Helin acele ile yeni aldığı yazlık elbise yi giydi karamel saçları zaten dalga dalga olduğu için çok az makyaj yaptı ve çıktı sevdiği adam da üzerini değiştirmiş ve Helin'i bekliyor du Helin hemen Serkan'ın yanına gitti elini sıkıca kavradı ve çıktılar en sevdiği yere geldiklerinde o bank sanki kendilerine rezerve edilmiş gibi boştu aslında kalabalık ti sahil ama oturmamış ti kimse bir birbirine bakan çift gidip oturdu banka ve bir müddet sonra Serkan kalktı yerinden cebinde ki küçük kadife kutu yu çıkardı Helin ne olduğunu anlamayarak bakıyor du.
Serkan ise heyecandan gerçekten yerinde duramiyor avuç içleri terliyor du büyük bir gülümseme yerleştirdi yüzüne sağ dizinin üzerine çöktü
" Seni ilk burda sevmeye başladım yani ilk seni çocukken sevmeye başladım seni herşeyden korumak istedim beni bırakıp gitmeyen bir tek sen kaldın zamanla bir birimizin ailesi, dostu, arkadaşı, anne ve babası olduk ama bu sevgi bağı asla kopmadı. Şimdi sana bu bankta sormak istiyorum bir ömür daha bir birimize hem dost hem arkadaş ve en önemlisi ailem olmayı kabul eder misin ? İleride çocuklarımıza güzel güzel anıları anlatmak için yeni bir sayfa açmaya varmısın gülüm ?" Dediğinde Helin kalktı yerinde Serkan'ı elinden tutup kaldırdı.
" Seninle herşeye varım ben " diyip Serkan'ın dudaklarına ufak bir buse kondurdu. Küçük tek taş yüzüğü sevdiği kadının parmağına taktı.
Ve o anda bir şekilde 4 arkadaş orada idi. Şimal annesi ile gelmişti o banka, pars evde sıkıldığı için gelmişti banka ve iki çocuk ta dostları olduklarını bilmeden içlerinden konuştular.
" Bu bank bize mutluluk kattı umarım sizde çok mutlu olursunuz " dedi şimal tebessüm ve ağlama ile karışık.
Pars öylece çifte bakıyor du heyecanlanmıştı sanki birden gözü başkasına takıldı....
Serkan sevdiği kadına evlilik teklifi etmesinin ardından 2 gün çoktan geçmiş ve nikah işlerine başlamışlardı. Selda yardım etmiş ve nikah işlemleri hızlanmıştı. Mustafa abileri ise eşi ile birlikte ellerinden her yardımı yapıyorlar, Mustafa serkan'a damatlık alırken Selda da helin'e gelinik alacaktı Helin her ne kadar ucuz birşey bakmış olsada Selda ve Mustafa'nın eşi kızmışlar ve beğendiğin gelinliği al demişler di. Düğün işlemleri hızla devam ediyor herkes bir yardımda bulunmak istiyor du. Komşuları olan Hayriye hanım yatak odası takımlarını alırken, marangoz Mehmet usta da koltuk takımı, masa sandalye yapıyor du. Herkes tarafından sevilen bu çocuklar kimsenin yardımını istemeseler de herkes yardımını esirgemiyor nadir bulunan bu mahallede komşuluk bir başka idi.
Aslında çocukların iyi kötü herşeyi vardı gerek yok demelerine rağmen mahallenin muhtarı olan Ayşin hanım
" Siz bu mahalleye geldiğinizden beri biz sizi çocuklarımız gibi gördük ve şimdi evlilik gibi güzel birşey de bizim de tuzumuz olmalı " dediğinde Helin ve Serkan da el mecbur ettiler, ve son sürat düğün işlemleri devam etmiş ve o müthiş gün gelmişti.
Mahallenin çay bahçesinde düzenlenen düğün çok içten olmuştu.
Şimal annesi ile tatil hazırlığına başlamıştı, Özge hanım kızı ile yaptığı veyahut yapmaya çalıştığı aktivitelerde çok mutlu oluyor ve gözleri resmen parlıyor du. En basiti o banka gidip kitap okumayı, simit yemeyi, sinemaya gitmeyi alışveriş yapmaktan öyle mutlu oluyor du ki bugün ise Özge hanım annesi ile şimal'i tanıştıracaktı, Mardin'e gidecek şimal şimdiden isteksiz di ama annesi çok heyecanlı idi. Sacit Şahsuvaroğlu bu görüşmeyi hiç istemiyordu. Bir gün öncesinden çok büyük kavga editmisler, ve sonrasında Özge hanım ise kendisinden beklenilmeyecek bir şekilde boğazı yırtılırcasına bağırarak.
" Bu benim hayatım 35 yıllık hayatım boyunca hep sen ne istediysen onu yaptım, artık benim kızım yanımda ve şimal'i senin korkunla büyütmeyecegim sen ne istersen o olmayacak artık Sacit Şahsuvaroğlu bunuda o yaşlı beynine sok çünkü artık herşeye boyun eğen bir kızın yok artık benim geri kalan ömrüm kızım olacak " diyip çıkmıştı çalışma odasından Sacit Şahsuvaroğlu öyle büyük sinir ve öfkeye bürünmüş ve şimale içten içe öfke doluyor du.
" Sen o babası belli olmayan kız için bugün beni çiğneyip geçtin ya Özge artık yapacaklarımdan, çünkü artık sende benim için bir değersiz birisin " dedi elinde ki içkiyi bir dikişte bitirdi.
Adamlarından olan en sadık ve acımasız olan berran'ı çağırdı ve büyük bir plan yapmaya koyuldu asla küçük işler için kafasını yormayan bu adamı berran şaşırmıştı. Torunu için böyle acımasız bir plan yapmasına sebep olacak neydi diye düşünüyor du.
Gelelim parsa....
Pars artık Buğranın yanında staj yapacaktı. Bunu canı gönülden istiyor ve hedefi adaletli bir şekilde avukat olmaktı lakin şöyle düşündüğü zaman bu şartlar altında çok zordu Adalet. Sabah ilk iş günü olacağı için Buğra ile biraz konuşup sonrasında dışarı çıkmıştı. İstanbulun kalabalığını tek seven sanırım pars tı.
" Geldik ayaz bey " demesiyle gülümsedi yıllar önce bu mahallede çok zor zamanlar ve çok güzel günler de geçirmiş ti kardeşleri ve gönül yangını şimal de vardı o zamanlar anlamıyordu aşk sevgi ne demekti ama şimdi yıllar parsa çok şey öğretmişti mesela sevgi gibi yüce birşeyi çok iyi öğrenmiş ti kardeslerine olan sevgisi şimale olan sevgisi aile sevgisi en çok özlem duyduğu şey di. Mahmut amcası ve Hacer teyzesinden anne ve baba sevgisini öğrenmişlerdi. Kızgındı pars herkese en çokta anne ve babasına kızgındı bakamayacakları çocuğu neden dünyaya getirirler ki istemiyorsun kendinize hakim olun ama gerçekten anne baba sevgisi çok başka idi. Arabadan usulca indi pars İstanbul'un en lüks gece mekanların birine girdi hayatında ilkkez böyle bir yere girmiş ve şaşkındı. Tuhaf tufhaf dans eden kadın ve erkekler içkiden deli gibi hareket edenler bu aşırı yoğun yere dayanamayan pars hiç oturmadan geri çıktı ilkkez kalabalıktan nefret etmişti yürüdü yol boyunca ayakları istemsizce o banka gitti genç bir kız oturuyor du heyecanlanmıştı koşar adım gitti ve kız birşeyler düşünüyor gibiydi.
" Şimal " dedi. Kız başını çevirdi ürkmüş gibi baktı daha sonra kaşını çattı.
" Pardon " dedi kendinden emin sesle pars ne diyeceğini ne yapacağını bilemedi.
" Şe şey pardon " dedi birşey diyemedi
" Burada bı anınız mı var " diyen kıza dikkatle bakmaya devam ediyor du.
" Yok hayır peki sizin " dedi. Kız gülümsedi, gözleri uzaklara daldı bir iç çekti.
" Evet " dedi
" Özel mi peki " dedi Pars'ın kalbi güm güm atarken sustu belki de hayatı boyunca böyle heyecanlanmamıştı. Kız dolu dolu gözlerle baktı.
" Annemi bu bankta kayıp ettim " dedim sağına bakarken.
" Başın sağ olsun" dedi pars üzgün bir sesle gerçekten çok üzülmüştü şimal olmayaşına, kızın annesini kayıp etmesine
" Teşekkür ederim, peki senin ne anın var " dedi
" Kardeşlerimle bu bankta kalmıştık " diye oturdu kızın yanına
" Ee ne oldu peki kardeşlerine "
" Bilmiyorum " diye net bir sesle cevap verdi pars
" İsmim ney " diyen kız muhabbet etmeyi sevmiş gibiydi.
" Ayaz Türkoğlu "
" Bende emine Gülben " dedi masumca
Doktor Elif ten bir kaç bölüm
Elif artık stajı bitirmiş ilk hastası ile görüşecek ti, kalkıp şalının kenarlarını düzeltti, mavi renkte olan elbisesine baktı hazır dı son kez gelecek olan hastasının raporlarına bakacak Ken .
Kapısı tıklatıldı, "buyurun" diye komut verince kapı usulca açıldı. Gelen doktor Fuat tı elif gülümseyip yerinden kalktı
*Efendim Fuat amca * diyerek baktı
*Kızım işin hayırlı uğurlu olsun öncelikle, bugün gelecek olan hasta çok hassas bir yavrucak özel ilgilenmeni istiyoruz, hem kliniğimiz için çok önemli hemde kız için ilk hastan olacağı için her konuda sana yardımcı olurum canım kızım, yigenim olman sana ayrıcalık tanıyacağım anlamına gelmiyor bilesin prenses ama klinik dışı amca yigeniz anlaşıldımı güzel kızım* Fuat amcama gulimsedim ve
*Anlaştık Fuat hocam *dedim amcam da şebek diyip çıktı. Gülümsedim ardından Fuat amcam baş doktor tu klinik'te yıllarını hastalarına vermiş emekliliği geldiği halde gitmek istemiyordu. Çünkü işini gerçekten severek yapıyordu ben düşüncelere dalmış ken. Yine kapı tıklatıldı oturduğum yerden kalkıp, kapının yanına gittim açarak ilk hastamı davet ettim. Heyecan dan ölmek üzereydim ama belli etmemeye çalışarak.
*Hoş geldin sema * dedim ama sema sadece kafasını salladı. Elimle karşımda ki koltuğu gosterdim. İkiletmeden oturdu
*Birşey içer misin *dedim kafasını hayır anlamında salladı
*Kendimi tanıtayım mı?* Evet anlamında kafasını salladı
*Ben Elif Metehan görevime yeni başladım, 26 yaşındayım, konuşmayı severim, dinlemeyi severim, kitap okumayı severim sende severmisin sema? * Sema kafasını yerden kaldırıp
*Şey önceden çok severdim *dedi ilkkez duydum sesini çok naif çekingen bir sesti
*Aa o zaman ne tür kitaplar okuyorsun? Bak ben polisiye roman lari aşk romanı, edebiyat, severim *
Sema sessiz kaldı bana bakıyordu. Elimi anlima vurup.
*Yine çok konuştum demi *dedim gülerek belli belirsiz oda gülümsedi hayır anlamında kafasını salladı
*Bu hafta ben kendimi tanıttım, öbür hafta nasip olursa senin kendini tanitmani bekliyorum tek taraflı konuşunca pek zevki olmuyor *
*Şey Elif abla öbür hafta sen bize gelsen de bizde otursak olmaz mı ben dışarı çıkmaktan hiç hoşlanmıyorum kendimi güvende hissetmiyorum eğer. Gelmez isen ben bidaha gelemem olur mu *dedi dolu dolu gözlerle ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim ama sema ağladı ağlayacak ti.
*Tamam sen bana konumu gönderirsen aynı bu saate gelirim size olur mu hem bende sana çikolata li kurabiye yaparım sende çay demlersin olurmu *
*Tâbi olur *diye gülümsedi sema yi dışarı kadar uğurladım, birine koşar adım gitti kahverengi saçlarını arkaya doğru atıp sarıldı
*Abi şey ben Elif ablayı bize davet ettim * abisi olduğunu anladigim kişi önce şaşırdı daha sonra ise.
*Tamam dünyam olur sen emre abinin yanına git ben hemen geliyorum olurmu *dedi sema ise kafasını salladı abisinin yüzü düşer gibi oldu bana baktı ben de başka tarafa baktım yanıma gelirken.
*Merhaba elif hanım ben yavuz Şimşek *
*Merhaba yavuz bey buyurun *
Elimle odamı gösterdim girdi koltuğa geçip elleerini dizlerinde birleştirip bana baktı.
*Sema aylar sonra ilkkez konuştu*dedi sert bir tavırla
*Benimle çok birşey konuşmadı aslına bakarsanız yavuz bey ama eminim düzelecek sema. Biraz ruhsal olarak çöküntü de ama Allah'ın izniyle düzelteceğiz.* Dedim kendimden emin bir şekilde yavuz bey sert bir yapıya sahipti bunu hissediyordum
*Bu belkide 15. Psikolog ama hiç birini eve davet etmedi hatta hiç konuşmadı elif hanım *
*O zaman ilk adım diyelim *dediğim de yerinden kalktı. Haftaya beni şoförü ile aldırmak istediğini söyledi kabul etmedim ama güvenliğiniz için diyince peki dedim. Herşeye çok çabuk tamam diyen biri olmamış tim hiç bir zaman ama ilkkez birine tamam dedim herhalde sema ilk oldu. Amcam Fuat elinde iki bardak çay ile geldi ve karşıma oturdu
*Eee elif hanım nasıl geçti size kendi ellerimle çay getirdim *diyerek güldü gözlüğünü düzeltip bana. Baktı bende çayımı alıp, konuşmaya başladım.
*Öncelikle Fuat bey çok güzel geçti görüşmem bilirsiniz beni, ben konuşmayı seven biriyim sema da aylar sonra ilk benim le konuştu *diyip çayımdan bir yudum aldım. Amcam şaşırdı gülümsedi
*Afferim size elif hanım güzel bir gelişme öbür hafta geliyor demi *
*Aslında gelmiyor *
*Nasıl gelmiyor *diye şaşkınca baktı bana
*Sema beni davet etti amca bilmiyorum iyi ettim ama tamam dedim* amcam birşey demedi çayını içti
*Canım kızım, sema kızımız için ne uygunsa öyle olsun ama tanımadığın bir eve gitmeni doğru bulmuyorum şahsen babasını tanırdım Ali ve eşi çok iyiydi ama oğlunu bilmiyorum, gidersen bile beni asla habersiz bırakma tamammı kızım *
*Tamam amcam merak etmek biliyorsun tekvando dersine gitmiş liğim var kimse bana birşey yapamaz Allah'ın izniyle* amcam gururla bakıp çıktı bende yanımdan ayırmadığım günlüğümü açtım aslında tam günlük değildi herşeyimi ona yazardım yoldaşım dı benim.
Akşam eve gitmek için abimi bekliyorken kulaklığımı takıp müzik dinlemeye koyuldum akşam namazına inşallah eve varırım diye beklerken abim geldi ve arabanın kapısını açıp selam vererek yan koltuğa kuruldum
*Abisinin gülü nasılsın bakalım *
*Elhamdülillah iyiyim abim sen naasilsin *
*Çok şükür gülüm iyiyim bende nasıl geçti ilk iş günün*
*Güzeldi abicim inşallah böyle devam eder *dedim gülümseyerek
*Amin gülüm yoruldun mu bakayım *
*Yok abi ya tek bir görüşmem oldu sonra notlarımı aldım akşam oldu işte sennin günün nasıl geçti *
*Şükür iyiyidi öğrenci lerim le iyi anlaşıyoruz *dedi ve gülerek yola devam etti bir süre sonra eve geldigimiz de kapının ziline bastım annem şen sesi ile geldi
*Hoş geldiniz evlatlarım *diyip kapıdan çekildi annem anneme sarılıp sulu sulu öpüp babama da sarılıp ellerimi yıkayıp üzerimi değiştim biliyorum ki annem soru yağmuruna tutacakti.
*Ee güzel kızım nasil geçti günün çok yoruldun mu *
*Çok şükür iyi geçti annem yorumladım *
*Elhamdülillah*dedi babam
*Rabbim sizi üzecek şeylerden uzak tutsun *diyen annemin gözleri doldu
*Ooo Aysun sultan çok ağlar oldun sen demi babacığım*
*Aynen kızım *diyen babam güldü annemde güldü yemeğimizi yedik ben sofrayı toplayıp bulaşık yıkadım. Abim kahve yaptı annem de dizisi olduğu için babam la kumanda savaşı yapıyordu
*Asım bey her hafta böyle yapıyorsun TV izlemek benim de hakkım *diyen anneme güldük abimle, babam ise kalesine saldırı düzenlenmiş gibi kumandayı saklayıp
*Senin dizin ile benim dizi aynı günde en sonun da kendime bir son model TV alacağım bu TV de senin olsun *diyen babam pes ederek verdi kumandayı kahvesinden bir yudum aldı hoşnut bir ifade oluştu yüzünde, daha sonra annemle dizi hakkında yorum yaptılar annem bir daha bu diziyi izlemeyecegim dedi ve gitti yine istediği son olmamıştı anlaşılan bende iyi geceler diyip duş alıp namazımı kılıp yatağıma uzandım ...
Alarmın çalması ile önce beyaz tavana baktım , biraz üzerimdeki pikeyi ayaklarımla itekleyip kalkıp oturdum, böyle olmayacak diyip silkinip bı abdest alıp namazımı kılıp tekrar uyumaya gidecektim ki Kur'an-ı Kerim okuyup zikir çekip kalkıp kahvaltı hazırladım. Annem de beni mutfakta görünce önce bı şaşırdı çünkü önceden kalkıp kahvaltı hazırlama huyum yoktur.
*Ooo elif hanım bugün gözlerimi yaşarttın valla* diyip sandalye ye oturdu
*Annecim bidaha senin gözünü yaşartmamak için kahvaltı hazırlamam * annem güldü abim okul için hazırlandı, babam emekli olduğu için usul usul kahvaltısını yaptı. Annem yine babamla uğraştı
*Eeee bey bugün artık bı çıkar gezersin bende bı temizlik yaparım eve *
*Aşk olsun hanım ben mi kirletiyorum evi *
Annem susarmı tabiki hayır
*Evet akşama kadar tamir yapmaya çalışıyor sun uğur oğlum senin bir fön Makinen vardı ya artık yok dün baban bey saclarini fön leyecek mış çalışmıyor diye iyice bozdu *
Abim gülerek baktı babama
*Babacim artık yeni çıkan fön Makinelerinden alırsın *
*Canın sağolsun yavrum *derken annem birşey diyecek gibi boğazını temizledi, ve bombayı attı abime
*Uğur oğlum artık 30 oldun seni evlendirelim ben de torun seveyim * abim annemin karşısında oturduğu için içtiği çayı ona püskürttü. Annem sinirle abime baktı
*Anne ne evlenmesi bide pat diye söylenmez *
*Oğlum artık bu işin alıştırması kalmadı senden sonra elif hanım var hem *
*Anne acelen ne acaba *
Abim şaşkınca anneme bakmaya devam ediyordu ve oda bı anda
*Anne benim konuştuğum biri var hani sevgili değiliz ama okula başladığım dan beri iki yıl oldu annesi kalp krizinden vefat etti babasida geçen yıl vefat etti kendini yeni yeni topluyor şimdilik elife bak birilerine *diyerek topu bana attı annem birşey daha konuşacak ken
*Ben gideyim artık hadin Allaha emanetsiniz *diyip koşar adımlarla çıktım
Günler geçip gidiyordu artık işime iyice alışmıştım iki tane daha hastam vardı biri amcam eşliğinde görüşüyordum diğeri ile tek seans yapıyordum. Böyle böyle 1 hafta olmuştu, heyecanlı idim yine akşamdan çikolata li kurabiye yapıp saklama kabı na koydum.
Babamlar kahvaltı yaparken çıktım bende, dışarda son model araba bekliyordu tedirgin oldum annem de benim ardimdan çıkınca bana baktı.
*Kızım bu araba neci *
*Anne bugün bı hastamla evde buluşacağız demiştim ya *
*Heee hatırladım kızım da sen gitseydin bı taksi ile *
*Annem ben seni her zaman ararım aklın kalmasın tamammı *
*Allah'ıma emanetsin kızım *derken arabada ki şoför indi
*Teyzecim selamün aleyküm kızınızı sağ salim geri getireceğim sakın aklınız kalmasın * annem gülümsedi bende. Arabaya binip yola bakarak gittim severdim öyle etrafı seyretmeyi. Evler tek tük kaldı ağaçlar çoğaldı bizde bı villa malikane mi diyim bilemedim güvenlik kapıyı açtı etrafta korumalar vardı.
*Buyrun elif hanım*diyen adama tamam diyip girişe doğru ilerledik. Kapıyı çaldık bir kadın açtı sarı saçlı mavi gözlü 166 boylarında zayıf 26 yaşlarında idi, gülümseyip çekildi kapının önünde. Bende gülümsedim verilen içeri terliğini giyip "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek adım attım
*Hoş geldiniz elif hanım*diyen Yavuz beye
*Hoş buldum yavuz bey*diyerek sağa sola bakarken sema heyecan içinde geldi çekingen belli belirsiz gülümseme ile
*Şey hoş geldin Elif abla *dedi çok çekiniyor du sema Allah'ın izniyle hayatını eline alacağından eminim
*Prenses biz elif ablanla bir iki dakika konuşsak olur mu *dedi yavuz ben sema da kafasını salladı "buyurun" diyerek ben arkada o önde yukarı çıktık galiba çalışma. Odası idi girdik temizlik kokusunu alıyordum, gayet tertipli düzenli bı kahve tonlarında bı oda idi
*Şöyle buyurun *diyerek kendi masasına yönlendirdi, bende geçip oturdum
*Elif hanım öncelikle semayı kırmadığınız için teşekkür ederim, kimse bilmediği eve haliyle gelmek istemez akşama kadar dursanız ben gelince yine bı görüşme yapıp nasıl ilerleme olacağını yine anlatsanız olur demi? * Bana zaten söz bırakmayan Yavuz beye ne diyeceğimi tarttım düşündüm sonuçta bu benim işim idi kafa mı sallayarak
*Tâbi olur yavuz bey sema ile konuşmak iyi olur benim için de *
*Tamam o zaman ama sema çok hassas dönemde çok soru sormaz iseniz iyi olur * diyince şaşırdım baktım yüzüne sert ifadesi duruyor du.
*Yavuz bey ben işimi nasıl yürüyeceğimi emin olun iyi biliyorum şüpheniz olmasın*dedim hafif uyaran ton da yavuzun yüz hatları kasıldı kaşları çatıldı
*Sonuçta yeni başlamışsınız işe uyarmak benim hakkım *diyerek bağırdı. Aklımdan geçen elimi belime koyup bı kavga etmekti ama sahte bu gülüş ile
*Siz merak etmeyin eğer konuşma bitti ise işime dönmek istiyorum*
*Tâbi *dedi sert bir ifade ile ben de bi hışımla kalkıp kendi sinirimi kontrol altına alıp, semanın yanına gittim sema öyle oturmuş TV ye bakarken eğilip kumandayı aldım TV yi kapattım ve
*Sema cım beni tanıştırmayacakmısın *dedim sema yerinden kalkıp
*Bu Meral abla, bu nazlı abla yakında evlenecek bu emre abi, bu da Batu abi *
Meral abla 40 yaşları da kapalı esmer tenli 160 boylarında zayıf kahverengi gözlü biri idi
*Memnun oldum meral abla *dedim samimi bir şekilde Meral abla da
*Bende memnun oldum elif kızım *dedi
Nazlı sarı saçlı, mavi gözlü ama orijinal sarışındı kapıyı açan kadın di. Onada "memnun oldum nazlı"diyip yine gülümsedim
Emre de beni almaya gelen şoför dü esmer siyah saç siyah göz 180 boylarında bir beyefendiydi
Batu kahverengi saç kahve göz rengine sahip 20 25 yaşları da. 180 boylarında idi hep uzundu buranin insanı
*Hepiniz le tanıştığıma memnun oldum sema canım çay demledin mi bak ben kurabiye mi yaptım geldim hava güzel bahçede içelim çayını ama önce bı odanı gezdirmek istermisin *
Sema heyecan ile *tamam olur bende kendi ellerimle demledim çayı elif abla *derken yavuz bey indi aşağı
*Dünyam ben gidiyorum bir sorun çıkarsa beni ara tamam mı *
*Tamam abi iyi işler *dedi yavuz yine şaşkınlıkla baka kaldı, emre ile birlikte çıktılar. Bende sema ile odasına girdim odası genç kız odasına göre büyük tü. Beyaz ve gri tonlarında idi ferahtı güzel di