" Sacit Şahsuvaroğlu hakkında ne biliyoruz peki "
" Dostum iki torunu var biri yıllardır Hollanda'da ölen oğlunun oğlu annesi ile birlikte oturuyor Hollanda'da yanında olan torunu ise kızı Özge Şahsuvaroğlunun kızı Şimal Şahsuvaroğlu kızı Ayazdan küçük bir veya iki yaş " kapının ardında duran ayaz şimal ismini duyunca " şimal " dedi içinden ama sevdiği kızın dosyasını okumuştu doğumda annesi vefat etmişti babası bakamam diyip atmıştı yurda.
" Sen ne yapıyorsun ayaz burada " diyen Cavit tek kaşını kaldırdı bakmaya başladı.
" Şey Cavit abi okul hakkında birşeyler soracaktım da onun için gelmiştim buraya rahatsız ettiysem özür dilerim" doğru idi pars derler hakkında okul hakkında bilgi alacaktı rast gele duymuştu konuşmaları Şahsuvaroğlu diye aklına not alırken Cevat bir abi gibi gülümsedi ve omzuna koydu elini
" Yarın abin olarak seni üniversitenin kapısına kadar götürüp ben bırakacağım abiciğim hiç merak etme hatta öğretmenlerin ile konuşup fikir edineceğim bittimi bitmedi akşama kadar seni okul kapsinda bekleyip sağ salim evimize getireceğim"
" Lan evimiz değil hem ayaz küçük bir çocuk değil ben ayarladım Ayaz'ın ehliyet alana kadar özel şoförü getirip götürecek sen bana lazımsın "
" Ah kızlar tarafından paylaşılmayan erkek olmayı isterdim Buğra " diyince 3 de gülmeye başladı.
Serkan bugün eve biraz geç kalmıştı çünkü yeni bir işe başlamış tı garson olarak çalıştığı yerden çıkmış tı aslında çıkmak zorunda kalmıştı. Ve bugün part time kuryelik işine başlamış tı. Helin ise bir terzi dükkanında çalışıyor du. Terzi dükkanında aslında pek iş olmuyordu Ayşegül hanım Helin'i çok sevdiği için o gün ne kazansa bir kısmını helin'e veriyordu Helin de kısa sürede dikiş nakışı kursuna gittiği için çok güzel şeyler dilemeye başlamıştı ve bu sayede müşteriler çoğalmış ve işler gayet te iyi idi temizliği de çok sevdiği için her yer pırıl pırıl olduğu için buda ekstra puandi.
Akşam yorgunca evine giden şimal bir hayli yorulmuştu, ödevleri var dı Selda ablasi aramış ve dersleri konusunda bir kaç şeyden konuşmuşlar kapatmıştı. Takip ediliyorum hissi yine peydah olmuştu içine döndü ardını kimse yoktu Allah tan terzi dükkanı ve evin aralığı pek yoktu da hızla koştu apartmana ve kapıyı kapattı ardından gözünden bir damla yaş süzüldü. Koşar adım evine girdi ve telefonunu çıkardı Selda ablasını aradı.
" Alo Selda abla rahatsız ediyorum bir şey soracaktım sana "
" Ne rahatsız etmesi gelin lütfen ama, hayırdır ne oldu "
" Abla ben iki gündür takip ediliyorum hissine kapılıyorum ama ardımı dönüp baktığımda kimse olmuyor bu neden oluyor "
" Canım bu zamana kadar böyle birşey olmadı demi yeni oldu "
" E evet abla çok korkuyorum "
" Ben Mustafa abime bi söyleyeyim istersen oradaki kamera görüntülerini incelesin"
" Abla bilmiyorum ki ya "
" Tamam canım benim ben hemen arıyorum abimi sende kapını sıkıca kilitle ve kimseye açma tamam mı "
" Tamam abla " diyip kapattılar telefonu aslında Serkan helinin takip ediliyor sanmasının sebebini küçüklük travma bağlıyordu lakin Serkan'ın da helinden kalır yanı yoktu çünkü hâlâ atlamadılardı. Serkan eve yorgun argın gelince kitaplığın yanına sinmiş kızı görünce korku ile yanaştı helin'e
" Canım ne oldu sana " Helin yalnızca titriyor ve vücudu kasılıyordu koşar adım kolonya getirdi bileklerine sürerek masaj yaptı lakin Helin kendine gelmiyordu göz yaşları süzülürken Serkan helini kucağına alıp önce kanepeye yatırdı ve ambulansı aradı.
Şimal okuldan geldiğinden beri annesini görememiş ve dedesi de tüm gün çalışma masasın odasında idi bu adamı hiç sevmiyordu şimal o gün ağlatarak o arabaya bindirmişti ve ağladığı için yüzüne tokat atmıştı, aslında annesi babasından çok korkuyordu devamlı bir tartışma içinde olduklarını duyuyordu lakin merak edip sormuyordu. Kapı tıklatılınca cevap vermedi ve kapı çalmaya devam etti arkasını döndü ve kapı açıldı.
" Kızım uyuyormusun " diyen Özge hanımın sesi çok üzgün geliyordu. Sessiz kaldı şimal, annesi yatağın baş ucuna oturdu sessiz sessiz ağlıyordu. Göz yaşları kumral saçlarına akarken bir hıçkırık daha çıktı .
" Kızım ne zaman affedeceksin beni bir kere anne desen bir kere sevgi ile baksan bana öyle çok istiyorum ki sana en büyük kötülüğü ben yaptım biliyorum dost dediğin kişilerden ayırdım şimdi ise yanımda mutlu ol diye çalışıyorum affet beni " diyen kadın son bir kez daha hıçkırdı şimal annesine döndü gerçekten çok üzgündü Şimal'in de gözleri dolmuştu.
" Bana zaman ver an şey Özge hanım dostlarımı bul ne olursun ben buraya hiç ait hissetmiyorum lütfen anlayın artık beni " dememle annem göz yaşlarını sildi ve kalkıp gitti ağır adımlarla. Bende Pars'ın hediye ettiği walkmandan başladım birşeyler dinlemeye öylece uyumuş kalmışım.
" Ayaz abim hemen çalışma odama gelirmisin " diyen Buğra ile ayaz oturduğu yerden hemen kalkıp merdivenlere yöneldi kapıyı tıklatıp yine gel komutu sonrası içeri giren ayaz Buğranın ne diyeceğini merak etmişti
" Buğra dediğin şeyler hakkında araştırma yaptım bu çok büyük bir çete demek istediğim Sacit Şahsuvaroğlu her yerde eli kolu olan biri bu iş bizi çok zorlayacak "
" Abi benim yapabileceğim birşey varsa seve seve yaparım o adamı öldür de gidip gözümü kırpmadan öldürürüm emin ol "
" Yok yok abim ölmesi onun işini kolaylaştırır, dediğin yurt kız kardeşi zümrüt Şahsuvaroğluna ait o güne dair hiç birşey yok koca bir sır seni Şahsuvaroğlu kolejine yerleştireceğim böylelikle oraya girip çıkmamız kolay olur "
" Anladım aslında anlamadım Buğra abi neden onlarin okuluna gideceğim sizin okul var iken "
" Abim Cavit Şahsuvaroğlu kolejine çok özel insanları alıyorlar özel dediğim kendi cemiyetindeki insanları yani senide oraya kayıt ettireceğim babamın adı yeterli ona o yüzden bir yerden başlamak lazım "
" Peki benim orada ki görevim ne olacak "
" Hiç birşey abim sen sacede okula devam edeceksin " dedi ama Ayaz'ın çoktan kafasına koyduğu plan başka idi madem Cavit Şahsuvaroğlu öldürmekten korkumuyor o acıyı ona yaşatacağım dedi içinden ama dışından ifadesiz haline devam etti.
" Tamam abi ne zaman başlarım okula artık gitmek istiyorum da "
" Ben hallederim ayaz yarın gider bı gezeriz okulu " kafa sallayıp çıkan çocuk biraz dışarıda gezmek istedi ama aklına o gün geldi. Pars'ın korkusu akşam dışarı çıkmaktı, hep o adam aklına geliyor ve o kollarında can veren kadın ailesi nasıldır acaba diye düşünmeden edemedi.
" Sizi alamayiz beyefendi"
" Ne olur kurtarın onu doktor bey " diyen Serkan korku duvarın dibine çöktü ellerini kafasına bastırdı ve dua etmeye başladı " Allah'ım neden " diye fisıldıyan çocuk yoğun bakım kapısına baktı zordu birini daha kayıp etme korkusu bu öyle tarifsiz bir korkuydu ki
Pars yeni telefonunu aldı eline Mustafa abisinin devamlı sakladığı numarayı tek tek tuşladı, ama çalmadı telefon bir türlü çünkü Mustafa abisi numarasını değiştirmiş ti. Kağıdın arka tarafında Selda abla yazılı numarayı da tuşladı ama Selda da numarasını değiştirmiş ti sosyal medyasi yoktu Pars'ın aklına gelen şey ile hemen bir profil olurturdu ve ardından Serkan'ı şimal'i ve Helin'i araştırdı ama bir sürü profil çıkmıştı ama pars tanımadığı için gözleri dolu dolu baktı ekrana telefonu sinirle ve ine koyup ılık ılık esen melteme daldı o anda aklına şimal Şahsuvaroğlu geldi yeniden telefonu çıkardı ve bol takipçisi olan kıza baktı ama sadece 3 tane fotoğrafı vardı kahverengi saçlı olan kızın sadece isim benzerliği olduğuna kanaat getirdi pars çünkü onun şimal'i sarı kıvır kıvır saçları olan kızdı tekrar baktı ama hiç birşey yazmıyordu
Sabah olduğunda Buğra dediği gibi kayıt için Şahsuvaroğlu kolejine pars ile giris yapmışlar di koleje kolej aşırı derecede gösterişli ve zenginlik akan bir okuldu her öğrencinin altında son model bir spor araba hepsinin elinde son model telefon vs vs idi pars şaşkınca bakıyordu Buğra kendinden emin adımlarla müdürün odasına doğru ilerledi ardından ayaz da girdi ve kayıt işlemleri müdürün aldığı yüklü bir miktar para ile olmuştu pars bugün okulda ders notlarını felan alacaktı müdür çok geç kaldınız diyip duruyordu
" Müdür kardeşimi her anlamda yetistireceksiniz o öğrencilerin düzeyine şimdilik ben gidiyorum iyi gunler, ayaz abim sanada müdür bey sınıfını gösterecek benim işlerim var görüşmek üzere" diyip yine kendinden emin adımlarını hızlı hızlı attı ve çıktı odadan, müdürün paranın sıcaklığı ile yüzü gülüyordu ve eliyle gidelim diye diyerek işaret etti ve kalktılar.
Ayaz okula bakıyordu çok baskın bir okuldu Sacit Şahsuvaroğlu kendi içini buraya yansıtmış diyerek geçirdi içinden.
Helin kendine gelmişti Serkan çok korkumuştu Helin beni bırakacak diye öyle korkuyordu bu korkunun aynısını o demir dolabın arkasında da yaşamıştı sanki yine yaşamıştı Helin yavaş yavaş kendine geliyor du bir an için gözünü kırpmadan helinin yanında oturan serkan helinin kendine geldiğini görünce gülümsedi elini iyice sıktı ve konuştu
" Geldin kendine şükür Allaha sevdiğim "
" Seni bırakıp bir yere gitmem Serkan bey " derken gülümseyen Helin diğer eli ile Serkan'ın göz yaşını sildi.
" Seni seviyorum"
" Bende seni seviyorum "
Şimal yine o kâbusla uyandı 15 arkadaşının katliamı ile boncuk boncuk terler birikirken anlında elinin tersi ile sildi teri ve Komodinin üzerinde ki duran sürahide ki suyu bardağa doldurup iki yudum için kız devamlı zümrüt yetiştirme yurdunu düşünüyordu, hep araştırmak istemişti zümrüt yetiştirme yurdunu ama hep birşeyler engel oluyor du.
" Senin Allah cezanı versin zümrüt yurdu " diyip göz yaşlarını sildi ve uzandı yatağına tekrardan. Şimal günlük kâbus içinde uyanıyor ve uykuya dalmak onun için korkutucu oluyor du, annesi kapının ardından kızının hıçkırıklarını dinledi ve aniden içeri girdi.
" Şimal ne olur kızım yanında durayım belki uyumana yardımcı olurum " dediğinde şimal ses çıkarmadı. Özge hanım büyük bir sevinçle kızının yatağına oturdu ve Şimal'in saçlarını okşadı, şimal ise göz yaşlarını annesinin bacaklarına akıtıyordu
" Beni seviyordun neden mâni olmadın ki o kötü günü yaşattın bana seni sevmek istiyorum ama o gün geliyor aklıma "
" Kızım çok haklısın ama babam duyulacak diye beni hastaneye bile götürmedi çok kan kayıp ettim bayılmıştım uyandığımda ise seni benden koparmışlardı. Senin kokunu birkez çektim içime ve o güzel kokuyu kayıp ettim " derken Özge hanım da artık ağlıyor du. Ve sözlerine devam etti hıçkırıklarını dizginlemeye çalışıp
" Ben yıllarca sana olan özleminle ne yaşadım ne güldüm bu odayı hep sen geleceksin diye düzenledim. Çok aradım seni en sonunda yalvarmam dediğim babamdan yalvardım seni bulması için çünkü çok şey kayıp etmiştim, babam bir şartla bulmayı kabul etti seninle birlikte hep bu evde olmam ve sen geçmişini unutmanla" diyip susan Özge hanımın dediğine tek kaşını çatan şimal sinirle baktı annesine.
" Ne demek geçmişimi unutmam ya siz iyimisiniz ben hayatta ne yaşadıklarımı unutmam 15 yaşından sonra beni bulup kendinize evlat diye getirdiniz koydunuz, ben ne burayı seviyorum ne de o dedem olacak pislik insanı. Sakın ha sakın geçmişimi unutturmaya kalkmayın ben geçmişimle vaar oldum ve olacağım Özge hanım bunu sakın unutmayın " diyen şimal sinirden deliye dönmüştü artık göz yaşları bile sinirden akıyordu, Özge hanım ise sessizce bekledi ve konuşmaya başladı derin bir iç çekerek.
" Şimal ben asla geçmişimi unutmam ve buna hakkım da yok olamaz da kimsenin buna hakkı yok dedeni dinlemiş olsaydım seni asla bulmaz di sadece anlaşma yapmış olduk ve oda biliyor senin asla kendini buraya ait hissetmediğini, lütfen beni kötü görme kızım ben asla böyle olsun istemedim. Şu buzdan dağlarını yık ne olur kızım " diyen Özge hanım kızına baktı şimal ise ne yapacağını bilemez halde annesine bakarken kolları kendinden bağımsız sardı annesinin bedenini, Özge hanım ise şok olmuş bir şekilde şimale bakıyor du özlemi ile yanıp bittiği kızı kollarında idi. Sarıldı anne kız dakikalarca bu anı nasıl bekliyor du Özge hanım bu hasret öyle büyüktü ki yıllardır bu anın hasreti ile yanıp tutuşmuş ve kızı sonunda sarılmış tı.
" Şe şey an anne be ben bu duruma alışık değilim nasıl olacak ki " dedi küçük bir çocuk gibi Özge hanım da bu duruma yabancı idi kızı ilkkez anne demiş ti gülümsedi ve kızının yüzünü avuç içlerine aldı.
" Kızım göz bebeğim beraber alışacağız olur demi, ben ben yıllardır bu anı bekliyorum şimdi anne dediğini duydum ya artık her sorunla başa çıkarım annem. Sen yanımda olda senin dostlarını bile beraber bulacağız sakın benden gitme güzel yavrum " diyip tam saçının tepesine bir öpücük kondurdu. Şimal ilkkez annesine böyle yakındı ilkkez annesinin kokusunu çekiyor du içine kırılmıştı bütün duvarları o büyük büyük duvarlar annesine sarılması ile yıkılmıştı. Bu anne kokusu daha önce hiç tatmayan şimal
" Annem " dedi ağlamaya devam ederken Özge hanım ağlamaya devam ediyor ve bu atmosfer çok farklı idi.
" Kızım yavrum benim "
Helin evde dinlenirken artık doktora gitmeyi kabul etmişti. Serkan gözünden gözüne güvenmediği sevdiği kızı bir an yanlız bırakmak istemiyor du devamlı meyve getiriyor yiyecek birşeyler getiriyor du.
" Serkan yeterli bu kadar çok yedim "
" Yetmez yetmez sevdiğim bak iki günde yüzün kireç gibi oldu toparlanman lazım "
" Senin yanında ben daha iyiyim, ve su doktorla konuştun mu "
" Evet Selda abla ayarladı. Yarın beraber gideriz olmaz mı "
" Şey sen gelmesen " dedi genç kız
" Neden " diyen Serkan utandığını anlaması ile kaşlarını çattı sevdiğine baktı.
" Öyle bakma zaten hep benimle uğraşıyorsun Serkan seninde kendi hayatın var "
" O ne biçim kelime Helin lütfen bir daha duymayayım bak biz birbirimize söz verdik ve hep yan yanayız bunu sakın unutma gel bakayım şöyle kollarıma film izleyelim " diyen Serkan çekti sevdiğini kollarına film izlerken uyuyan ikili mutlu idi herkese ve herşeye inat.
Sabah olmuş tu açtı Helin gözlerini sıkı sıkı sarıldığı adama baktı. Serkan uyurken bile yüzünün çehresi kendinden emin bir şekilde duruyordu.
Kendini tutamadı ve bi öpücük kondurdu yanağına anında gülümseyen serkan'a gülümsedi.
" Seni seviyorum" dedi fısıldayarak ve Serkan dan da bir fısıltı geldi.
" Ben seni daha çok seviyorum kadın "
" Aaa sen uyandın mi "
" Evet ama hâlâ uykum var"
" Ben kahvaltı hazırlayacağım sen uyu bitanem "
" Hayır beraber hazırlayalım kalk bakalım " diyen Serkan sevdiğini tuttu kolundan ve kalkıp mutfağa geçtiler, bu evi hiç sevmemişlerdi ilk başta ama Şimal'in dedesi emrivaki bir ses tonu konuşmuştu.
" Şimal'in sizi unutması için bu evi size aldım ve okulunuz daha iyi bir yerde her ay size bir miktar para yatırılacak ve sakın şimale ulaşmaya çalışmayın kendi hayatınıza bakın " diyerek uyarmıştı. Tuhaf olan ise Mustafa abileri ve Selda ablaları birşey dememiş karşı bile çıkmamışlardı. Şimdi ise bu evi tam benimsemişler di. Ve küçük yuvaları onların canı olmuştu.
" Sevdiğim güzel iş çıkardık ne dersin "
" Evet bayan Helin "
" Bayan Helin himm bunu beğenmedim " diyen kız güldü.
" Bende beğenmedim sevdiğim daha güzel hadi otur kahvaltımızı yapalım ve doktora gidelim olmaz mı "
İki genç kalkıp doktora gittiler, bir müddet bekledikten sonra helin'e gelmişti sıra ve Helin doktora ne anlatacağını bilmiyordu.
" Heyecan yok hadi sıra sende" diyen Serkan sevdiğini öptü ve odaya gidişini izledi.
" Hoş geldiniz Helin hanım " diyen genç kadın gülümsedi.
Tesettürlü 27 li yaşlarda, kahverengi gözlü beyaz tenli 165 boylarında genç bir hanım di.
" Şey hoş bulduk "
" Buyrun oturun lütfen ben elif Cenk "
" Bende Helin " diyen Helin Elif'in gösterdiği koltuğa oturdu. Bir müddet beklediler, elif doktor sabırla bekliyor ve helin'e tebessümle bakıyor du. Helin yerde ki kafasını kaldırdı karşısında duran kadına baktı. Gözleri doldu birden birşey demedi ama.
" Ben ne anlatacağımı bilmiyorum elif hanım "
" Ne anlatmak istersen burda kalır istersen bu seansta birbirimizi tanıyalım olmaz mı " diyen elif doktor çok sevecen di.
" Şey olur "
" O zaman kendimi tanıtayım sana ben Elif Cenk, evliyim bir tane çocuğum var ablası kitap okumayı severim yemek yapmayı peki sen " derken arkadaşça yaklaşımı tercih eden elif doktor gülümsüyor du bu garip bir şekilde helinin de rahatlamasını sağlamış ve gülümsüyor du.
" Ben de Helin, biliyorsunuzdur ben yetiştirme yurdunda büyüdüm ve dışarıda oturan da ailem, sevdiğim adam ve daha fazlası. Kimsem yok elif hanım buda bende kötü etkiler olamaya sağladı, devamlı takip ediliyorum hissine kapılıyorum sanki yolda yürürken biri beni kaçıracak gibi geliyor " diye konuştu Helin elif hanım dikkatle dinliyor, arada önünde duran siyah kaplı deftere birşeyler karalıyordu.
" Peki bu durum ne zaman olmaya başladı Helin ?" Diye sordu sorusunu Helin duraksadı bir müddet sessiz kaldı düşünüyordu ne zaman oldu bu hissiyat ne zaman bölgemden bile korkacak hâle geldim diye düşündü lakin cevabı bilmiyordu. Aslında çok iyi biliyor du ama sustu gözüne dolan yaşları elleri ile geriye itti.
" Bilmiyorum elif hanım ne zaman oldu nasıl oldu " diyerek bekledi bir müddet ama konuşmak istemiyordu. Pars'ın gitmesi Şimal'in gitmesi çok etkilemişti ama susuyordu.
" Anlıyorum canım bugünlük yeterli istersen diğer seansta daha verimli olur demi "
" Evet olur, şimdi gitsem olurmu " diyen Helin bir hışımla kalktı ayağa ve " görüşmek üzere elif hanım" diyerek kapıya yöneldi.
" Görüşürüz Helin Serkan bey odama gelebilirmi " diyen elife kafa salladı ve çıktı.
" Şey Serkan doktor hanım seni görmek istedi "
" Tamam canım sen geç otur ben hemen geliyorum" diyen Serkan sevdiği kadına baktı. Gülümsedi ve yanağına bir buse kondurdu, kapıyı tıklatıp "gel" komutu ile içeri girdi.
" Buyrun Serkan bey " diyen elif doktor kafa selamı ile genç adamı eli ile sevgilisinin oturduğu koltuğa oturttu.
" Serkan bey hoş geldiniz, Helin hanım hakkında biraz konuşmak istedim. Aslında Helin hanım ile pek konuşamadık, ama size çok güveniyor lütfen her daim yanında olun şimdilik duruma göre eğer ilaç kullanması gerekirse bile ben ilaç taraftarı değilim. Yani konuşa konuşa insan herşeyin üstünden gelir devamlı konuşmaya çalışın, devamlı yanında olduğunuzun hissi onda ama emin değil o yüzden korkuyor şimdilik bu kadar sizde her zaman ki gibi davranın"
" Tabiki doktor hanım ben zaten hep Helin'in yanındayım ve olacağım, çok teşekkür ederim iyi olacak demi " diyen çocuğa gülümsemeye çalıştı elif doktor
" İnşallah düzelecek " dedi ve tebessüm ile yolladı helin'e giderken baktı çok korumasız duruyor du Serkan kendine çekmesi ile gülümsedi ve odasına girdi elif doktor.
" Ayaz abicim okul nasıl gidiyor, tatil olmanıza çok az kaldı ama memnunmusun "
" Evet Buğra abi bir tek sorun Cevat abi günlük geliyor ve beni çocuk gibi eve getiriyor " dediğinde Buğra güldü. Cevat ise omuz silkti ve konuşmaya başladı.
" Evladım sana iyilik yaramaz. Ne var okula alışana kadar seni okula götürüp geliyorum "
" Abi elimden tutuyorsun ben elimi çektiğim de ise kızıyorsun " dediğinde Buğra inanamayan gözlerle bakıyor du.
" Ah içimde ki baba veyahut abi sevgisi çok büyük tosunum " dediğinde Buğra hâlâ gülüyor du.
" Oğlum çocuk üniversite gidiyor elinden tutmak ta nedir sizi şey sanacaklar demedi deme " dediğinde Cevat Buğranın dediğini bir müddet düşünmüş gibi kaşlarını çattı ve bi küfür savurdu.
" Ayıp ayıp " diye devam eden Buğranın omzuna bir yumruk savuran Cevat homurdandı kendi kendine.
" Buğra bey yemek hazır sofra kuruldu " diyen Melike hanım saygı ile duruyor du.
" Teşekkür ederim Melike hanım, hadi lan sofraya ama önce ellerinizi yıkayıp gelin "
" Lan oğlum biz cocukmuyuz "
" Sofraya saygı gerek kardeşim hadi hadi " diyen Buğra kendi katına çıktı ellerini iki kere yıkadı ve indi aşağı geri Cevat ta elini yalan yanlış yıkamış oturmuş pars ta aynı Buğra abisi gibi yıkayınca oturdu. Aklı hâlâ göremediği şimal denilen kız da idi, sevdiği kızın ismini alması zaten parsı daha çok sinirlenmesine sebep oluyor, Serkan ve helin'e hiç bir şekilde ulaşamayan çocuk önce Mustafa abisi, Selda ablası da sanki buhar olmuş uçmuşlardı Cevat her yeri didik didik ararken Buğra ise hâlâ yurt işini düşünüyor du büyük bir savunma mekanizması oluşturmak istiyordu öylelikle o Sacid Şahsuvar oğlunu alt edebilirdi ama büyük olasılıkla üstleri yine bu olayı kapatacak ti 15 çocuk kimsenin umurunda olmaz, ve o 4 yetim kimsenin ilgi odağı bile olamayacağını adı gibi biliyor du.
Pars ayrı düşüncelerde şimal annesi ile yeni yeni alışma sürecine girmiş ve dışarda yemek yerken birşeyler anlatıyorlar birbirlerine Helin ve Serkan ise oturmuş keyif le film izliyorlar di.
" Helin kalk bizim banka gidelim "
" Bu saatemi "
" Evet ne olacak ki ben yanındayım"
" Peki üzerime birşeyler giyip geliyorum " diyen kız kalktı ve odasına geçti. Serkan yapacağı sürpriz ile kalbi güm güm atıyor du.