Ziya kapının kurpundan tutup usulca açtı kapıyı. Karşısındaki ki adam, Çakırgilin Mustafa'nın dayı torunu Veysi'ydi. Adam nefes nefese kalmış bir vaziyetteydi. Sanki buraya gelinceye kadar dağları, tepeleri aşmış gibi bir yorgunluk vardı yüzünde. "Buyur Veysi gardaş." "Sağolasın Ziya. Heç içeri geçmeyim. Üstüm başım toz torpah içinde... diyeceğimi deyim gidecem. " Son sözleri Veysi'nin, orada bulunanların yüreğine korku tohumları serpiştirdi. En çok da Emine'nin yüreği korkuyla çırpınmaya başladı. Dizlerinin bağı çözüldü adeta. Duvara sırtını iyice vermeseydi düşmesi işten bile değildi. Vücudu hiç bu kadar ağır gelmemişti ona. İstemsizce gözlerinden yaşlar süzüldü. Anasının, ağalarının bir gözleri üzerindeydi. Hiç biri Emine'nin bu oğlanın derdiyle dertleneceğini bilmezdi. Zannediyorla

