Maral’dan, Midemdeki son safralar da avunun ortasında yerini aldığında ağzımı koluma silip burnumu çekerek beni izleyenlerin yüzüne baktım. Ben bu hayatın akıntısına kürek çekmeye çalıştıkça kolum kanadım bin beter kırılıyordu. Bu dünya iyilerin cehennemiyse bu saatten sonra yanmaya ben de gönüllü olacaktım. Kırmamak, iyi olmak, kimseye zarar vermemek, hep önce kendini feda etmek! Hayatımı harcasığım değerler şimdi bir bir elimde kalıyordu. Yanlışı yapan bendim, insanlara anladığı dilden konuşmuyordum. Düşmanımın silahı ile silahlanmam gerekirken ben salak gibi düşmanımı bile göremiyordum. Herkesi kendim gibi zannetmenin tokadını yemeye doymuştum artık. Ben havlu atıyordum. Bezginlikle bir nefes aldıktan sonra Şervan’a baktım. “Alıp ne yapacaksın beni? Görüyorsun işte senden de

