Telefonuma tanımadığım bir numara düşünce, “satışa çağırıyorlar” diye sevindim ve sevinçle açtım. Arayan, Toygaroğulları’nın adamlarından Hüseyin’di; beni özel bir iş için konağın arkasına çağırıyorlardı. Hemen arabama atladım ve dedikleri saatte oraya vardım. Kerim Ağa’nın yakışıklı oğlu Ahad işaret etti Hüseyin’e; elime bir kutu tutuşturdular. Ahad usulca konuştu: — Bak Fidan, Hocazade Konağı’na gidiyorsun. Orada bir kız var, Helin. Sarışın, mavi gözlü, genç bir kız. Odasından çıkaracaklarını sanmıyorum. O kızı bulup telefonu verip “Ahad gönderdi” diyeceksin. Zarftaki para da senin. Anlaştık mı? Kızın başını belaya sokarsan canını yakarım, ona göre?! Ben de derhal atıldım, işimi biliyordum: — Aman ağam, biz sevda işlerinden anlarız. Sen merak etme, ben ulaştırırım Helin hanıma. Heme

