Gecenin karanlığına bahçe aydınlatmasından gelen cılız ışığın pek bir faydası dokunmuyordu fakat odanın içinde bir sağa sola gidip gelen gölgeyi görmemek de imkansızdı. Keskin duyularım mıydı bu sessiz gölgeden rahatsız olup uyanmamı sağlayan bilmiyorum ama el yordamıyla en yakınımdaki sert cismi kavrayıp sessizce yaklaştım gölgeye doğru. Gecenin bu vakti odama girecek cesareti bulan her kimse sonucuna katlanırdı. Gölge bu kez kapıya doğru ilerleyip arkasına döndüğünde beni fark etmiş olacak ki birden ışık yandı. Bir yanda kucağında bebek ve yüzündeki dehşet ifadesi ile Burak, diğer yanda elimde saçma sapan, şekilsiz bir cam vazo ve ben... "N'oluyor?" Burak yakışıklı suratına şu ana kadar gördüğüm en ürkütücü ifadeyi kondurmuştu fakat bu bile pek korkutmaya yetecek gibi değildi. Hissett

