Gözleri gözlerimi istila ederken yutkunmadan edememistim... O kadar sert bakıyorduki. Ali kollarını gevşettiginde geri cekildim ve merakla beni inceleyen yüzüne baktım...
" Daha iyi misin ?"diye sordu.. Başımı aşagı yukarı sallayarak karşılık verdim..
Gözlerim ister istemez onu gördügüm yere cevrilirken, orda yoktu.. Nereye kalbolmuştuki simdi..
Tabiki merak etmiyorum. Sadece bir gün icinde hic tanımadıgınız biriyle bu kadar karşılasmanız sizcede ilginç degilmi ?
" Heyy ordamısın iki dakikadır sana sesleniyorum. Neler oldu diyorumm "
Alinin sesiyle kendime geldigimde yüzüme zoraki bi gülümseme takındım..
"Galiba artık gidebilecegim bi evim yok" dedim..
Cok normal bisey demisim gibi güldü ve "senin için eve kız atma durumlarını erteleyebilirim "dedi..
Ali boyleydi iste, bana karsı hep çözüm üretir ve uçuk fikirleriyle eglenmemi saglardı...
"Üzgünüm bay serseri ama senin beyaz et ihtiyacından olmanı istemem" dedigimde öyle bi kahkaha attiki tüm salon bize döndü..
"Merak etme güzelim ben etimi dısarda yer oyle gelirim" demez mi..
Ben bosuna serseri demiyorum buna.. Biz boyle abuk sabuk konusmaya dalinca bu gunluk bu kadar dramın yeterli gelecegini dusunerek alinin yani artik bizim evimizin yolunu tuttuk..
Eve geldigimizde misafir odasının artik benim odam olmasina karar vermistik.. Yanimda hic esya olmadigi icin ali yarin icin alisverise cikma sözüde almıstı benden..
Ev alsancagın en guzel yerindeydi bana gore masmavi deniz manzarası insanın icini acıyordu... Ben tam bir izmir aşıgı olaraktan bu sehrin kokusunu bile farkli bulanlardanım..
Sanki bu sehirden baska bi yerde yasayamazmışım gibi gelir hep..Kumru olmadan, boyoz olmadan yaşayamam ki ben..
Ben manzarayi seyre dalmısken önüme konulmus çayla yüzüm güldü tekrar.. Ben oyle diger kizlar gibi nescafe, filitre kahve yada cappucino falanda sevmem.. İnce belli bardakta çayım olsun benden güzeli yoktur yani... Bunuda en iyi Ali bilir...
"Anlat bakalim su meselenin aslini" basindan sonuna kadar herseyi anlattigimda Ali bi ara sinirden evde dolanmaya basladi..
"Annen nasil seni cigneyip o adamı destekler yaa" diye gürlemeyide ihmal etmedi tabiki..
Sakinlestikten sonra calan telefonuna baktiginda yüzünde güller actı..Kesin yine bir hatun vakası.. Ah ne seviyo bu cocuk kızlarla halır neşir olmasını.. Neyse tabii bu onun secimi...
"Ooo hayırsız kuzenim sen beni ararmıydın yahu"
"..........."
"Ne izmirdemisin, ne zaman geldin"
"..........."
"Yaaa bilmezmiyim senin o önemli islerini, neyse o zaman aksama barda görüsürüz"
Telefonu kapattığında benim meraklı bakislarima kayıtsız kalamadi tabii..
Çocuga nasil baktiysam artik..
"Kuzenim İstanbuldan gelmis buluşalım diyor aksama quien'deyiz haberin olsun" dedi..
Benki barlardan nefret eden biri olarak,toplasan iki kez ya gitmisimdir yada gitmemisimdir.. Oda bu piçin zoruyla olmus bulunmakta zaten..
İnsanlarin o kadar para veripte ust uste ve bi kolinin icine koyulmus elli civciv gibi dans etmeleri bana hep sacma gelmistir...
Git abicim bi mahalle dugunune gonlunce kırdıra kırdıra oyna degilmi ama..
Yorgunlugumu ve bugunku durumumu mana ederek gitmeme istegim zorda olsa başariyla sonuclanmisti... Eee bendeki çene düsman basına ...
Aliyi gonderdikten sonra duş aldım ve sevgili kötü cocugumuzun bana verdigi esofman takımını giydim.. Emanet oldugu o kadar belliydiki kollari ve bacaklarini üç kez kıvırmışımdır...
Biraz tv izleyip yeni odama gectigimde bu gunun ne kadar yorucu gectigini bir kez daha hatırlatan göz kapaklarım kapatmıştı bile... Temiz bir sayfa yarın açılacaktı ve umarım bu benim başlangıcım olurdu..
???
Gözlerimi acmaya zorladım kendimi.. Sanki dikenler batiyordu göz kapaklarıma...
Zar zor yataktan sarkıttığım ayaklarıma baktım... Hadi ama bu kadar güçsüz olamazdım degilmi...
Esneyerek vucudumu hareket ettirmeye çalıştım. Odadan çıktığımda ev cok sessizdi.. Alinin odasının kapısını tıklattım ama ses gelmedi.. Kapıyı yavasca açtığımda yatagı hic bozulmamıştı..
Demekki eve gelmedi, telefonumu elime aldım, ne bir cagro ne bir mesaj vardı.. Galiba Aliden cok annemin aramasını bekliyordum.. Yada umuyordum..İki üc kez aramama ragmen, telefonunu acmayan sevgili arkadasima bol kufurlu bi mesaj atıp evden çıktım..
Kafeye yaklastığımda telefonumun caldığını duyup ekrana baktığımda, özel numaradan gelen gelen cağrıyı görünce sasırmadım desem yalan olurdu..
"Efendim" dedim sesimin sert çıkmasına özen gostererek... Ama karşıdan hic bir tepki yoktu..
Bende biraz sessizce dinledikten sonra tam kapatacaktım ki, arkadan aşina oldugum bir ses duydum..
"Hadi oglum seni bekliyoruz" dedi Ali olduguna emin oldugum adam ve telefon kapandı...
Kimdiki simdi bu yada yanındaki gercekten Aliimiydi..?
Kafamda deli sorularla kafeye girdigimde bugun benim icin gercekten yeni bir baslangıc olucaktı..
Aksama kadar tabiri caizse it gibi calışmıştık... Bugün cok kalabalıktı çünkü. Mesai saatim bitince çantamı aldım ve kafeden çıktım Ali dört kez aramıştı.. Ama yogunluktan cevâp verememistim..
Kafamı dinlemek icin sahil yoluna dogru yürüdüğümde insanların ne kadar umursamaz oldugunun bir kez daha farkına vardım..
Kol kola gezen kızlar, şakalaşıp eğlenen genç erkekler..Bankta simit yiyen yaslılar..
Bir tek benim mi derdim var acaba diye düşünmeden edemedim..
Biraz daha yürüdükten sonra mis gibi mısır kokusunu alınca ister istemez gülümsememe engel olamadım...
Hemen büyük boy bir mısır aldım ve biraz ilerideki banka oturdum... Yavas yavas yedigim mısırdan sonra kendimi daha iyi hissediyordum sanki...
Galiba yanlızlık ve ben birbirimizi ister istemez seviyorduk..
Eve geldigimde saat aksamın sekizini geciyordu.. Alinin bana bıraktığı anahtarla kapıyı açtım ve direk salona girdim..
Ali önündeki cips ve birayla psy oynuyordu..
"Selam hayırsız" diyerek omzuna vurdum..
"Haklısın çakırım, kuzenle bayağı dagıtmışız... Bu arada birazdan buraya gelicek tanısırsınız " dedi...
Ayy bende ölüp bitiyordum yeni birileriyle tanışayım diye... Gözlerimi devirdigimi gorunce Ali gülerek, " Aslinda tanıyınca seversin, senin erkek versiyonun.. Gayet gıcık ve soguk nevalenin tekidir" dedi..
Bu bana lafmı soktu, yoksa banamı öyle geldi..
"Yavşak olmaktansa, soğuk olmak daha gurur verici emin ol" dedim...
Pic kurusu beni kizdirmaktan ayri bir haz alıyordu sanki... Aliyle iki el oynadığımız psy'de malesefki yenilmistim ve iddia sonucu makarna pisirmek bana kalmıştı...
Yemeğimizi yedikten sonra salona tekrar gectik... Sayın misafirimiz yüzünden alışverise gidemedigimiz icin yine küçük beyin kiyafetlerine kalkmıştım...
Ben cay bardağımla bakışırken kapı çalmıştı... Sonunda yani, görende obama geldi sanıcak..İki saattir gelemedi gitti bay kuzencik...
Kapı ikinci kez çalınca Alinin duymamazlıktan geldiğini anlayarak oflayarak kapıya gittim.. Kolu cevirip kapıyı açtıgımda tükürügümde bogulacağımı sandım..
Bu benimi takip ediyordu Allah askına yaaa..
Üzerinde spor kıyafetlerle kafedeki görüntüsünden çok daha (tabiii bu beni zerre kadar ilgilendirmiyordu ) yakışıklı görünüyordu...
"Sen benimi takip ediyosun lan" dedim çirkefligimi ortaya koyarak..
Bir nevi bağırmısta olabilirim tabii..
Yine kaşlarını çattı ve "Ne o takip etmemi gerektiren bir durummu var" dedi.. Ne yani simdi cocuk gibi benim ona söyledigim laflarımı söylüyordu bana..
Yavrum cok klasiksin yaa demek istesemde diyemedim... Yavrum falan diyemem tabi ben bir erkege, Ali haric o benim icin bir erkekten cok bir abi, bir baba çünkü bana..
"Oğlum seni bana sayıyla mı veriyorlar nereden buldun evimi" dedigimde Ali afallamıs suratıyla kapıya geldi...
Ben tam Aliye bu adamın beni takip ettiğini söyleyecektim ki ...
" Kuzen girsene içeriye, davet mi bekliyorsun " demez miii..
Siktirrrrr simdi ayıkla güneş pirincin taşını..