Güven üst katta yapılan değişimlere göz gezdirdikten sonra bahçeye çıkıp annesi ve Gönül annesinin yanına gitti.
“Anneciğim, tontişim neler kaynatıyorsunuz yine?” diye sorunca annesi sarı perçemlerini savurarak ona bakıp “Sanem’le telefonda konuştum, onu anlatıyordum Gönül’e.” Dedi pekte içinden gelmeyerek.
Güven annesinin kendine kızgınlığını anlayarak “Annelerin gülü, sultanım yapma ama böyle!” dediğinde “Çok ayıp ettik oğlum, haber vermeliydin! Gerçi nasıl oldu da duymadık ona da şaşıyorum ya!” dedi kendi kendine.
“Sanem teyze sana hatır gönül koymaz anne. Üstelik Kerem’in size bile söylemediğimden haberi var.”
“Neyse!” dedi annesi sandalyede geriye yaslanıp “İş işten geçmiş zaten.”
Güven annesinin yanağına bir öpücük bırakıp Gönül annesine dönerek “Tontişim, akşama bana kaymaçina yapar mısın? Çok canım çekti.” Deyince Gönül hanım “Yaparım tabi, sen iste!” dedi.
“Siparişimi verdiğime göre ben kaçıyorum.” Dediğinde annesi “Nereye?” diye sordu.
“Eski birkaç arkadaşımla görüşeceğim.” Diye yanıt verince annesi yeniden “Yemeğe geç kalma Güven, baban yine ortalığı gersin istemiyorum!” dediğinde “Emredersiniz sultanım!” deyip hazır kıta durdu.
Onlara gülümseyerek uzaklaşırken annesi Gönül hanıma “Yok bu çocuk hiç büyümeyecek, bende görmeyeceğim!” diye yakındığında Gönül hanım “Yakışıyor ama sıpaya!” deyip güldü.
* * * *
Güven arabasını Bahar’a tuttuğu evin önünde durdurup Işıl’ın çok istediği oyuncağı alarak arabadan indi.
Çaldığı kapının açılmasını beklerken içeriden gelen sesi duydu. “Kızım, bekle lütfen, kapıyı açma.”
Işıl çok az gücüyle kapıyı yavaşça araladığında annesi ona yetişip kucağına aldı ve kapıyı yavaşça açtı.
Güven kendisine bakan tedirgin gözleri rahatlatmak için “Haber vermem gerekiyordu, kusura bakma!” deyince Bahar başını sağa sol salladı. Önemli değil “Kilitlemeliydim, Işıl’ın artık açabildiğini unuttum.” Deyip Güven’e içeri geçmesi için yol verdi.
Güven adım atar atmaz Işıl onun kucağına atılınca “Gel bakalım miniğim.” Deyip onu kucakladı.
“Güzel uyudun mu bu gece?” deyince Işıl küçük başını sallayıp “Çok iyi uyudum hem.” Dedi tatlı, ince sesiyle.
“O zaman odanı çok sevmiş olmalısın.” Dediğinde küçük kız çoktan mavi gözlerini Güven’in elinde tuttuğu pakete yöneltmişti. Kırmızı janjanlı paketi onu çok heyecanlandırmış çocuksu merakla bir an önce dokunmak istemişti.
Güven gözlerini hediye paketinden ayırmayan küçük kıza paketi vererek “Bunu sana aldım.” Deyince Işıl beklediğini duymaktan oldukça mutlu olmuştu.
“Çok güzel paket.” Diyerek ambalajın canlılığında ellerini gezdirdi.
Bahar kızının mutluluğunu gülümseyerek izlerken Güven’in yaptıkları yanında eziliyordu.
Hastane odasında yanına geldiğinde Kerem’in isteğiyle bir anlaşma yapmışlardı ancak bu kadarını hayal ettiği söylenemezdi.
“İçeri geçelim.” Dedi daha fazla ayakta durmalarını istemeyerek. Güven başını sallayıp hemen sağdaki odaya ilerledi ve hala pür dikkat pakete bakan çocukla koltuğa oturdu.
Onu yan tarafa oturtup “Hadi aç artık. Bende çok merak ettim.” Deyince Işıl ona bakıp “İçinde ne olduğunu bilmiyor musun?” dedi şaşırarak.
“Tabi ki biliyorum onu sana ben aldım. Senin hediyeni görünce yüzünün alacağı şekli çok merak ettim.” Deyince Işıl Güven’in kendine söylediği cümleden hiçbir şey anlamadı.
Annesi kızına “Acaba çok mu mutlu olacaksın az mı diye meraklanmış Güven amcan.” Diye açıkladığında küçük kız gözlerini yeniden kucağındaki pakete çevirince Bahar “Açta görelim ne kadar mutlu olduğunu.” Diyerek onu teşvik etti.
Güven’in yardımıyla küçük elleriyle paketi açtığında ağzını kocaman açıp “Aaaaa!” dedi. “En çok sevdiğim lol bebek!”
Bahar kızının mutluluğunu izlerken her ikisi de oyuncağıyla olan merakını gidermesini bekledi. Bahar sonunda “Güven amcana teşekkür etmeyi unuttun ama!” diye hatırlatınca Güven’e kısa bir bakış atıp “Çok teşekkür ederim Güven amca!” deyip hemen oyuncağına geri döndü.
“Önemli değil bıdık!” deyip gülerek küçük kızın saçlarını okşayan Güven Bahar’a dönüp “Gece bir sıkıntı olmadı değil mi?” diye sorunca Bahar “Hayır,” dedi. “Sadece yeni bir yer yeni bir şehir, biraz tedirginim.” Dedi açıkça.
Güven, onu anlıyormuş gibi başını sallayıp “Alışman biraz zaman alacak ama burası sizin için en güvenli yerlerden biri. Zaten iki sokak üstünüzde babamlar oturuyor, onunla konuştum. Daima gözleri sizin üzerinizde olacak.” Dedi onu rahatlatmak için.
“Teşekkür ederim.” Dedi Bahar kısık bir sesle. Üzerinde atamadığı bir mahcubiyetle “Hem Kerem bey hem sen çok fazla şey yaptınız bizim için.” Dedi.
Güven “Hastane olayından dolayı Kerem sana çok kızgın, yalan yok. Yine de olanları o ve benden başkası bilmiyor.” Dediğinde Bahar yaptığı yanlışların yüküyle başını yere eğdi.
“Buna rağmen sen olmasaydın belki de Deniz’i asla bulamayacaktık. Hatta Deniz seni görmeyi çok istedi ama durumunu biliyorsun! Kerem izin vermedi. Tüm bu şeyler düzene girince onlarda seni ziyarete gelecekler.” Dedi gülümseyerek.
Bahar yaptıkları için çok pişmandı. Bir anne olarak kendini yapmaya ikna edişi zor olmasa da nerdeyse Deniz’in ve bebeğinin hayatı gözlerinin önünde sonlanacaktı.
Bu derin acı yaşadığı sürece kalbinde yer edecekti. Tıpkı kocası ve ailesiyle yaşadıklarının yer ettiği gibi.
Güven onun pişmanlığını ve acı çekişini izlemeye katlanamayıp “Kolun nasıl bu arada? Taşınma işleri iyileşmeni yavaşlattı mı?” diyerek kısıtlı hareket ettirdiği kolunun durumunu sordu.
“Bana hiçbir iş bırakmadınız ki? Sadece kendimin ve Işıl’ın kıyafetlerini yerleştirdim.” Deyip tebessüm etti.
“Sen yine de dikkat et!” dedi Güven ardından çoktan bebeğiyle oynamaya başlayan Işıl’a baktı.
“Çok mu seviyordun sen bu bebeği?” diye sorunca Işıl, Güven’e bakıp “Evet, sen nerden bildin?” diye sorunca Güven masal anlatır gibi heyecan katıp “Tam oyuncakçının önünden geçiyordum, bu bebek bana fısıldadı. ‘Ben Işıl’ın en sevdiği bebeğim’ dedi. Bende ‘ o zaman seni ona götürmeliyim’ deyip aldım ve hemen sana getirdim.” Deyince küçük çocuk mavi gözlerini kocaman açıp “Bebek senle konuştu mu?” dedi büyük şaşkınlıkla.
“Evet!” dedi Güven onun heyecanını korumaya çalışarak “Her zaman olmasa da bazen bizimle konuşurlar.” deyip ekledi.
Işıl dudağını bükerek “Benimle hiç konuşmadılar.” Deyip kollarını önünde bağlayınca Güven onun verdiği tepkiye şaşırarak ne diyeceğini bilemedi.
Bahar duruma müdahil olma ihtiyacı hissederek “Işıl’cığım, bebeğin bir an önce senin olmak için konuşmuş ve Güven amcan alıp getirince artık mutlu olduğu için kendini sana bırakmış.” Deyince kızı ona inanmamak için “Benimle konuşmadığı için ben mutsuz oldum işte.” Deyince annesi geri adım atmayıp “Mutsuz olduysan Güven amcan bebeği geri götürsün. Başka birini mutlu eder belki.” Deyince Işıl’ın bakışları değişti ve “Tamam tamam, konuşmasın ama o benim, vermem.” Diyerek bebeğine sarılınca hem annesi hem de Güven amcası güldü.
Güven onu yanağından öpüp “Sizi mutlu ettiysem prensesim, artık gitmem lazım.” Deyince Işıl. “Yine gel olur mu?” dedi soru sormadan.
Güven “Tabi ki geleceğim, şimdilik gidiyorum.” Deyip ayağa kalktı.
Bahar onu geçirmek için ayaklanırken Işıl bebeğini bırakmayıp oyununa devam etti.
Güven dışarı çıktığında “Bir aksilik olursa mutlaka ara.” Deyip oradan ayrıldı.
Abisini ziyaret etmek için arabasına binip direksiyonunu o yöne çevirdi.