Tufan’ın ağzından; Konuşmak için ağzımı açtım. “Konuşabilir miyiz, Gülizar?” O derin bir nefes aldı. “Uzun zamandır gelmiyorsun.” dedi sitem dolu bir sesle. Kadehi masaya bıraktım. “Pek müsait olamıyorum.” dedim kısa bir cevapla. Kaşlarını hafif kaldırdı, gözleri doldu gibi oldu. “Neredeyse seni bir buçuk yıldır görmüyorum.” Başımı eğdim. “Gülizar…” dedim sadece, ne diyeceğimi bilemedim. Beni süzdü, dudaklarını ısırdı. “Masana davet etmeyecek misin? Eskiden ederdin? Bir şeyler içerdik.” İçim burkuldu. Onu kırmak istemiyordum, hiçbir zaman da istemedim. Sandalyeyi yana çektim. “Gel, otur.” Yanıma geçti, ağır adımlarla sandalyeye oturdu. Garsona el işareti yaptım, hemen yeni bir kadeh getirildi. O anda Gülizar gülümseyerek bana döndü. “Nasıl geçti günlerin?” dedi. “Benimki aynı.” d

