3. Bölüm

3062 Words
Tutsak kaldığım yerden çıkmıştım sanki ilkkez nefes alıyorum sanki güneşi ilkkez görüyorum. Döndüm ardımı baktım buraya çocukken girmiştim ve şimdi koca adam olarak çıkmıştım, yakıcı güneş tenime nüfuz ederken gülümsedim hayatın bana verdiği ikinci şanstı bu ve ben bu şansı bu kez çok iyi değerlendirmek istiyorum. Siyah bir arabanın kapısı açıldı ve dursun amcanın fotoğrafını gösterdiği Cavit abi karşılamış'tı. Bana doğru geliyordu ve bir kişi daha çıktı arabadan bu inen kişi de oğlu Buğra idi galiba eli cebinde olan genç adam yanıma doğru gelirken yüzünde tuhaf bir gülümseme var idi elini cebinden çıkartıp bana doğru uzattı. " Ben Buğra Türksoy Dursun amcanın oğluyum, sende pars'sın demi ?" Dedi kafa salladım elimi uzattım ve sıktım elini. " Memnun oldum" dedim ve Cavit denilen kişiylede tanışıp arabaya geçtik hep birlikte. Buğra Türksoy 30 lu yaşlarında sert mizaçlı biri idi. " Eee pars anlat bakalım yeni hayatında ne yapmak istiyorsun böyle şanslar insanın eline kolay geçmez " dedi " Okumayı istiyorum, zaten Mahmut amca beni hapishanede okutuyordu " " Ne olmak istiyorsun pars peki " dedi bir abi edasında. " Sicilim temiz değil abi ben avukat olmayı istiyorum veyahut polis şimdi olabilir miyim bilmiyorum" diyerek yanıtladım. " Bunun için üstlerim ile konuşacağım pars sonuçta suçsuz yere yattın onca yıl emin ol kardeşim gibi korurum kollarım ama asla yalanı sevmem pars açık ve net olacaksın her konuda anlaştık mı ? " Diyerek tek solukta konuşan adama baktım. " Buğra abi ben hayatta yalanı sevmem söylemem de emin ol, ben ama öncesinde kardeşlerimi bulmam lazım" diyerek cevapladım kafa salladı Buğra abi ve Cevat abiye baktı. " Cevat kardeşim bu iş sende artık pars babam dan emanet " " Sen hiç merak etme kardeşim bir iki gün bı normal hayata adım atması lazım Pars'ın " dedi ve gülümsedi. " Pars babam peki babam nasıl ?" " Neden sen sormuyorsun dursun amcaya Buğra abi " dedim. Gülümsedi ve kafasını yola doğru çevirdi. Sessizlik ile geçen uzun bir yolculuk sonrasında büyük bir evin önünde durdu beyaz sade bir evde durmuştuk. Büyük bir evdi burası hayatım boyunca görmediğim bir evdi gerçi hayatımda ne kadar ev gördüm orası da muamma Bahçe kapısını açan güvenlik saygı ile önünü ilikledi ve geri doğru çekildi taşlı bahçe yolundan yürüyerek eve geçtik. " Burası artık senin de evin pars hadi bakalım geçelim içeri " diyen Buğra abi gülümsedi ve ayakkabıları ile girdi içeri. Ben yırtılmaya yüz tutmuş ayakabamı çıkaracakken hizmetli kadınlardan biri söze girdi hemen. " Lütfen ayakkabınızı çıkarmaya gerek yok geçin buyurun " diyip Buğra abinin gittiği odaya geçtim salon öyle güzeldi ki boydan boya pencere ve büyük havuza bakıyor du manzarası koltuklar ben pahalıyım diye sanki bağırıyor du. " Evet otur bakalım pars " diyip gösterdiği koltuğa geçip utana sıkıla oturdum. " Bugün dinlen yarın gidip biraz alışveriş yaparız ben de bugün senin yüz yüze eğitim alman için bazı kişilere devreye koyup önümüzde ki hafta okula başlarsın " " Buğra sakin ol çocuk biraz bı düzene ayak uyurdursun " " Kardeşim ne kadar geç o kadar o kadar zaman kaybı " " Buğra abi haklısın okula başlamak istiyorum hemen " " Tamamdır o zaman hadi bakalım geç odana Melike hanım seni odana götürsün" diyip Melike hanım kim ise onu çağırdı. Melike hanim 50 li yaşlarda esmer bir kadın di gülümsedi ve " Tâbi Buğra bey hemen gösteriyorum odayı buyurun şey " " Pars " dedim ve kalktım yerimden Melike hanım önden gidip sade dediğim evde asansöre girdi ve bende yanına geçtim hiç konuşmayan kadın mesafeli idi. Üst katta bir yere geldiğimiz de ev aslında çok şatafatlı bir yer olduğu kanaatine vardım. Benim olan oda çatı katı idi aslında iki oda gösterdiler ben çatı katını seçtim hep hayalim da çatı katı bir oda " Burada banyo ve hemen şu kapıda tuvalet var, şurada giyinme odanız pars bey " " Teşekkür ederim" dedim ve gülümsedim. Şimal den ... 20 yaşlarının sonlarına doğru hâlâ bu evden kaçmak istiyorum arkadaşlarımı dostlarımı öyle özlemiştim ki, annem Özge Şahsuvaroğluna hiç alışamadım anneme olan kırgınlığım geçmiyordu aslında 5 dakikalık zevkinin uğruna beni dünyaya getirmiş ve daha sonrasında dedem sosyeteye rezil oluruz diye doğduğum gün beni annemden koparmış. Bu zenginlik bu oda veya mutlu olmam için beni yurtdışına gordermek istemeleri yada altıma son model bir araba almaları hiç umrumda değil di. Annemin beni çok özlediğini biliyorum ama ben o yurtta gözlerimin önünde öldürülen çocukları unutamıyorum, suçlu bu insanlar suçlu doğurup daha sonra bakamadıkları bebekleri yurt'a bırakmaları idi. Benim hayatım düzeldi ya Serkan'ın yada helinin hayatı ne oldu yada gönül yaram hiç unutamadığım pars ne oldu neredeler oysaki biz hep birlikte büyüyecektik hayatımızın içine ettiler. " Şimal kızım okula gitmeyecekmisin " diyen annem yine benimle konuşmak için birşeyler bulmaya çalışıyordu. " Gideceğim Özge hanım merak etmeyin siz " dedim aslında yüzüne karşı anne demiyorum bu kelimeyi duymayı çok istiyordu ama ben inat ediyordum. " Şimal'im ne olur bir kez anne de biliyorum hiç sevmiyorsun beni dedeni ama senin dudaklarından birkez anne kelimesi çıksın ne olur " dedi gözünden tek damla yaş süzülürken. " Lütfen burada kalmamın bir tek nedeni var oda dostlarımın iyi bir gelecek sürmesini istediğim içindir, içim sizin anne veya dede kelimelerini almıyor, demeyeceğim siz beni kopardiniz beni yalancı hayatınıza suruklediniz neyse gitmem lazım" diyip bir hışımla çıktım odadan. Dedemi görmem ile bir müddet yüzüne baktım ve koşar adım çıktım evden, bı hışımla arabaya binip atıf abiye okula gidelim dedim. Atıf abi benim burada ki derttaşım idi, ben çoğu zaman ona dostlarımı anlatırdım oda sessizce beni dinler ve bana sabret kızım derdi. Sabır sabır da bir yere kadar dı. Onlar yüzünden herkesi kayıp etmiştim " Atıf abi sabır tükenir mi " dedim ağlayarak atıf abi önce bir peçete uzattı alıp gözyaşlarımı sildim, daha sonra ise atıf abinin vereceği cevabı bekledim. " Şimal kızım sabır bitmez, senin sabrının bittiği gün imtihanından geçememiş olursun. Belki öyle değildir ama benim bildiğim bu kızım dua herşeyin ilacı annenle otur düzgünce konuş kızım bağırıp çağırmak la bir yere gidilmez bak yıllardır bu evdesin biraz anneni de anlamaya çalışsan olmaz mı kızım yinede karar senin " " Atıf abi beni o yetimhaneye bırakıp daha sonra ben tamam bir yere ait olduğunu hissettim onlar bana kardeşten ileri idi. Şimdi ne yapmalıyım" " Onları sana bulsam peki " diyen atıf abi ağlayarak gülümsedim " Gerçekten mi " " Evet sana ne olursa olsun kardeşlerini bulacağım ama sende annenle bir kere bi düzgünce konuş kızım " dedi kafa salladım heyecan içinde idim gerçekten bulacakmıydı atıf abi bana kardeşlerimi parsı çok özledim onları. Pars yıllardır bir kere bile görmediğim ama özlemekten hiç te bıkmadığım gönül yaram dı evet Serkan kardeş gibi olurken onun sevgisi küçük yaşta düşmüştü küçük kalbime o yüzden yıllardır ne kimse ile ilgilendim nede sevgili oldum, biliyorum ki parsı bir gün bulacağım o da beni seviyormu sizce veyahut benim beklediğim gibi oda beni bekliyor mu ? Okulun girişinde durduğunda araba birşey demeden indim ve sınıfa doğru yürümeye başladım. Birden çok tanıdık bir ses doldu kulaklarıma döndüm arkamı hızla baktım ama yoktu kimse bir çok öğrenci vardı ama o ses yoktu kalbim hızla attı bu sevinçten değil korkudan olmuştu ama nedenini bilmiyorum. Helinden ... Bugün ilk iki ders boştu yine evimizi temizliyordum Serkan çoktan gitmişti onu bir an bile görmesem korkuyorum evet çünkü ondan başka bir sığınacağım biri yok koskaca dünyada bu büyük şehir bizi birbirimizden ayırmıştı çoğu zaman o sabahladığımız parka gidip uzun uzun oturuyorum o bank hâlâ orada ama biz değiliz çok mutsuzum beni bir doğuran olduğunu bilip te beni atması zoruma gidiyor hayvan diyip geçeriz ama bazı hayvanlar cogun insandan daha insan ve merhametli. Düşüncelerden sıyrıldım Serkan'ın odasını da düzenledim aslında Serkan çok aşırı titiz ama bende temizlik hastalığı olduğu için evi günlük temizlemez isem her yer kirli gibime geliyor. Serkan bir psikolog yardımı almamı istiyor ama ben anca temizlik yaparak rahatlıyorum. Otobüs durağına doğru giderken izleniyorum hissine kapıldım ama kimse yoktu tedirginlik içinde otobüs durağına yürüdüm insan olması öyle bir iyi gelmişti ki güvende idim şimdi. Serkan aramakta bir müddet geç kalmıştı çünkü o da benim gibi korkuyordu ben o telefonu açmadığım zaman gittim sanıyordu böyle olmamız sizce garip mi bilmiyorum ama Serkan'ı gerçekten çok seviyorum.... Serkan dan... Sabah Helin mışıl mışıl uyurken gülümseyip yanağına bir öpücük kondurdum anında uyanan kızın aslında uyanacagını biliyordum ama onun o uykulu halini görmek hoşuma gidiyor du. " Kusura bakma sevgilim sadece seni görüp günümün çıkacaktım" dedim güldü Helin " Ah biliyorum koca adam sadece bakıp çıkacaktın ama sonra uyanacagımı bilmiyordun bi öpeyim dedin demi " diyince güldüm ve tekrar öpüp çıktım bugün hava çok güzel di yaz tam anlamıyla gelmiş artık kuşlar böcekler yazı selamlıyor gibi garip sesler çıkarıyordu okula giderken birni gördüm ama beni görünce başka yöne doğru ilerledi hayatımız korku ile geçtiği için şimdi takım elbiseli birilerini görünce erkek bile olsam korkuyorum kendim için değil Helin için eğer banada bir şey olursa Helin tam anlamıyla yıkılır ve bir daha toparlanamaz. Okula geldiğim de herşey aynı idi dersler aynı sanki dünü tekrarlıyoruz okulun bitmesine çok az kaldı iş bakıyorum bir yandan da şimdi garsonluk yaptığım yerde çıkarma işlemi olacakmış büyük ihtimalle benide çıkaracaklar o yüzden yine bir iş bulma zamanı geliyor. Aslında Mustafa abi merkez de çalış bilgi sahibi ol demişti belki orada çalışırım bilemiyorum. Pars'tan Bu ev gerçekten öyle büyüktü ki Buğra abinin odam dediği yer bile ikinci katın hepsi imiş öyle titiz biri ki onun katındaki temizlik yapanlar bile ayrı günlük her yer büyük bir titizlikle silinip süpürüyorlarmış ben öyle temiz bir insan değilim yattigim yeri felan temizlerim ama böyle titiz bir insan değilim. İki gün olmuştu hapishaneden çıkalı ben okula kayıt olacakım özel hir kolej demişti Buğra abi ve bugün çıkıp bir kaç kıyafet ayakkabı alın dedi aslında bu yapılan iyilikler karşısında eziliyorum. " Buğra abi benim kıyafetlerim var teşekkür ederim" dedim Buğra abi üzerimde ki yırtılmaya yüz tutmuş rengi solmuş mavi tişörtüme baktı tek kaşını kaldırdı. " Pars bunlar çok eskimiş abim eğer beni bir abin olarak babamı da baban olarak görüyorsan hiç bir şekilde ezilmeni istemiyorum sen okuyup çok iyi bir yere gelirsen bizim en büyük gururumuz o olur şimdi lütfen Cevat abinle çıkın ve Cevat kardeşim sen ne alacağını ne yapacağını biliyorsun. Pars bir şey daha sana soy ismimizi vermemizi istermisin " diyen Buğra abiye baktım yıllar önce Mahmut amca kendi soy isini vermişti ama değişirmiydi bilmiyorum " Benim bir soy isimim var zaten " dedim " Şimdi yeni hayat ve yeni şeyler " diyince ne diyeceğimi bilemedim kafa salladım aklıma birşey gelmişti Buğra abiye baktım " Buğra abi eğer soy ismim değişirse Pars'ın yanına da bir isim koymamız mümkün mü " " Tabiki mümkün pars " " Ozaman ayaz olsa olmaz mı " dedim Buğra abi gülümsedi " Güzel isim pars ayaz Türksoy " dedi " Evet " " Bugün ben gerekli dosyaları hallederim senin sicil işini de hallettim sayılır sonuçta senin suçun yok o yüzden sildirecegim temiz bir sayfa ayaz Şahsuvaroğlu" dedi. Yeni hayat yeni insanlar yeni kişiliğim diye geçirdim içimden. Akşama doğru benim a dan Z ye herşey ile ilgilenen Cevat abi kıyafetten tutunda bilgisayara kadar herşey değişmişti hayatımda yeni stil diyerek bana tuhaf tuhaf gömlek felan giydiren Cevat abinin seçtiği bazı şeyleri almış geri kalanını ben almıştım bir kaç kot pantolon tişört bir kaç birşey daha ama abartmayi seven cevat abi sanki kendinden geçmiş gibi alışveriş yapmıştı yıllarca kadınların çok alışveriş yapması yakınan erkekler bence bu saaten sonra hiç konuşmasın bana kalırsa çünkü bugün erkeklerin de kadınlardan kalır bir yanı yok tu. Eve elimiz kolumuz dolu dolu dönünce utanmıştım Buğra abi bile çoktan gelmiş yemek yiyordu. Bize baktı elimize baktı güldü. " Cevat seni alışverişe göndermek hiç akıl işi değil " diyince " Kardeşim biliyorsun ben alışverişi seven biriyim ve bu ayaz hiç te ayak uydurmadı bana, sonuçta akşama kadar onun için uğraştım dostum bide kart senin di nasıl olsa " diyip kahkaha atınca bende ifadesiz baktım ona Buğra abi bir küfür savurup " Lan ben sana şirketin kartını al demiştim ama Cevat bey hiç sözümü tu-" sözünü tamamlamadan cevat abi lafa atladı hemen " Tutmam çünkü senin paranı yemeyi seviyorum dostum yemekte ne var çok acıktık bak yemek bile yemedik karta çok girmeyelim diye dostum " diyip yine kahkaha attı biz Buğra abi ile aynı anda Cevat abiye ters ters bakınca " Hadi ayaz pars ellerini yıka gel bakayım akşama kadar benimle gez dolaş ama beyimiz yine Buğra abici olsun " diyip somurttu bu adam yemin ederim hasta ederdi ilk katta olan lavabo gidip güzelce elimi yüzümü yıkayıp salona geçtim Cevat abi hâlâ konuşurken çoktan yemeğe gömülecek ti ki " Kalk lan ellerini yika pislik herif" " Ben el yıkamayı sevmiyorum " diyen Cevat abi umursamadan yemeye başladı bende çok acıkmıştım Melike abla yemeği servis ederken ben bu çatal bıçak işine alışamadığım için direkt çatal ve kaşık la daldım yemeğe Buğra abi bir beyefendi gibi yemeğini yerken Cevat abi de benim gibi bıçağı atmış kenara yiyordu " Ayaz bütün işlemler halloldu ve imza işlerin var eminsin demi " diyen Buğra abiye birşey demeden kafa salladım evet anlamında. Ve konuşmaya başladım " Buğra abi yeni bir hayata başlamam lazım eğer benim için bu değişiklikler iyi olacaksa ki olacak yani o şeyleri imzalayacağım " dedim " Melike hanım çalışma odamda ki çantayı getirir misin " deyince Melike abla ikinci katın elemanı olduğu için biliyordu ve kafa sallayıp uzaklaştı bir kaç dakika sonra elinde deri kahverengi bir çanta ile gelen Melike abla saygı ile koydu çantayı ve uzaklaştı Buğra abi 3 dosyayı bana uzattı . " Ayaz bunları al satır satır oku aklında soru işareti kalmasın abicim imzalayıp bana getirirsin ve ben de işlemleri hallederim olur mu" aldım dosyayı ve " Tamam Buğra abi ben o zaman odaya çıkayım olur demi " " Tabiki hem git odanda ki değişiklikleri gör bakalım beğenecek misin" diyince gülümsedim ve Cevat abiye baktım " Teşekkür ederim Cevad abi her şey için" Cevad abi Tebessüm etti ve bunun altında kesin birşey çıkacak gibiydi. " Hiç sorun değil dostum ne zaman istersen seninle alışverişe gelirim " dedi ben hemen yanında uzaklaşınca Buğra abi güldü " Nankör evlat " diyen de Cevat abi idi. Asansöre binip 3. Kata bastım ve bir kaç saniye sonra asansör durmuş kapı açılmış tı yorgunlukla odaya giderken elimde ki dosyalara baktım. Odaya girdiğim de büyük oda baştan sona değişmişti tamamı beyaz ve ahşap olmuş olan oda çok hoş duruyor du. Çalışma masası, büyük bir kitaplık ve hep kitap dolu idi. Daha önce pek kitap okuyan bir insan değildim Mahmut amca sayesinde kitap okumayı sevmiştim, yatağım yerinde yoktu bir kapı dikkatimi çekti dün görmemiştim o kapıyı açtığımda ise yatağım oraya taşınmış ve burada normal bir oda olmuş tu dolap vs hiç bir şey yoktu bir koltuk vardı tavanda büyük bir pencere vardı şık ve sade idi bu odada çıktım giyinme odasına girdim bugün aldığımız her şey tek tek yerleştirilmiş ve ayakkabılar bile yerleşmiş ti ne ara bunları yerleştirdiler diye düşündüm. Okula artık başlayacaktım biraz tedirginlik vardı. Bu hayata ayak uydurmaya çalışıyorum ama nafile hep bir yanım eksik paramparça Cavit abi Serkan'ı şimal'i ve Helin'i arıyordu lakin bulamıyordu, yıl sonu tatiline az bir süre kalmıştı ama Buğra abi ne kadar yüz yüze eğitim alırsan senin için o kadar iyi demişti ve yarın okula gidecektim kayıt işlemleri bitmiş benim adım artık Pars Ayaz Türkoğlu olmuştu ve ben ayaz ismini kullanacaktım Pars çok şey yaşamıştı çok kırıldı parçalandı ama ayaz ayakları yere daha sağlam basacak'tı, yine biraz kitap okuyup Buğra abinin çalışma odasının kapısına gelip bekledim elimi kaldırıp iki kere tıklattım ve " gel " komutu ardından içeri girdim yine bir çok dosya ile uğraşan Buğra abi göz ucu ile bana baktı. " Hayırdır ayaz bir sorun mu var " dedi ve bir şeyler yazmaya devam etti. " Şey Buğra abi bir şey konuşacaktım seninle tabi müsaitsen " dedim ve bekledim. Buğra abi cevap vermedi bir kaç bir şey daha yazdı var mavi renkli dosyayı kapattı ve bana baktı. " Şimdi müsaidim abicim geç otur bakalım, bende Melike hanımdan kahve isteyeyim " dedi ve eline telefon ahizesini alıp iki kahve istedi. " Abi nerden başlayacağımı bilmiyorum, " duraksadım bı müddet bekledim bu anlatacağım şey kimse ile konuşmamış tık. " Ben bekliyorum abim " diyen Buğra abi bana tebessüm ile baktı bende kafamı yere eğdim. Ve yutkunup konuşmaya başladım. " Buğra abi ben daha önce biliyorsun ki yurtta kaldım, orada hiç yaşanmaması gereken şeyler yaşandı." Buğra daha bir merakla baktı karşısında duran çocuğa " Evet abim " " Ben 5 veya 6 yaşımda idim tam hatırlamıyorum yurt'a bir takım kişiler geldi. Beni o gün uyku tutmadıydı ben merdivenlerde otururken siyah giyimli bir adam geldi. 15 küçük bedenin canına kıydılar." Diyen çocuğa yutkunarak baktı Buğra ne diyordu bu çocuk 15 çocuk öldürüldü demekte neydi tek kaşını kaldırmış Pars'a bakan Buğra konuşmaya devam etsin istiyordu sözünü kesmedi ama kendini tutamadı. " Ne demek kıydılar ayaz " " Abi hiç gözlerini kırpmadan öldürdüler, en yakın dostum da dahil neden öldürdüler bilmiyorum ama bunun nedeni olmaz demi, o yıkımdan sağ çıkan sadece bende dahil 4 kişi sağ çıktık. Onlarda sesleri duyunca hemen dolabın ardına geçmişler ben ise bir korkak gibi merdiven boşluğuna saklandım aslında korkuyordum Buğra abi çok korktum o çocukları kan revan içinde gördüğümde mahf oldum, o gün kaçtık oradan o dört arkadaş ve o yurda bir daha gitmedik. Çok şeyler geçirdik ama biz hep biz olduk biliyormusun Buğra abi şimdi senden birşey istiyorum ne olur o yurtta o çocuklara kıyan kişiyi bulun ne olur " diyen Pars sustu birşey diyemedi yutkundu hep o gün hatrında idi Buğra yutkundu şok olmuş tu " Bu bu canice ayaz neden yaptılar kimse birşey demedimi " " Bilmiyorum ki Buğra abi biz sabahın ilk ışıklarıyla kaçtık oradan ve birdaha gitmedik şimdi ise sana yalvarıyorum Buğra abi ne olur bul o müdire ve o adamı " " Yurt ismini söyle ayaz ben araştıracağım sana söz veriyorum o pislikleri bulup çıkaracağım meydana suçlarını hepsi çekecek " diyen Buğra gerçekten çok sinirlenmiş ti pars'tan hemen yurdun adını aldı ve o yıla ait kayıtlara müdürenin ismini bulmuştu Zümrüt Şahsuvaroğlu bu soy ismi elbette biliyordu. Sacit Şahsuvaroğlu her türlü pisliği yapar ve hiç te yakalanmaz dı mafyanın en karanlık yüzü olan adam karda yürür dü ama izini belli etmezdi eli kolu uzun hatta devlet dairelerinde bile adamları vardı yüksek mertebede oldukları için kimse Sacit Şahsuvaroğluna kimse birşey demiyordu diyemiyordu şahsiyetini para için satan kişiler her yerde vardı. " Cavit bu iş öyle zorlu ki babam küçük mafya idi ama bu adam öyle pislik biliyorsun sende " " Bilmem mi dostum, geçen yıl kendine karşı gelen avukatı ve polisi hapise attırdı." " Biliyorum dostum ama Pars'ın söyledikleri de yürekler acısı 15 çocuk hayatı elinden alınan 15 çocuk "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD