AHAD: Helin’in beline kolumu sarıp kendime çektiğimde kızaran yanakları yine benliğimi zaptetmişti. Gözlerini yüzüme dikemiyor, bakışlarını aşağı indiriyordu. Elimi yanağına koyup okşarken ‘Neden bana sırtını dönerek uyuyorsun?’ dedim. Fısıltıya yakın bir sesle ‘Ne bileyim öyle alışmışım.’ dedi. Ben arzunun kapılarına çoktan yanaşmıştım. Daha su kolisiyle içeri girdiğimde Helin’i yatağa atma fikri kafamdaydı. Şermin gereksizi geciktirmişti biraz. Hatta Helin’in de istediğini düşünüyordum. Duş almıştı, mis gibi kokuyordu. Kendini bana hazırlamıştı, sadece henüz istediğini dışarı vuramıyordu. Dudaklarına uzanıp o gül ağzını keşfetmeye başladım. Dilini emdiğimde kollarını boynuma doladı. Bana attığı her adım gösterdiği her istekli hareket beni yangınlara atıyordu. Sanki zehirlenmiştim ve te

