Annem kapıyı açtığında, içeriden tok bir erkek sesi geldi. “Selamün aleyküm.” “Aleyküm selam, hoş geldiniz!” Annemin sesi sıcak ve davetkârdı. İçeriye giren ayak sesleri, koridorun taş zemininde yankılandı. Ellerimi havluyla silip salonun girişine yürüdüm. Misafirler kapıdan salona yöneliyordu. Önce adamın annesi girdi; zarif, şalını düzgünce bağlamış, gülümseyen bir kadın. Ardından babası; ağır adımlar, ciddi bir duruş. Ve en sonda… Onu gördüm. İçeriye adım atan genç adam, koyu lacivert bir ceket giymişti, altında açık renk pantolon. Gözleri, kapı eşiğinden beni görür görmez genişledi. Bir anlığına duraksadı. O duraksamada ben de nefesimi tuttum. Sanki birbirimizi tanıyormuşuz gibi bir his sardı içimi. Ama hemen ardından, zihnimde bir şimşek çaktı. O bakış… o yüz… Tufan’ın çocukluk

