Merkez katının koridorları artık bir bina değil, bir organizma gibi davranıyordu. Duvarların içinden geçen kablolar titreşiyor, alarm ışıkları kesik kesik yanıp sönüyor, metal kapılar kilitlenip tekrar açılıyordu. Her birkaç saniyede bir hoparlörlerden boğuk bir uyarı yükseliyordu. “Sistem kararsız. Protokol çakışması. Dost–düşman ayrımı doğrulanamıyor.” Aras önde ilerliyordu. Adımlarını hızlı ama kontrollü atıyordu. Omuzları gergindi, fakat yüzünde panik yoktu. Kaosun ortasında bile zihni çalışıyordu. Arkasında Defne vardı. Onun hemen arkasında Kerem. Ve en geride Cem Eren. Koridorun ucundan birkaç silah sesi daha yankılandı. Kerem dişlerinin arasından mırıldandı. “Emir işi iyi karıştırmış.” Aras başını hafifçe yana çevirdi. “Bu kadarını planlamış olamaz.” Cem Eren sessizce c

