Büyük Kardeş

1319 Words
Güven şirketin önüne geldiğinde arabadan inip yenilenme yapılan şirketin dışına şöyle bir göz gezdirdi. Abisi her zamanki gibi güzel iş çıkarmıştı. Binadan içeri girip güneş gözlüğünü çıkardı ve güvenliğe eliyle selam verdi. Güvenlik onun geçişini sağladıktan sonra asansöre binip abisinin odasına çıktı. Asistan’ın masasına gelip “N’apıyor bizimki? Yine meşgul mü?” diyerek alayla güldüğünde onu uzun zamandır tanıyan asistan dudaklarını birbirine bastırarak gülümsedi. “Yurt dışı görüşmesi yapıyor. Face time.” Güven sırıtarak “Her zaman en uygun anda gelirim!” deyip asistanın bir şey demesini beklemeden odaya yöneldi. Asistan patronundan azar yiyeceğinden emin onu durdurmaya çalışarak ayağa kalktı ve “Güven bey, lütfen!” dedi. Ancak Güven çoktan kapıyı açıp içeri girdiği için sözleri dışarıda kaldı. Ciddiyetle telefonuna bakan Kaan direkt kapının açılmasıyla karşısında ki kadını susturdu. “Bir dakika, lütfen.” Dedi kesin bir şekilde. Karşıdaki onu duyunca anlattıklarına ara verdi. Dünya’yı umuruna katmayan kardeşini karşısında sırıtarak görünce burnundan nefes verip yeniden ekrana döndü ve “Seni daha sonra arayacağım!” dedi ve yanıt beklemeden kapattı. Telefonu masaya bırakıp dik bedenini geriye yaslayarak “Hoş geldin nezaketten yoksun kardeşim!” dedi ona dik dik bakarak. Güven abisinin masasının önünde ki koltuğa oturup “Hoş bulduk.” Dedi odayı baştan aşağı süzerek. “Yenilenmek buranın havasını değiştirmiş, ferah olmuş.” Dedi fikirlerini söyleyerek. Abisine bakıp beğenmez beğenmez “Keşke sende de işe yarasaymış! Hala kaskatı durduruyorsun!” dediğinde Kaan her zamanki gibi atışmaya başladıklarını bilerek “Sana bulaştırır mıyım diye bekliyorum ama yok! Mecburen böyle kaldım!” dediğinde Güven gözleriyle üstten bakıp “Asla bekleme.” Diyerek cevap verdi. Kaan bildiği şeyleri kardeşiyle konuşarak yeniden hatırladıktan sonra “Ne içersin?” diye sordu. Güven “Kahve, sütü bol olsun.” Dedi. Kaan telefonu alıp asistanına istediklerini söyledi ve Güven’e geri döndü. “Eve uğradın mı?” diye sordu. Güven başını sallayıp “Sabah kahvaltı yaptık, sonra buraya geldim.” Diye açıklayınca abisi “Annemleri çok telaşlandırdın, bu kadar sorumsuz olmasan iyi olur!” deyip onun yaptığının yanlış olduğunu söylediğinde Güven “Öyle gerekti.” Diyerek geçiştirdi. Asistan’ı kapıyı çalıp kahveleri getirdikten sonra “Geldiğin iyi oldu.” Dedi. Güven kahvesini neredeyse püskürtecekti. Buna engel olup zorla yutunca birkaç kez öksürdü. “Yanlış mı duydum yoksa sen iyi mi oldu dedin?” diye sorunca Kaan başını sallayıp “Doğru duydun.” Dedi. “Küçük kardeşimi görmekten çok mutluyum!” deyip sözlerini tasdik etmek için dişlerini göstererek sırıttı ve hemen ciddi haline geri döndü. Güven abisinin bunu garazına yaptığını bilerek onun nedenlerini anlatmasını bekledi. “Çok yoruldum Güven.” Dedi kahvesine bakarak. “Artık işlerin tek başına üstesinden gelemiyorum, oldukça büyüme kaydettik. Senin de okulunu bitireceğin yok!” Yeniden sırtını dönen koltuğuna yaslayıp “Artık işleri öğrenmeye başlamanın zamanı geldi.” Deyince Güven “Yoo!” dedi. Başını iki yana sallayarak “Ben senin gibi çalışamam, her gün grand tuvalet sabahın dokuzunda buraya gelemem!” diyerek kabul etmediğini belirtti. Abisi beklediği cümleleri duyduktan sonra “Güven! 30 yaşındasın ne mesleğin var ne kariyer planın. Bir yılda okula gittiğin günler parmaklarımın sayısını geçmez!” diyerek onun yaşantısının düzensizliğinden bahsetti. “Ben bundan yakınmıyorum! Sizden para da istemiyorum! Ne diye üzerime geliyorsun?” diye sorduğunda abisi sormak istediğinin yeri geldiği için sevinerek “Para istemiyorsun da o parayı nereden buluyorsun merak ediyorum! Şu gizli kapaklı işlerin gerçekten canımı sıkıyor. İllegal yollarda olmadığını da biliyorum. Nasıl geçiniyorsun?” diye sorunca Güven’in kuyruğu sıkışmıştı. “Babam bile sormuyor Kaan! Sen neden bu kadar taktın anlamıyorum!” Kaan babasının bu konuda Güven’in neden yakasından düştüğünü çok iyi biliyordu. “Adamı o kadar şoka uğrattın ki yenilerini öğrenmekten kaçıyor!” dediğinde Güven başını yere eğip baktı ve hemen kaldırıp “Gerçekten öğrenmek istiyor musun?” diye sorduğunda abisi başını sallayıp “Bir zahmet!” dedi. Onun diyeceğini merakla dinlemeye başladığında “Ergenliğimden beri hep hayalini kurduğum şeyi yapıyorum!” dedi Güven acı dolu bir sesle. Kaan biraz endişelenip onun ne diyeceğini anlamaya çalışarak kaşlarını çattı. “Dans ediyorum, bir striptiz kulübünde!” dediğinde Kaan burnundan soluyup önündeki kalemi ona fırlattı. Güven gülerek kalemi havada yakalayınca Kaan sertçe “Bende ne diyecek diye ciddi ciddi dinliyorum!” dedi kendine kızarak. Güven ayağa kalkıp kalemi yakalaması için abisine attı. “Bunun yerine dolar savursaydın teklifini düşünebilirdim abiciğim.” Deyip ona sırıttı ve beklemeden arkasını dönüp “Ben kaçıyorum, kendimi hatırlatmam gereken hatunlar var!” diyerek çıktı. Abisi onun kaçtığını bilecek kadar tanıyordu. Ancak Güven’i öncelik listesine almıştı ve ne yaptığını, neler karıştırdığını öğrenecekti. * * * Güven şirketten dışarı çıktığında güneş gözlüğünü taktı ve telefonundan numarayı bulup aradı. Cevap aldığında “Bursa’dayım, geliyorum.” Dedi ve başka bir şey duymayı beklemeden telefonu kapattı. Spor arabasına binip aradığı kişinin evine sürdü. Uzun zamandır onu görmemişti. Tam tarihi hatırlamasa da en az beş ay geçtiğini çok iyi biliyordu. Onu düşününce bedeninde ki açlığın artmaya başladığını hissetti. Onca ay hengamenin içinde kendine vakit ayıramamıştı ancak şu an buna değeceğini çok iyi biliyordu. Bursa’nın neredeyse diğer ucuna giderken kırk dakikayı geride bırakmıştı. Açık olan bahçe kapısından içeri girdiğinde kurt köpeğinin atılıp havlamaya başladığını gördü. İki katlı ahşap ev her zamanki gibi ıssız görünüyordu. Arabayı durdurup içinden indi. Saçlarının içinden parmaklarını geçirip düzeltti ve havlayan köpeğin yanına gitti. Zincirin yetmeği yerde çöküp gözlüklerini çıkararak köpeğin buz mavi gözlerine baktı. “Şşş. Kurdum havlama artık, bak benim.” Dedi. Gülümsemesiyle iki yanağında derin çizgiler oluştu. Köpek susup ona baktı ve tanıdığını anlatmak için bir kez havladı. Güven “Aferin kızıma!” dedi. Kendine bakan gözleri hissedip eve döndüğünde pencerede kimseyi göremedi. Gülümseyerek ayağa kalktı ve eve yürüdü. Kapıyı çalmak için elini yumruk yapıp kaldırdığında vurmasına gerek kalmadan kapı açıldı ve gömleğinin iki yakasından tutulup içeri çekildi. * * * Güven açık pencerenin önünde sigarasını içen kadını izlerken yattığı yatakta sırtını dikleştirdi. “En son bırakmıştın!” diyerek içine çektiği dumanı kast edince genç kadın dışarı dumanı üfledikten sonra Güven’e bakıp “Tıpkı seni bıraktığım gibi.” Dedi gülerek. Güven herkesi kandırdığı gülümsemesiyle ona baktı. “Nasıl gidiyor emeklilik?” diye sorunca “Sıkıcı.” Dedi karşısındaki adamın içini gıcıklayan ses tonuyla. “Yine yapıyorsun?” dedi Güven başını sağa sola sallayıp olmaz dercesine. Kadın sigarasını son kez çekip izmaritini elinde tuttuğu peçeteye koydu. Pencereyi kapattıktan sonra üzerinde vücudunu örtmeyen kısa sabahlığının kuşağını açarak Güven’in yanına geldi. Elini onun yanağında gezdirip “Yine istiyorumdur!” dedi tahrik edici ses tonuyla. Güven onu belinden çekip yatağın üzerine yatırdı ve onu öpmeden önce “Geç kalacağım senin yüzünden, yine!” dedi ve hırsla dudaklarını sahiplendi. Aydan onun eski iş arkadaşıydı, en son katıldıkları görevde yaralanınca ayrılma kararı almış ve bunu olumlu karşılamışlardı. O günden sonra başlamıştı yatak ilişkileri, ötesi yoktu. İkisi de bunun verdiği rahatlıkla tutkuyu en dibine kadar yaşıyordu. İkisi daima birbirlerine açık olacaktı ta ki; birinden biri vazgeçinceye kadar. Dakikalar sonra Aydan nefes nefese Güven’in üzerine yığıldı. Her ikisi de tamamen yeryüzüne indiklerinde Aydan gülmeye başladı. Güven başını kaldırıp ona baktı ve “Neden gülüyorsun?” diye sordu. Aydan onu görmek için başını kaldırıp çenesini göğsüne yasladı. “Seni tanımasam aylardır kimseyle olmadığını düşüneceğim!” deyince Güven “Görevde olduğumuz aylarda olmayacağını biliyorsun! Emeklilik sana unutkanlık getirmiş.” Diye cevap verdi. Aydan onun göğsünden kalkıp “Unutmadım.” Dedi kendinden emin durarak “Görevde olmadığını biliyorum.” Diyerek cevap verdi. “Farklı durumlar söz konusuydu.” Dedi Güven. Beklemeden yataktan kalkıp banyoya yöneldi. Girmeden önce “Hala ekipten haberinin olması iyi değil Aydan!” diyerek onu uyardı. “Her ne yapıyorsan bırak! Kuralları biliyorsun!” deyip hatırlatmasını sonlandırdı. Aydan bunu bilse de bazı zamanlar can sıkıntısı ve alıştığı işten kopamama korkusuyla onları takip edip iş ile ilgili heyecanını taze tutuyordu. Üzerine bol bir tişört ve şort geçirip yatak odasından çıktı. Güven duştan çıktıktan sonra üzerini giydi. Salona geçtiğinde Aydan’ın kendine bir şeyler pişirdiğini gördü. Arkası dönük olan kadına “Ben çıkıyorum!” deyince Aydan ona dönmeden başını salladı ve birkaç karıştırma işleminden sonra ocağı kapattı. Güven’e bakıp “Dikkatli ol!” diyerek vedalaşınca Güven gülümsedi. “Sende kendine iyi bak!” deyip evden çıktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD