Faytonun içinde, Ekim yanımda oturmuş, sessizliğin içinde bana derin bir huzur veriyordu. Dışarıda esen serin rüzgara rağmen, aramızdaki sıcaklık her şeyden daha güçlüydü. Onun yanında olmak, bu uzun yolculuğu adeta bir rüya gibi hissettiriyordu.
Ekim aniden gözlerini bana çevirdi ve o an her şey değişti. Bakışları, hissettiği yoğun duyguları açıkça belli ediyordu. O anın büyüsüne kapılmıştım, Ekim'in gözlerinde kaybolmuş gibiydim. Kalbim hızla atarken, onun da aynı şekilde hissettiğini görmek, beni daha da cesaretlendirdi.
Hiç tereddüt etmeden, ona doğru eğildim. Nefeslerimiz birbirine karıştı, dudaklarımız birleştiğinde, her şey anlamını yitirdi. Tutkulu bir şekilde öpüşmeye başladık, bu anın yoğunluğu ve tutkusu, bizi birbirimize daha da bağladı. Faytonun içinde sadece biz vardık, dış dünya tamamen önemsiz hale gelmişti. Bu öpücük, aramızdaki bağın ne kadar derin ve güçlü olduğunu hissettiriyordu.
Ekim'in dudaklarıyla buluştuğum an, dünya tamamen sessizliğe büründü, Öpüşmemizin yoğunluğu, içimdeki tüm arzuları ve tutkuyu dışarı vurdu,. Sadece onun varlığına ve dudaklarının sıcaklığına odaklanmıştım, diğer her şey önemsiz hale gelmişti.
Ekim'in elleri yüzümü nazikçe kavradı ve öpüşmemiz daha da derinleşti Faytonun içindeki her saniye, aramızdaki bağın ne kadar güçlü olduğunu hissettiriyordu. Bu öpücük sessiz bir anlaşmanın ve derin bir sevginin ifadesiydi. Dış dünyayı tamamen unutmuş, sadece birbirimize odaklanmıştık.
Bir süre sonra, dudaklarımız yavaşça ayrıldı ve göz göze geldik. Sessizliğin içinde sadece nefes alışlarımızın sesi yankılanıyordu. Bu an, aramızdaki bağın ne kadar derin ve özel olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Sonrasında, ellerimi yavaşça Ekim'in bacaklarına doğru indirdim Parmaklarım onun ince kumaş elbisesinin üzerinden nazikçe kayarken, teninin sıcaklığını hissettim Aramızdaki bu fiziksel temas, içimde derin bir huzur ve yoğun bir arzu uyandırıyordu. Ellerim onun bacaklarının üstünde gezindikçe, birbirimize olan bağlılığımız ve tutku daha da derinleşti.
Ekim'in elini sıkıca tutarak, ona olan sevgimi ve bağlılığımı ifade etmeye çalıştım. Bu anın büyüsünü bozmamak için sessiz kaldık. Faytonun yoluna devam etmesiyle, birbirimize daha da yakınlaştık.
Faytonun içinde, Ekim'in bana daha da yaklaştığinı hissettim. Bakışları, içimdeki tüm duyguları alevlendiriyordu. Parmaklarım, onun saçlarının arasına kayarken dudaklarımız bir kez daha birleşti. Faytonun ahşap tekerleklerinin çıkardığı sesler, aramızdaki sessizliği bozmuyordu. Sadece birbirimize odaklanmıştık.
Ekim'i kucağıma alarak, ona olan tutkumun ve sevgimin derinliğini göstermeye kararlıydım. Elleriyle göğsümü okşarken, her dokunuşu bedenimde bir titreme yaratıyordu Parmakları, nazikçe tenimde geziniyordu. Onun bu hafif dokunuşları, içimdeki arzuyu daha da körüklüyordu.
Ekim'in nefesi hizlandikça, ellerimi beline doladım ve onu kendime daha da yaklaştırdım. Dudaklarımız arasındaki mesafe yok olurken, öpücüklerimiz daha da derinleşti. Parmaklarım, Ekim'in sırtında gezindi, ardından boynuna doğru kaydı. Boynunun hassas bölgesine ulaştığımda, hafifçe emmeye başladım. Bu, onun nefesinin daha da hızlanmasına ve hafifçe inlemesine neden oldu. Onun bu tepkileri, içimdeki arzuyu daha da alevlendirdi.
Ekim'in elleri, benim en mahrem bölgeme dokunduğunda, nefesim kesildi. Parmaklarının hafif
dokunuşları, içimde bir yanma hissi uyandırıyordu. Onun elleri, bedenimde dolaşırken, içimde bir yangın başlamış gibi hissediyordum. Dokunuşları beni daha da yakına çekiyor, aramızdaki bağı daha da derinleştiriyordu.
Ekim'in elleri, nazikçe beni keşfederken, içimdeki duyguların doruk noktasına ulaşmak için sabırsızlanıyordum. Onun nazik dokunuşları, bedenimde bir elektrik akımı gibi hissettiriyordu. Her hareketi, içimdeki arzuyu daha da körüklüyordu. Onun elleri, bedenimde dolaşırken içimde bir yangın başlamış gibi hissediyordum.
Ekim'in elleri, tekrar benim en mahrem bölgeme dokunduğunda, içimdeki tüm duygular alevlendi. Parmakları, nazikçe beni keşfederken, içimdeki arzunun doruk noktasına ulaşmak için sabırsızlanıyordum. Onun nazik dokunuşları, bedenimde bir elektrik akımı gibi hissettiriyordu. Her hareketi, içimdeki arzuyu daha da körüklüyordu.
Ekim, nazikçe beni keşfederken içimdeki duyguların doruk noktasına ulaşmak için sabırsızlanıyordum. Onun nazik dokunuşları, bedenimde bir elektrik akımı gibi hissettiriyordu. Her hareketi, içimdeki arzuyu daha da körüklüyordu. Faytonun içinde, sadece birbirimizi hissederek bu özel anın tadını çıkarıyorduk.
Ekim'in elleri, beni kendime daha da yakınlaştırırken, gözlerimi kapatıp onun dokunuşlarının tadını çıkardım. İçimdeki tüm duygular, bu anın içinde eriyip gidiyordu. Onunla birlikte, bu özel anın tadinı çıkarırken, geçmişin hayaletlerinden sıyrılıp, geleceğe doğru cesur adımlar atmak için kararlıydım. Geçmişte yaşadığımız tüm acılara rağmen, birlikte her zorluğun üstesinden gelebileceğimize inanıyordum. Ekim'in yanında olduğum sürece, her şeyin üstesinden gelebilirdim. Ve bu an, bize bunu bir kez daha kanıtladı.
Beni delirtiyordu, her dokunuşu, ellerini her tenimde hissedişim beni arzunun doruklarına çıkarıyordu. Kendimi her seferinde Ekim'e teslim etmeyi o kadar çok seviyordum ki...
Bir araya geldiğimizde zaman duruyor gibiydi. Onun dokunuşlarıyla, nefesinin tenimde bıraktığı izlerle hayat yeniden anlam kazanıyordu. O, benim için sadece bir sevgili değil, aynı zamanda bir tutkuydu.
Gözlerinde kaybolmak, ellerinde erimek istediğim o anlarda kendimi buluyordum.
O bana ait olmak istediğinde, ben de onun olmak için can atıyordum. Ama bu arzular arasında kaybolup gitmek dehşet verici bir özgürlük hissi veriyordu.
Ekim'in adı bile beni alevlendiriyordu. Onunla birlikteyken her şey mümkün gibi geliyordu; sınırlar ortadan kalkıyor, duygularımız birbirine karışıyordu.
Hayatımda hiçbir şeyin beni böyle deliye döndürmediğini biliyordum. Onunla yaşadığım her an, bir sonraki buluşmayı heyecanla bekletiyordu. Arzularımızın dansı sonsuz gibi hissettiriyordu, ama her dansın sonunda gerçekliğin soğuk yüzüyle yüzleşeceğimizi de biliyordum.
O beni deli etti, ama aynı zamanda hayata yeniden aşık etti. Ondan alamadığım her an, bir sonraki buluşmayı düşlememe sebep oluyordu. Belki de bu sonsuz arzu, bizi birbirimize daha da yaklaştırıyordu. O benim Ekim'imdi ve onunla her zaman benzersiz bir Ekim yaşamak için can atıyordum.
"Biliyor musun?" dedi birden, düşüncelerimden çıkarak kucağımda oturan kadına verdim tüm dikkati. Söyleyeceklerinin devamını merakla bekliyordum.
"Dışarıda, herkese aslan gibi kükrüyorsun..." Kaşlarımı çatmadan edemedim. Konunun nereye varacağını bilmiyordum. Ekim, bunu anlamış olacak ki gülümsedi.
"James'in bile senden korktuğuna eminim. Dediğin her şeyi kabul ediyor, zaten kral olmayı becerebilceğinden emin bile değilim..." Duraksadı ve beni izlediği bir süre dudaklarıma bir öpücük kondurarak konuşmaya devam etti.
"Fakat, sıra bana geldiğinde, gözlerin, gözlerimin adresini bulduğunda minik yavru bir kediye dönüşüyorsun..." Yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamadım. "Delisin sen..." demekle yetindim. Haklıydı.
"Miyav o zaman," diye karşılık verdim, eğlenmiş bir şekilde.
Dudaklarımdan çıkan o ses, onu şaşırttı ve güldürmüştü.
"Sen gerçekten delisin," dedi gülerek.
"Beni sen delirttin," demeden edemedim. Onun neşeli hali beni de içine çekti ve aramızdaki samimiyeti pekiştirdi.
Ekim, gözlerimin içine bakarak, "Bazen biraz delilik gerek," dedi sırıtarak. "Bu dünyada normal olmaktan çok daha eğlenceli."
Gözlerimiz birbirine kilitlendiğinde, dışarıdan bakıldığında birbirimize zıt gibi görünsek de, aramızdaki bu özel bağın derinliği anlaşılmazdı. O, herkese karşı güçlü ve kararlı duruşunu korurken, bana geldiğinde içindeki yumuşaklığı ve sevgiyi ortaya çıkarıyordu. Ben de onunla birlikte olduğumda kendimi güçlü ve korunaklı hissediyordum.
Sessizlik aramıza yerleştiğinde, Ekim'in gözlerindeki sıcaklık ve derinlikle birlikte, birbirimize olan bağımızı daha da güçlendirdiğimizi hissettim. Onun yüzünde oluşan gizemli gülümseme, beni daha da çekiyordu. Onunla yaşadığımız bu anlar, dış dünyadan soyutlanmış, sadece birbirimize odaklanmış gibiydik.
"Bazen seninle olan bu özel anları bir kavanozun içine doldurup korumak, saklamak ve sadece senin ile paylaşmak istiyorum," dedim sessizce. Onun da benimle aynı duyguları paylaştığını bilmek, içimi huzurla doldurdu.
Ekim, bir an için sessiz kaldı ve ardından nazikçe başımı okşadı. "Her şey yolunda olacak," dedi yumuşak bir sesle. "Seninle olan her an, benim için çok değerli."
Bu sözlerle birlikte, içimdeki sevgi ve güven duygusu daha da pekişti. Onunla geçirdiğimiz her anın bana bir hediye olduğunu hissettim ve geleceğe dair umut dolu bakışlarla ona gülümsedim.
Birden gözlerimin içine bakarak hoşuna gider bir şekilde, eğlenceli bir ses tonu ile, "çok güzel miyavladın," dedi dudaklarını aralayarak.
Yüzümde ki kahkahalara engel olamadım. Bir süre sonra, kendime geldiğimde ise, güzel yüzlüm daha çok gülsün diye dudaklarımdan o kelimeler döküldü.
"Sen iste ben sana hep miyavlarım."
Yüzünde ki hoşnut ifade ile hadi o zaman yine yap dedi.
"Miyav sevgilim. Miyav Ekim'im."
O anki kahkahalarımız havada dans ederken, gözlerimiz birbirine öylece takılı kaldı. O eğlenceli an sona ermesin diye her şeyimi verebilirdim.
Bir süre sonra yüzümüzdeki kahkahalar yavaş yavaş yerini bir huzura bıraktı. Gözlerinin içine bakarak, içtenlikle sordum, "Bu neydi şimdi? Niye miyavladık birden?"
O, yüzündeki o hoşnut ifadeyle, "Bazen normal kelimeler yetmez işte," dedi. "Bir şeyleri ifade etmek için böyle şeyler yapmak gerek bazen."
"Anladım," dedim gülümseyerek. "Öyleyse bundan sonra her şeyi miyavlayarak konuşalım."
"Tamam, o zaman," dedi gözlerindeki ışıltıyla. "Miyavlamaya devam."