'Gerçek Gibi'

1566 Words
Kerim Alper Sabah uyandığımda karşımda oturan Lidya'yı görünce baya şaşırdım. Acaba yinemi korktu diye düşündüm ama Allah'tan öyle değilmiş. Babasının ölümünden sonra geceleri yalnız kalmaktan korkuyor. Geçen akşam beni beklemiş bu yüzden. Ama bende mal gibi Asu'nun yanına gittim. Lidya böyle karşımda oturmuş, beni izleyince bir tuhaf oldum. Sanki gerçek evliyiz de kocasını uykuda izliyormuş gibi hissettim. Lan zaten zor dayanıyorum. Kaç zamandır birşey de yapmadım. Bu kız birde böyle tatlı tatlı bakınca, kalkıp odaya götürmemek için zor tutuyorum. Neyse Kerim, sen git Asu ile hallet işini yine. Hazırlanıp, mutfağa kahvaltı yapmaya geçtim. Lidya da peşimden geldi. Vallahi sanki gerçek gibi herşey. Sahiden gerçekten evliymişiz gibi hissediyorum. Kocası göreve gidecek adamı, karısı sabahtan kalkmışta yolcu ediyormuş gibi. Ama yüzü asık, neden öyle anlayamadım. Neyse sorarız artık. Kendime tost yapmaya başladım. Sonra biraz ona takıldım, bu işleri karım olarak senin yapman lazım diye ama sağolsun hanım efendi yine ağzımın payını verdi. İyi ki hata edip bir laf söyledik. Ben senin ailene ve sana uygun değilim falan deyip içeriye gitti. İşte tam gerçek karı koca gibi olduk. Kocasına trip atıp, kenara çekilen kadınlar gibi oldu. Ahh Lidya ahh. Gerçekten evli olsaydık eğer; bu tribini müsait bir yerlerinde patlatırdım. Seni kucağıma aldığım gibi soluğu yatakta alırdık. Kocaya trip atmak neymiş sikerek sana anlatırdım. Vay anasını satayım! Neler diyorum ben. Vallahi kıza ayıp ediyorum. Mutfaktan salona geçtiğim de ağladığını gördüm. Sorunca; operasyona gittiğimiz için etkilendiğini ve üzüldüğünü söyledi. Doğru oda haklı. İlk defa operasyona birilerini gönderiyor. Ve tehlikeli bir durum olduğunu az çok anladı.. Bana sarılınca, kötü oldum. İşte şimdi gerçek bir karı koca gibi olduk. Onu öyle bırakıp, gitmeye hiç gönlüm razı olmadı. Nedense kıyamadım ona, o an... Sürekli tembihledim, Albay'ın evine geç yalnız kalma diye. Bir şekilde evden çıkıp, arabaya atlayıp karakola geçtim. Bütün ekip bahçede hazırlık yapıyor. Yanlarına gidince bana selam verdiler. Bende son hazırlıklara baktım. Albay'ım gelince çıkacağız, onun gelmesini bekliyoruz.. Tüm ekip, son gaz hazırlıklara devam ederken, Soner yanıma gelip, benimle saçma sapan konuştu. "Komutanım, birşeyi çok merak ediyorum. Sorsam ayıp olur mu?" "Ayıp olacaksa sorma o zaman Soner." "O zaman sorayım ben. Şimdi şey komutanım. Evli çiftler operasyona falan giderken, eşleri onlara yolluk veriyor mu? Çok merak ettim de, sorayım dedim. Aramızda şuan tek evli olanda siz olduğunuza göre size sormak icap etti.. Bende ona göre evlilik düşüneceğim," deyince bir tane kafasına vurdum. "Sikerim belanı Soner. Sikik, sikik konuşma. Seni yolluk niyetine severim, neye uğradığını şaşırırsın. Sanane lan benim yolluğumdan. Seni herkese yolluk yaptırırım burda. Benim ayarlarımla oynama," dedim. Ne yolluğu amına koyayım. Sanki gerçek evliyiz de. Öyle olmuş olsaydı; sabaha kadar uyutmazdım Lidya'yı... Altımda onu zevkten inletirdim. Hayır sanki yapsa ne olacak, yapmadığı şey değildir. İlla Amerika'da erkek arkadaşı olmuştur ve birşeyler yapmıştır. Aman neyse... Bunları düşünme Kerim işine odaklan. .. Bir zaman sonra Albay'ım da gelip, bizlerle son konuşmasını yaptı. Tekrar bütün bilgilerin üzerinden geçti. En son yanıma gelip, Lidya ben çıkarken bize geldi, dedi. Kız biraz üzgün gibiydi, aranızda bir sıkıntı yok demi, diye sorunca; "Albay'ım, biraz babasının ölümünden dolayı tek kalmaktan korkuyor. Ve yeni ölüm acısı yaşamış biri olarak, bizim operasyonu da biraz tehlikeli buldu. Ya sizlerden birine birşey olursa diye baya üzüldü. Yoksa bizim aramızda olan şahsi bir sorun yok Albay'ım, merak etmeyin," dedim. Aferin sana evlat. Ben zaten senin onu üzmeyeceğinden çok emindim. O yüzden seninle nikâh kıymasını istedim. Teşekkür ederim sana da emanetime sahip çıktığını için, dedi ve gitti. Albay bir bilse ki, Lidya'yı söylediğim sözlerle çok kırdım. Hayatımı öper eminim... Askeri araçlara binip, yola çıktık. Bingöl'ün köylerinde bir yere operasyona çıkacağız. Bazı kalpazan terör örgütü tipleri köydeki evleri basıp, tehdit ve silahla köylü halkından haraç almaya çalışıyormuş. Köylü muhtarı şikayetde bulundu. İnsanları, hep tehdit ediyorlarmış. Askere birşey söylerseniz, ölürsünüz diye. Bekleyin bakalım şerefsizler, kim kimi öldürüyor. Operasyon için belirlediğimiz yere geldik. Yine bir dağ başı. Koca koca dağların arasına kuytu bir mağara arkasına sindik. Lidya'ya haber vermek için, telefonun çekeceği yer aradım ve sonunda bir tık çekince, geldik diye mesaj attım. Hemen cevap verdi bana. Sanki hazırda bekliyormuş gibi.. Bana birde sürprizi varmış. Ne yapacak acaba. İyice beni heyecanlandırdı böyle söyleyince.. Mesajlaşma işimiz bitince, ekibin yanına döndüm. Burak beni görünce, benimle dalga geçer gibi konuştu; "Vay be! Koskoca Kerim Yüzbaşı'nı bile dağ tepe de telefon çeksinde, karıma mesaj atayım dedirtecek biri varmış ya ben artık ölsem de gam yemem," dedi.. Sinirle Burağa bakarak; "Sen konuş böyle. Devam et güzel kardeşim. Kübra'yı istemeye geldiğiniz gün; ben bunların hesabını soracağım sana," dedim. "Özür dilerim komutanım. Ben sustum ve daha ağzımı açarsam eğer şu Soner sevsin beni," dedi. Bu lafına tüm ekip güldü.. Soner; "Boşver Burağım. Mesaj atsa neki, bir yolluk bile alamadıktan sonra, deyip neyi ima etmeye çalıştığını anlayınca kafamdan sapkamı çıkarıp, Soner'e fırlattım. "Yok ben sikecem bu çocuğun hayatını. Hemde yolluk niyetine. Taktı yolluğa. Birşey değil, elimde kalacak. Ondan korkuyorum." Şerefsiz ya! Taktı yolluğa. Ne yolluğu amına koyayım. Kız yüzüme bile bakmıyor. Benden nefret ediyor, bunlar yolluk diyor. Ekiple biraz daha operasyon planının üstünden geçtik. Hava kararınca, bizlerde köye ineceğiz. Çünkü genelde köye geç saatlerde geliyorlarmış. Gece on bir sularında ekiple hazırlanıp, köye iniş yaptık. Muhtarla gerekli görüşmeyi yaptık ama iki saat bekledik gelen giden olmadı. Tekrar geldiğimiz yere geri döndük. Onlarında dağlarda olduğunun bilgisini aldık. Ertesi gün yine aynı saatlerde gittik ama gelen giden olmadı. Çünkü bizlerin geldiğini duymuşlar. Aldığımız istihbarata göre bize yakın bir mesafede saklandıkları mağara yerine baskın yapma kararı aldık. Hepimiz hazırlandık. Bütün mühimmatı yüklendik. Silahlarımızı hep kuşandık. Belirtilen noktaya gelince, Burak dürbünle kontrol etmeye başladı. Tolga, keskin nişancı olduğu için yerini alıp, hedefe odaklandı. Bekir ve Soner benim yanımda siper aldılar.. Burağın şuan üç kişi görüyorum demesi üzerine mağara girişine Soner'e el bombası artırdık. Patlama etkisi bitince, bizde olay yerine gittik. Üç tane leş serilmişti. Ben içeriye mağarayı kontrole girdim. Birden yandaki mağara boşluğuna saklanmış biri çıkıp, bıçağı koluma sapladı. O an Burak arkamdan geldiği için direk beynine sıkıp, onuda alt etti. Hemen beni dışarıya çıkarıp, çantalarımızdaki ilk yardım malzemeleri ile müdahele ettiler. Burak; "Komutanım dikişlik burası ve yara derin. Hemen toparlanıp çıkalım. Albay'ı arayıp ambulans helikopter isteyelim," dedi. Tamam, diyerek kabul ettim. Çocuklar arkada kalan pisliği toparlayıp kendi kaldığımız yere geçtiler. Albay'la irtibata geçtik. Bıçak yaram olduğunu söyledik. Yarım saate helikopter geldi ve hepimizi aldı. Beni hemen hastaneye götürdüler. Acil bir şekilde müdaheleye aldılar. O arada telefonuma mesaj geldi. Burak bakınca, Komutanım Lidya hanımdan dedi. Merak ediyor farkındayım. İyiyim yaz sadece. Sonra internetimi kapat dedim. Bir zaman sonra Soner geldi yanıma. Kankam bizi soruyor komutanım, ne diyelim ona dedi. İyi olduğumuzu söyle ve internetini kapat dedim. Boşuna merak etmesin şimdi. .. .. Hastanede işlerimiz bitince beni taburcu ettiler. Karakola geçip, imza işlerini hallettik. Albay'ım sonra gelirsin, git eve dinlen dedi ama gerek yok dedim. Albay gelip, Lidya seni soruyor oğlum, beni darlıyor ne diyeyim ben bu kıza şimdi diyerekten bana sordu. Albay'a iyiler de, geçiştir Albay'ım dedim. Duyupta panik yapmasın şimdi. Ben eve geçince zaten görecek, ama şimdiden korkmasın dedim. .. Çocuklar beni eve götürmek için ayaklandırdı. Kolum harbiden sızlamaya başladı. Olayın sıcaklığı ile pek anlamadım. Zaman geçtikçe acısı çıkmaya başladı.. Soner'le Burak beni lojmana eve getirdiler. Soner, iyice koluna girip biraz olaya entrika katalım. Kankam, kocası için telaş yapsın dedi. İlk defa Soner'in dediği birşeyi içten içe onayladım. Çünkü Lidya'nın tepkisini merak ediyorum. Eve gelince, çocuklar zile bastı. Lidya kapıyı açıp beni görünce çok panikledi. Bize bıdı bıdı konuştu. Bu kıza Allah bir çene vermiş, gerisini koy vermiş. Lidya ile Soner biraz atıştı. Ben yine Lidya'yı korudum. Soner'e küçük bir atar yaptım. Çocuklar işleri bitince çıktılar.. Lidya sürekli benimle ilgilendi. Hatta pansumanımı bile yapmayı teklif etti. İşte bu durum çok hoşuma gitti. Lidya, beni çok şaşırttı. Bana yemek bile yapmış. Hatta en sevdiğim yemeği yapmış. Baya baya benim için öğrenmiş. Bu yaptığı şeye karşı çok etkilendim. Lidya'yı şuan dudaklarına yapışıp öpmek istiyorum. Ben neden bu kızı bu kadar arzulamaya başladım, hiç bir fikrim yok. Yemekten sonra odaya geçip, yarama pansuman yapmasını bekledim. Odaya gelip, yaramı açtı ama kötü oldu. Olmakta da haklı. Baya kötü gözüküyor yaram.. Yapma falan dedim ama beni dinlemedi.. Bir ara kolundan tutup, kendime yaklaştırdım. Çok yakın sıfıra sıfır kaldık. Öpmemek için resmen dişlerimi sıktım içimden.. Yapma, diyerek kendini çekti. Sonra ben yorgun olduğum için yattım ama onunda bahaneyle uyuyana kadar yanımda kalmasını istedim.. Ben aşırı yorgun olduğum için hemen uyuya kalmışım. .. Ne kadar uyudum bilmiyorum ama gözümü hafif açınca, Lidya ile birbirimize deli gibi sarılmış yattığımızı farkettim. Baya baya sarmaş dolaş yatıyorduk. Bu durum öyle hoşuma gitti ki, anlatamam. Ama mecburen bu anı bozmak zorunda kaldım. Çünkü yaralı kolumla bende Lidya'yı sarmışım, ona bağlı kolum çok uyuşmuş ve ağrı yapmış. Lidya'yı uyandırıp, kaldırdım. "Lidya, emin ol şu an bozulsun istemezdim ama kolum çok ağrımış. Kolumu almam lazım," deyip Lidya'nın kalkmasını sağladım. Lidya uyanıp, hem bana hem kendine baktı. Tabi başladı bana cırlamaya. "Ya sen neden bana sarıldın? Sen manyak mısın? Pis fırsatçı," diye bağırdı.. "Lidya sen iyimisin? Bana ahtapot gibi sarılan sensin. Üzerime abanmışsın kızım. Ben ne yapayım." "Ben neden burda uyumuşum. Salak kafam," diyerek hızla yataktan kalktı. Bende peşinden kalkıp, salona geçtim. Saçlarını topluyordu. Yanına gidip, elinden tutup kendime doğru çektim.. "Abartma, birşey yok Lidya. Alt tarafı uyumuşuz birlikte. Seni görende farklı birşey yapmışız sanacak," dememle birden yaralı koluma vurup; "Gerizekalı, birde başka birşey yapsaydın. Seni gebertirim Kerim," dedi. Birden onu belinden tutup kendime çektim. Oda elleriyle omuzlarımdan tuttu. "Kerim, bırak beni." "Bırakmazsam ne yaparsın?" "Kerim, ne yapmaya çalışıyorsun. Bırak dedim sana," dedi ve kapı zili çalmaya başladı. Lidya önden ben arkasından kapıya gittik. Lidya kapıyı açınca şoka girip, ikimiz de birbirimize doğru baktık..
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD