bc

AŞKIN ÜÇ YÜZÜ+21

book_age18+
193
FOLLOW
2.1K
READ
forbidden
love-triangle
family
stepfather
mythology
cheating
like
intro-logo
Blurb

Bu hikâyede sevgi tutkuyla, tutku intikamla, gerçekler ise yalanlarla çarpışacak. Geçmişin gölgeleri bugünmüş zehirlerken herkes kendi günahıyla yüzleşecek. Kimi aşkı uğruna her şeyini feda edecek, kimi sevdiğini kaybetmemek için canavara dönüşecek.

chap-preview
Free preview
Kırmızı elbisenin gecesi
1. Kırmızı Elbisenin Gecesi İstanbul geceleri bazı insanlara huzur, bazılarına ise felaket getirirdi. Lavin, aynanın karşısında duran kırmızı elbisesine son kez baktı. Üniversitenin düzenlediği dönem açılışı davetine gitmek istemiyordu. Fakat en yakın arkadaşı Melis, haftalardır başının etini yemişti. Melis: “Kızım, bu gece evde oturursan vallahi gelip seni saçından tutup çıkaracağım. Bir kere de kendin için yaşa.” Lavin: “Kendim için yaşıyorum zaten. İnsanların birbirine hava attığı bir davette ne işim var benim?” Melis: “Belki yakışıklı biriyle tanışırsın.” Lavin: “Benim yakışıklı birine değil, huzura ihtiyacım var.” Melis kahkaha attı. Melis: “O zaman yanlış elbiseyi giymişsin. Bu elbiseyle huzur değil, felaket çağırıyorsun.” Lavin gülümsemeye çalıştı ama telefonuna gelen mesaj yüzünden yüzü aniden değişti. Babası Cem'den gelmişti. “Geç kalma. Eve geldiğinde konuşmamız gereken önemli bir konu var.” Lavin mesajı tekrar okudu. Babası son zamanlarda tuhaf davranıyordu. Geceleri telefonla konuşmak için balkona çıkıyor, biri yanına geldiğinde susuyor ve sorularına öfkeyle karşılık veriyordu. Annesi Aylin de aynıydı. Sanki evde herkes bir şey biliyor, bir tek Lavin bilmiyordu. Telefonunu çantasına koydu. Lavin: “Hadi gidelim. Ama bir saatten fazla kalmayacağım.” Melis: “Tabii canım. Ben de her sabah erken kalkıyorum zaten.” --- Otelin balo salonu ışıl ışıldı. Tavandan sarkan avizeler, masalardaki kristal bardaklar ve fonda çalan müzik, gecenin kusursuz görünmesini sağlıyordu. Fakat Lavin içeri girdiği andan itibaren kendisini yabancı hissetti. İnsanlar pahalı kıyafetleriyle birbirlerine gülümsüyor, arkalarından konuşuyor ve her fırsatta kim olduklarını kanıtlamaya çalışıyordu. Melis koluna girdi. Melis: “Şimdi bana bak. Biraz eğleneceğiz, sonra gideriz.” Lavin: “Sen eğlen. Ben bir şeyler içip geleceğim.” Barın önüne ilerlediğinde arkasında yükselen bir tartışma duydu. Erkeklerden biri öfkeyle başka bir adamın yakasına yapışmıştı. Adam: “Bana bir daha kardeşimden bahsetme, lan!” Diğeri alaycı bir ifadeyle güldü. Adam: “Ne oldu? Gerçekleri duymak zoruna mı gidiyor?” Bir anda yumruk savruldu. Salon karıştı. İnsanlar geri çekilirken güvenlik görevlileri araya girmeye çalıştı. Lavin de kalabalığın arasında sıkıştı. Tam geri dönecekken sert bir omuza çarptı. Elindeki bardak yere düştü. Karşısındaki adam dönüp ona baktı. Siyah gömleğinin kolları dirseklerine kadar kıvrılmıştı. Koyu saçları dağınıktı. Çenesindeki kısa sakal, sert yüz hatlarını daha belirgin gösteriyordu. Sol kaşının üzerindeki ince yara izi dikkat çekiyordu. Adamın bakışları önce yere düşen bardağa, sonra Lavin'in yüzüne kaydı. Karan: “İyi misin?” Lavin: “Sence? İnsanların birbirini yumrukladığı bir yerde bardaklarla dans etmiyordum.” Karan'ın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Karan: “Dilinin de en az elbisen kadar dikkat çekici olduğunu söyleyebilirim.” Lavin: “Sen de insanları rahatsız etme konusunda oldukça yeteneklisin.” Karan: “Daha yeni tanıştık. Hakkımda bu kadar çabuk karar verme.” Lavin: “Karar vermek için fazla zamana ihtiyacım yok.” Karan bir adım geri çekildi. Gözlerini Lavin'den ayırmadan elini uzattı. Karan: “Karan.” Lavin eline bakıp sonra yüzüne baktı. Lavin: “Sormadım.” Karan ilk kez gerçekten güldü. Karan: “Güzel. En azından bu gece sıkıcı geçmeyecek.” Lavin arkasını dönüp gitmek istediğinde Karan'ın telefonu çaldı. Adam ekrana baktığı anda yüzündeki ifade değişti. Telefonu açtı. Karan: “Ne oldu?” Karşı taraftan gelen sesi Lavin duyamıyordu. Ancak Karan'ın çenesinin gerildiğini gördü. Karan: “Sana o eve gitmeyeceksin demedim mi?” Kısa bir sessizlik oldu. Karan: “Sakın hiçbir şeye dokunma. Geliyorum.” Telefonu kapattı. Lavin istemeden sordu. Lavin: “Bir sorun mu var?” Karan: “Seni ilgilendirmez.” Lavin kaşlarını kaldırdı. Lavin: “Az önce tanıştık diye birbirimize hayat hikâyemizi anlatacağımızı düşünmüyordum zaten.” Karan cevap vermedi. Kalabalığın arasından hızla geçip salonun çıkışına yöneldi. Lavin arkasından baktı. İçinde anlam veremediği bir huzursuzluk vardı. Adamın yüzünde gördüğü öfke, sıradan bir tartışmanın öfkesi değildi. Bu, yıllardır içinde taşıdığı bir şeyin yeniden alevlenmesi gibiydi. --- Karan otelin kapısına çıktığında siyah aracının yanında bekleyen Aras'ı gördü. Aras: “Sonunda geldin. Mert'in başı belada.” Karan: “Ne yaptı yine?” Aras: “Sadece kavga etmemiş. Bir de polisin eline geçmemesi gereken bir şey bulmuş.” Karan'ın yüzü sertleşti. Karan: “Ne bulmuş?” Aras etrafına bakıp sesini alçalttı. Aras: “Babanın yıllardır sakladığı dosyayı.” Karan birkaç saniye boyunca kıpırdamadı. Tayfun'un adı geçen her mesele, geçmişin kapısını biraz daha aralıyordu. Karan yıllardır o kapıyı kapalı tutmaya çalışmıştı. Babasının söylediklerine inanmakla inanmamak arasında geçen yıllar, onu bugün olduğu adama dönüştürmüştü. Karan: “Dosya nerede?” Aras: “Mert'te. Ama peşinde yalnızca biz yokuz.” Karan aracın kapısını açtı. Karan: “O zaman önce kardeşimi bulacağız.” Aras: “Ya dosyada gerçekten düşündüğün şey yazıyorsa?” Karan başını kaldırıp ona baktı. Karan: “O zaman bu gece bazı insanların hayatı bitecek. Bazılarınınki de cehenneme dönecek.” Araç hızla otelin önünden uzaklaştı. --- Lavin, Melis'le birlikte eve döndüğünde gece yarısını geçmişti. Evin ışıkları açıktı. Kapıyı açar açmaz salondan gelen sesleri duydu. Babası Cem telefonda birisiyle tartışıyordu. Cem: “Bana yıllar önce bittiğini söyledin!” Karşı tarafın cevabını Lavin duyamadı. Cem: “Hayır. Kızımın bu işle hiçbir ilgisi yok. Onu bu işe karıştırmayacaksın.” Lavin kapının eşiğinde dondu. Kızım. Bu işe karıştırmayacaksın. Cem telefonu kapattığında kızını gördü. Yüzündeki öfke bir anda yerini tedirginliğe bıraktı. Cem: “Ne zamandır oradasın?” Lavin: “Yeterince uzun.” Cem: “Lavin, yanlış anladın.” Lavin: “Neyi yanlış anladım? Kimden bahsediyordun? Beni neden bir şeye karıştırmamalarını istiyorsun?” Cem elini alnına götürdü. Cem: “Şimdi bunun sırası değil.” Lavin: “Benim hayatım hakkında konuşuyorsun ama bana hiçbir şey anlatmıyorsun. Ne zamandır böyle davranıyorsunuz siz?” Annesi Aylin merdivenlerden indiğinde ikisinin yüzündeki ifadeyi gördü. Aylin: “Cem, ona söylemenin zamanı geldi.” Cem sertçe karısına döndü. Cem: “Hayır.” Aylin: “Daha ne kadar saklayacaksın? Gerçek ortaya çıktığında çok daha kötü olacak.” Lavin'in kalbi hızlandı. Lavin: “Hangi gerçek?” İkisi de sustu. Sonunda Cem kızına yaklaştı. Cem: “Bundan sonra gece yalnız başına bir yere gitmeni istemiyorum. Üniversiteden eve, evden üniversiteye. Başka hiçbir yere gitmeyeceksin.” Lavin: “Şaka mı yapıyorsun? Ben çocuk değilim!” Cem: “Bu konuda tartışmayacağım.” Lavin: “Benim hayatımı yönetemezsin!” Cem: “Lavin, dediğimi yap!” Babasının sesi evin içinde yankılandı. Lavin gözleri dolmuş hâlde merdivenlere yöneldi. O gece artık yalnızca merak etmiyordu. Korkuyordu da. --- Saat 02.17'de Karan, ailesinin yıllardır kullanmadığı eski depoya ulaştı. Mert arka odada oturuyordu. Kaşının üzerinde kan vardı. Masanın üzerinde kahverengi bir dosya duruyordu. Karan: “Sana ne olduğunu anlat.” Mert: “Bir adam beni takip ediyordu. Kaçmaya çalışırken depoya girdim. Dosyayı orada buldum.” Karan dosyayı açtı. İlk sayfada babasının adı vardı. İkinci sayfada bir tarih. Üçüncü sayfada ise yıllar önce yaşanmış bir trafik kazasına ilişkin rapor. Karan'ın parmakları kâğıdın kenarına sıkıca kapandı. Kazaya karışan araçlardan birinin sahibi Cem'di. Karan başını kaldırdı. Karan: “Bu adamı nereden tanıyorsun?” Mert: “Tanımıyorum.” Karan: “Yalan söyleme.” Mert: “Yemin ederim, tanımıyorum. Ama dosyanın sonundaki fotoğrafı görmen gerekiyor.” Karan son sayfayı çevirdi. Fotoğrafta genç bir kadın vardı. Yanında duran adamın yüzü karanlıkta kalmıştı. Kadının arkasına kırmızı kalemle tek bir cümle yazılmıştı: “Gerçeği öğrenirsen üç hayat da mahvolacak.” Karan uzun süre fotoğrafa baktı. Sonra telefonunu çıkarıp Aras'ı aradı. Karan: “Cem hakkında ne biliyorsan öğren. Geçmişini, ailesini, eski kazaları. Her şeyi.” Aras: “Neden?” Karan'ın gözleri fotoğraftaki kadına kilitlendi. Karan: “Çünkü bu gece tanıştığım kızın soyadı Cem'le aynı.” Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu. Karan dosyayı kapattı. Henüz bilmiyordu. O gece kırmızı elbiseli kadınla karşılaşması bir tesadüf değildi. Ve hayatına girmek üzere olan iki kadından hangisinin onu kurtaracağını, hangisinin sonunu getireceğini öğrenmesi için çok az zamanı kalmıştı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Yüzbaşının Cerrahı

read
1.6M
bc

The Silver Wolf

read
609.9K
bc

The Billionaire’s Intern

read
1.2M
bc

Chosen, just to be Rejected

read
905.7K
bc

Inferno Demon Riders MC: My Five Obsessed Bullies

read
1.2M
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.3M
bc

Unscentable

read
2.3M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook