Kerim Alper
Lidya bana küçükken çıplak çekilmiş bir fotoğrafımı atıp dalgasını geçti hanım efendi.. Bu kadar hevesliyse ben şimdi de gerçeğini gösteririm ona.
Annemin geldiğini söyleyince, beynimden vurulmuşa döndüm. Sokayım böyle işe. Annem nerden çıktı şimdi. Kübra da gelmiş. O sorun değil, ona durumu söylerim ama annem sıkıntı.
Lidya evli olduğumuzu söylememiş ama neden bende kaldığını sorguluyormuş. Haklı sorgular. Annemden beklenen hareketler..
Karakoldan çıkıp hemen eve geçtim. Kapıyı açıp içeriye girince, üçlü koalisyonu kurmuş oturuyorlar gibi duruyordu.
Annemin gelini yanında ama haberi yok. Bilse belkide bir dünya laf edecek. Ama bu görüntü çok hoşuma gitti. Annem, karım ve kız kardeşim öylece oturmuş çay falan içiyorlar. Cidden bu tabloya imrendim. Acaba gerçek olurmu, yada bana nasip olurmu? Daha doğrusu bu durum Lidya ile nasip olur mu? Orası muamma..
Annemlerin yanına masaya doğru gittim. Annemle ve Kübra ile görüştüm. Lidya'nın yanına doğru gidip, sandalyesinin başından tuttum.
Annem meraklı gözlerle bakıyor bana. Bu kız neden burda dercesine bakış atıyor farkındayım..
"Anne, Lidya benim misafirim. Mehmet amcanın uzaktan bir tanıdığı. Akrabası da diyebiliriz. Bazı sıkıntılı tipler var arkasında. Şuan Lidya için operasyon hazırlığı yapıyoruz geniş çaplı. Lidya koruma programında ayrıca. 7/24 bizim çocuklar ve başka askerler tarafından korunuyor. Neden benim evde olduğuna gelirsek, biliyorsun benim diğer askerlerin hepsinin ev arkadaşları var. Sadece ben tekim. Bende genelde operasyon yada karakolda oluyorum. Hafta sonları da sizin yanınıza geliyorum. Lidya'yı o yüzden buraya yerleştirdik. Rahat etsin diye. Mehmet amcalarda da kaldı ama kendine özgü ev ortamını benim evde hissedeceğini düşündük ve buraya gelmesine karar verdik. Çünkü operasyona falan gidince, günlerce ve haftalarca ev hep onun. Hafta sonları da keza öyle," dedim. Biraz saçmaladım ama başka diyecek bir şeyim yoktu.
"Ama oğlum iki haftadır hafta sonları gelmiyorsun, neden?"
"Annem, operasyona çıktık. Bide yoğunuz. Lidya'nın konusu üzerinde çok çalışıyoruz ondan. Şimdi eğer bir çayınız varsa bende alabilirim,"dedim..
Kübra hemen tamam abi deyip kalktı. Bende peşinden su içmeye diye kalktım.
Mutfağa girince, Kübra'ya ona birşey söyleyeceğimi ve söylediğim şeyin aramızda sır kalacağını söyledim. Annem ve babam bilmeyecek dedim.
Kabul etti. Tamam abim dedi. Ben senin hangi sırrını açığa çıkardım ki dedi. Çok haklı, o benim hiç bir sırrımı kimseye söylemedi..
"Kübra, canımın içi, abim biz içerdeki o görmüş olduğunuz kızla, yani Lidya ile evliyiz," dememle canım kardeşim çığlığı bastı.
Annem içeriden ne oldu diye bağırdı.
Kübra birşey yok, elime biraz kaynar su döküldü dedi.
"Abi, ne demek Lidya ile evliyiz. Baya evlisiniz yani. Bildiğimiz evlilik mi?"
"Kübra, bilmediğimiz evliliktemi var abicim."
"İyide nasıl oldu bu abi. Ben çok şaşırdım. Neden anneme farklı birşey söyledin peki?"
"Ya işte başındaki olaydan dolayı, yakın koruma alabilmesi için sahte nikah yaptık. Yani ekipten piyango bana çıktı. Mecbur kaldım ve kabul ettim. Ama bir kaç ay sürecek. Başındaki örgütü çökerttiğimiz an; oda ülkesine dönecek ve bu saçmalık bitecek."
"Abi vallahi şaşırdım. Niye senle evlendiki?"
"Kübra!! İstersen Burak'la evlendirseydik abicim."
"Saçmalama abi! Daha neler."
"Eee sus o zaman. Ortada en iyi aday bendim. Birisi nişanlı, diğeri kadınlara karşı, birinin sevgilisi var yani sen.. Soner'de kafadan kırık malum. O yüzden Albay beni uygun gördü. Bir nevi görev işte kızım anlasana."
"İyide abi, neden sende kalıyor?"
"Kızım anlamıyor musun, benim karım ya hani.. Bende binevi onu koruyorum. Benle evli olup, Albay'ın evinde mi kalsaydı? Sıkıntı olurdu, şüphe çekerdik."
"Tamam abicim anladım. Neyse sırrın bende güvende. Aslında annem Lidya'yı sevdi gibi. Söylesenmi acaba?"
"Saçmalama Kübra. Sence Lidya annemin istediği tarzda ve görüşte birimi? Burnumdan getirir."
"Aslında çok tatlı bir kiz abi. Keşke gerçekten evli olsanız."
"Kızım ben ne diyorum. Sen ne diyorsun. Annem böyle birşeye onay verir mi?"
"Ne bileyim abim. Belki verir, aşığım dersen, çok seviyorum anne dersen, o zaman verir."
"Kübra, sorun orda işte aşık falan değilim abicim ben. O yüzden annemlerin duymasına gerek yok. Durduk yere sinirlendirmeyelim Sunay Sultanı."
"Ama bence, yani keşke aşık olmuş olsan. Çok tatlı değil mi abim? Hele o gözleri maşallahı var. Annem Lidya'yı normal olarak sevdi bence. Hatta o kadar samimiyeti ilerletti ki, kıza Leyla dedi."
"Leyla mı? O ne alaka?"
"Lidya demekte zorlandı. Ben sana Leyla diyeceğim dedi."
"Annem işte ya. Tipik annemin hareketleri. Kızın ismine bile müdahele etti. Sen birde benle yalancıktan evli olduğunu falan bildiğini düşünsene, kızı mahveder."
"Kesin eder vallahi. O yüzden bence de annem bilmesin abi."
İçeriden annemin seslenmesine içeri salona geçtik. Lidya'nın yanındaki sandalyeye bende oturdum.
Annem, Kübra'ya hani nereni yaktın diye sorunca, Kübra Allah'tan çaktırmadı ve hemen soğuk suya tuttum birşey olmadı dedi. Olayı hemen toparladı güzel kardeşim sağolsun...
Annem Lidya'ya dönüp, sevgilin varmı diye sorunca içtiğim çay boğazımı aldı. Lidya helal Kerim diyerekten sırtıma vurdu.
Lidya anneme hemen cevap verdi tabi.
"Sunay teyze, benim Amerika'da erkek arkadaşım var. Çok seviyorum onu, hatta ona çok aşığım. Burdan dönünce evleneceğiz. İşte şu başımdaki belalar bitsin diye bekliyorum," deyince sinirle Lidya'ya baktım.
Annem;
"Maşallah maşallah ne güzel kızım. Allah seni sahibine bağışlasın. Allah var güzel kızsın. Karşındaki adam şanslı. Bizde bizim oğlana hayırlı bir kısmet bulsak, evlendireceğiz. Gerçi çok var ben buluyorum ama işte nasip olmuyor. Benim oğlan, sürekli bir bahane buluyor. Tam ailemize yakışacak kızlar buluyorum ama benim oğlan hepsinde bir kusur buluyor. Hatta şimdi birini daha buldum. Adı Ceylan, hafta sonu gelsen de Kerim, o kızla bir görüşsen annecim," deyince Lidya'ya baktım. Bu sefer o sinirle bana baktı.
"Tamam anne gelirim hafta sonu," diyerek tam geçiştirdim ki Lidya alttan dizime vurdu. Sesli bir şekilde inledim. Annem ne oldu diye sorunca ayağımı masaya vurdum dedim.
Lidya;
"Sunay teyzecim, hafta sonu Kerim gelemez ki."
"Aaa neden kızım?"
"Çünkü hafta sonu onların ekip yemeği varmış. Burak falan, Tolga, Soner..hepsi. Yani gelemez o yüzden. Çünkü oraya gidecekler, demi Kerim," dedi ve bana ters ters baktı.
"Evet anne, ben tamamen unuttum onu..Lidya doğru söylüyor. Bizim hafta sonu yemek işi var. Ben gelemem. Belki daha sonra," dedim..
Ne yemek işi oğlum. Ne oluyor lan!
Kübra;
"Abi ne yemeği? Burak bana birşey söylemedi."
"Abicim, daha yeni belli oldu. Ben bile yeni öğrendim sayılır," diyerek o kısmı imalı söyleyerek Lidya'ya baktım.
Delirdi bu kız. Anneme durduk yere yalan söyledik..
..
Annemle, Kübra çayları bitince kalktılar.
Kübra'ya çaktırmadan, sakın ağzından kaçırma diye uyardım.
Annemde, sağolsun giderken beni uyardı; oğlum bak ateşle barut yan yana pek iyi değildir. Aman diyeyim, kızın sevgilisi varmış, sakın ha.. diyerek güzelce uyardı.
Ah be anacım, ben çoktan ateş oldum da, barut da iş yok.
Annemle, Kübra Lidya ve benle görüşüp gittiler.
Lidya hemen odaya gitti. Bende peşinden sinirle odaya girdim.
Beni görünce, "keşke kapıyı tıklayarak girseydin. Çıplak olabilirdim."
"Ama değilsin Lidya. İçeride neden anneme saçma sapan konuştun.?"
"Ne dedim ki ben?"
"Yok sevgilim var, yok aşığım, yok şöyle seviyorum bilmem ney. Kim lan senin sevgilin?"
"Düzgün konuş benimle. İlk önce düzgünce sormayı öğren, sonra cevap bekle benden Kerim."
"Lidya!! delirtme beni. Kim dedim sevgilin?"
"Ya sanane be, sanane. Seni ne ilgilendiriyor?"
"Ne demek ne ilgilendiriyor, kızım sen benim karımsım ya, ondan olabilir mi sence?"
"Olamaz, karın olmam senin için bu kadar önemli değil çünkü. Eğer öyle olsaydı Kerim, o Asu denilen kız buraya gelmezdi. Yada yalancıktan da evli olmuş olsakta, o kızla görüşmezdin. Ben senin karınken, hani sen öyle diyorsun ya.. onun yanına gitmezdin. Ben bu evdeyken, ben senin nikahındayken, sen o kadına gitmezdin..
Şimdi bana kalkıpta, benim karımsın ya diyemezsin. Eğer dersen de, ona göre davranacaksın. Davranmazsan eğer, bende davranmam. Bilmem anladın mı?"
"Lidya, erkek arkadaşın kim?"
"Off ya!! Ben ne diyorum sen ne diyorsun. Ben sana derdimi anlatamıyorum ki, yok benim erkek arkadaşım falan. Ben sen değilim Kerim. Ben senin gibi yapmam. Aklımda biri varsa yada öylesine de olsa takıldığım biri varsa, yalandan bile olsa kimseyle evlenmem. Yada oldu da evlendim diyelim, annemin bulduğu kızı görmek için hafta sonu anneme söz vermem. Seni bu konuda daha yeni uyardım. Senin nikahındayken, senin soyadını taşırken bana karşı saygısızlık yapma dedim. Ama hiç oralı bile olmadın. Ben, annen bizden şüphelenmesin diye öyle söyledim. Oda yine senin için. Çünkü ailen bizi öğrensin istemiyorsun diye. Yoksa öyle birşey de demezdim emin ol. Ama sen annen kız buldum deyince, hemen kabul ettin. Yine kırdın beni."
"Lidya, ben annemi geçiştirmek için dedim. Anneme kalsa bana her hafta birileriyle randevu ayarlıyor. Hepsine tamam diyorum ama gitmiyorum. Eğer ben anneme orda tamam demeseydim, emin ol hâlâ buradaydı ve beni ikna etmeye çalışıyordu.."
"Neyse ney. Çokta önemli değil. Karışmıyorum sana. İstediğini yapabilirsin. Çünkü senin bana karşı saygın yok."
"Yapma Lidya, neden olmasın?"
"Yok tabi. Ailenden herkesten beni saklıyorsun. Bizim ne amaçla evlendiğimiz belli.. Bunu annene uygun bir dille anlatabilirdin. Benim kendi anneme anlattığım gibi. Ama sen buna gerek duymadın. Çünkü bana saygı duymuyorsun."
"Lidya abartma. Kübra'nın haberi var, ona söyledim. Tamda olduğu gibi. Niçin bu evliliği yaptığımızı uygun bir şekilde anlatıp, söyledim. Kübra anlayışlı biri. Gayet beni anladı. Ama anneme söylesem, eşeği yokuşa sürecek eminim. Seni de üzerdi. Saçma sapan konuşurdu. Kaç yıllık annemi tanıyorum Lidya. Bence birazda sen beni anla," dedim.
Cidden anneme Lidya'yı söylesem, kızın burnundan getirir. Sahte yada koruma amaçlı olduğuna odaklanmaz ve giyimine kadar karışıp laf eder.
"Bu arada Lidya hanım, anneme yemek falan dediniz, o şimdi hafta sonu Burağa falan sorar. Nereye gittiniz? Ne yaptınız? Ne yedinize kadar. Yalanımız patlar, ben sana diyeyim."
Lidya yanıma doğru gelip, bana çok yaklaştı.
"Kos koca Yüzbaşısın. Karını, ekip arkadaşlarını, kız kardeşini ve sözlüsünü bir yemeğe götüremiyor musun? Hayırdır komutan?"
Bende iyice yaklaşıp, belinden tutup kendime doğru çektim. Yüzümüz çok yakın oldu.
"Lidya, eğer karım istiyorsa alayını yemeğe götürürüm. Hafta sonuna hazırlan o zaman. Ama sen böyle yaptıkça, ben umutlanıyorum."
"Kerim, bırak beni," diyerek çekilmeye çalıştı.
İyice kendime çektim. Kendime doğru bastırdım.
"Bırakmak istemiyorum Lidya," dedim ve dudağının üzerine doğru konuştum.
Lidya'ya ilk defa bu kadar yakın oluyorum. Çok tuhaf oldum. Dudağına yapışmak için, küçücük bir hareket bekliyorum.
"Kerim, bu yanlış.. Ne olur dur."
"Lidya," deyip dudağımı iyice dudağına yaklaştırıp biraz sürttüm.
"Kerim, yapma ne olur," deyip kendini çekti. Benden uzaklaştı.
"Kerim, lütfen çık odadan. Ben duşa gireceğim," dedi. Sinirle odadan çıktım.
Ne olurdu lan, ne olurdu izin verseydi. İstiyorum onu, arzuluyorum anlamıyor.
Evde bile durasım gelmedi. Kapıyı açıp, hırsla çarparak evden çıktım. Burak ve Bekir'le birşeyler içmeye gideyim en iyisi. Yoksa bu sinirimi atamayacağım...
Lidya'nın beni geri çevirmiş olmasına dayanamıyorum..