Çocukla dışarı çıkınca evin arkasına doğru el ele yürüdü Hüseyin. Evin arkasına gelince duvara istiflenmiş kütüklerin üzerine oturdular. Çocuğun elleri hala avuçlarının içindeydi. Bakışları oğlanın üzerinde, her hareketini kaçırmaksızın takip ediyordu. "İbrahim?" Oğlan başını kaldırıp baktı. Gözlerinde ki mahcubiyet ve suçluluk o kadar belirgindi ki Hüseyin yumuşacık bakışlarını oğlanın gözlerine kilitledi. "Ablan nelerede, sen onsuz, o sensiz durmaz. Ben derim ki Zeynep'in yerini bilse bilse İbrahim bilir... Yanılır mıyım dersin?" Çocuk bakışlarını kaçırdı. Hüseyin, İbrahim'in suskunluğunu rağmen pes etmedi. "Ablan korkmuşsa İbrahim onun yerini sen söylemeden bilemeyiz. Anan nasıl gorhtu, baban ne halde hiç düşündün mü? Gardeş gardeşle gavga da eder, küskün de olur İbrahim emme bil

