Ülfet’i itip kilerden çıktım. Kapının önünde annem ateş saçan gözlerle bana bakıyordu. Konuşmanın bütün ayrıntılarını duyduğu her halinden belliydi: ‘Ahad! Çabuk benim odaya geç! Beni orada bekle!’ Annem kilerden içeri girdi, kapıyı sertçe kapattı. Ülfet’in akıbetini merak etmiyordum. Annemin odasına bir aşağı bir yukarı yürürken bir yandan da içim içimi kemiriyordu. Çok geçmeden annem hırsla kapıyı açtı: ‘Ne bok yedin lan sen!’ ‘Anne bir dinle ya!’ dedim ama annem hırsla bir tokat çarpmamak için kendini zor tutuyordu. ‘Ulan şerefsiz! Biz senin koynuna on dokuzluk bakire kız soktuk! Kızı görenin aklı başından gidiyor! Sen gidip evli kart karılara mı uçkur çözdün midesiz sapık! Hadi bir halt yedin önlemini bari alsana gerizekalı!’ ‘Anne o zaman Helin’i görmemiştim. Konağa tıkıldığım za

