Bölüm 2: Berdel Kararı
Helin
Ben kaderime razı geldiğim sırada, avluya amcamın oğlu Hamza geldi. "Amca, bu iş böyle olmaz. Helin’in acısı taze… Hem dul diye Azizoğulları Helin’i ezerler…”
“Ezerlerse ezsinler! Civan’ı öldürdüklerinde ne olacak Hamza? Bunu da düşündün mü ha!”
Hamza kolumu tutup beni ayağa kaldırdı. “Bir yolu var amca… Zenan'ı verelim. Kardeşim Zenan da bu ailenin bir ferdi. Helin’in kocası ölmeseydi zaten Zenan’ı vermeniz gerekecekti, Helin'i zorlamaya gerek var mı amca?”
Babam, Hamza'ya sert bir bakış attı. "Hamza, aşiretler önünde söz verdim. İsteselerdi bekar yeğenim Zenan’ı derlerdi. Ama onlar dul kızı istediler benim de canıma minnet. En azından artık aklım konakta kalmayacak… Helin, Baran ile evlenecek ve bu mesele kapanacak."
“Amca…”
“Yeter Hamza! Baban ve ben buradayken sana laf düşmez!”
Hamza çaresizce bana dönerek, "Helin bu kararı kabul etmek zorunda değilsin,” dedi.
“Kabul etmezsem abime ne olacak,” dedim ağlayarak.
Tam bu sırada Sadık amcam, yengem ile kuzenim Zenan’da içeri girdi.
Zenan, abisinin arkasında durarak, "Amca, ben Baran ağa ile evlenmeye gönüllüyüm," dedi.
"Zenan sen bu işe karışma," dedi Sadık amcam. Sonra babama döndü. “Helin’in de hayatını bu şekilde mahvedemezsiniz. Civan’ın pisliğini kızlar temizlemek zorunda değil! Düşmanımızın kızına gönül verdiyse ölmeyi hak etmiş demektir!”
Babam, kardeşine soğukkanlı bir şekilde, "Sadık, ben tek oğlumu ateşe atmam. Ha sanma ki Civan öldürülürse sorun bitecek. O zaman ben de onları öldürürüm… Kan davasına döner bu iş, ucu senin oğluna da hatta sana da dokunur! Anladın mı? Herkes bu karara saygı gösterecek! Bitti," dedi.
Sadık amcam susmuştu çünkü Miroğulları aşiretinin lideriydi. Sadık amcam belki de iyi niyetle beni bu durumdan korumak istiyordu ama gücü yetmezdi ki…
“Bu aşiretin sorunu değil. Bu kararı aile olarak biz vereceğiz," dedi, "Bu kararı tekrar düşünmelisin," diye ekledi.
Babam başını iki yana sallayarak, "Karar verilmiştir. Helin, Baran ile evlenecek. Bu mesele kapanmıştır," dedi ve odadan çıkmak üzere yöneldi.
Gözyaşlarımı tutamadan anneme baktım. Annem beni kucaklayarak, "Sen doğru olanı yaptın Helin," dedi.
Hamza yanıma gelip, "Helin, ne olursa olsun seni koruyacağım. Bu süreçte yanında olacağım. Baran ile evlendiğinde bile seni yalnız bırakmayacağım," dedi.
Hamza'nın desteğiyle biraz güç buldum. Ama yine de içimde bir boşluk ve korku vardı. Geleceğin ne getireceğini bilmiyordum. Abim için fedakarlık yapmam gerektiğini biliyordum ama kendi evladımı feda etmek zorunda kalacak mıydım?
Hamza bana dönerek, "Şimdi git ve biraz dinlen. Yarın yeni bir gün ve her şey değişebilir," dedi. Başımı sallayarak, annemin kollarından ayrıldım ve odama doğru yürüdüm. Yüreğimde bir ağırlık, aklımda bin bir düşünce vardı. Mutfak kapısının eşiğinde durup bizimkilere baktım. Biçare haldeydim.
Sadık amcam oğluyla kızını alıp giderken ben hala kapıdaydım. Annemler beni görmüyordu. Sessizce ağlarken onları dinledim.
Avluda yalnız kalan annem ve babam birbirlerine baktılar. Annem, "Cemal ağa, bu yaptığımız doğru mu? Helin’in günahına girersek nasıl can vereceğiz?” diye sordu.
Babam derin bir nefes alarak, "Rojda hatun, Civan’ın canı söz konusu, onun için başka çaremiz yok. Bu karar, hepimiz için en iyisi," dedi.
Annem, babamın gözlerine bakarak, "Umarım bu karar hepimiz için hayırlı olur," dedi ve başını eğdi.
Babam, annemin ellerini tutarak, "Bu zor günleri atlatacağız. Civan hele bi dönsün, düğünleri yapalım o zaman gerisi kolay," dedi.
Hayal kırıklığıyla odama girdim. Bu işin içinden nasıl çıkarım bilmiyordum. Giray ile Buğra’mın fotoğrafına sarılarak başımı yastığa koydum. Derdimi diyeceğim bir kişi bile yoktu.
O anda Zenan içeri girdi. Karşıma dikildi. Gözümdeki yaşlara bakmadan “Bana bak Helin! Baran ile ben evleneceğim! Beni berdel verecekler! Seni Baran’a yar etmem!” dedi.
O an hayal kırıklığına uğrayarak Zenan’a baktım. Ben sanıyordum ki yasım var diye halime acımış. Meğerse gözü zaten Baran’daymış.
“Ben de benim iyiliğimi istersin sandım. Buğra’m için yardım ettin sandım. Meğerse koyun can derdinde kasap et derdindeymiş.”
Zenan omuz silkti. “Baran’ı ben hep sevdim. Ama düşman aşiretten diye içimde tuttum. Madem ki berdel olunacak ben olayım. Hem sana hem bana yarar. Fena mı?”
“Bunu bana değil git amcana anlat. İkna edebilirsen Baran senin olsun. Evlilikte gözüm yok. Benim tek derdim oğlum.”
Zenan kaşlarını çatarak “Denedim ama olmadı sen de gördün! Hamza abim benden yana saf tuttu ama söz verdik dediler. Baran ile buluştuğunda ona söyle, beni değil Zenan’ı al de… Hem sen dulsun, beni illa ki kabul eder,” dedi.
Sen dulsun demesi ağrıma gitmişti. Giray’ı toprağa vereli üç ay olmuşken kuzenim bile acımı yok sayıp ‘dulsun’ diyordu sanki hastalıklıymışım gibi…
“Elimden geleni yaparım.”
***