'Lidya Gitti'

1589 Words
Kerim Alper Lidya ile karakola birlikte geldik. Nedense buradakileri görmek istedi. Yolda morali bozuk şekilde geldi. Bana atar gider yaptı yine. Kübra'nın aile tanışmasına götürmek istedim diye. Haklı! Beni ne sıfatla göreceksin dedi. Karım lan, karım. Seni karım sıfatıyla götüreceğim. Lidya'ya karşı içimde olan şeylerin ne olduğuna bir türlü açıklık getiremiyorum ama itiraf etmesi zor olsa da artık anlıyorum. Ben Lidya'ya aşık oluyorum. Ve bunun karşılıksız oluyor olması beni daha çok mahvediyor. Karakola gelince bizim cocuklarla çardakta takılmaya başladı. Acil toplantı yapacağımız için ben Albay'ın yanına çıktım. Sonra yavaş yavaş ekibin diğer kısmı da geldi. Albay'ın yanına gidince ve ekip gelince acil bir göreve çıkmamız gerektiği söylendi. Civar köylerden birinde; terörist bir gencin, köyün kızlarından birine aşık olup, dağa çıkardığını öğrendik. Kız için acil operasyon emri geldi. Ona hazırlanmaya başladık. İki saati bulmadan hızlı bir şekilde çıkma kararı aldık. Bahçeye çıkınca, askerlerden birine Lidya'yı eve bırakmasını istedim. Yanıma masumca gelip, neden senle gitmiyorum diye sordu. Ölürüm lan sana.. O gözlerine ölürüm.. Öyle derin bakıyor ki, sanki kötü birşey varmış gibi. Sanki sessizce veda edermiş gibi. İşimiz çıktığını ama sabaha karşı geleceğimizi söyledim. Sıkıca sarılıp uğurladım Lidya'yı.. Ekiple birlikte belirtilen köye geçtik. Gerekli bilgileri çocuklar köy halkından ve aileden topladı. Kızı kaçırdığını düşündüğümüz dağa çıkıp bizde hazırlıklara başladık. Gece baskın yapıp, kızı kurtaracağız. Aklım Lidya'da. Acaba ne yapıyor diye düşünmekten, hiç birşeye odaklanamıyorum. Gece olunca, belirtilen mağaraya baskın yapıp, kaçırılan kızı kurtardık. Tolga tek kurşunla beynine sıkarak adamı etkisiz hâle getirdi. Kurtardığımız kızı ailesine teslim edip, bizde karakola geçtik. Baya sabaha karşı olmuştu. Albay'da hâlâ karakoldaydı ve bizi bekliyordu. Bütün ekip gerekli dosya evrak işlerini halletmek için Albay'ın odasına geldik. Bir tane evrağı dolduracakken tarihe bakmam gerekti ve telefonu elime aldım. Almaz olaydım keşke. Lidya'dan mesaj gelmiş ama çok olmamış on dakika önce falan atmış. Mesajı açıp bakınca yazdığı şeyle dünyam başıma yıkıldı. Lidya; Ben gidiyorum.! Kanada'ya annemin yanına gidiyorum. Ben yapamadım Kerim. Ben buralarda yapamadım. Ben, kendimi ait hissetmediğim yerde yapamadım. Kendimi ait hissetmediğim adamın yanında yapamadım. Hoşçakal.!!! "Ne demek lan kendimi ait hissetmediğim adam," diye sesli söylendim. Odadaki herkes bana baktı. Albay'ın yanına gidip, mesajı gösterip; "Albay'ım Lidya gidiyor. Bugün bir tuhaftı zaten. Bu kız plan yapmış ve gidiyor." "Oğlum nasıl olur? Sizin ev korunuyor. Dışarıda bekleyen askerleri atlatmış olabilir mi?" "Bilmiyorum, hemen arıyorum onları. Ama Albay'ım sende hemen Sinan'ı çağır ve bilgisayardan baksın bakalım, adına bilet falan varmı? Eminim İstanbul aktarmalı gidiyor oraya. Bu örgüt bunu takip ediyorsa, hepsini anlayacak. Ve Lidya'ya ulaşacak eğer yetişemezsek... İstanbul aktarmada Lidya'nın adı uçağa binerse eğer başka kimlikle olsun. Havaalanı ekibiyle irtibata geçsinler Albay'ım.. Eğer takip ediliyorsa, İstanbul'a gitmiş gözüksün. Adına her hangi bir yere başka ne gidiş ne dönüş gözükmesin. Ben şimdi bizim evi bekleyenlere ulaşıyorum," dedim. Hemen evin ordaki ekibi aradım. Lidya'yı sorunca evde dediler ama çıkıp zile basın acil dedim. Zile bastıklarını ama kimsenin açmadığını söylediler. Kilide sıkın içeriye girin dedim. Dediğimi yapıp girdiler ve o duymak istemediğim şeyi söylediler. 'Komutanım Lidya hanım yok' Bunu duyacağıma kafama sıksalardı daha iyi. Nasıl yok lan! Neye yok. Cidden gittimi yani bu kız. Hemen odaya Albay'ın yanına geçtim. Lidya'nın evde olmadığını, gittiğini söyledim. Hemen dediğim planı devreye sokuyoruz, Albay'ım dedim. Yoksa örgüt Kanada'ya giriş yaptığını anlarsa, yanarız dedim. Tamam, diyerek beni onayladı. Burak'la birlikte çıkacakken Soner bende geleyim komutanım dedi. Çünkü benim Lidya'nın gideceğinden haberim ne yazık ki vardı dedi. Soner'in haberi var ama bana söylememiş. Sinir gözlerimden fırladı. O sinirle Soner'e bir yumruk çaktım. "Lan hayatını sikerim senin. Ne demek bilgim vardı lan. Bilgin vardı da, bana neden söylemedin? Herşeyi geçtim Soner de, bu kızın canı tehlikede. Sen nasıl izin verdin, böyle birşey yapmasına?" diye sinirle sordum. "Komutanım, ben çok uyardım. Çok dil döktüm ama mutsuzum dedi. Sizin, onu üzdüğünüzü söyledi. O yüzden birşey diyemedim," dedi. Benim onu üzdüğüm kısmını Albay duyunca kötü oldu.. "Lan dua et Soner. Dua etki acil çıkmam lazım. Lidya'ya yetişmem lazım. Yoksa senin burda hayatını sikerdim emin ol... Albay'ım lütfen havaalanı ile irtibata geçilsin. Gerekli görülen isim değişikliği yapılsın. Yetişemezsem olurda, sadece İstanbul'a gittiği gözüksün," dedim ve odadan çıkıp, hızla arabaya bindim, Burak'la birlikte. Nasıl gaza yüklendiysem araba savrulmaya başladı. Burak, sakin ol kardeşim dedi ama kimseyi duyacak halde değilim. Lidya gidemez, gitmemeli. Ben buna asla izin vermem. O beni bırakırsa ben ölürüm lan. Ona bu kadar bağlanmışken ben ölürüm!! Havaalanına gelince ben hemen apar topar indim. Burağa arabayı otoparka çek beni bekle dedim. Hızlıca iç hatlar kısmına ve İstanbul uçağı bölümüne doğru koştum. Gördüm Lidya'yı kontrol sırasında gördüm. Arkasından seslendim, bana doğru bakınca ağladığını farkettim.. Kıyamam be Lidya kıyamam kızım ben sana. Neden bize bunu yapıyorsun. Bir zaman versen bize, herşey çok güzel olacak, eminim. Hızla yanına gidip, kolundan doğru çekip kontrol noktasından çıkardım. Gideceğim diye ısrar etti. Çok dil döktüm. Haddinden fazla yalvardım. Kendimi anlatmaya çalıştım ama olmadı. İnat etti ve gitti. Çok çabaladım, çok konuştum ama olmadı...Hayatının tehlikede olduğunu söyledim ama arkasına baka baka gitti. Yüreğimi yangın yerine çevirdi. Sevdiğim kadın, beni çok çaresiz bir şekilde bırakıp gitti. Bütün duygularımı hiçe sayarak gitti. Gidersen eğer, sana Kerim'i unuttururum, bu iş biter dedim ama yine de gitti. Ben anladım ki, onun için pekte önemli değilmişim. Ben kendi kendime içimde birşeyler yaşamışım. Salaksın Kerim! Cidden salaksın. Kız zaten sana karşı tavrını hep belli etti. Ne bekliyordunki.. Hemen Albay'ı aradım; Lidya'nın gittiğini durduramadığımı söyledim. İstanbul'dan kesinlikle onun adına bir yere çıkış gözükmesin. Çabuk ayarlayın dedim. Hallediyoruz Kerim, sende hemen karakola gel, dedi ve kapattı. Arabaya gidene kadar akan gözyaşlarımı sildim. Burak beni böyle görmesin. Lidya beni yakıp, yıktı. Beni dinlemeden gitti. Arabaya gelince; Burağa geç kullan dedim. Hemen şoför tarafına geçti ve arabayı çalıştırıp yola koyuldu. Bana bakıyor, birşey soracak ama sormuyor, soramıyor, Burak farkındayım. "Sor Burak. Sor kardeşim. Gittimi de? Sorki, ona karşı öfkem dinmesin. Sürekli hatırlayayım. Beni bırakıp gittiğini hatırlayayım." "Gitti demek ha." "Gitti lan, gitti oğlum. Hiç bu adam ne olur, ne yapar demeden gitti. Belamı sikip attı resmen. Beni bırakıp gitti." "Kerim, kardeşim ben sormaya korkuyorum ama soracağım. Çünkü bunu bilmem lazım. Sen yengeye aşık mı oldun?" "Şu yaşadığım sikik şeyin adı eğer aşksa; oldum sanırım. Böyle işin amına koyayım ben. Sikeyim lan böyle işi. Vallahi bak..Ulan! İnsan gidipte hiç olmayacak birine kapılır mı? Herşey bitti işte. Lidya defteri kapandı. Ama ben nasıl kapatacağım hiç bir fikrim yok." "Önce sakin ol. Karakola gidelim ilk önce. Albay onu orda bırakmaz. Ben eminim. Şuan ki yaptığımız şey; geçici birşey. Örgüt onu İstanbul'da arayıp bir bilgiye ulaşamayınca annesinin yanına bakacaktır. Bizim yanımızda güven deydi. Resmi devlet kararı ile korunuyordu. Eminim o örgüt bunu biliyordu. Hatta nasıl biriyle evli olduğunu, sağının solunum da asker olduğunu biliyordu. O yüzden burda ona birşey yapmaya cesaret edemediler. Ama vaktimiz pek yok. Lidya'yı şuan geçici oyalayacağımız bir plan yaptık. Ortaya çıkması an meselesi. O yüzden Albay'ım onu asla orda bırakmaz. Ben eminim, sende canını sıkma. Karakolda ne yapacağımıza odaklanırız, dedi." .. Burak'la karakola gelip, arabadan inip hemen Albay'ın yanına geçtik. Albay'a ilk hemen; bundan sonra Soner'i ekibimde istemiyorum. Ona göre işlem yapın, diyerek konuştum. Burak ve Albay şaşırdı. Albay, o sonraki iş. Ona sonra bakacağız, dedi.. "Sonrası falan yok. Benim ekibimde artık Soner yok! Bitti. Üstüne laf istemiyorum," diye konuştum sinirli bir şekilde. Hemen Albay'la detaylı bir şekilde konuşmaya başladık. Albay, Lidya'yı arayıp onla konuşacağını söyledi. Bu yaptığımız şey; onu en fazla üç, dört gün idare eder dedi. Çokta haklı. Bakalım ne yapacak, gelecek mi? Gelmesi lazım. Yoksa sıkıntı büyük. Operasyon için son bir ayımız kalmıştı. Keşke biraz daha sabretseydi. Canı sağolsun da, herşey hallolur. Albay'dan izin isteyip eve geçtim. Dinlenmek istiyorum. Bütün gece uykusuz kaldım. Eve gider, Lidya'yı görür rahatça uyurum dedim ama umduğum gibi olmadı. Beni bırakıp gitti..Yalvardım gitme diye.. Benden, bizden gitmesin istedim ama engel olamadım. Lidya'nın hayatında çünkü bana yer yok. Ne bekledim ki sanki.. Şurda bir aydır tanıdığı adama aşık olup, sevmesini mi? Aptallık bende. Kızın bir suçu yok. Kız tabikide annesinin yanına gitmeyi doğru buldu. Bu düşüncelerle eve geldim. Lidya için bekleyen ekibi yolladım. Artık kimseye gerek kalmadı. Eve çıkıp, kendimi hızla duşa attım. Banyo hâlâ o kokuyor. Onun teninin kokusu kokuyor. Ben nasıl bu kokuyu unutacağım. Nasıl yapacağım, hiç bir fikrim yok. Duştan bornozla çıkıp, salona geçtim. Ev sessiz. Lidya yok. Ben meğer ne kadar boş bir evde yaşıyormuşum. Lidya ile canlılık gelmiş bu eve. Yatak odasına geçip, üzerime eşofman takımlarımı giydim. Biraz yatıp dinlenmek istiyorum. Komidininn üzerinde, Lidya'ya aldığım tek taş gözüme çarptı. Yüzüğünü bile bırakıp gitmiş. Ne bekledim ki zaten. Beni istemediği için gitti. İstemeyen biri yüzüğü alıp götürürmü zaten. Kendi parmağıma baktım. Yüzüğüm hâlâ takılı. Onunla evli olduğum sürecede takılı kalacak. Çıkmayacak bu parmaktan. Çünkü o bana hep ne derdi; senin nikahındayken bana saygı duy derdi. O hâlâ benim nikahımda ve ben ona saygımdan bu yüzüğü çıkarmayacağım. Yüzükle birlikte yatağa uzandım. Yatak buram buram Lidya korkuyor. Yattığı yastığa sarılıp, öylece uyuya kaldım. Korkusuna gömülüp öylece yattım. Sanki Lidya'ya sarılıp yatmışım gibi hissettim. Bir insan bu kadar güzel kokar mı? Kokarmış. Bunu da Lidya ile anladım. .. Ne kadar ve kaç saat uyudum bilmiyorum ama telefonuma gelen mesaj sesi ile uyandım. Bakınca; Lidya'dan gelmiş olduğunu gördüm. Çok sevindim. Bana mesaj atıp haber verecek kadar hâlâ değer veriyor diye düşündüm. Ama karşılık vermedim. Veremem! Beni, bizi bıraktı ve gitti. Çünkü Lidya'nın gözünde benim pek bir değerim yok. Artık bu saçma olayı uzatmaya da pek gerek yok.! .. Yine bana mesaj attı. Bari ok yaz, demiş. Yapamam Lidya! Seni unutmam lazım. Senden vazgeçmem lazım. Karşılıksız sevmek çok kötü. O yüzden senden kopmam lazım! Bu defteri dürüp, tozlu raflara kaldırmam lazım. Ben asker adamım, operasyonda, dağda, bayırda aklımda sürekli senle olmamam lazım. Hata yaparım, hata yaparsam zararlı ben çıkarım. Telefonu öylece sessize alıp, komidinin üzerine bıraktım. Onun beni, havaalanında boynu bükük bırakması gibi...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD