bc

Barbie ve Karabasan

book_age18+
40
FOLLOW
1K
READ
dark
stepfather
heir/heiress
tragedy
sweet
lighthearted
kicking
like
intro-logo
Blurb

Bazı insanlar her şeye sahip olur. Ama insan olmayı öğrenemez.

Lavin, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, hayatın yükünü erkenden omuzlamış sıradan bir genç kadındı. Hayalleri vardı ama gerçekleri her zaman hayallerinden daha ağır basıyordu. Ta ki bir gün, hiç tanımadığı bir kadının hayatını kurtarmak için kendini tehlikenin ortasına atana kadar…

Vera ise güzelliği, serveti ve gücüyle herkesi kendine hayran bırakabilecek bir kadındı. Fakat dışarıdan kusursuz görünen hayatının ardında, kimseye acımayan, kimseyi umursamayan ve insanları kolayca incitebilen soğuk bir ruh saklıydı.

Lavin'in onu kurtarması Vera için sıradan bir olaydan ibaretti. Ne bir teşekkür ne de bir minnet duydu. Ancak Vera'nın ailesi, kızlarının hayatında bir şeylerin değişmesi gerektiğine çoktan karar vermişti.

Çözümleri mi?

Lavin'e reddetmesi zor bir teklif sunmak.

Yeni bir ev, lüks bir araba ve akıl almaz bir maaş karşılığında Vera'nın hayatına girmesi, onunla yaşaması ve belki de yıllardır kimsenin başaramadığını başarması isteniyordu: Vera'ya insan olmayı, dostluğu ve sınırları öğretmek.

Lavin bu teklifi kabul ettiğinde hayatının değişeceğini biliyordu. Ama nasıl bir felaketin içine sürüklendiğini henüz bilmiyordu.

Çünkü bazı savaşlarda düşmanını yenmek zordur.

Asıl zor olan, onu değiştirmeye çalışırken kendini kaybetmemektir.

chap-preview
Free preview
İlk karşılaşma
BEN LAVİN Bu da benim hikâyem… Hazır mısınız okumaya? Her şey sıradan bir gün başlamıştı. En azından ben öyle sanıyordum. Günlerden bir gün, kızlarla birlikte dışarı çıkmıştık. Biraz dolaşıp kafa dağıtmak, bol bol gülmek ve günün tadını çıkarmak istiyorduk. Uzun uzun yürüdükten sonra sahile inmeye karar verdik. Hava güzeldi, etraf cıvıl cıvıldı. Bahçelerin arasından geçerken kendi aramızda konuşup gülüşüyor, önümüze çıkan her şeyi yorumluyorduk. Ta ki dikkatimizi çeken o kalabalığı görene kadar… Önce uzaktan gelen bağrışmaları duyduk. Ardından insanların telaşlı sesleri birbirine karıştı. Ne olduğunu anlayamamıştık ama ortada sıradan bir durum olmadığı belliydi. “Ne oluyor orada?” diye sordu kızlardan biri. Cevap vermedim. Gözlerim çoktan kalabalığa takılmıştı. İnsanlar bir çember oluşturmuştu. Kimi korkuyla geriye çekiliyor, kimi bir şeyler söyleyerek ortadaki adamı sakinleştirmeye çalışıyordu. Kalabalığın arasından yükselen sesler giderek şiddetleniyordu. Merakıma yenik düşüp birkaç adım daha attım. Kızlar da peşimden geldi. Ve sonunda ne olduğunu gördük. Bir adamın karşısında bir kadın duruyordu. Kadını arkadan görebiliyorduk. Uzun boylu, sarışın ve kusursuz denilebilecek bir fiziğe sahipti. Üzerindeki kıyafetler bile ona ayrı bir hava katıyordu. Öyle güzeldi ki insan ister istemez dönüp bir daha bakardı. Hani bazı kadınlar vardır, güzelliklerini anlatmaya kelimeler yetmez. İşte o da tam olarak öyle biriydi. Ama o an kimsenin umurunda değildi güzelliği. Çünkü adamın elinde bir silah vardı. Namlu doğrudan kadına doğrultulmuştu. “Bana yalan söyleme!” diye bağırdı adam. Sesi öfkeyle titriyordu. “Her şeyi mahvettin! Beni duydun mu? Her şeyi!” Kadın dimdik duruyordu. Aramızdaki mesafeden yüzünü tam olarak seçemiyordum ama duruşunda tuhaf bir şey vardı. Korkuyor muydu, yoksa korkusunu belli etmemek için mi böyle davranıyordu, anlayamadım. Etraftaki insanlar adamı ikna etmeye çalışıyordu. “Evladım, sakin ol! İndir şu silahı!” “Yapma! Bak, herkes burada!” “Lütfen, kimseye bir şey olmasın!” Ama adam kimseyi dinlemiyordu. Kalbim göğsümde deli gibi atmaya başlamıştı. Bir anlığına olduğum yerde kaldım. Ne yapacağımı bilmiyordum. Böyle bir şeyle daha önce hiç karşılaşmamıştım. İnsan, televizyonda gördüğü olayların gerçek hayatta başına gelebileceğini düşünmüyordu. Ta ki o anın tam ortasında kalana kadar… Kadına bir şey yapmasından korkuyordum. “Bir şey yapmamız lazım!” dedim, gözlerimi adamdan ayırmadan. Kızlardan biri kolumu tuttu. “Lavin, delirdin mi? Elinde silah var!” Haklıydı. Hem de sonuna kadar haklıydı. Ama orada öylece durup bir insanın vurulmasını izlemek de içime sinmiyordu. Bir adım attım. Sonra bir adım daha… Artık kalabalığın hemen arkasındaydık. Adamın bağırışlarını daha net duyabiliyordum. Kadınsa hâlâ karşısında duruyordu. İçimde kötü bir his vardı. Sanki birazdan her şey değişecekti. Ve ben, o gün sahile yalnızca kızlarla güzel vakit geçirmek için inen Lavin, hayatımın en unutulmaz anlarından birine tanıklık etmek üzere olduğumu henüz bilmiyordum. Bazen bir hikâye, insanın hiç beklemediği bir anda başlar. Benimki de tam olarak böyle başladı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Yüzbaşının Cerrahı

read
1.6M
bc

The Silver Wolf

read
615.6K
bc

The Billionaire’s Intern

read
1.2M
bc

Chosen, just to be Rejected

read
907.7K
bc

Inferno Demon Riders MC: My Five Obsessed Bullies

read
1.2M
bc

Claimed by the Biker Giant

read
2.3M
bc

Unscentable

read
2.3M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook