Elimdeki silahın kapzasını ne kadar süredir sıkıyorum farkında degildim... Ensemden başlayan ter damlasının buz gibi sırtımdan inişini, sadece strese baglıyordum.. Bu işi kabul ederken böyle şeyler yapacagımı az çok tahmin etmiştim.. Ama bu kadar çabuk degil.. Belimdeki elin sahibi, ellerini sıkılaştırdıgında, artık bişeyler yapmamın zamanı geldigini farkettim.. Kollarımı sıkılaştırıp karşımdaki adama hizaladım.. Yapmak zorundaydım..Eger yapmazsam burdan elimi kolumu sallayarak çıkamıycagımı bilecek kadar, kafam çalışıyordu şükür.. " Vaktimiz kıymetli, daha ne kadar bekliycez" dedi emre... İki yüzlü piç kurusu nolucak... Şeytan diyorki, anlat burak'a arabadaki konuşmamızı... Kafamın içindeki tilkileri bi kenara çekip,derin bi nefes aldım artık geri dönüşü yoktu bu işin... Ya hep ya ye

