bc

Gizli Katman 'Gizemli Portre' (+18)

book_age18+
132
FOLLOW
1.1K
READ
dark
one-night stand
arrogant
powerful
drama
bxg
gxg
witty
city
mythology
office/work place
rebirth/reborn
model
seductive
villain
like
intro-logo
Blurb

Başarısız bir evlilikten sonra Defne Eren, kalbini değil, yalnızca tuvallerini açmaya karar vermişti.Bir zamanlar âşık olduğunu sandığı adamı ailesi yüzünden kaybetmiş, o günden sonra kimseye tam anlamıyla güvenmemişti.Ta ki rüyalar başlayana kadar.Her gece aynı adam…Yüzü gölgede.Sert, heybetli bir siluet.Tehlike kokan bir varlık.Defne, yüzünü hiç göremediği bu adamın portresini yapmaya başlar.Fırçası her darbede bedenini, duruşunu, rüyasındaki sislerin dağılışıyla sağ elmacık kemiği üstündeki benini netleştirir.Ama yüz… Yüz her seferinde silinir.Sanki görünmek istemiyordur.Şehirde bir ressam ve kimliğini ustalıkla saklayan bir adam vardır.Defne, rüyalarının peşinden giderken farkında olmadan karanlık bir oyunun içine sürüklenir.Çünkü bazı portreler yalnızca çizilmez…Gerçek olur.Ve bazı adamlar, önce rüyalara girer.

*Hikaye tamamen kurgu olup, gerçek olaylar veya kişilerle ilgisi bulunmamaktadır. Herhangi bir medya veya yazılmış/basılmış herhangi bir hikaye/olaydan alıntılanmamıştır.

chap-preview
Free preview
Yüzü Olmayan Adam
Defne o gece yine yüzünü göremedi. Rüyada her şey netti aslında. Oda, ışık, gölge, hatta adamın nefes alışverişi bile. Ama yüzü… yüzü yoktu. Sanki biri özellikle silmişti. Ya da o bakmaya cesaret edemiyordu. Adam bu kez daha yakındı. Önceki rüyalardaki gibi uzakta, sisin içinde değildi. Bir adım ötesindeydi. Heybetli duruşu, geniş omuzları, karanlığın içinden belirginleşen sert çene hattı… Defne’nin kalbi göğsüne sığmıyordu. “Bu kez göreceğim,” diye düşündü rüyasında. Adam başını hafifçe eğdi. Yüzünün sağ tarafında tek bir ben vardı. Ne yara izi kadar dramatik, ne de sıradan bir detay kadar önemsiz. Ama Defne her rüyada önce onu görüyordu. Sanki adamın kimliği o küçücük noktada saklıydı. Defne elini uzattı. Parmakları adamın göğsüne yaklaşırken, aralarında görünmeyen bir gerilim titreşti. Dokunursa bir şeylerin geri dönüşsüz değişeceğini biliyordu. Rüyalarında hep o sınırda kalıyordu. Nefes nefese. Bir adım kala. Adam bu kez konuştu. “Beni çizme.” Ses derindi. Sakin. Emir verir gibi değil ama karşı gelinmez bir tonla. Defne irkildi. “Yüzünü göster,” dedi. Kendi sesini ilk kez rüyada duyuyordu. Adam bir adım geri çekildi. Ve yüzü karardı. Defne gözlerini açtığında sabahın ilk ışıkları atölyesinin yüksek camlarından içeri süzülüyordu. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu. Yine aynı rüya. Yine aynı adam. Ve yine eksik bir yüz. Yatak odasıyla atölye arasında sadece yarım bir duvar vardı. Defne çoğu zaman uyandığında doğruca tuvale giderdi. Bu sabah da öyle yaptı. Üzerindeki ince gecelik omzundan kaymıştı ama aldırmadı. Soğuk zemine çıplak ayakla bastı ve yarım kalan portrenin karşısına geçti. Adam tuvalde neredeyse tamamlanmıştı. Geniş omuzlar. Güçlü boyun. Koyu gölgelerle belirginleştirilmiş kas hatları. Yüzünün sağında tek bir ben. Ama yüz… Boş. Her denemesinde başka bir ifade çiziyor, sonra siliyordu. Kaşları, gözleri, dudakları… Hiçbiri “o” olmuyordu. Çünkü Defne yüzünü gerçekten görmemişti. Fırçayı eline aldı. Belki bu kez. Ama fırça tuvale değdiği an başka bir görüntü zihnine girdi. Başka bir yüz. Eski kocasının. Kerem’in gülümsemesi. Bir zamanlar ona aşık olduğunu sandığı adamın yüzü. Defne’nin içi sıkıştı. Kerem’le ilk tanıştıkları gün geldi aklına. Üniversite sergisinde, tablolarının önünde durmuş, uzun uzun bakmıştı. “Renkleri fazla cesur kullanıyorsun,” demişti gülümseyerek. Defne o cesareti sevmişti. Sonra aileler devreye girmişti. “Bu iş yürümez.” “Onun ailesi bize uymaz.” “Sanatla geçinilmez.” Defne ilk kez o zaman bir tuvali yarım bırakmıştı. Kerem’i sevdiğini sanmıştı. Ama sevgiyle korku arasındaki farkı çok geç anlamıştı. Ailesinin baskısı arttıkça Kerem geri çekilmişti. Defne ise daha çok savaşmıştı. Sonunda yalnız kalmıştı. Boşanma kağıdını imzaladığı gün, kalbinde bir şeyin söndüğünü hissetmişti. O günden sonra kimseye tam anlamıyla yaklaşmamıştı. Tuvallerine sığınmıştı. Ve rüyalar başlamıştı. Önce silik bir gölge. Sonra bir siluet. Sonra o ben. Defne fırçayı sertçe bıraktı. “Sen Kerem değilsin,” diye fısıldadı tuvale. Rüyadaki adam Kerem’e benzemiyordu. Kerem yumuşaktı. Kararsızdı. Ailesinin sözünden çıkamayan biriydi. Bu adam ise… Bu adam tehlikeliydi. Onu her gördüğünde Defne’nin içinde tuhaf bir his uyanıyordu. Korku ve arzu arasındaki ince çizgide duran bir his. Kaçması gerektiğini söylüyordu içgüdüleri. Ama aynı zamanda yaklaşmak istiyordu. Telefonunun titremesiyle irkildi. Bilinmeyen numara. Açmaması gerektiğini düşündü. Yine de açtı. “Defne Eren?” Ses erkekti. Kontrollü. Profesyonel. “Evet.” “Özel bir portre siparişi vermek istiyorum.” Defne’nin bakışları yavaşça tuvale kaydı. Yüzü olmayan adama. “Nasıl bir portre?” “Detayları yüz yüze konuşmamız daha uygun olur.” Kısa bir sessizlik. “Model kim?” Adam bir an sustu. “Henüz bilmiyorum.” Hat kapandı. Defne’nin ensesinden aşağı soğuk bir ürperti indi. Henüz bilmiyorum. Aynı kelimeleri rüyasında da duymuş muydu? Tuvale yeniden baktı. Yüz hâlâ yoktu. Ama sanki gölgeler biraz daha koyulaşmıştı. O gece Defne yine uyuyamadı. Ve sabaha karşı tekrar rüya gördü. Bu kez atölyedeydi. Ama yalnız değildi. Arkasında bir nefes hissetti. Sıcak. Yakın. Tehlikeli. Adam kulağına doğru eğildi. “Beni bulmaya çalışma.” Defne arkasını dönmek istedi ama hareket edemedi. “Zaten geliyorum.” Bu kez yüzü neredeyse görünüyordu. Neredeyse. Ve Defne ilk kez korkmadı. Uyandığında kapı çalıyordu. Gerçek dünyada. Defne’nin kalbi yavaşça hızlandı. Kapıya doğru yürüdü. Elini tokmağa uzatırken tek bir düşünce vardı zihninde: Eğer yüzünde o ben varsa… Her şey başlayacaktı.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Destina

read
4.7K
bc

Alanzo Behemoth +18

read
29.2K
bc

Sabah Güneşim+18

read
10.0K
bc

MAVİ VE YEŞİL: Esaret (+18)

read
27.8K
bc

DELİ KURT

read
469.0K
bc

MAFYANIN ESİRİ +18

read
33.9K
bc

ŞEHVETİN ÇIĞLIĞI +18

read
32.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook