DÜĞÜN

497 Words

Ahad: Düğün sabahı kapıda bekletildiğimde kalbim göğsümden fırlayacak gibi atıyordu. Helin çıkınca gözlerim bir an için ona kilitlendi; üzerindeki gelinlik, duvağı, ince ışıltılı tacı… Hepsi bir masal gibiydi. İçimde bir sıcaklık yayıldı. Arabaya bindiğimizde, kolumu Helin’in koluna geçirirken titrediğini hissettim. Yol boyunca sessizce ilerledik; gözlerim bir an bile ondan ayrılmadı. Kırmızı kuşak, beyaz duvak… Her detay, her ritüel onun için, bizim için bir anlam taşıyordu. Helin: Toygaroğlu konağına vardığımızda davul zurna çılgınlar gibi çalıyor, halayın ucu bucağı görünmüyordu. Kazanlarda yemekler kaynıyor, herkesin karnı doyuruluyordu. İnsanların neşesi ve kalabalığın coşkusu beni hem şaşırtıyor hem de hafifçe ürkütüyordu. Ahad arabadan indi. Belinden silahını çıkarıp havaya def

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD