Gözlerimi araladığımda odanın içine sızan sabah ışığı dikkatimi çekti. Perdenin arasından usulca süzülüyordu. Kafam hâlâ ağırdı ama dün geceyi düşündükçe yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi. Bir an başımı yana çevirdim, Evin hâlâ uyuyordu. Duvak gitmişti, saçları dağınıktı, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. İçimden, “iyi ki” dedim. Sessizce yatağın ucuna oturdum, ayakkabılarımı giydim. Sonra doğrulup odanın kapısını açtım. Konağın alt katına indim. Mutfağa yöneldim. Hizmetçiler bana bakınca elimi kaldırdım. “Siz çıkın” dedim. “Ben hazırlayacağım.” Kadınlar şaşkın şaşkın baktılar ama bir şey söylemeden geri çekildiler. Masaya birkaç tabak koydum. Peynir, zeytin, domates, biraz da bal. İki yumurta kırdım. Kızarmış ekmekleri sepete dizdim. Çayı da demledim. Masaya bakınca kendi kendime gü

