaştı ve benim ödüm koptu.
"Ehliyetinin olmadığını fazla belli ediyorsun"
"Elimde olan bir şey değil,pek sürmem"
Cevap yok.
Umursamaz.
"birşey soracağım. Sen benim evi mi nereden biliyorsun?"
"Sana hesap vermek zorunda değilim"
"Bir kerede düzgün cevap versen "
Cevap vermedi.
Gideceğimiz yeri bilmiyordum ama Ateş nereye gitmem gerektiğini söylüyordu.
"dur şimdi" dedi ve durdurdu beni.
İndikten sonra telefonumda arama varmı diye baktım.
Yoktu.
"Hadi geç"
"tamam"
¤¤
"..Sola dönün. Evet.."
Hoca'nın dedikleriyle bir o yana bir bu yana dönüyorduk.
Tabii Ateş memnun değildi hatta sınıfta kalmasa dans edeceğini sanmıyordum ama gerçekten çok güzel dans ediyordu,yani dans ederken kontrolü ele alıyordu.
Öne doğru gelirken ayağına bastım.
"Dans etmeyi de bilmiyor.." Diye mırıldandı.
Dans sırasında elinin acıdığını fark etmiştim,hatta beni kaldırırken zorlandığı için aynen şöyle dedi
"Birde şişko"
Bende "Ben miyim şişko? Sen tutamadıysan ne yapayım?" Dedim.
"kilo ver"
Dediğini umursamadım,"tablet nerede?"
"Hm..dediğim şeyi giymişsin. Arabada"
¤¤
Eve geldikten sonra direk mutfağa yöneldim. Tabletimide almıştım.
"anne?"
Annem şuan canlı canlı karşımda duruyordu.
"Öykü!" Dedikten sonra ellerini vücuduma sardı.
Şaşkınlığımı vücudumdan atmaya çalışıyordum.
o nasıl burada olabilirdi?
Yani ben yanımda?
"Se..sen nasıl geldin?" Diyebildim sadece.
"Seni çok özledim kızım,dayanamadım"
"Babam nerede?"
"O Londra'da bende iki günlüğüne geldim,gideceğim"
"Teyze..yoksa senin haberin varmıydı?"
Bana gülerek baktı.
"Beni karıştırma! Plan annenindi"
Ve ellerini kaldırdı.
"Peki Eren nerede?"
"odasında. Seninle bir şey konuşacağını söylemişti " deyip gülümsedi.
"Annecim az sonra seninle ilgileneceğim. Sen şimdilik teyzemle konuş"
Deyip yanağından öptüm ve yukarıya çıktım.
Eren odasında sandalyesinde oturuyordu,saçları dağınıktı.
Kapısı açık olduğundan onu görebiliyordum.
Beni fark ettiğinde kaşları çattı.
"Öykü?"
"konuşmaya geldim"
"biliyorum"
"Anlat. O şey neydi?"
"Cidden anlatmamı ister misin? Yani.. Neyse,bak üzgünüm beni o şekilde görmeni istemezdim"
"Sorun o değil,yani o ama.. Eren yaptığın şey çok yanlış"
"Kuzen üzgünüm ama ben buyum değişemem"
"Neden? Bence değişebilirsin,bir kişiye sadık kalabilirsin?"
"O işler bana göre değil kuzen. Bana bunun için kızamazsın"
O buydu ve maalesef değişmeyecekti.
Aptal kuzen benim.
"Elbise?" Deyip şaşkınca baktı bana.
"Dans,demiştim ya"
"Dans için taytta giyebilirdin kuzen,ayrıca arkadaşın hoşuma gitti"
"hangi arkadaş?"
"dün ki kumral"
Misperiden bahsediyordu,onu kullanmasına izin verecek değildim.
"Benim odama gitmem gerek,bay" deyip kapıya yöneldim yoksa bu iş uzayacaktı.
"Yırtmadın bil. O kızla tanışacağım"
Gözlerimi devirdim ve canım tabletimle yalnız kaldım.
Pembe ev şortumu giydikten sonra tabletimdeki her şeyi kontrol ettim.
Bir eksik yoktu,hatta fazla vardı,ses kayıtlarında bir fazlalık vardı.
Kayda tıkladım ve dinlemeye başladım.
Kim olduğunu bilmediğim ses "Ona değer veriyor musun?" Dedi.
"Saçmalama! Sadece bir partner daha fazlası olamaz" dedi ilgimi çeken ses..
Ateş....