Merhaba ben Mira, Mira Ataman. Bu isme hala alışamadım çünkü neyse çünküsünü ilerleyen zamanlarda anlarsınız
Ne diyordum; ben Mira, Mira Ataman bu benim hikayem. Şimdilerde iki çocuğum ve dört tane de torunum var ama bu hikâye yollar öncesine ait
O zamanlar daha üniversiteyi yeni kazanmıştım ama yurtdışında okuyacağım diye tutturunca annemler beni Amerika’ya yollamak zorunda kaldılar. O zamanlar şimdiki kadar zor değildi yurtdışına çıkmak. Dilim olmasa da bir şekilde girdim ülkeye öğrenci oturumu falan diye hallettim olayı. Amerika’ya gittiğim ilk birkaç ay çok zor geçmişti ta ki Eceyle tanışana kadar o benim en yakın arkadaşım hatta kardeşim oldu bu kısa sürede. Bana buraları gezdirdi destek çıktı ve hep yanımda oldu. Onunla tanıştıktan sonra resmen hayatım düzene girmeye başlamış okuluma daha da çok adapte olmuştum.
Ece kim miydi? Ece bir Atamandı. Yani Ataman aşiretinin en büyük ağasının tek kızıydı. Üç abisi vardı. Babası Halit amca Adana'da büyük bir aşirete sahipti. Türkiye’de tanınan bir iş adamı ve doğuda tanınan bir ağaydı. Eşi Necla annem ise, ben ona ilk tanıştığımız günden beri anne derim çünkü beni asla çocuklarından ayırmadı ve bana hep anne gibi davrandı, Karadeniz’de tanınmış bir ailenin kızıydı. En büyük abim Kemal on sekiz yaşındayken İstanbul’a gelmişlerdi. Ve Kemal abim daha o yaşta Elif yengemle evlenmişti. Babam ona ne iş yapmak istediğini sorduğunda inşaat mühendisi demiş ve bu işe girişmişti. En küçük oğulları olan Cem ise tekstil işiyle uğraşacağım deyip mobilya ve dekor işiyle uğraşmaya başlamıştı. İşte sıra şimdi ortanca oğulda yani benim yakışıklı ve sert kocamda CENK EFE ATAMAN. İlkokul hariç tüm okul hayatını yurt dışında okuyan Türkiye’ye hiç gelmeyen asi, kimseyi dinlemeyen, çapkın kocam. Dediğim gibi tüm okul hayatını dışarda okumuş ve tıp fakültesini bitirmiş. Liseden eğitim almış sonra iki sene uzmanlıkla 20 yaşında mesleğini eline almış. Ama bir yıl çalıştıktan sonra iki yaşında bir kız çocuğu kucağında ölünce devam edememiş ve tekrar yurtdışına gelip Amerika’da Makine mühendisliği okumuş. Daha sonra da
Halit amcanın traktör firmasının başına geçmiş. Neyse bunlar sonraki mevzular.
Gelelim Ece ve benim üniversite hayatımın devamına Biz Eceyle tanıştıktan sonra birbirimizden bir dakika bile ayrı kalamadığımız ve benim de yurttakilerle anlaşamamam üzerine beraber bir eve çıkmaya karar verdik ama tabi ki de Necla annem buna izin vermedi ve benim de onlarla yaşamamı teklif etti. Bunu başlarda kabul etmesem de yurttan atılınca Bende mecburen Ecelere taşındım ve onlarla yaşamaya başladım.
Bundan birkaç ay kadar sonra oturma iznimde bir sıkıntı çıktı ve birden sınır dışı edilme gibi bir durum ortaya çıktı ama bu şu an için en köyü şeydi galiba ilk olarak bunu hiç istemiyordum çünkü Amerika'ya alışmıştım hatta dilini bile öğrenmeye başlamıştım, iki okulum vardı ve buraya gelmek için çok çalışmıştım. Bundan dolayı bu duruma acilen bir çare bulmam gerekiyordu ama aklıma yapılabilecek hiçbir şey gelmiyordu. Tam umudumu kaybettiğim an Necla annem birden bağırdı.
" Buldum"
" Ne buldun " dedi Halit amca Necla annem ise Halit amcamın bu dorusunu es geçip bana döndü ve
"Kızım şimdi seni bizim ortanca oğlanla evlendirelim onun oturma izni var. Hem formalite icabında olsa gelinim olursun" dedi
Beni gelini olarak istiyordu bunu en başından beri biliyordum ama bunu yapamazdım. Olmazdı yani bundan dolayı da tabi ki de hayır dedim ve belki bir karışıklık olmuştur umuduyla hayatıma devam etmeye başladım. Aradan bir hafta akar bir süre geçtiğinde karışıklık olma ihtimaline tam inanmıştım ki eve bir bildirge geldi. Şu an resmen sınır dışı edilmiştim ama nedenini kimse bilmiyordu. Hayallerim ve umutlarım çöpü boylamıştı ki Necla annemin fikri o an tekrar aklıma geldi buna mecburdum hayallerim ve emeklerim için mecburdum bundan dolayı da Necla annemin teklifini kabul ettim. Necla annem bu kararıma tabi ki de çok sevindi. Oğlunu aradı ve durumu anlattı ama oğlu onu zerre dinlemedi ve
" HAYIR! Böyle bir şeyi asla duymamış kabul ediyorum" deyip konuyu kestirip attı fakat Necla annem sadece formalite diye durumu açıklayınca biraz daha yumuşadı ve beni uğraştırmayın kıyın nikahı gelemem dedi ve telefonu Suratımıza kapattı.
İşte o an Beynimden vurulmuşa döndüm resmen ama mecburdum her şeye dayanmaya mecburdum.
Ve bu telefon görüşmesinden birkaç gün sonra ise nikah kıyıldı. Ama ben kiminle evlendiğimi bile bilmiyordum...